Piyasalara müdahalenin bedeli…
Eskilerden kalma bir “Beynimin yarısı Osman” hikâyesi…
2021’ de Türkiye Nas politikalarına dönerken 2015 yılında kaleme aldığım bir makaleyi paylaşmıştım..
2015 makalesine atıf yaparken 2021’ de girizgah olsun diye şu notları eklemişim:
“Türkiye kur/faiz sarmalına yeni girmedi..
Geçmişte yaşadıklarımız bir yana 20 yıldır ülkeyi yöneten AKP’ nin 2013 sonrasındaki ekonomi
politikaları dahi çok sayıda örnekle dolu…
‘Orta Gelir Tuzağı’ denilen döngüye giren ülkelerin başına gelen sorunların benzerleriyle
karşılaşıyor ve baş etmeye çalışıyoruz…
Son günlerde gittikçe şiddetlenen ve mutfağı da vuran kur krizi nedeniyle yeniden faiz
tartışmalarına, enflasyonla olan ilişkilerine yoğunlaşırken, Şubat 2015’ te kaleme aldığım ve
yıllardır akıntıya karşı boşuna nasıl da kürek çektiğimizi anlatması bakımından ilginç bulduğum
makaleyi paylaşayım istedim…”
2015’ teki “Faizi kim belirler? Eskilerden bir “Beynimin yarısı Osman” hikâyesi…* ni şu son fon
vurgunu ardından bir kez daha paylaşayım istedim…
Geçmişte yaşananlardan ders çıkarmayanlara ne diyordu Mehmet Akif:
“Geçmişten adam hisse kaparmış… Ne masal şey!
Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?
‘Târih’i ‘tekerrür’ diye ta’rîf ediyorlar;
Hiç ibret alınsa, tekerrür mü ederdi?”
O halde yaşananlardan hisse almayanlara 15 Şubat 2015 tarihinde kaleme aldığım ve 2021’ de
yeniden anımsatma gereği duyduğum “Beynimin Yarısı Osman” hikâyesini yeniden anlatayım…
“Faizi kim belirler? Bir “Beynimin yarısı Osman” hikâyesi…*
Serbest piyasa ekonomisine sahip ülkelerde faiz ve kurlar emir komutayla değil, piyasa dinamiklerince
ve arz/talep ilkelerine göre belirlenmesi gerekir.
İktidarların görevi, piyasa işleyişini sağlıklı biçimde yürütmek bu amaçla da gerekli düzenlemeleri ve
hukuk çerçevesinde denetim mekanizmalarını kurup işletmektir. Bunun dışında atılacak adımlar ters
teper ve doğası gereği piyasalar tarafından ağır biçimde cezalandırılır…
Türkiye gibi halkın tasarrufunun yetersiz kaldığı ülkelerde sorunun bir de yabancı oyuncuları vardır ki,
onlar çok daha hassastır.
Tabii komplo teorileri üretip “yabancılar zaten bizi batırmaya geliyor, ne işleri var?” diyecekler
çıkabilir.
O zaman onlara da “iç tasarruf bu değirmenin suyunu çevirmeye yetmiyor. Neyle dönecek bu çark?”
sorusunu sormamız gerekiyor.
Öyle ya, Türkiye’de tasarruf %12’ler civarında ve bu rakam gelişmekte olan ülkeler arasında en düşük
tasarruf oranı…
Oysa biliyoruz ki, Makro ekonomik pencereden bakıldığında bir ülkenin büyümesi yani yatırım
yapılabilmesi için tasarruflarla yatırım arasındaki denge çok çok önemli. Çünkü eğer kendi
tasarrufunuz yeterli değilse büyümek için, yatırım için elin adamının tasarruflarına muhtaçsınız.
O yabancı tasarrufçunun oluşturduğu kaynağı çekmeniz için de ödediğiniz faizin cazip olması, size
borç verecek olanın göz önünde bulundurduğu risk gibi faktörleri de hesaba katarak bir fiyat
belirlediğini unutmamanız lazım.
Unutursanız ne olur?
Faizleri emirle indirmeye veya piyasaya sopayla yön vermeye kalkmış olursunuz.
Sonrasını anlatmaya gerek var mı?
Soruya cevabı ömür boyu tanık olduğum sayısız krizler yeterince vermiş olmalı diye düşünüyorum
ama toplumsal hafızanın zayıflığı belli ki burada da ortaya çıkıyor.
İyisi mi, o krizlerden birine nasıl yakalandığımızı yeniden hatırlamak, hatırlatmak…
1993 Nisanında Özal’ ın ani ölümünün ardından Demirel köşke çıktı ve Haziran ayında Çiller DYP’ nin
başına geçip SHP-DYP koalisyonunun Başbakanı oldu.
