Başkan Seçer, “Yörük, Kürt, Arap, Çerkez, Boşnak, Alevi, Sünni demeden Mersin halkına eşit hizmet götürüyoruz.
  • Diyalektik Haber
  • Gündem
  • Hayat
  • Başkan Seçer, “Yörük, Kürt, Arap, Çerkez, Boşnak, Alevi, Sünni demeden Mersin halkına eşit hizmet götürüyoruz.

Başkan Seçer, “Yörük, Kürt, Arap, Çerkez, Boşnak, Alevi, Sünni demeden Mersin halkına eşit hizmet götürüyoruz.

ABONE OL
Ağustos 23, 2026 07:42
Başkan Seçer, “Yörük, Kürt, Arap, Çerkez, Boşnak, Alevi, Sünni demeden Mersin halkına eşit hizmet götürüyoruz.
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Toroslar Belediyesi tarafından düzenlenen ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da katıldığı ‘Kardeş Göçerler 2. Yörük Etkinliği’nde yurttaşlarla bir araya geldi

Temsili Yörük göçü ile başlayan etkinliğe Başkan Seçer’in yanı sıra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkan Yardımcıları Adnan Demirci, Nevaf Bilek, Müslim Sarı, CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, Aydıncık Belediye Başkanı Özkan Kılıçarpa, Silifke Belediye Başkan Vekili Oğuzhan Kökten, CHP Mersin İl Başkanı Koral Ömür, CHP Adana İl Başkanı Orhan Bayram, Meclis Üyeleri, muhtarlar ve çok sayıda yurttaş katıldı.

Başkan Seçer: “Yörük kardeşlerimizle gurur duyuyorum”

Etkinlikte konuşan Başkan Seçer, Yörük kültürünün kadim bir kültür olduğunu vurgulayarak, Toros Dağları’nın eteklerinde kurulan Yörük çadırları var olduğu sürece hiçbir kuvvetin Türkiye Cumhuriyeti’ni alt edemeyeceğini belirtti. Yörük yurttaşların Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e olan bağlılığına değinen Seçer, “Yörük kardeşlerimiz Toros Dağları’nın temel unsurlarıdır. Çalışkan bir halktır. Burada tüm kalbimle kentin belediye başkanı olarak söylüyorum; Yörüklerle gurur duyuyorum. Çalışkan, eli nasırlı, yüzü güneş yanığı bu halktan ötürü Mersinli olmaktan gurur duyuyorum” dedi.

“Mersin’e eşitlik ve adaletle hizmet ediyoruz”

Toros Dağları’nın eteklerinde yaşayan Yörük yurttaşların topraktan ekmek çıkaran emekçiler olduğunu belirten Seçer, başta üretici kadınlar olmak üzere tüm üreticilere destek olmak için çalıştıklarını söyledi. Göreve geldikleri 2019 yılından bu yana oy kazanmak için değil hak edilen hizmetleri vermek için çalıştıklarını kaydeden Seçer, “Yörük, Kürt, Arap, Çerkez, Boşnak, Alevi, Sünni demeden Mersin halkına eşit hizmet götürüyoruz. Bizi insanların sevgisine ve güvenine mazhar eden de bu olmadı mı? Adaletli hizmetlerimiz olmadı mı? ‘Türkiye’de adaletsizlikten bahsederken yönettiğimiz şehirde vatandaşlarımıza adaletsizlik yapmak, Mustafa Kemal’e ve CHP’ye yaraşır mı?’ dedik. Herkese eşit davrandık ve kucakladık” diye konuştu.

“Tüm hizmetlerimiz ayrım yapmaksızın istikrarla devam edecek”

Yörük kültürünün Mersin adına kıymetinden söz eden Seçer, bu kültürü çok önemsediklerinin altını çizdi. Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin bu kültürü yaşatmak ve Yörüklerin refahını sağlamak için yaptığı hizmetlere değinen Seçer, “Toroslar ilçesinde yoğun ziyaretçisi olan Yörük kültürü temalı Darısekisi Örnek Köyü kurduk. Geçimini hayvancılık ve üretimle sağlayan üreticiler için ‘Hadi Gel Köyümüze Destek Verelim’ projemiz ile desteklerimizi sürdürüyoruz. Yaz boyunca yaylada kalan göçerlerimiz için su tankeri, elektrik ihtiyacı için güneş paneli, arıcı kardeşlerimiz için ise malzeme desteklerimize devam ediyoruz” sözlerini kaydetti. Göç yollarına dair hizmetlerin de kesintisiz devam ettiğini dile getiren Seçer, tüm yolların kent merkezinde olduğu gibi özenle yapıldığını söyledi. Hizmetlerde tüm yurttaşların ihtiyaçlarının gözetildiğini belirten Seçer, kişisel bakım için Mobil Kuaförlerin, çocukların eğitimi ve sosyal etkinlikleri için de Gezici Kütüphane’nin sürekli yollarda olduğunu hatırlattı. Tüm hizmetlerin ayrım gözetilmeksizin tüm yurttaşlara yönelik olduğunu ifade eden Seçer, çalışmaların istikrarla süreceğini kaydetti.

