17 Nisan 2026 Cuma
Mersin'de Alarm Zilleri: Dijitalde Sınıfta Kaldık, Betonda Boğuluyoruz!..
İran'dan ABD'ye hatırlatma: Hürmüz'ün koruyucusu biziz
DÜNYADAKİ İNSANLARIN ÇOĞU OTOMATİK PİLOT MODUNDA YAŞIYOR
Allah Gültak’a Yardım Etsin…
MERSİN TRAFİĞİNDE ASIL MESELE EŞGÜDÜM
26 MART TARİHİ...
Mersin’de Alarm Zilleri: Dijitalde Sınıfta Kaldık, Betonda Boğuluyoruz!..
Ankara Sanayi Odası’nın (ASO-İLTEK) son raporları önümüzde…
Veriler soğuk, veriler net ama bir o kadar da ürkütücü. Mersin için çizilen tablo, bir başarı
hikâyesinden ziyade, bir “yerinde sayma” hatta stratejik bir “gerileme” öyküsü sunuyor.
Peki, kent dinamikleri yaklaşan bu büyük tehlikenin farkında mı?
Öncelikle “Yaşam Kalitesi ve İş Gücü Çekiciliği” meselesine bakalım…
2023’te 43. sırada olan Mersin, 2024’te 50. sıraya gerilemiş, 2025’te ise 40. sıraya bir hamle yapmış
gibi bir tablo çıkıyor karşımıza…
Şimdi ortaya çıkan verilerden hareketle, “Son bir yılda 10 sıra birden yükseldik” diyerek başarı
masalları anlatacak Sinderella’ ları bir yana bırakırsak, meselenin sadece sıralamadan ibaret olmadığı;
kentin nitelikli insan tutma kapasitesindeki istikrarsızlığa dikkat çekmemiz gerektiği gerçeğiyle karşı
karşıyayız…
Öğrenci dostu kentler sıralamasında Türkiye 2.’si olan Mersin’ in, kadın/erkek ücret oranı bakımından
Mersin’in temel sorunu kaynak değil, vizyon eksikliğidir.
Örneğin Kentin kaderini değiştirecek ve her alanda zenginleştirip ülkenin parmak ısıracağı bir refah
düzeyine taşıyacak “Ana Konteyner Limanı” fırsatı, kentin dinamikleri tarafından el birliğiyle kaçırıldı.
Liman işletmecisinin gücü, ne yazık ki Mersin’in ortak iradesini alt etmeyi başardı.
Ve Mersin ülkenin orta gelir tuzağından çıkmış, refah düzeyinde AB ülkeleriyle boy ölçüşecek bir
seviyeye çıkış öyküsünü yarıda bıraktı…
Şimdi önümüzde iki yol var: Ya geleneksel modellerle para kazanmaya devam edip bu düşük teknoloji
sarmalında boğulacağız ya da derhal kolları sıvayarak kenti yüksek gelirli, Ar-Ge odaklı bir yapıya
dönüştüreceğiz.
Özetin özetine gelecek olursak; Mersin, geçmişin mirasıyla zengin bir ticaret şehri olmasına rağmen
geleceğini yitirmekte olan zayıf bir teknoloji kenti görüntüsü çiziyor.
2024’ün 46. Ve 2025’in 43. sıraları, şehrin sahip olduğu ekonomik gücü “bilgi ekonomisine” tahvil
edemediğini ve teknolojik dönüşüm yarışında Anadolu’daki pek çok ilin bile hayli gerisinde kaldığını
acı bir şekilde ortaya koyuyor.
Ankara Sanayi Odası destekli TEPAV araştırma raporu, Mersin’in önüne konulmuş bir stratejik aciliyet
tablosudur.
