Barışın Bir Dili Var
1 Eylül, insanlığın en büyük yıkımlarından birinin başladığı günü hatırlatıyor. 1 Eylül 1939’da Nazi Almanyası’nın Polonya’yı işgaliyle İkinci Dünya Savaşı başladı. Milyonlarca insan öldü, kentler yıkıldı, toplumlar yerinden edildi. Aradan onca yıl geçti; savaşın araçları değişti ama insana ve doğaya bıraktığı acı değişmedi.
Çünkü savaşın da bir dili var, barışın da.
Savaş Yakar, Barış Söndürür
Savaş ayrıştırır, böler, ötekileştirir. Yakar, yıkar, kirletir. Yoksulluk, açlık, göç ve yarım kalan hayatlar bırakır.
Barış birleştirir, sarar, sarmalar.
Savaş çözümsüzlüktür, barış çözümün dilidir.
Savaş yakar, barış söndürür.
Ve savaşın bedelini çoğu zaman karar verenler değil; çocuklar, emekçiler, sıradan insanlar ve doğa öder.
Geçtiğimiz günlerde izlediğim Odessa filmi de bunu yeniden düşündürdü. Savaş uzaktan haritalar, ordular, sınırlar ve zaferlerle anlatılıyor. Yaklaştığınızda ise geriye korku, göç, dağılan aileler ve yarım kalan hayatlar kalıyor.
Anadolu’nun Barış Dili
Anadolu savaşın ne olduğunu iyi bilir. Binlerce yıl boyunca savaşları, istilaları, göçleri ve büyük acıları yaşamış bu coğrafyanın hafızasında yalnızca savaşlar değil, birlikte yaşamanın bilgisi de vardır.
Hacı Bektaş-ı Veli’ye atfedilen “İncinsen de incitme” sözü belki de bu anlayışın en sade ifadelerinden biridir.
İncinsen de incitmemek, haksızlık karşısında susmak değildir. Tam tersine, kötülüğün dilini benimsemeden haksızlığa karşı durabilmektir. Saldırıya saldırıyla, nefrete nefretle karşılık verdiğimizde aynı dili çoğaltırız.
Barış, karşımızdakine benzemeden mücadele edebilme cesaretidir.
Charlie Chaplin’in Büyük Diktatör filmindeki insanlık çağrısı da başka bir coğrafyadan aynı yere ulaşır: Nefret yerine kardeşlik, baskı yerine özgürlük, savaş yerine insanlık…
İnsanlık savaşmanın araçlarını fazlasıyla geliştirdi. Artık birlikte yaşamanın yollarını geliştirme zamanı.
Mücadele mi? Elbette.
Ama insanla değil, insan için.
Doğayla değil, doğa için.
Birbirimize karşı değil; yoksulluğa, adaletsizliğe ve nefrete karşı.
Emek için, çevre için, adalet için, dostluk ve kardeşlik için…
Barış yalnızca silahların susması değildir. İnsanı incitmeden, doğayı tüketmeden, farklılıklarımızı düşmanlığa dönüştürmeden birlikte yaşayabilme iradesidir.
Belki de barışın en sade ölçüsü budur:
Kendimize istediğimiz hayatı başkasına çok görmemek.
Barışın bir dili var. O dil bizim dilimizdir.
Barışın bir yolu var. O yol bizim yolumuzdur.
1 Eylül Dünya Barış Günü’nüz kutlu olsun.
Barış dolu günler insanlığa, dünyamıza ve hepimize olsun.
Barış yolunda yürüyen herkese selam olsun.
Prof. Dr. Erkan AKTAŞ
UNCATEGORİZED
03 Eylül 2026DÜNYA
03 Eylül 2026MAGAZİN
03 Eylül 2026GÜNDEM
03 Eylül 2026DÜNYA
03 Eylül 2026DÜNYA
03 Eylül 2026GÜNDEM
03 Eylül 2026
1
Irak Başbakanı Zeydi: ‘Uluslararası Koalisyonun Irak’taki görevinin sona ermesi için 30 Eylül kesin tarih’
7681 kez okundu
2
Barışın Evrensel Dili ve Türkiye’nin Tarihsel Eşiği
6829 kez okundu
3
MERSİN’DE YENİ PARTİ…
6756 kez okundu
4
MECLİS ÜYELİĞİNE ADAYIM.
6436 kez okundu
5
ŞEREF’Lİ İKİNCİLİK…
5757 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.