Kemal Kılıçdaroğlu Fenomeni:Tarihin Sert Hükmüyle Karşı Karşıya. Mehmet Öğütçü Yazdı.
  • Diyalektik Haber
  • Dünya
  • Kemal Kılıçdaroğlu Fenomeni:Tarihin Sert Hükmüyle Karşı Karşıya. Mehmet Öğütçü Yazdı.

Kemal Kılıçdaroğlu Fenomeni:Tarihin Sert Hükmüyle Karşı Karşıya. Mehmet Öğütçü Yazdı.

ABONE OL
Mayıs 22, 2026 14:23
Kemal Kılıçdaroğlu Fenomeni:Tarihin Sert Hükmüyle Karşı Karşıya. Mehmet Öğütçü Yazdı.
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Tarihin Sert Hükmüyle Karşı Karşıya

Mehmet Öğütçü

Kemal Kılıçdaroğlu artık yalnızca bir siyasetçi değil; Türk siyasetinin uzun yıllar tartışacağı ve muhtemelen çok da olumlu hatırlamayacağı bir “fenomen”.

Çünkü normal demokratik sistemlerde bu ölçekte seçim kaybeden bir lider çoktan siyasetin dışına itilirdi. Türkiye’de ise tam tersine, kaybettikçe siyasetin merkezinde kalmayı başardı. Bu durum bile başlı başına incelenmesi gereken siyasal ve sosyolojik bir vaka.

Peki mesele neydi?

Gerçekten kendi siyasi kapasitesinin sınırları mı onu başarısızlığa götürdü?

Yoksa iktidarın elinde onu etkisizleştiren başka kozlar mı vardı?

Ya da daha derinde, Türk siyaset mühendisliğinin ürünü olan kontrollü bir muhalefet modelinin parçası mıydı?

Bunların kesin cevabını belki hiçbir zaman bilemeyeceğiz.

Ancak sonuç ortada:

Tarihi fırsatlar kaybedildi.

“Lider Olmak İstemiyorum” Diyen Lider

Kılıçdaroğlu’nun yükselişi başından itibaren sıra dışıydı. Kendi doğal siyasi ağırlığıyla değil, Deniz Baykal sonrası oluşan olağanüstü denklem içinde CHP’nin başına taşındı.

Başlangıçta toplumun önemli bir kısmı onda:

* dürüstlük,

* sakinlik,

* devlet ciddiyeti,

* temiz siyaset

arayışını gördü.

Ve hakkını teslim etmek gerekir ki, kendisi de uzun süre gerçekten “tarihi bir uzlaşma” oluşturduğuna samimiyetle inandı.

Altılı Masa’yı yalnızca seçim ittifakı değil, Türkiye’nin demokratik normalleşmesi için tarihî bir fırsat olarak gördü. Bu uğurda CHP’nin siyasi ve parlamenter ağırlığını oldukça cömert biçimde kullandı. DEVA ve Gelecek Partisi gibi toplumsal karşılığı sınırlı yapılara, kendi adaylığını desteklemeleri karşılığında CHP listelerinden milletvekillikleri verilmesi bu yaklaşımın en çarpıcı örneklerinden biri oldu.

Ancak siyaset yalnızca iyi niyetle yürümüyor.

Zamanla ortaya çıkan tablo şuydu:

Kılıçdaroğlu çevresinde yüksek siyasi kaliteye sahip, farklı düşünebilen, güçlü stratejik akıl üretebilen bir ekip kuramadı. Daha önemlisi, Türkiye’de değişen toplumsal psikolojiyi, genç seçmenin beklentilerini ve yeni güvenlik-ekonomi-jeopolitik denklemine uygun siyasal dili yeterince okuyamadı.

Altılı Masa: Tarihî Uzlaşma mı, Yönetilemeyen Koalisyon mu?

2023 seçimleri öncesinde kurulan Altılı Masa, Cumhuriyet tarihinin en geniş muhalefet uzlaşmasıydı.

Ancak bu yapı ortak bir gelecek vizyonundan çok, Erdoğan karşıtlığı ekseninde şekillendi.

Ve en büyük sorun şuydu:

Liderler vardı ama gerçek anlamda stratejik bir merkez yoktu.