Tabii, aynadaki vahim tabloyla yüzleşip ders çıkarma derdi olan varsa…

Abdullah AYAN
13.04.2026
Hürmüz ve Süveyş üzerinden şekillenen yüz yıllık küresel yol haritası sessiz sedasız yön değiştiriyor…
Dünya Bankası ile Türkiye Hazinesi arasında stanbul Kuzey Demir Yolu Geçişi Projesi (İstanbul North Rail Crossing Project-INRAIL) gerçekleştirilmesi için 1,67 milyar Euro’luk anlaşma imzalanması bu bakımından tarihi önem taşıyor…
Projeyle Tiflis-Kars-Sivas demiryolu Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinden geçecek olan 127 kilometrelik yeni hatla bir türlü aşılamayan Orta Koridor darboğazı genişlemiş olacak..
Böylece mevcut Yıllık 3 milyon tonluk yük hacmi 50 milyon tona çıkacak…
Projenin hayata geçmesiyle Orta Koridor’u Akdeniz’e İndiren Stratejik Makas lojistik anlamda Anadolu’ nun bugüne kadar görmediği bir canlılığa kavuşturacak…
Kavuşturacak çünkü; Tiflis-Kars-İstanbul demiryolu, sadece Doğu-Batı ekseninde kalmayıp, Sivas üzerinden Güney’e (Mersin ve İskenderun) bükülecek..
INRAIL ve Amanos’ ları delecek Dörtyol-Hassa projeleri, Türkiye’nin ulaştırma altyapısını statik bir geçiş hattından, küresel ticaretin akışını kontrol eden dinamik bir “Lojistik Hub” yapısına dönüştürecek…
Boğaz ve Amanos Dağları gibi doğal bariyerlerin yüksek kapasiteli demiryolu koridorlarıyla aşılması, Türkiye’nin Orta Koridor ve Kalkınma Yolu’ndaki merkeziyetini perkiştirecek.
Bu entegre lojistik mimari, sadece operasyonel verimliliği artırmakla kalmayıp, aynı zamanda Türkiye’yi küresel tedarik zincirlerinin vazgeçilmez ve en dirençli halkası haline getirecek..
Mevcut haliyle yılda 3 milyon ton yükün Asya’dan Avrupa’ ya aktarılmasını mümkün kılan İstanbul kuzey demiryolu geçişi proje hayata geçtiğinde 50 milyon tona ulaşacak..
İskenderun körfezindeki Erzin-Dörtyol-Payas-İskenderun limanları yeni dönemin en önemli aktarma limanları olacak…
Bu stratejik ulaşım devriminden Mersin’ in payına ne düşer diye soruyorsanız, o sorunun yanıtı Mersin dinamiklerinin gelişmelerden ne kadar haberdar oldukları hatta haberdar olup olmadıkları sorusuyla doğrudan ilintili…
Tablo ışığında yanıt tartışmalara yol açmayacak kadar net değil mi?

A. Ayan 15 Nisan 2026
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD’yle yürütülecek müzakerelere ilişkin, “İyi niyetimiz var ama güvenimiz yok.” dedi.
Tesnim Haber Ajansı’na göre, İran müzakere heyetinin başındaki Kalibaf, İslamabad Havalimanı’nda basın mensuplarının ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in son açıklamalarına ilişkin sorularını yanıtladı.
Kalibaf, “Ne yazık ki ABD’yle müzakere deneyimimiz her zaman başarısızlık ve sözlerinde durmamalarıyla sonuçlandı. Bir yıldan kısa sürede iki kez müzakereler devam ederken, İran tarafının iyi niyetine rağmen bize saldırdılar ve çok sayıda savaş suçu işlediler. İyi niyetimiz var ama güvenimiz yok.” değerlendirmesinde bulundu.