Etkinlikte ayrıca CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız ve Tırtar Mahalle Muhtarı Davut Çardak da birer konuşma yaptı. Seçer, konuşmaların ardından katılımcılar eşliğinde etkinlik alanında kurulan yöresel yemek stantlarını gezerek yurttaşlarla sohbet etti.

Elbette. Haberi yalnızca etkinlik üzerinden aktaran bir metin yerine, Vahap Seçer’in siyaset anlayışını, CHP kimliğini, hizmette eşitlik ilkesini, deneyimini ve stratejik liderliğini öne çıkaran; önsöz tadında, güçlü ama propaganda diline düşmeyen bir haber yorum olarak kurgulamak daha etkili olur.

Hizmetin Siyasetle Buluştuğu Yerde: Vahap Seçer’in Yolculuğu

Siyasette uzun yıllar kalabilmek başka, siyasetin içinde kendi çizgisini koruyarak kalıcı bir güven oluşturabilmek başkadır. Hele ki yerel yönetim gibi insanların hayatına doğrudan dokunan bir alanda başarı; yalnızca seçim kazanmakla değil, farklı toplumsal kesimleri aynı kent aidiyeti etrafında buluşturabilmekle ölçülür.

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in siyaset serüvenine bu açıdan bakıldığında, onun başarısının yalnızca bir belediye başkanlığı performansından ibaret olmadığı görülür. Seçer, siyasetin gündelik tartışmalarının ötesinde, kentin bütününü gözeten bir yönetim anlayışını inşa etmeye çalışan bir siyasetçi profili ortaya koymaktadır.

“Kardeş Göçerler 2. Yörük Etkinliği”nde yaptığı konuşma da aslında bu anlayışın küçük ama anlamlı bir fotoğrafıdır.

Yörük kültürüne sahip çıkarken yalnızca bir kültürel mirası selamlamıyor; Mersin’in tarihini, emeğini, üretim kültürünü ve toplumsal hafızasını sahipleniyor. Yörüklerden söz ederken kullandığı dil, bir belediye başkanının kendi kentinin insanlarına duyduğu aidiyeti gösterirken, aynı zamanda Mersin’in farklı kimliklerden oluşan büyük toplumsal mozaiğine bakışını da ortaya koyuyor.

Asıl dikkat çekici olan ise hemen ardından kurduğu eşit yurttaşlık vurgusudur.

“Yörük, Kürt, Arap, Çerkez, Boşnak, Alevi, Sünni demeden Mersin halkına eşit hizmet götürüyoruz” sözleri, Seçer’in siyaset anlayışının temel taşlarından birini açık biçimde ortaya koymaktadır. Çünkü yerel yönetimde ayrımcılık yalnızca bir grubun hizmetten mahrum bırakılması değildir. Asıl ayrımcılık, yurttaşı kimliğine, siyasi tercihine, inancına veya yaşam biçimine göre değerlendirmektir.

Seçer’in siyaset anlayışında ise belediye, seçimden sonra siyasi aidiyetlerin yeniden üretildiği bir alan değil; bütün yurttaşların ortak yaşam alanıdır.

Bu yaklaşım, CHP’nin tarihsel kimliği açısından da önem taşımaktadır.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin sosyal demokrat belediyecilik anlayışının en güçlü taraflarından biri, kamu hizmetini yurttaşlık hakkı olarak görmesidir. Seçer’in yönetim pratiğinde öne çıkan “eşitlik” ve “adalet” vurgusu da bu anlayışın yerel yönetimdeki karşılığıdır.

Üstelik bunu yalnızca söylem düzeyinde bırakmayan bir yönetim pratiği ortaya koymaya çalışmaktadır.

