AVM’LER KARŞISINDA KENT MERKEZLERİ NASIL AYAĞA KALKAR?

AVM’LER KARŞISINDA KENT MERKEZLERİ NASIL AYAĞA KALKAR?

ABONE OL
Mayıs 30, 2026 16:22
AVM’LER KARŞISINDA KENT MERKEZLERİ NASIL AYAĞA KALKAR?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Arife günü biraz şehir merkezini dolaştım; bazı esnaf arkadaşlara uğrayıp sohbet ettim. Biraz da kendim için bayram alış verişi yaptım. Atatürk Caddesi, Silifke Caddesi, İstiklal Caddesi, Zeytinlibahçe Caddesi ve Kuvayi Milliye Caddelerini dolaştım. Buralar Mersin’in alış veriş kalbi diyeceğimiz caddeler; ancak o eski kalabalıklar yok. Şehir Merkezi (Downtown) kan kaybediyor. Görüştüğüm esnaflar çok dertli.

Dolaşırken kendi aralarında konuşan esnaflara kulak misafiri oldum; konuştukları hep “çarşı nasıl ayağa kaldırılır”.

Aslında buraların ayağa kalkması için esnafların kafasında çözümler çok; onları dinlemek gerekiyor. Yetkililer ve etkililer biraz bu caddeleri dolaşıp esnafla sohbet etsin, ama gövde gösterisi yapar gibi arkalarında kalabalıklarla değil; yanında not alacak ve konuyla ilgili birileri olsun yeter. Böyle olursa esnaflar gerçekten çözüm sağlanma konusundaki samimiyete inanır. Bu konuya hayli zaman ayırmalı yetkili ve etkililer.

Daha sonra AVM’leri dolaştım; AVM’lerin etrafındaki yoğun trafik ve içerideki insan kalabalıkları durumu açıkça gösteriyor.

Yazımın başlığı da zaten “AVM’LER KARŞISINDA KENT MERKEZLERİ NASIL AYAĞA KALKAR?”

Bu konuda çözüm önerileri sunan bir çok yazım var; dileyen ayhankiziltan.com ya da imecegazetesi.com adreslerinden okuyabilir.

ŞEHIRLER YALNIZCA BETONLA DEĞIL, YAŞAYAN SOKAKLARIYLA AYAKTA KALIR 

Bir şehrin gerçek kalbi neresidir?

Sadece yüksek binaların yükseldiği alanlar mı?

Sadece büyük yatırımlar mı?

Sadece geniş yollar mı?

Sadece AVM’ler mi? 

Tabi ki hayır. Bir kentin gerçek kalbi;

insanların yürüdüğü,

karşılaştığı,

alışveriş yaptığı,

oturduğu,

konuştuğu,

nefes aldığı kent merkezidir.

Bugün Türkiye’nin birçok kentinde olduğu gibi Mersin’de de çok önemli bir dönüşüm yaşanıyor.

Kent merkezleri yavaş yavaş müşteri kaybediyor.
Küçük esnaf zorlanıyor.
İnsanlar şehir merkezlerinden uzaklaşıyor.
Ticaret AVM’lere kayıyor.

Çünkü vatandaş artık önce şunları düşünüyor:

Çarşıya nasıl ulaşacağım?

Arabamı nereye koyacağım?

Tuvalet ihtiyacını nerede gidereceğim?

Güneşten nasıl korunacağım?

Yağmurdan nasıl korunacağım?

KENT MERKEZLERİNİN EN BÜYÜK SORUNU: ERİŞİLEBİLİRLİK

Bugün birçok insan kent merkezine gitmek istemiyor değil.
Gitmekten vazgeçiyor.

Neden?

Çünkü:

trafik yoğun,

park yeri yok,

yol kenarları düzensiz,

kısa süreli park imkânı sınırlı,

alternatif otopark yetersiz,

toplu taşıma ise çoğu zaman yeterince güçlü değil.

Sonuçta vatandaş:

“Merkezde yarım saat park yeri arayacağıma AVM’ye giderim” diyor.

Ve haklı görüyor kendisini; haklı da.

Çünkü AVM ona:

kolay ulaşım,

ücretsiz otopark,

güvenlik,

düzen,

konfor

sunuyor.

Kent merkezi ise giderek stres üreten bir alana dönüşüyor.

OYSA KENT MERKEZİ SADECE TİCARET DEĞİLDİR

Bu mesele yalnızca esnaf meselesi değildir.

Kent merkezleri:

şehrin hafızasıdır,

sosyal hayatıdır,

kültürüdür,

kamusal yaşamıdır.