İslamabad’daki müzakerelerde, ABD tarafının gerçek bir anlaşmaya hazır olması ve İran halkının haklarını vermesi durumunda, İran tarafının da anlaşmaya hazır olduğunu dile getiren Kalibaf, “Mevcut savaşta onlara şunu gösterdik; eğer müzakereleri sonuçsuz bir gösteri ve aldatma operasyonu için kullanmak isterlerse, biz de Allah’a iman ederek ve halkımızın gücüne dayanarak haklarımızı elde etmeye hazırız.” ifadelerini kullandı.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran ile Pakistan’da gerçekleşecek müzakereler için yola çıkmadan önce yaptığı açıklamada, “İran iyi niyetle müzakere etmek istiyorsa elimizi uzatacağız, bizimle oyun oynamak istiyorlarsa iyi bir sonuç olmaz.” ifadelerini kullanmıştı.(AA)
Kent batıya doğru kaymaya başlayınca canlılığını kaybeden ve deyim yerindeyse ölüme terk edilen eski Mersin’ i, özellikle de bir döneme damgasını vuran cazibe merkezi Çamlıbel’ i eski güzel günlerine döndürme, en azından canlandırma hevesine kapıldığımız yıllar…
Mutlaka öncesi de vardır arayışların…
Olmasa, İlyas Halil nemli gözlerle “Denizi doldurdular/ Uyuz it gibi kent dışına sürdüler” sitemini dizelere döküp, kanatları kırılmış martıların kentine ağıtlar yakar mıydı?
2011 yılında Çamlıbel ve Atatürk caddesini kurtarma projesi diye tanımlanabilecek çalışmayı başlatan grubun davetine icap edip hem taşın altında elleri bir yana gövdeleriyle ezilmekte olanların feryadını dinlemiş, hem de görüşlerimi, önerilerimi dillendirmiştim..
Yüreğimi umutla dolduran o birlikteliğin kısa zamanda yol kat edeceğini umuyordum.. Heyhat…
Tek bir adım atılmadığı gibi, nefes almakta zorlanan Çamlıbel’ in can çekişmesinin hüznünü yaşadım..
O ruh hali içinde Ocak 2012’ de aşağıda özetini bulacağınız makaleyi kaleme aldım…
( https://abdullahayan.wordpress.com/2012/01/19/eski-mersin-nasil-kurtulur-camlibel-nasil-canlanir/ )
Makalede hayalini kurduğum Çamlıbel’ i yeniden hayata geçirecek en önemli lokomotif olarak kruvaze gemilerinin yanaşacağı bir alanın gerekliliğine değinirken yer olarak ta mevcut limanın batı yakasındaki rıhtımın bu amaçla düzenlenmesinin yeterli olacağını anlatmaya çalıştım.
Referans olarak ta 2007’ de kaleme aldığım ve İzmir Ticaret Odasının, kruvaze gemilerini kendi öz kaynaklarıyla nasıl teşvik ettiğini, Yunanistan’ ın Pire limanıyla başa çıkmak için her kruvaze yolcusunun ‘toprak bastı’ parasının Oda tarafından karşılandığını örneklerle anlatmaya çalıştım..
( https://abdullahayan.wordpress.com/2007/03/21/turizm-izmir-mersin-farki/ )
O makaleyi MTSO seçimleri vesilesiyle bugüne de ışık tutsun diye geçtiğimiz günlerde yeniden ve ‘Ticaret Odaları ne yapabilir ne yapamaz’ başlığıyla yayınladım.
Makalede İzmir Ticaret Odası’ nın kenti canlandırma amaçlı projesi sayesinde İzmir’ in bir anda cazibe merkezi haline getirildiğini rakamlarla ortaya koydum..
Amacım benzer bir uygulamanın Çamlıbel özelinde hayata geçirilmesiyle üzerine ölü toprağı serilmiş bölgenin kaderinin değişebileceğini anlatmaktı…
Ocak 2012’ de yayınlanan ‘Eski Mersin nasıl kurtulur? Çamlıbel nasıl canlanır?’ başlıklı makalede somut örneklerle yapılması gerekenleri sıralarken sadece bir bölgeye değil, özel iklimi ve tarihiyle gelen yolcuları içine çekecek Mersin’ e de büyük katkıları olacağını dilimin döndüğünce yazdım..
