Toplum Neden Yeni Bir Adres Arıyor?
Ankara yine hareketli…
Siyasi kulisler yeni parti hesaplarıyla kaynıyor. Kimlerin aynı çatı altında buluşacağı, hangi eski aktörlerin yeniden sahneye çıkacağı, hangi isimlerin yeni tabelalar altında siyaset yapacağı konuşuluyor. Fakat bütün bu tartışmaların arasında gözden kaçan çok önemli bir gerçek var:
Türkiye’nin asıl meselesi, yeni bir parti meselesi değildir.
Asıl mesele, yıllardır büyüyen temsil ve güven krizidir.
Çünkü artık yalnızca iktidar yıpranmıyor; muhalefet de toplum nezdinde ciddi bir sorgulamayla karşı karşıya bulunuyor. Milyonlarca insan, sadece cebindeki paranın erimesinden, hayat pahalılığından ve adalet mekanizmasındaki aksaklıklardan şikâyet etmiyor. Aynı zamanda kendisini yönetenlerin onu anlamadığını, dinlemediğini ve temsil etmediğini düşünüyor.
İşte tam da bu yüzden Türkiye’nin dört bir yanında sessiz ama derin bir arayış büyüyor.
Bu arayış yalnızca merkez sağın, milliyetçilerin, muhafazakârların ya da sosyal demokratların arayışı değildir. Bu; ay sonunu getiremeyen emeklinin, dükkânını ayakta tutmaya çalışan esnafın, üretim maliyetleri altında ezilen çiftçinin, geleceğini başka ülkelerde aramak zorunda kalan gencin ortak arayışıdır.
Çünkü toplum artık aynı cümleleri duymaktan yoruldu.
Yıllardır aynı sloganlar atılıyor, aynı kavgalar sürdürülüyor, aynı kutuplaşma yeniden üretiliyor. Her seçim öncesi büyük vaatler veriliyor, seçimler bitiyor ama vatandaşın hayatında değişen fazla bir şey olmuyor.
Bugün Türkiye’de milyonlarca insanın zihnindeki soru artık “Kim kimi yenecek?” sorusu değildir.
Asıl soru şudur:
“Beni kim anlayacak?”
“Çocuğumun geleceğine kim sahip çıkacak?”
“Bu ülkeye yeniden güven duymamı kim sağlayacak?”
İşte Ankara’da konuşulan her yeni parti girişimini bu çerçevede okumak gerekiyor. Çünkü mesele yeni bir tabela asmak değildir. Türkiye, tabela değiştirmekten yoruldu. Toplum artık eski aktörlerin yeni ambalajlarla yeniden önüne sürülmesini istemiyor.
Türkiye’nin siyasi hafızası güçlüdür. Bu ülke, dün birbirini “ihanetle” suçlayanların bugün aynı masaya oturduğunu da gördü; “yeni” diye pazarlanan birçok hareketin kısa süre içinde eski alışkanlıkların taşıyıcısına dönüştüğüne de tanıklık etti.
Bu yüzden vatandaşın aradığı şey yeni isimler değil, yeni bir siyaset anlayışıdır.
Adaleti siyasi hesapların üstünde tutan…
Liyakati sadakatin önüne koyan…
Devleti partilerin değil, milletin ortak çatısı olarak gören…
Gençlere bavul hazırlamayı değil, bu ülkede hayal kurmayı öğütleyen bir anlayış…
Çünkü Türkiye’nin önündeki temel mesele, kimin iktidar olacağı değildir. Asıl mesele, devlet ile millet arasındaki aşınan güven bağının nasıl yeniden kurulacağıdır.
Belki de bugün yaşadığımız kriz, ekonomik krizden de siyasi krizden de büyüktür. Çünkü milletler yalnızca yoksullaştıkları için yön değiştirmez; kendilerini yönetenlerle aralarındaki güven bağı koptuğunda yeni bir yol aramaya başlar.
Bugün Ankara’da yeni hesaplar yapılıyor olabilir. Yeni partiler kurulabilir, yeni ittifaklar oluşabilir, siyasi aktörler yer değiştirebilir. Ancak değişmeyen tek gerçek şudur:
Millet, günü geldiğinde kimin kendisini temsil ettiğini, kimin yalnızca iktidar mücadelesi verdiğini mutlaka ayırt eder.
Ve unutulmamalıdır ki, siyasetçilerin en büyük rakibi karşılarındaki partiler değildir.
Asıl rakip; büyüyen umutsuzluk, derinleşen güvensizlik ve toplumun vicdanında biriken hayal kırıklığıdır.
Çünkü bir ülkede sandıklar, sadece iktidarları değiştirmez; aynı zamanda toplumun sabrının, beklentilerinin ve umutlarının yönünü de belirler.
Bugün Türkiye’nin dört bir yanında yükselen arayışın nedeni tam da budur.
İnsanlar yeni bir tabela değil, kendilerini yeniden bu ülkenin sahibi gibi hissedecekleri yeni bir siyasal iklim arıyor.
Ve tarihin her döneminde olduğu gibi, son sözü ne kulisler söyler, ne saraylar, ne de siyasi mühendislik hesapları…
Son sözü daima milletin vicdanı söyler.
MEHMET OK
UNCATEGORİZED
18 saat önceDÜNYA
20 gün önceMAGAZİN
20 gün önceGÜNDEM
20 gün önceDÜNYA
24 gün önceDÜNYA
25 gün önceGÜNDEM
26 gün önce
1
Kılıçdaroğlu’nun açıklama yaptığı salonda dikkat çeken değişiklik
4234 kez okundu
2
Ahmet Serkan Tuncer in İhraç İstemi Üzerine
4208 kez okundu
3
TİSAN DAVASINDA GÖZLER YENİDEN KEŞİF SÜRECİNDE
4145 kez okundu
4
YENİ BİR ÇAĞIN EŞİĞİNDE: AVRUPA VE ORTA DOĞU’DA STRATEJİK UYANIŞ VE DEMOKRATİK BİRLİK
2940 kez okundu
5
SİYASİ PARTİLERİMİZ – 2: AK PARTİ
2640 kez okundu