Ayağına sıkan Trump… Hürmüz krizi küresel sistemi sarsarken…

Ayağına sıkan Trump… Hürmüz krizi küresel sistemi sarsarken…

ABONE OL
Mayıs 4, 2026 11:37
Ayağına sıkan Trump… Hürmüz krizi küresel sistemi sarsarken…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ayağına sıkan Trump… Hürmüz krizi küresel sistemi sarsarken…
Geçmişin hayaletleri, Orta Doğu’nun tozlu raflarından inip bugünün küresel sorunlarını büyütüp
kaotik denklemlere sürüklemeye devam ediyor.
1979’da patlak veren İran-Irak Savaşı, sağduyulu gözlemlerden yola çıkılsa aslında bir yılın sonunda
nihayete erebilirdi.
Ancak Ayetullah Humeyni, kurduğu rejimin konsolidasyonu için ülkesinin yıkımı anlamına gelen savaşı
“Allah’ın bir lütfu” olarak niteledi ve beka sorununa yol açmadığı sürece savaşı bitirmeyi reddetti.
Sekiz yılı aşkın devam eden o sıcak çatışma döneminde, iki komşu ülkenin trilyonlarca dolarlık kaynağı
heba edilirken asıl bedeli iki taraftan da masum milyonlarca genç hayatıyla ödedi.
Eğer o kaynaklar savaşa değil kalkınmaya hasredilseydi, bugün sadece Tahran veya Bağdat değil, tüm
Orta Doğu bambaşka bir refah düzeyinde olur, acı ve gözyaşının yerini huzur içinde yaşayan halkların
mutluluk tablosu alırdı…
Bugün, Donald Trump ve küçük ortağı Netanyahu’ nun 60 gün önce başlattığı İran operasyonunda da
benzer bir “illüzyon” perdesi sahnede.
Trump, operasyonun günler içinde biteceğini, Tahran’ın geçmişteki kısa süreli çatışmalar gibi
teslimiyeti kabul edeceğini hatta daha da ileri giderek, ekonomik krizle boğuşan halkın meydanları
doldurarak rejimi dış müdahale olmadan yıkacağını varsaymıştı.
Ancak bu hesapta iki büyük yanlış vardı: Birincisi, riske girmeden teslimiyeti imzalayabilecek tek kişi
olan Dini Lider Hamaney’ i İsrail’ in öngörü yoksulu şahinleri öldürmüşlerdi ve uzlaşmacı en güçlü isim
artık hayatta değildi.
İkincisi ise, “mutlak askeri üstünlük” teorisine dayanan simetrik savaş sonunda zafere rahatlıkla
ulaşacağını hesaplayan ABD teorisyenlerinin, sıradan olmayan bir rejimin başlattığı asimetrik savaş
karşısındaki çaresizliğiydi.
İran rejimi, Çin’ li Sun Tzu’nun “zafer olasılığı düşükse sakın savaşmayı deneme” tavsiyesine uyan
rasyonel bir yapı değil; hayatta kalmayı her türlü maddi yıkımın üzerinde tutan bir varoluş mücadelesi
yürütme yolunu seçti…
Rejim ve Devrim Muhafızları gibi radikal destekçileri için “hayatta kalmak” başlı başına zaten bir
zaferdir.
Bugün İran’ın 21 ilinde sanayi altyapısı ağır hasar görmüş olsa da, Tahran’daki karar verici güç odakları
Trump’ ı önceki pek çok selefi gibi “müzakere labirenti” ne çekme stratejisini deniyor…
Trump ve akıl danelerinin bir başka büyük yanılgısı ise İran’ ın ekonomik açıdan özellikle de halkın
gıda açısından dayanma gücünü yanlış pencereden görmeleriyle ortaya çıktı…
İran, yıllar içinde Kuzey Kore’nin 1950’lerde geliştirdiği Juche* ideolojisinden mülhem bir “kendi
kendine yeterlilik” modelini biraz da ambargolardan çıkardığı derslerle inşa etti…
Nitekim son FAO verilerine göre gıda ithalatı tüm gıda gereksiniminin sadece yüzde 11’i.
Bir başka ifadeyle dışarıdan hiç gıda gelmese bile İran halkı açlıktan kırılmaz. Kaldı ki, komşu Pakistan
Çin’ in devreye girmesiyle son günlerde Karaçi limanından İran içlerine ilaç ve acil gıda koridoru açmış
bulunuyor…
İran yine BM’ ler FAO verilerine göre; en az altı ay yetecek gıda rezervine sahip ve önümüzdeki hasat
döneminin bu yıl bol yağış alınması sonucu bereketli geçmesi bekleniyor.