Aylar süren toplantılar, krizler ve pazarlıklar seçmende güven üretmek yerine kırılganlık hissi yarattı. Meral Akşener’in masadan kalkışı ise sürecin kırılma anı oldu.

O dönemde, kendi talebi üzerine kendisiyle CHP Genel Merkezi’nde kapsamlı bir görüşme yaptım. Görüşlerimi açık ve samimi şekilde paylaştım.

Özellikle:

* Altılı Masa’nın kırılgan koalisyon görüntüsünü,

* CHP’nin ve kendisinin uluslararası görünmezliğini,

* ekonomi, teknoloji, güvenlik ve dış politika ekseninde güçlü bir gelecek vizyonu eksikliğini,

* genç seçmenle kurulamayan bağı

vurguladım.

Ancak süreç sonunda seçim küçük farklarla kaybedildi.

Belki de Cumhuriyet tarihinin en büyük “kaçırılmış fırsatı” olarak kayda geçti.

Yeni Yönetim Yükselirken Eski Düzenin Müdahalesi

Seçim sonrası CHP’de ortaya çıkan Özgür Özel – Ekrem İmamoğlu eksenli yeni yönetim, tüm tartışmalara rağmen önemli bir siyasi ivme yakaladı.

Yerel seçim başarısı, uzun yıllar sonra ilk kez CHP açısından gerçek bir “iktidar alternatifi” ihtimalini doğurdu.

Tam da bu aşamada ortaya çıkan butlan tartışmaları, mahkeme süreçleri ve eski yönetim eksenli müdahale girişimleri toplumun önemli bir kesiminde şu algıyı güçlendirdi:

“Kılıçdaroğlu ve çevresi, partiyi toparlamak yerine parçalanma sürecine sürüklüyor.”

Daha ağır eleştiri ise şu oldu:

Bu süreç fiilen iktidarın siyasi alanını genişletti.

İşte tarih muhtemelen en sert hükmünü tam burada verecek.

Yeniden Genel Başkan Olsa Ne Değişecek?

Asıl sorulması gereken soru belki de şu:

Kılıçdaroğlu bugün yeniden CHP’nin başına geçse farklı ne yapacak?

Değişen toplumsal dinamiklere dair yeni bir vizyon mu var?

Yeni bir kadro mu var?

Yeni bir siyasal hikâye mi var?

Yoksa Türkiye yeniden geçmişte tüketilmiş bir siyasi döngünün içine mi girecek?

Oysa bugün kendisi için çok daha saygın ve tarihsel olarak daha güçlü bir rol mümkündü.

CHP iç savaşının tarafı olmak yerine; bilge bir eski lider olarak dışarıdan saygınlığını koruyabilir, farklı siyasi damarlar arasında köprü rolü oynayabilir, gerektiğinde tecrübesiyle yön gösterebilirdi.

Belki de tarih onu o zaman daha farklı yazardı.

Sonuç Yerine

Tarih bazen liderleri yalnızca kazandıkları seçimlerle değil; kaybettikleri fırsatlarla ve içinden çıktıkları kurumlara nasıl davrandıklarıyla hatırlar.

Haklı olduğu hususlar olabilir. Parti içindeki bazı gelişmelere yönelik itirazlarında belirli ölçülerde doğruluk payı da bulunabilir.

Ancak böylesine kritik bir dönemde kişisel ihtirasları geri plana itip partiyi koruyamamak, muhalefetin iktidar yürüyüşünü önceleyememek ve ortaya çıkan parçalanma riskini engelleyecek bir pozisyon alamamak liderlik hanesine ağır bir not olarak yazılır.

Ve eğer butlan tartışmaları sonrasında yeniden CHP liderlik koltuğuna oturmayı içine sindirebilirse, bu durum yalnızca kendi siyasi mirasını değil; ailesi ve yakın çevresi açısından da tarihte oldukça tartışmalı bir sayfa olarak kalacaktır.

CHP ise tüm krizlere rağmen muhtemelen kendi mecrasında akmaya devam edecek.

Ancak bu süreçte asıl kaybı yaşayan yine Türkiye olacak:

Zaman kaybedecek, enerji kaybedecek ve belki de bir başka tarihî fırsatı daha kaçıracak.

MEHMET ÖĞÜTÇÜ

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP
rk
rk