Birlik Olmazsak Tükeniriz: Toroslar’ın Ortak Geleceği
Geçtiğimiz cumartesi Tırtar Yaylası’nda düzenlenen Göçer Kardeşler Şenliği kapsamında Yörük Ekonomisi Paneli’ne katıldım. Panel oldukça başarılı geçti. Toroslar Belediye Başkanımızın ve diğer katılımcıların değerli konuşmaları, geniş katılım ve insanların ilgisi umut vericiydi.
Benim için buluşmanın ayrı bir anlamı daha vardı. On yılı aşkın süre önce Büyükeceli’de Sarıkeçililer üzerine düzenlenen bir kırsal kalkınma toplantısına katılmıştım. Yıllar sonra bu kez Tırtar’da, yine Yörükler ve kırsal kalkınma üzerine konuşmak beni hem mutlu etti hem gururlandırdı.
Üstelik bu buluşma yeni bir başlangıca denk geldi. Toroslar Belediyesi ile yaptığımız protokol kapsamında Toroslar kırsal kalkınma çalışmalarına başladık. Panelde de Toroslar’ın yöneticileri, üreticileri ve bölge insanıyla kırsal kalkınmaya nasıl baktığımı paylaşma fırsatı buldum.
Konuşmama Nâzım Hikmet’in “bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçesine” düşüncesiyle başladım.
Çünkü Toroslar’ın geleceğini de böyle görüyorum: Köklerimizi koruyarak ama birlikte yaşayarak ve birlikte üreterek.
Yörük Kültürü Geçmiş Değil, Gelecektir
Yörük kültürünü yalnızca çadır, şenlik ve geleneksel ürünlerle anlatırsak eksik bırakırız. Asıl mesele bu kültürün gelecekte nasıl yaşayacağıdır.
Mersin keçi yetiştiriciliğinde önemli bir merkez. Ama yalnızca üretmek yetmez. Keçi sütünü peynire, markaya, gastronomiye ve turizme dönüştürmeliyiz.
Çünkü kırsal kalkınmada mesele üretilen değerin kırsalda kalmasıdır.
Gençlere yalnızca “kültürünü koru” diyemeyiz. O kültürün içinde geçinebilecekleri ve geleceklerini kurabilecekleri ekonomik alanlar da yaratmalıyız.
Geleneksel bilgiyi teknoloji, dijital pazarlama, ekoturizm ve çağdaş girişimcilikle buluşturmalıyız.
Kültürler dondurularak değil, dönüşerek yaşar.
Ardıç Gibi Dik Durmak
Toroslar’ı anlatırken benim için en güçlü simgelerden biri ardıçtır:
“Ardıç gibi dik durmak.”
Bugün Toroslar’ın ormanları madencilik, yapılaşma ve farklı ekonomik baskılar altında. Ormanı kaybettiğimizde yalnızca ağaçları kaybetmiyoruz. Suyu, merayı, hayvancılığı, biyolojik çeşitliliği ve göçer kültürünü de kaybediyoruz.
Bu nedenle ardıç gibi dik durmak; ormanımıza, meramıza, suyumuza ve üretimimize sahip çıkmaktır.
Madenciliğin ve diğer faaliyetlerin doğayı yok etmesine karşı durmaktır.
“Ardıç gibi dik durmak; yaşarken doğaya saygı duymak, ardında yaşam bırakmaktır.”
Kalkınacağız. Ama doğaya rağmen değil, doğayla birlikte.
Yörük Bilgisini Geleceğe Taşımalıyız
Yörüklerin yüzyıllar boyunca geliştirdiği mera, hayvan, su, mevsim ve doğa bilgisini bilimle buluşturabiliriz.
Toroslar’da yaşayan bir Yörük Kültürü ve Ekoloji Merkezi neden olmasın?
Çocuklar doğayı Toroslar’da öğrenebilir. Gençler hayvancılığın yanında peynir üretimini, doğa rehberliğini, dijital pazarlamayı ve girişimciliği öğrenebilir.
Bazen yalnızca Yörük çocuğunu okula götürmeyi değil, eğitimi de Toroslar’a götürmeyi düşünmeliyiz.
Birlikte Üretmeliyiz
Toroslar’da başlattığımız kırsal kalkınma çalışmasının özü çok basit:
İnsanları ve kurumları aynı masada buluşturmak.
Belediye, üretici, kooperatif, üniversite, eğitim kurumları ve Kent Konseyi birlikte hareket etmeli. Kırsalın söz sahibi olduğu bir Kır Meclisi oluşturulmalı.
Üretici yalnız bırakılmamalı. Üretimden işlemeye, markalaşmadan pazarlamaya kadar desteklenmeli.
Yörükler bu yapının önemli bir parçasıdır. Ama Toroslar tek renkten oluşmuyor. Çiftçiler, kadın üreticiler, gençler, esnaf ve farklı kültürlerden gelen insanlar birlikte üretmeli.
Üstelik Yörükler göçün ne olduğunu iyi bilir. Yüzyıllardır hareket etmiş, değişmiş ve yeni coğrafyalara uyum sağlamış bir kültürden söz ediyoruz.
Kendi rengimizi koruyarak başka renklerle yan yana durabiliriz.
Birlik Olmazsak Tükeniriz
Birinin sütü diğerinin ustalığıyla peynire, bir başkasının girişimciliğiyle markaya dönüşebilir. Geleneksel bilgi turizme, doğa bilgisi eğitime dönüşebilir.
Yeter ki birlikte hareket edelim.
Birlikte üretemeyen toplumlar birlikte zenginleşemez.
Bu nedenle “Üretmezsek tükeniriz” sözünün yanına artık bir cümle daha ekliyorum:
“Birlik olmazsak tükeniriz.”
Tırtar’daki konuşmama Nâzım’ın kardeşçe yaşama umuduyla başladım. Yine onun, yaşadığımız dünyanın sorumluluğunu yalnızca başkalarında aramamamız gerektiğini hatırlatan dizelerinin özüyle bitirdim.
Toroslar’ın geleceği için söyleyeceğim de bu kadar:
Ardıç gibi dik duralım.
Ormanımıza, suyumuza ve üretimimize sahip çıkalım.
Kökümüzü koruyalım.
Birlikte üretelim.
Ve ardımızda yaşam bırakalım.
Prof. Dr. Erkan AKTAŞ
UNCATEGORİZED
27 Ağustos 2026DÜNYA
27 Ağustos 2026MAGAZİN
27 Ağustos 2026GÜNDEM
27 Ağustos 2026DÜNYA
27 Ağustos 2026DÜNYA
27 Ağustos 2026GÜNDEM
27 Ağustos 2026
1
Irak Başbakanı Zeydi: ‘Uluslararası Koalisyonun Irak’taki görevinin sona ermesi için 30 Eylül kesin tarih’
7668 kez okundu
2
Barışın Evrensel Dili ve Türkiye’nin Tarihsel Eşiği
6820 kez okundu
3
MERSİN’DE YENİ PARTİ…
6744 kez okundu
4
MECLİS ÜYELİĞİNE ADAYIM.
6427 kez okundu
5
ŞEREF’Lİ İKİNCİLİK…
5747 kez okundu