İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN GÖSTERİLMEYEN NEDENİ: PLANLI ESKİTME
Bayramın son günü…
Akdeniz kıyısında oturmuş denizi seyrediyordum. Hava ne sıcak ne de soğuktu. Günün yorgunluğu yerini hafif bir serinliğe bırakmış, deniz ise tüm sakinliğiyle karşımda uzanıyordu.
O sırada arkada Yaşar Kurt’un “Korkuyorum Anne, Al Beni İçine” şarkısı çalmaya başladı.
Bazen bir şarkı insanı yıllar öncesine götürür, bazen de yaşadığı zamana daha dikkatli bakmasını sağlar. O an, denizin güzelliğine rağmen gözden kaçırdığımız şeyleri düşünmeye başladım.
Mikroplastikleri…
Kıyılara vuran atıkları…
Her geçen yıl artan tüketimi…
Ve ardından iklim değişikliğini…
Sonra aklıma şu soru geldi:
Bize sürekli karbon ayak izimizi anlatıyorlar da, bu kadar atığın neden ortaya çıktığını neden yeterince konuşmuyoruz?
DENİZİN GÖSTERDİĞİ GERÇEK
Mersin Limanı’nın yakınında otururken deniz ilk bakışta tüm güzelliğiyle karşımızda duruyor. Ancak biraz dikkatli bakıldığında görünmeyen bir başka tablo da ortaya çıkıyor. Mikroplastikler, kıyılara vuran atıklar, tüketim kültürünün geride bıraktığı izler…
Bugün denizlerde gördüğümüz kirlilik yalnızca bir çevre sorunu değildir. Aynı zamanda üretim ve tüketim sisteminin çevreye bıraktığı ekonomik ayak izidir.
Belki de Akdeniz’in kıyısında gördüğümüz her plastik parçası, yalnızca çevre kirliliğinin değil, aşırı üretim ve aşırı tüketim üzerine kurulu ekonomik sistemin de kıyıya vurmuş halidir.
PLANLI ESKİTME NEDİR?
Planlı eskitme kavramı yaklaşık bir asırdır tartışılıyor. En çok bilinen örneklerden biri ampul üreticileriyle ilgili tartışmalardır. Üreticiler zamanla uzun ömürlü ürünlerin satışları sınırlandırdığını fark etmiş, ürünlerin daha sık yenilenmesini teşvik eden bir üretim anlayışı gelişmiştir.
Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında reklamcılığın, modanın ve kitlesel tüketim kültürünün yaygınlaşmasıyla birlikte planlı eskitme modern ekonominin önemli araçlarından biri haline gelmiştir.
Ürünler yalnızca ihtiyaçları karşılamak için değil, belirli aralıklarla yeniden satın alınacak şekilde tasarlanmaya başlanmıştır.
AŞIRI ÜRETİM VE AŞIRI TÜKETİM DÖNGÜSÜ
Planlı eskitme yalnızca daha fazla ürün satmanın bir yöntemi değildir.
Daha fazla üretimin, daha fazla tüketimin ve daha fazla kârın devamlılığını sağlayan bir mekanizmadır.
Bir ürün daha kısa sürede yenilendiğinde yerine yenisi üretilir.
Yeni üretim daha fazla hammadde kullanımı demektir.
Daha fazla hammadde daha fazla enerji tüketimi demektir.
Üretilen ürünlerin taşınması daha fazla lojistik faaliyet ve daha fazla yakıt kullanımı anlamına gelir.
Daha fazla yakıt ise daha fazla karbon salımı demektir.
Bu nedenle planlı eskitme yalnızca atık üretimini artırmaz; enerji tüketimini, taşımacılığı, fosil yakıt kullanımını ve karbon emisyonlarını da artırır.
YEŞİL DÖNÜŞÜMÜN EKSİK HALKASI
Bugün geri dönüşüm konuşuluyor.
Karbon ayak izi konuşuluyor.
Su ayak izi konuşuluyor.
Bunların tamamı önemlidir.
Ancak ürünlerin neden daha uzun ömürlü üretilmediği yeterince konuşulmuyor.
Oysa en çevreci ürün çoğu zaman geri dönüştürülen değil, uzun yıllar kullanılan üründür.
Bu nedenle planlı eskitme tartışılmadan yapılan yeşil dönüşüm tartışmaları eksik kalmaktadır.
İKLİM KRİZİNİN GÖSTERİLMEYEN BOYUTU
Bana göre günümüzde küresel iklim krizinin en önemli nedenlerinden biri aşırı üretim ve aşırı tüketimdir.
Aşırı üretim daha fazla enerji tüketimi yaratmaktadır.
Aşırı üretim daha fazla taşımacılık yaratmaktadır.
Aşırı üretim daha fazla fosil yakıt kullanımına yol açmaktadır.
Aşırı üretim daha fazla atık üretmektedir.
Planlı eskitme ise bu süreci besleyen temel araçlardan biridir.
Bu nedenle planlı eskitme yalnızca bir pazarlama stratejisi ya da tüketim tercihi değildir. Aynı zamanda çevresel sonuçları olan bir ekonomi politikası meselesidir.
Belki de iklim değişikliğinin gösterilmeyen nedeni tam olarak burada yatmaktadır.
Bize karbon ayak izimizi gösteriyorlar.
Ancak üretimin ve tüketim sisteminin çevresel ayak izini yeterince göstermiyorlar.
Oysa iklim değişikliğini yalnızca tüketici davranışlarıyla açıklamak mümkün değildir.
İklim krizini anlamak istiyorsak aşırı üretim ve aşırı tüketim döngüsünü; bu döngüyü besleyen planlı eskitme mekanizmasını da tartışmak zorundayız.
Çünkü planlı eskitme sorgulanmadıkça, yeşil dönüşüm eksik kalmaya devam edecektir.
Belki de artık karbon ayak izinden önce, üretim ayak izini konuşmanın zamanı geldi de geçiyor.
Planlı eskitme kapitalizmin gözden kaçırılan en önemli aracı…

Prof. Dr. Erkan AKTAŞ
UNCATEGORİZED
8 saat önceGENEL
2 gün önceYEREL-
5 gün önceEKONOMİ
5 gün önceGENEL
5 gün önceGENEL
5 gün önceSPOR
7 gün önce
1
YENİ BİR ÇAĞIN EŞİĞİNDE: AVRUPA VE ORTA DOĞU’DA STRATEJİK UYANIŞ VE DEMOKRATİK BİRLİK
2905 kez okundu
2
SİYASİ PARTİLERİMİZ – 2: AK PARTİ
2594 kez okundu
3
ANILARLA YAŞAMAK
2518 kez okundu
4
Söz Ver, Ama Tut: Gençlere ve İş Dünyasına Notlar
2452 kez okundu
5
Başkan Deniz, sınıfı geçti
2351 kez okundu