Ekonominin direksiyonuna da “beynimin yarısı” dediği Osman Ünsal’ ı oturttu.
Ünsal, Özal döneminde iyi kötü işleyen hazine borçlanma faizlerini düşürme konusunda farklı
yöntemler uygulamaya kalktı.
Örneğin hazine ihalelerinde banka taleplerinin bir kısmını geri çevirme, devlet bankalarına el altından
düşük teklif vermelerini empoze etmek…
Bir süreliğine işler iyi gitti. Ünsal faizi yüksek bulduğu kimi hazine ihalelerini iptal ederek ne kadar tok
satıcı olduğunu anlatmaya çalışıyor ve her ihale sonrası “faizleri biraz daha düşürdük” diye demeçler
veriyordu.
Ancak birkaç aylık balayı sonrası Hazine iptalleri şirazesinden çıkmaya başladı. Faiz havucuna koşup
gelen yabancı kaynak, istediği faizi bulamayınca iptal edilen ihaleler sonucu açığa çıkan ve nakde
dönen parasıyla döviz alıp tüymeye başladı.
Çiller’ in ekonomi direksiyonuna oturttuğu Ünsal ve ekibinin ne Merkez Bankası uyarılarını, ne
sağduyulu sesleri duyacak hali vardı. Nasrettin Hoca’ nın arpasını her gün azalttığı merkep misali
faizleri her düşürdükleri her ihale sonrası ellerini ovuşturup, “bakın işte piyasa bugün de ayakta”
diyorlardı.
Sonuç mu?
İnatla aşağı çekilmeye çalışılan ve reel anlamda negatife dönen faizler karşısında Hazine bir süre sonra
borçlanamaz hale geldi. Günü gelen borcu çevirmek için 1993 Ağustosunda %70’lere kadar gerileyen
hazine bonosu faizleri yüzde 400’ leri, nakit sıkıntısı çeken bankalarsa over night denilen gecelik
faizleri yüzde 1000’ leri gördü.
Ve ardından gelen 5 Nisan kararları…
İğneden ipliğe, tüp gazdan akaryakıta, içkiden sigaraya akla gelen her ürünün payını aldığı zam
yağmurları…
En çarpıcı göstergelerden biri Çiller’ in “beynimin yarısı” dediği Ünsal dönemindeki doların seyri..
5 Ocak 1994 günü 14 bin lira (6 sıfır atılmış bugünkü haliyle 0,14 TL) olan dolar, 4 Nisan 1994 günü 23
bin lira (0,23 TL), 6 Nisan’ da 32 bin ve 7 Nisan sabahı 40 bin (0,40 TL) TL.(O günlerde serbest piyasa
45 bin lirayı da gördü.)
Bu yıkıcı depremin faturasını kim mi ödedi?
Ne Osman Ünsal, ne Çiller ne de dönemin diğer güçlü aktörleri…
Türkiye’ nin kaybolup giden yıllarının gerçek mağduru olan, dar ve sabit gelirliler, asgari ücreti/maaşı
değişmese de, boğazına giren her şeyin döviz gibi üç katına çıkan halk…
Son iki yıldır ne zaman faizleri sopayla düşürme, demeçlerle Merkez Bankasını dövme girişimlerini
görsem aklıma Çiller’ in “BEYNİMİN YARISI OSMAN” günleri kâbus gibi çöküyor.
Ağzımdan yel alsın diyor, bir kez daha tahtaya vuruyorum… “
ABDULLAH AYAN
UNCATEGORİZED
07 Kasım 2026DÜNYA
07 Kasım 2026MAGAZİN
07 Kasım 2026GÜNDEM
07 Kasım 2026DÜNYA
07 Kasım 2026DÜNYA
07 Kasım 2026GÜNDEM
07 Kasım 2026
1
THY, 2026 Skytrax Ödülleri’nde dünyanın en iyi 5’inci havayolu seçildi
11296 kez okundu
2
Adaletin Cinsiyeti Olmaz: Kadını da Erkeği de Aynı Terazide Tartmak
9733 kez okundu
3
Metropoll Araştırma’nın ekim ayı anketi yayımlandı: İşte partilerin oy oranları
8810 kez okundu
4
Irak Başbakanı Zeydi: ‘Uluslararası Koalisyonun Irak’taki görevinin sona ermesi için 30 Eylül kesin tarih’
7710 kez okundu
5
Barışın Evrensel Dili ve Türkiye’nin Tarihsel Eşiği
6861 kez okundu