3.Dünya Savaşının trampet sesleri küresel büyük çatışmayı haber veriyor…

3.Dünya Savaşının trampet sesleri küresel büyük çatışmayı haber veriyor…

ABONE OL
Mayıs 26, 2026 21:52
3.Dünya Savaşının trampet sesleri küresel büyük çatışmayı haber veriyor…
0

BEĞENDİM

ABONE OL
  1. Dünya Savaşının trampet sesleri küresel büyük çatışmayı haber veriyor…
    Küreselleşme İflası ederken yerini alacak yeni Paradigma konusunda kafalar hayli karışık…
    1980’lerde Reagan ve Thatcher öncülüğünde başlayan, 1990’larda ise Çin’i de girdabına alarak
    genişleyen neo-liberal küreselleşme dalgası, kapitalizme uzunca bir süre nefes aldırmıştı.
    Ancak bugün, insanlık tarihi çok daha karanlık ve keskin bir yol ayrımının eşiğinde duruyor.
    2022 yılında kaleme aldığım “Dünyanın yeni paradigma sancıları ve Çin…” başlıklı makalemde,
    doymak bilmez insanoğlunun kaynakları tüketmesiyle başlayan sürdürülemez sürece ve pandemi ile
    sarsılan küresel tedarik zincirlerine dikkat çekmiştim.
    O gün bir “sancı” olarak nitelendirdiğimiz kırılma, bugün artık yerini çok daha somut, sert ve gürültülü
    bir gerçekliğe bıraktı: Küresel bir silahlanma yarışı ve savaş ekonomisine zorunlu geçiş. Trampetler
    artık gizliden gizliye değil, tüm dünyanın gözü önünde, fabrikaların üretim bantlarında çalıyor.
    2022’deki analizde altını çizdiğim üzere, modern Çin’i geleneksel olandan ayıran en büyük unsur,
    ülkenin Komünist Parti (ÇKP) için var olmasıdır.
    Xi Jinping’ in iki dönem kuralını yıkarak gücü merkezde toplaması, Çin’i küresel hegemonya savaşında
    daha agresif bir aktör haline getirdi.
    1990’da 360 milyar dolar olan milli gelirini 2021’de 17,7 trilyon dolara çıkararak BM kriterlerinde
    belirlenen Yoksulluk ölçütlerinde tüm halka bu oranların üstünde gelir sağlarken “dünyanın küresel
    fabrikası” konumuna gelen Çin, bu büyüme hikâyesinin de sınırlarına dayandı.
    Xi yönetiminin teknoloji devlerine (Alibaba vb.) getirdiği baskılar,
    Konut sektöründeki ( ki toplam ülke GSYİH’ nın üçte birini oluşturuyor) devasa iflas dalgaları,
    Pandemideki “sıfır tolerans” politikasının tedarik zincirlerinde yarattığı telafisi imkânsız kopuşlar,
    Çin’in o parmak ısırtan %10’luk büyüme serüvenini %7’lere ve daha altına düşürdü.
    Ancak bu yavaşlama Çin’i zayıflatmadı; aksine, Batı ile olan ekonomik bağımlılık iplerini kopardığı için
    onu daha öngörülemez ve askeri odaklı bir güce dönüştürdü. Batı dünyası, basit bir cıvatanın veya
    tıbbi bir maskenin üretimini bile Çin’e bırakmanın bedelini ağır ödedi ve şimdi bu bağımlılıktan
    kurtulmanın tek bir yolunu görüyor: Yeniden ama bu kez “silahlanarak” üretmek.
    Tarih, bazen ürkütücü bir döngüyle tekerrür eder.
    ABD’ yi 1929’ da başlayan yıkımdan kurtarmaya çalışan Roosevelt, 1941 yılında dünyayı kasıp kavuran
    II. Dünya Savaşı’na müdahil olmaya hazırlanırken mühimmat ihtiyacını karşılamak amacıyla ülkeyi
    “demokrasinin cephaneliği” ilan etmiş; o güne kadar otomotiv sektörünün liderleri konumundaki
    General Motors’ u tank, Ford’ u ise bombardıman uçağı üretmeye yöneltmişti.
    Tam 85 yıl sonra bugün, Trump yönetimindeki Pentagon’un yine General Motors ve Ford gibi
    otomotiv devlerinin kapısını çalarak endüstriyel kapasitelerini askeri üretime kaydırmalarını istemesi
    tesadüf ötesi gelişme olarak görülmeli.
    Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nin (CSIS) verileri acı gerçeği ortaya koyuyor:
    ABD, İran ile yaşanan son 39 günlük çatışmada mühimmat stoklarının %40’ından fazlasını tüketti.
    Yeniden tedarik süresi 40 haftayı aşarken, küresel nizamın jandarmalığına soyunan imparatorluğun
    üretim kapasitesi alarm veriyor.
    Avrupa Cephesi ise çok daha elverişsiz bir noktadan savaşa hazırlanıyor.