Yörüklerin yaylalardaki yaşam koşullarından üretici kadınların desteklenmesine, hayvancılıktan arıcılığa, ulaşım yollarından su ve enerji ihtiyaçlarına, gezici kütüphaneden mobil kuaför hizmetlerine kadar uzanan çalışmalar; belediyeciliğin yalnızca kent merkezlerinde yaşayanların ihtiyaçlarına cevap vermekten ibaret olmadığını göstermektedir.

Burada Seçer’in siyasetteki deneyiminin de belirleyici bir rolü olduğu görülüyor.

Deneyimli siyasetçinin en önemli özelliklerinden biri, her gündemi aynı ölçekte değerlendirmemesi; hangi konunun ne zaman, hangi dille ve hangi toplumsal zeminde ele alınması gerektiğini bilmesidir. Seçer’in siyasetinde de bu stratejik aklın izlerini görmek mümkündür.

Yörüklerle buluştuğu bir etkinlikte Yörük kültürünü sahiplenmesi, üreticiden söz etmesi, kadın emeğine dikkat çekmesi ve ardından eşit yurttaşlık vurgusuna geçmesi tesadüfi bir konuşma akışı değildir. Bu, Mersin’in farklı toplumsal kesimlerini birbirinden koparmadan ortak bir kent kimliği içinde buluşturma arayışının siyasal bir ifadesidir.

Çünkü Mersin, tek bir kimliğin, tek bir kültürün veya tek bir yaşam biçiminin kenti değildir.

Mersin; Yörüklerin, Türkmenlerin, Kürtlerin, Arapların, Alevilerin, Sünnilerin, farklı inanç ve kültürlerden insanların, göçle gelenlerin ve bu topraklarda kuşaklar boyunca yaşayanların ortak evidir.

Böylesine çok kimlikli bir kentte belediye başkanlığı yapmak, yalnızca yatırım ve altyapı yönetmek değildir. Aynı zamanda toplumsal dengeleri gözetmek, farklılıkları çatışma alanına dönüştürmeden ortak yaşam kültürünü güçlendirmek ve insanlara “Bu kentte benim de yerim var” duygusunu verebilmektir.

Vahap Seçer’in yerel siyaset açısından önem taşıyan yönlerinden biri de budur aslında.

Onun siyasetinde sert kutuplaşmaların yerine kucaklayıcı bir dil; ayrıştırmanın yerine ortak kent kimliği; hizmette ayrıcalığın yerine eşitlik iddiası öne çıkmaktadır.

Elbette bir belediye başkanının başarısı yalnızca söylemleriyle ölçülemez. Asıl ölçü, söyledikleri ile yaptıkları arasındaki mesafedir.

Seçer’in siyasi çizgisini değerlendirenler açısından da esas mesele burada düğümlenmektedir: Söylem ile uygulama arasındaki tutarlılık.

“Adaletli hizmet” iddiasının anlamlı olabilmesi için hizmetin gerçekten bütün kente ulaşması gerekir. Üreticiye verilen destek, kırsal mahallelere götürülen hizmet, ulaşım yatırımları, sosyal destekler ve kültürel çalışmalar bu anlayışın somut karşılıkları olarak değerlendirilmelidir.

Seçer’in CHP kimliğine sahip çıkması da bu çerçevede yalnızca parti aidiyeti olarak görülmemelidir. CHP’nin temel değerleri olarak ifade edilen cumhuriyetçilik, halkçılık, sosyal adalet, laiklik, demokrasi ve eşit yurttaşlık ilkelerinin yerel yönetim pratiğine nasıl taşınacağı, aslında CHP’li belediyelerin en önemli sınavlarından biridir.

Seçer’in “Türkiye’de adaletsizlikten bahsederken yönettiğimiz şehirde vatandaşlarımıza adaletsizlik yapmak Mustafa Kemal’e ve CHP’ye yaraşır mı?” yaklaşımı, bu açıdan siyasal bir sorumluluk bilincine işaret etmektedir.

Bu cümlede yalnızca bir siyasi partiye bağlılık değil, iktidar olma iddiasının gerektirdiği ahlaki sorumluluk da vardır.

Çünkü siyaset, yalnızca iktidara gelme sanatı değildir. İktidar olduğunda nasıl davranacağını önceden belirleyebilme sorumluluğudur.

Vahap Seçer’in siyaset deneyiminden geriye kalan en önemli izlerden biri de belki budur. Siyaseti kişisel rekabet alanından çıkarıp kamu hizmetiyle ilişkilendirme çabası.

