Çooook uzun zaman geçti üstünden. Ama benim hüznüm hepsinden eski. Ya yüz yıl önceydi ya bin yıl; bilemiyorum. Filler tepişip çimenler ezilmeden yani, yiğidin bin kez yaşayıp bir kez öldüğü zamanlardan, at izinin it izine karışmadığı dönemlerden hani…
2000’li yılların ilk 10 yılının sonlarından anlatacaklarım dostlar.
Şimdi söz bitti, kelimeler sustu, cümleler garka boğuldu. Yüreğimizin coğrafyasına hüzün ve kara, karanlıklar hakim oldu.
DUYGU’muzu yitirdik…
O güzel sesi Araf’a çıktı, birkaç saat sonra yıkayıp toprağa gömecekler O’nu. Toprak nasıl kabul eder bilmem ya; yokluğunda ÖKSÜZ kaldı bir yanımız. Ahh ki ahhh; CANOVA’mız…
*****
Dedim ya; 2009’lu, 2010’lı yıllardan. Kanal 33 ekranlarında görüyordum zaman zaman O’nu. Rast geldiğimde bir süre izliyordum beden dilini, ince detaylarda saklı yayıncılık reflekslerini. Türkçesi güzel, ses rengi ve tınısı ilgi çekiyor. Samimi ve içten. Ekrana hakim. Bir TRT’ci olarak bu mesleksel bir tepki olsa da beğeniyordum duruşunu ve üretimlerini. Programını hazırlayıp sunduğu için tercih ettiği haberlerden de fark ediyordum sanata, edebiyata, şiire yakınlığını…
Ekranlarda fark ettiğim bu sanat, edebiyat ve şiire yakınlığını sosyal medya beğeni ve paylaşımlarında perçinledim sonrasında. Evet, bir şiir aşığıydı Duygu Öksüz Canova…
Sanata, edebiyata, felsefeye, güzel olan, insana iyi hissettiren her duyguya, duyumsamaya yakındı. İlgiliydi, hatta sevdalıydı da bu DUYGU insanı…
Böyle başladı birbirimize yakınlığımız. Düzeyli, samimi, olması gerektiği gibi; böyle başladı arkadaşlığımız.
Programlarına konuk etti sonra beni; canlı, bant, sık sık yaptı haberimi. Zaman zaman yazdığım şiirler, anmalar üzerine kısa kısa değerlendirmeler yaptık; 2 şiire, edebiyata, felsefeye, sanata âşık…
Her yayımladığım kitabımda, gittim takdim ettim yüreğine. Hayat ne ki zaten; iyi geldik birbirimize. İyi geldiği o kadar çok yürek var ki etrafında. Duyuyorum, duyumsuyorum; hep güzel dokunmuş insanlar(ın)a…
En önemlisi de bu aslında. Ailene, çocuklarına bırakacağın en güzel miras da…
Ne mutlu!..
Bir hastalık geldi sonra yerleşti bedenine. Mücadele etti, mücadele etti, reddetti, bırakmadı kendini, direndi de direndi. Şimdi “Buraya kadarmış” demek o kadar zor ki…
Buraya kadarmış…
Çok mücadele ettin, pek belli etmesen de yoruldun be Duygu; şimdi uzuuun bir dinlenme zamanı. Merak etme; önce ailen, yakınların ve biz sevenlerin her zaman SEN’i anacağız, SEN’inle gururlanacağız. Huzurla uyu, DUYGU insanı…
İyi ki gelip geçtin hayatımızdan, o kocaman yüreğinle fark yarattın. İyi ki var’dın. Hep olacaksın…
UNCATEGORİZED
18 gün önceDÜNYA
09 Ağustos 2026MAGAZİN
09 Ağustos 2026GÜNDEM
09 Ağustos 2026DÜNYA
09 Ağustos 2026DÜNYA
09 Ağustos 2026GÜNDEM
09 Ağustos 2026
1
MECLİS ÜYELİĞİNE ADAYIM.
6413 kez okundu
2
Kılıçdaroğlu’nun açıklama yaptığı salonda dikkat çeken değişiklik
4241 kez okundu
3
Ahmet Serkan Tuncer in İhraç İstemi Üzerine
4212 kez okundu
4
TİSAN DAVASINDA GÖZLER YENİDEN KEŞİF SÜRECİNDE
4148 kez okundu
5
Uluslararası bilim olimpiyatlarında büyük başarı
3556 kez okundu