Ancak Iran’ a yönelik ABD saldırısıyla başlayan gıda sorunu İran’ dan çok diğer dünya ülkelerini tehdit
edecek boyutlara evrilmiş bulunuyor…
İran pek çok alanda olduğu gibi tarımsal ürünlerde de yıllardır sürdürdüğü politikalarla kendine
yetebilir, ancak enerji fiyatlarındaki sıçrama ve lojistik tıkanıklıklar, akıl almaz biçimde artan üre ve
gübre fiyatlarını tetikledi. FAO ve IMF’nin son tespitleri, dünya gıda sisteminin tarihin en büyük girdi
şoklarından biriyle sarsıldığını teyit ediyor ki bugün için göz ardı edilse de küresel felakete yol
açabilecek gelişmelerin habercisi…
Gübre ticaretinin kalbi sayılan bu coğrafyadaki gerilim, üre fiyatlarını sadece bir ayda %50’nin
üzerinde bir artışla ton başına 700 dolarlı seviyelerin üzerine taşıdı. Bu artış sadece bir maliyet kalemi
değil, küresel denklemde “girdi kaynaklı verim yıkımı” dır.
IMF raporlarının da vurguladığı gibi; gübreye erişemeyen çiftçinin ekim alanlarını daraltması, asıl
darbeyi 2026 sonbahar hasadında vuracak ve dünyayı “gıda enflasyonu” ndan “gıda kıtlığına” geçiş
süreciyle yüzleştirecektir.
Örneğin; soya, mısır, şeker kamışı, et ve benzeri pek çok kalemde dünyanın en büyük tarım
ihracatçılarından biri olan Brezilya gübre konusunda 50 milyon tona varan rakamlarla dünyanın en
büyük ithalatçısı konumundadır. 2025 itibariyle Brezilya’ nın gübrede dışa bağımlılığı %90’ lara
dayanmış bulunuyor…
Dünyanın en büyük Dünyanın en büyük gübre üreticilerinden Yara’nın CEO’su Holsether’ in uyarısı ise
çok daha ciddi..
Holsether; İran’daki savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı’ndan sevkiyatın aksaması sonucu başlayan gübre
sıkıntısının sofralara her hafta 10 milyar daha az öğün olarak yansıyacağı görüşünde..
Böylesine devasa üretim kapasitesiyle dünyayı doyuran bir ülkenin girdi maliyetlerinde yaşadığı şok
tüm dünyayı yakında saracak yangının da habercisi…
İran’ da molla rejimi teorisyenlerinden ünlü Demagog Hasan Abbasi’nin sıkça dile getirdiği
“Afganistan petrol geliri olmadan yaşayabiliyorsa, bizi engelleyen nedir?” sorusu, bugünkü İran
rejimin dayanıklılık mottosudur…
Bu tablo karşısında ister istemez şu sorunun yanıtı Trump ve şürekâsı için kritik önemde;
Minimal beklentilere alışkın İran halkı üstelik kıtlık yaşamadan aylar boyu dayanır da, dünya ve
özellikle Amerikan seçmeni İran petrolü ve fırlayan gıda fiyatları olmadan kaç ay dayanabilir?
Daha da önemlisi Trump, yükselen akaryakıt ve ekmek fiyatlarının gölgesinde Kasım ayındaki ara
seçimlerden topal ördek haline dönüşmesi bir yana, başkanlık koltuğunda oturmayı sürdürebilecek
mi?
Petrol ve petrodolara dayalı kurulu dünya sistemi çatırdarken, yıkılanın yerini neyin alacağı biraz da
bu soruların yanıtlarına bağlı.
Kesin olan bir şey var: Stratejistlerin harita üzerinde çizdiği o “küçük savaşlar”, sıradan vatandaşın
tenceresinde devasa yangınlara ve yıkımlara yol açmaya devam ediyor.

ABDULLAH AYAN

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP
rk
rk