3 Temmuz 1938, Pazar…
Antakya’da, Türkiye ile Fransa arasında Hatay’a Türk askeri gönderilmesini sağlayan tarihi Türk-Fransız Askerî Antlaşması imzalandı. Bu Mustafa Kemal Atatürk’ün beklediği, hayatının son anlarında ilmek ilmek işleyerek kurguladığı planın ilk kazanımıydı. Sağlığında Hatay’ın anavatana katılmasını göremese de O’nu mutlu edecek olaylar zincirinin ilk adımı…
Önce 3 Temmuz’a nasıl gelindi? Dilerseniz kısaca değinelim:
Hatay sorununu çözmek için Ankara’daki 19 Mayıs törenlerinin hemen ardından hasta haliyle Mersin ve Adana’yı kapsayan zorlu ve yaşamının son yurt gezisine çıkıp oradan İstanbul’a geçen Mustafa Kemal Atatürk, Savarona Yatı’nda istirahat ediyor ve tedavi görüyordu. Hükûmet işlerini de buradan takip ediyordu.
Hatay, “Kırk asırlık Türk yurdu esir kalamaz” diyerek kalbinde Mustafa Kemal’in ateşini taşıyan, yıllarca sınırların ötesinde ama her daim anavatanın kalbinde atan bir sevdaydı.
Varlığına sahip olmak için yokluğunda adına “mesele” diyecek kadar önemsediği Hatay, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Benim şahsi meselem” diyerek yakından takip ettiği, dış politikadaki en hassas düğümlerden biriydi.
1936 yılında Fransa’nın Suriye üzerindeki mandasını kaldırarak bağımsızlık tanıması, “Hatay’ın statüsü” konusunu uluslararası bir krize dönüştürdü. Türkiye, bölgedeki Türk nüfusunun haklarını korumak ve bölgenin geleceğini tayin etmek için kararlı bir diplomatik mücadele başlattı.
Uzun süren müzakereler ve Milletler Cemiyeti nezdinde yürütülen çalışmalar sonucunda, 3 Temmuz 1938 tarihinde Antakya’da tarihi bir antlaşmaya imza atıldı. Türkiye ile Fransa arasında gerçekleşen bu Türk-Fransız Askerî Antlaşması, bölgedeki tansiyonu düşüren ve barışçıl bir çözümün kapısını aralayan bir mutabakat metniydi. Antlaşma uyarınca Hatay’ın toprak bütünlüğünü korumak ve bölgede yapılacak olan seçimlerin sayım ile denetimini sağlamak amacıyla iki ülkeye ortak askerî görevlendirme yetkisi verildi.
*****
Tekrar 3 Temmuz 1938 Pazar gününe dönelim:
O gün imzalanan Türk-Fransız Askerî Antlaşması, Hatay’ın anavatana kavuşma sürecindeki en kritik diplomatik ve askerî dönüm noktalarından biridir dostlar. Bu antlaşma ile Hatay’ın toprak bütünlüğü güvence altına alındı, 5 Temmuz’da Türk birliklerinin bölgeye girişiyle de Hatay halkının millî iradesi fiilen tescillendi.
Konu mühim. Adım adım gidiyoruz…
2 gün sonrası; 5 Temmuz 1938, Salı…
3 Temmuz tarihinde imzalanan antlaşmanın ardından ilk somut adım 5 Temmuz 1938’de atıldı. Atatürk’ün emriyle; Albay Şükrü Kanatlı komutasındaki Türk askerî birlikleri, coşkulu bir halk kalabalığı ve büyük bir heyecanla Hatay’a giriş yaptı. Mehmetçik, Payas ve Hassa sınırlarından geçerken arkasında sadece bir askerî intikal bırakmıyordu. O gün, vatan toprağına basan her bir askerle birlikte Hatay sokaklarında gözyaşları sevince, ağıtlar zafer naralarına dönüşüyordu.