Aradan neredeyse 11 yıl geçmiş ve biz can çekişen Çamlıbel’ i canlandırma konusunda bolca konuşma hatta işi ciddiye aldığımızı gösterme adına avuç dolusu paralar döküp yarışmalar düzenleme dışında hiçbir şey yapmamış, yapamamışız…
Hüzün ve sitem yanında önerilerimi de dile getirmeye çalıştığım bugün de okuyacak olana aynı duyguları hissettireceğini düşündüğüm o makalede, kruvaze gemilerinin yanaşacağı rıhtımdan inecek yolcuları, ürküten beton yığını yerine gülümseyerek karşılayacak tipik bir Akdeniz kenti florasının nasıl yaratılabileceğini, trafik keşmekeşinden uzak, narenciye ve palmiye ağaçlarının gölgesinde yaya olarak dolaşabilecekleri bir ortamın sağlanması için yapılması gerekenleri, kadim tarihle buluşacakları günü birlik tur rotalarına kadar kapsamlı öneriler yer alıyordu…
2018 yılında Mersin Büyükşehir Belediyesi tam da önerdiğim mevcut limanın batı yakasına Kruvaze Rıhtımı yapmak için kolları sıvadığında bir kez daha umutlandım…
Ancak aradan geçen zaman, kurduğumuz güzel hayaller yerine beterin beteri var diyeceğimiz gerçeklerle yüzleşmemize yol açtı…
Ölmekte olan Çamlıbel’ i ayağa kaldıracak adım atılması, Kruvaze Rıhtımını hayat geçirmek bir yana, Balıkçı Barınağı’ nı da zaman içinde yutup o güzelim sahile ‘Su Sporları Merkezi’ adı altında AVM kondurma girişimleri tam da eski Mersin’ i canlandıralım derken, tabutuna son çivinin çakılmasından farksız…
Mersin’in çehresini değiştirecek böylesi bir çılgın projeyi ete kemiğe büründürmek için ne bekliyoruz?
Kaynak desek kaynağı kendi içinde yaratacak bir proje bu…
Doğallık desen, ilave hiç bir şey yapmamıza gerek yok, Mersin o bölgesi itibariyle zaten hazır.
Katolik kilisesiyle Gümrük meydanı arasında kalan bölgenin rehabilite edilmesi ve eski Mersin evlerinin ve benzer yapıların butik otellere, konaklama, ağırlama tesislerine dönüşmesini sağlayacak projeye entegre edilmesi…
Eski Gaziantep olarak tanımladığımız bölge tüm dezavantajlarına rağmen böylesi çabalarla ve AB destekli kaynaklarla çöküşten kurtuldu ve başardı bunu…
İzmir’in kruvaze turizmi, aslında tarihi Kemeraltı dokusunun ve ölmekte olan ticari bölgenin kurtuluşuna borçludur bugün geldiği yeri…
Çamlıbel ve çevresinin veya daha geniş perspektifle bakarsak Katolik kilisesi-İstasyon kesitinden, Müftü deresine uzanan bölgenin İzmir Kemeraltı’ ndan eksiği mi var?
Tam aksine fazlamız var ve üstelik Arap baharı olarak nitelendirdiğimiz süreç eninde sonunda Mersin’ i doğu Akdeniz’in en güvenli ve önemli destinasyon noktası haline getiriyor, getirmekte, daha da hızlanacak bir süreç bu…
İzmir’in Kapadokya’ sı, Uzuncaburç’ u (OLBA), Eloza Sebaste (Ayaş) ve Kyrikos (Kız Kalesi) si yok ama Mersin’ in bu hazineleri yetmezmiş gibi Saint Paul ve Tarsus binlerce yıllık mücevher taşları yanında çevre (periphery) zenginlikleri de var…
Ne beklediğimizi, ilk adımı atmakta bizi neyin engellediğini anlamıyorum.
