Mersin Üniversitesi Öğretim Üyesi Erkan Aktaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, toplumsal barışı zedeleyen söylemlere dikkat çekerek önemli değerlendirmelerde bulundu. Aktaş, özellikle “kılıç artığı” gibi ifadelerin tarihsel anlamına işaret ederek, bu tür söylemlerin sadece bir söz değil, derin bir zihniyetin yansıması olduğunu vurguladı.
Prof. Dr. Aktaş, söz konusu ifadelerin geçmişte yok etme, silme ve değersizleştirme anlayışını temsil ettiğini belirterek, bir topluluğa bu şekilde hitap etmenin toplumsal barış açısından ciddi riskler barındırdığını ifade etti. Bu tür söylemlerin, toplumda ayrışmayı derinleştirdiğini ve birlikte yaşama kültürüne zarar verdiğini dile getirdi.
Paylaşımında Türkiye’nin çok kültürlü ve çok kimlikli yapısına dikkat çeken Aktaş, farklı inanç ve etnik kimliklerin yüzyıllardır bir arada yaşadığına işaret etti. Alevilerden Sünnilere, Hristiyanlardan Yahudilere; Türklerden Kürtlere, Araplardan Çerkeslere kadar pek çok farklı topluluğun bu coğrafyanın parçası olduğunu belirten Aktaş, bu çeşitliliğin bir zenginlik olduğunu vurguladı.
Aktaş, “Aleviler Kürt olamaz” gibi söylemlerin kimliği inkâr eden ve dışlayıcı bir bakış açısının ürünü olduğunu belirterek, her bireyin ve topluluğun kendini tanımlama hakkına sahip olduğunu ifade etti. Farklı inanç ve etnik kimliklerin bir arada var olabileceğini dile getiren Aktaş, toplumsal gerçekliğin bu çeşitlilik üzerine kurulu olduğunu kaydetti.
Tek tipçi ve dışlayıcı zihniyetin tarih boyunca ağır sonuçlar doğurduğunu belirten Aktaş, bu bağlamda Kerbela Olayı gibi tarihsel kırılmalara dikkat çekti. Anadolu’da farklı dönemlerde yaşanan baskı ve çatışmaların da benzer zihniyetlerin sonucu olduğunu ifade etti.
Prof. Dr. Aktaş, dışlayıcı söylemlerin sadece belirli bir ideolojiye ait olmadığını, farklı kesimlerde de karşılık bulabildiğini belirterek, sorunun daha derin bir zihniyet meselesi olduğunu ifade etti. Seküler bakış açısının ise hem dini dogmatizmi hem de ırkçılığı reddettiğini vurguladı.
Toplumsal barışın güçlendirilmesi gerektiğini belirten Aktaş, geçmişin dışlayıcı dilinin yeniden üretilmemesi gerektiğini söyledi. Bir toplumun güçlü kalabilmesi için farklılıklarını bastırmak yerine tanıması gerektiğini ifade eden Aktaş, herkesin kendi kimliğiyle var olma hakkının tartışmaya açık olmadığını dile getirdi.
Aktaş, değerlendirmesini “Ya kılıç kültürü ile ırkçılığa savrulacağız ya da farklılıklarımızla ortak bir geleceğe yelken açacağız” sözleriyle tamamladı.
YEREL
29 Nisan 2026YEREL
29 Nisan 2026YEREL
29 Nisan 2026YEREL
29 Nisan 2026YEREL
29 Nisan 2026YEREL
29 Nisan 2026YEREL
29 Nisan 2026
1
Trump’tan seçim sonrası ilk mülakat
8125 kez okundu
2
Avusturya başbakanı Sebastian Kurz ile ilgili bilinmeyenler
5119 kez okundu
3
Joe Biden 6 aylık hedeflerini açıkladı. Senato buz gibi…
2109 kez okundu
4
Bakan Gül: Darbeci hainlerden hesap soruluyor
1678 kez okundu
5
Putin’den Ermenistan’ı yıkan açıklama: Karabağ Azerbaycan’ın ayrılmaz bir parçasıdır!
1504 kez okundu