Mustafa Kemal Atatürk’ün düşlediği olmuştu. Adımlar teker teker atılmaya başlanmıştı. Mutluydu Mustafa Kemal Atatürk, mutluydu Hatay halkı…
O Hatay halkı, Türk ordusunun gelişini uykusuz gecelerin ardından sokaklara dökülerek; “Yaşasın Türk askeri, yaşasın Atatürk” nidalarıyla karşıladı. O gün tescillenen millî irade, bir milletin bağımsızlık aşkının hiçbir sınırla, hiçbir sorunla engellenemeyeceğinin en somut kanıtıydı.
Hatay, adım adım anavatana yaklaşıyordu. Kentteki askerî varlık, yalnızca bir gövde gösterisi değil; aynı zamanda Hatay’da yapılacak olan seçimlerin tarafsız, şeffaf ve baskıdan uzak bir şekilde gerçekleşmesinin en büyük güvencesiydi. Ortak görev yapan Türk ve Fransız birlikleri gözetiminde gerçekleştirilen seçimler, bölge demografisini ve Türk halkının hür iradesini uluslararası kamuoyuna açıkça gösterdi.
Bu demokratik süreç, Mustafa Kemal Atatürk göremese de kurguladığı üzere çok kısa bir süre sonra Hatay Millet Meclisi’nin açılmasına ve 1939 yılında Hatay’ın Türkiye Cumhuriyeti’ne katılmasına giden yolu döşedi.
*****
3 Temmuz Askerî Antlaşması ve akabinde 5 Temmuz’da Hatay’a giren Türk birlikleri, Atatürk’ün kararlı dış politikasının sahada kazandığı “eşsiz” bir başarıdır dostlar.
Tarih sayfaları bazen sadece antlaşmaları, haritaları veya diplomatik notaları yazmaz; bir halkın bitmek bilmeyen özlemini, gözyaşını ve sarsılmaz inancını kaydeder. 3 Temmuz 1938’de imzalanan Türk-Fransız Askerî Antlaşması, işte bu büyük inancın kâğıda dökülmüş en güzel mısralarından en güzel hikâyelerinden biridir.
Baha’nelere ne gerek; bugün eşi Hataylı olan ve Hatay’ı çok seven biri olarak bu tarihî adımları anarken, Hatay’ın anavatana katılma sürecindeki fedakârlıkları ve barışçıl diplomasi zaferini büyük bir gururla sizlere hatırlatmak amaçlıdır bu köşe yazım…
“3 Temmuz 1938, Pazar” diye başlamıştım kelama; 88 yıl önce bugüne yani…
Müsaadenizle bitirelim:
3 Temmuz ve 5 Temmuz 1938 tarihleri dostlar, yalnızca tarih kitaplarında geçen iki gün değil; Hatay’ın Türkiye Cumhuriyeti ile yeniden kenetlendiği, hürriyetin ve bayrak sevgisinin dalga dalga yayıldığı bir yeniden doğuşun destanıdır. Hem Mustafa Kemal Atatürk’ün beklediği, hayatının son anlarında ilmek ilmek işleyerek kurguladığı planın da ilk kazanımı, ilk adımı…
Ne mutlu o destanı yazanlara ne mutlu o şanlı sancağı bağrına basanlara. Minnet ve saygıyla…
BAHA AKINER
UNCATEGORİZED
19 saat önceDÜNYA
20 gün önceMAGAZİN
20 gün önceGÜNDEM
20 gün önceDÜNYA
24 gün önceDÜNYA
25 gün önceGÜNDEM
26 gün önce
1
Kılıçdaroğlu’nun açıklama yaptığı salonda dikkat çeken değişiklik
4234 kez okundu
2
Ahmet Serkan Tuncer in İhraç İstemi Üzerine
4208 kez okundu
3
TİSAN DAVASINDA GÖZLER YENİDEN KEŞİF SÜRECİNDE
4145 kez okundu
4
YENİ BİR ÇAĞIN EŞİĞİNDE: AVRUPA VE ORTA DOĞU’DA STRATEJİK UYANIŞ VE DEMOKRATİK BİRLİK
2940 kez okundu
5
SİYASİ PARTİLERİMİZ – 2: AK PARTİ
2640 kez okundu