Sahi taş bina karşısındaki o prestijli mağazanın toplantı salonunda bize o güzelim projeyi sunanlara ne oldu, nereye gitti o insanlar?
En çok çok onları ilgilendiren daha da önemlisi kurtaracak o çalışmayı ne oldu da rafa kaldırdılar?
Aylardır bu sorulara yanıt bulmaya çalıştım….
Mantıklı bir yanıt bulamayınca da umutları, hayal kırıklıkları, cevapsız sorularıyla o süreci yeniden ele alma gereği duydum nedense…
Anlattıklarımın ötesinde ne diyebilirim ki?
Dokuz boğumdan oluşurmuş gırtlak ve aklı erenler kelimelerin boğaza düğümlendiği o an sekizini yutsan bile birini haykır derler boğulmamak için…
Bu şehirde bazen dokuzunu da yut diyorlar insana ve benim gibi susmayı istese de becermeyen birine, ölüm acısı gibi koyuyor böylesi can yakan tavsiyeler…
Tam da o anlatmakta aciz kaldığım günlerden geçmekteyim…
Abdullah AYAN
Çoğu kişinin haberdar olmadığı ama aslında geleceğimiz adına en değerli varlıklarımız çocuklarımızın, aktif rol aldığı çok önemli bir etkinlik geçtiğimiz hafta sonu Mersin’de gerçekleşti.
Toros Eğitim Kurumları ve Nil Özveren öncülüğünde düzenlenen Model United Nations -BM modelinden ilham alan- (MUN) simülasyonu, ezberci eğitimin bittiği noktada yeni bir kapı araladı.
Nedir Bu MUN?
Sadece bir etkinlik değil; öğrencilerin Birleşmiş Milletler delegelerini canlandırdığı, küresel sorunları tartıştığı akademik bir zirve. Diplomasi, İngilizce, müzakere ve liderlik becerilerinin gerçek dünya sorunlarıyla harmanlandığı bir okul.
Gündem: Büyüklerin Görmezden Geldiği Sorunlar!
Gençlerimiz hatta 7. sınıf seviyesindeki çocuklarımız komitelerde birer diplomat gibi şu hayati konuları tartıştı:
-Küresel Isınma: Dünyanın ortak sancısı.
-Uluslararası Güvenlik: ABD’ nın uluslararası hukuku hiçe sayarak Venezuela ve ardından İsrail ile birlikte İran’ a yönelen saldırılarıyla iyice öne çıkan biçimde günümüzün kural tanımaz dünyasında barış arayışı,
-Yapay Zeka ve Eğitim: Robotların öne çıkacağı geleceğin dünyasında insan olmanın yeni yolu,
-İnsan Hakları ve Ekonomik Krizler,
“Zeliş” ve Kırgızistan Temsilciliği
Kendi torunum, 7. sınıf öğrencisi Zeliş’in heyecanını görmeliydiniz. Kırgızistan temsilcisi rolü için günlerce araştırma yaptı, belgeseller izledi, kültürel ve ekonomik verileri sentezledi. Yeterince söz hakkı verilmedi diye tüm ekibi zorladı, hakkını savundu ama yeri geldiğinde de etkinliği sonuna kadar savundu…
İşte gerçek eğitim bu! Sadece ezberlemek değil; bir ülkeyi temsil edecek kadar özgüvenli ve donanımlı olmak.
“Ezbere dayalı eğitimin yapay zeka devrimiyle çöktüğü bu sancılı evrede; eleştirel düşünme ve araştırma yeteneği kazanan yeni bir jenerasyon yükseliyor.”
Teşekkür Borcu;
Mersin’de çıtayı yükselten, ortaokul seviyesindeki çocukları bile bu küresel vizyona dahil eden Nil Özveren’e ve tüm Toros Koleji ekibine sonsuz teşekkürlerimle. Gelecek, bu platformlarda yetişen çocukların, gençlerin ellerinde şekillenecek.
Abdullah Ayan 1 Nisan 2026, Mersin
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.