Bugün Mersin’in farklı kesimleriyle kurduğu ilişkiye bakıldığında, kendisini yalnızca belirli bir toplumsal grubun veya siyasi çevrenin temsilcisi olarak konumlandırmak yerine, kentin tamamının belediye başkanı olma iddiasını öne çıkardığı görülmektedir.

Bu, kolay bir siyaset değildir.

Çünkü kutuplaşmanın siyasete hakim olduğu dönemlerde herkesi kucaklayan bir dil kullanmak, siyasi açıdan daha fazla sabır, daha fazla deneyim ve daha fazla stratejik akıl gerektirir.

Seçer’in siyasetinin güçlü taraflarından biri de bu noktada ortaya çıkmaktadır: Siyasi kimliğini gizlemeden, ancak belediye hizmetini siyasi kimliğin sınırlarına hapsetmeden yönetmeye çalışması.

Belki de onu Mersin siyasetinde farklılaştıran temel unsur budur.

Bir tarafta CHP’nin değerlerine sahip çıkan, diğer tarafta CHP dışındaki yurttaşların da kendisini ait hissedebileceği bir belediye anlayışı kurmaya çalışan bir siyasetçi profili…

Bu dengeyi koruyabilmek, yerel yönetimde yalnızca siyasi deneyim değil, aynı zamanda yüksek bir stratejik öngörü gerektirir.

“Kardeş Göçerler” etkinliği bu nedenle yalnızca Yörük kültürünün yaşatıldığı bir buluşma olarak okunmamalıdır.

Bu buluşma, Mersin’in geçmişiyle bugünü arasında kurulan bir bağın; kültür, emek, üretim ve yurttaşlık değerlerinin aynı zeminde buluşturulmasının da ifadesidir.

Ve belki de en önemlisi, bir belediye başkanının kendi kentinin insanlarına bakışını gösteren bir aynadır.

Vahap Seçer’in siyasetini anlamak için bu aynaya bakmak yeterlidir.

Orada yalnızca seçimleri kazanan bir siyasetçiyi değil; farklılıkların bir arada yaşayabileceğine inanan, belediyeciliği bir yurttaşlık hakkı olarak gören, CHP kimliğini taşıdığı değerlerle birlikte yaşatmaya çalışan ve siyasi deneyimini kent yönetimine aktarmaya çalışan bir yönetici profili görülmektedir.

Siyasetin güven kaybettiği, toplumun birbirinden uzaklaştırıldığı, kimliklerin çoğu zaman siyasi rekabetin malzemesine dönüştürüldüğü bir dönemde; yerel yönetimin asli görevinin insanları birbirinden ayırmak değil, aynı kentte eşit ve onurlu biçimde yaşatmak olduğunu hatırlamak önemlidir.

Mersin’in asıl zenginliği de tam olarak buradadır.

Yörük çadırından kent merkezine, yayladan sahile, üreticiden öğrencisine, kadından çocuğa kadar uzanan büyük bir toplumsal bütünlük…

Vahap Seçer’in siyasal ve yönetsel çizgisinin gerçek başarısı da, bu farklılıkları birbirine rakip hale getirmeden aynı kentin ortak paydasında buluşturabildiği ölçüde anlam kazanacaktır.

Çünkü iyi belediyecilik yalnızca yol yapmak, park yapmak, su götürmek değildir. İyi belediyecilik, yurttaşa kendisini değerli hissettirmektir. Adaletli belediyecilik ise kimin oy verdiğine bakmadan herkesin hakkını teslim etmektir.

Siyasette kalıcı olanlar da çoğu zaman en yüksek sesle konuşanlar değil; zor zamanlarda ilkelerinden vazgeçmeyenlerdir.

Vahap Seçer’in Mersin’deki siyasi yolculuğunu anlamlı kılan temel unsur da budur zaten. Kimlik sahibi olmakla ayrımcı olmamak, güçlü olmakla kibirlenmemek, siyasi mücadele vermekle kamu hizmetini siyasetin dar sınırlarına hapsetmemek arasındaki dengeyi koruma çabası.

Mersin’in çok renkli, çok kültürlü ve çok sesli yapısı içerisinde bu dengeyi koruyabilmek, yalnızca bir belediye başkanının başarısı değil; aynı zamanda demokratik yerel yönetim anlayışının da önemli bir sınavıdır.

Ve Yörük çadırlarının kurulduğu o alanda verilen mesaj, aslında yalnızca geçmişe değil geleceğe de dönüktür:

Bu kentte herkesin yeri var.
Bu kentte herkes eşit yurttaştır.
Ve belediye, herkesin belediyesidir.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP
rk
rk