1960’larda GSYİH’sinin %3,9’unu savunmaya ayıran AB, rehavet içinde bu oranı %1,3’lere kadar
düşürmüştü. Ancak Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşü ve Rusya-Ukrayna savaşıyla başlayan jeopolitik
deprem, Avrupa’yı “Hazırlık 2030” planıyla 940 milyar dolarlık ek savunma harcaması yapmaya
zorladı.
Bu durum, Çinli elektrikli araç üreticilerinin istilası altında ezilen ve 2025’te ihracatı %43 çakılan
Avrupa otomotiv endüstrisi için hem bir can simidi hem de yapısal bir dönüşüm anlamına geliyor:
Üretim Bantlarının Dönüşümü ve İstihdam Ekonomisinin savunma eksenine kayışta çarpıcı örnekler
var önümüzde:
Fransız Renault, Askeri İHA’lar geliştirmek için Turgis Gaillard ve kara robotları için John Cockerill
grubuyla dev ortaklıklara imza attı.
Alman Rheinmetall ise İki otomotiv fabrikasını tamamen askeri üretime devretti. Şirketin savunma
kârı katlanırken, 2022’de 125 dolar olan hisse senedi değeri 2026’da 1.550 dolara fırlayarak küresel
pazarın yeni yönünü tescilledi.
Bu kadar da değil;
Fransız demiryolu devi Alstom, Almanya’nın Görlitz şehrindeki tarihi tren üretim tesisini savunma
sanayii şirketi KNDS’ye devretmek üzere Şubat 2025’te bir çerçeve anlaşması imzaladı. Dönüşümle
tesis, askeri araç ve savunma ekipmanı üretimi için bir merkeze dönüştürülmekte…
Alman DekaBank güncel verilerine göre, savunmaya yatırılan her 1 Euro, değer zincirinde iki katı
üretimi tetikliyor. Çin rekabeti yüzünden otomotivde 350 bin iş kaybı korkusu yaşayan Avrupa,
savunma sanayindeki bu dönüşümle 760 bin yeni vasıflı işçi istihdamı yaratma potansiyeli (Kearney
verisi) bekliyor.
Böylece; küresel rekabetin acımasız baskısından kurtulmaya çalışan Otomotiv sektörü, savunmada
ulusal tedarik sayesinde korunuyor ve 2040’a uzanan uzun vadeli çıkış bulması mümkün hale
gelecek…
2022 makalesinde sorduğum “Sürdürülemez paradigmanın yerini ikame edecek yeni bir dünya nasıl
inşa edilecek?” sorusunun cevabı, ne yazık ki insanlığı kurtaracak yeşil dönüşüm dalgasıyla gelmedi.
Küreselleşmeyi bireye indirgemeyi, çevre sorunlarını çözmeyi tartışırken; egemen güçlerin
hegemonyası dünyayı yeni bir militarizm çılgınlığına sürüklüyor…
Bugün otomotiv fabrikalarının tank ve İHA üretimine geçmesi, sadece ekonomik bir rasyonalite veya
işçilerin istihdamını kurtarma hamlesinden ibaret değil…
Bu dönüşüm, küresel sistemin kılcal damarlarına kadar sızan savaş hazırlığının de habercisi.
Savaş tamtamları çalıyor, üretim bantları yön değiştiriyor ve dünya, barışın ekonomisinden savaş
lojistiğine doğru hızla sürükleniyor.
Küreselleşmenin getirdiği geçici refah illüzyonu biterken, insanlık artık askeri-endüstriyel kompleksin
yeni ve acımasız kurallarıyla yüzleşmek zorunda.

ABDULLAH AYAN

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP
rk
rk