Bir şehir kent merkezini kaybetmeye başladığında;
Sadece mağazalarını değil, şehir ruhunu da kaybetmeye başlar.

Yerel işletmeler kapanır.
Sokak kültürü zayıflar.
İnsan hareketi azalır.
Kamusal yaşam AVM koridorlarına sıkışır.

Şehirler birbirine benzemeye başlar.

Oysa gerçek şehir hayatı kontrollü kapalı alanlarda değil, yaşayan sokaklarda oluşur.

ÇÖZÜM YASAK DEĞİL, AKILLI PLANLAMADIR

Bugün en büyük hata şu:

Alternatif üretmeden kısıtlama yapmak.

Oraya park etme, buraya park etme;

Nereye park etsin insanlar da çarşıyı dolaşsın?

Oysa çağdaş şehircilik şunu söyler:

Önce erişimi kolaylaştır, sonra düzenle.

Yani:

önce otopark üret,

önce toplu taşımayı güçlendir,

önce yönlendirme sistemlerini kur,

önce çevre bağlantılarını tamamla.

Daha sonra trafik yönetimi uygulanır.

Aksi halde yapılan her yasak, vatandaşı AVM’ye yönlendirir.

KENT MERKEZLERİ NASIL AYAĞA KALKAR?

Öncelikle şehir merkezleri yeniden erişilebilir hale getirilmelidir.

ÇEVRE OTOPARK HALKALARI OLUŞTURULMALI

Kent merkezinin çevresinde:

çok katlı,

uygun fiyatlı,

güvenli,

yürünebilir bağlantılı

otopark alanları oluşturulmalıdır.

Amaç araçları merkezin dışına yönlendirirken, insanı merkezde tutmaktır.

KISA SÜRELİ PARK ÜCRETSİZ OLMALI

İlk 30-45 dakika ücretsiz park uygulaması, esnaf için hayatidir.

Çünkü esnafın ihtiyacı uzun süreli araç park edilmesi değil, yüksek müşteri sirkülasyonudur.

ÇALIŞANLARIN VE ESNAFLARIN ARAÇLARI MERKEZ DIŞINA ALINMALI

Yol kenarlarını gün boyu işgal eden araçların önemli bölümü:

çalışanlar,

ofis personeli,

esnaflar,

uzun süreli kullanıcılar.

Müşteri ile çalışan parkı ayrıştırılmalıdır.

AKILLI YÖNLENDİRME SİSTEMİ KURULMALI

İnsanlar çoğu zaman park yeri olmadığı için değil, boş yerin nerede olduğunu bilmediği için trafikte dolaşıyor.

Dijital yönlendirme sistemleri artık zorunluluktur.

KENT MERKEZİ YAŞAM ALANINA DÖNÜŞTÜRÜLMELİ

Sadece alışveriş değil:

kültür,

yeme içme,

yürüyüş,

sanat,

gece yaşamı

kent merkezine geri dönmelidir.

Çünkü insanlar yalnızca alışveriş için değil, yaşamak için de şehir merkezine gelir.

AÇIK HAVA AVM MODELİ: KENT MERKEZLERİ İÇİN YENİ NESİL ÇÖZÜM

Bugün dünyada birçok şehir, kent merkezlerini klasik yöntemlerle değil, “açık hava AVM” modeliyle yeniden canlandırmaya çalışıyor.

Bu modelin mantığı çok basit:

AVM’nin:

düzenini,

konforunu,

güvenlik hissini,

cazibesini

alıp, bunu gerçek şehir sokaklarına taşımak.

Yani kapalı beton kutular yerine; yaşayan kent caddelerini modernleştirmek.

Özellikle alışveriş yoğunluğu yüksek ana caddeler:

kaliteli kaldırım düzenlemeleri,

gölgelendirme sistemleri,

estetik kent mobilyaları,

cep otoparklar,

kontrollü trafik akışı,

güçlü aydınlatmalar,

yeme içme alanları,

modern tuvaletler,

sokak etkinlikleri,

sanat ve kültür noktaları

ile birer “yaşam koridoruna” dönüştürülebilir.

Böylece insanlar yalnızca alışveriş için değil;

gezmek,

vakit geçirmek,

sosyalleşmek,

şehir deneyimi yaşamak 

için de kent merkezine gelir.

AVM’lerin başarısının önemli nedeni budur:
İnsanlara yalnızca ürün değil, “deneyim” sunmaları.

Oysa kent merkezleri bunu çok daha güçlü yapabilir.

Çünkü kent merkezlerinde:

gerçek sokak vardır,

gerçek şehir vardır,

tarih vardır,

kimlik vardır,

kent kültürü vardır,

spontane yaşam vardır.

Kapalı AVM’lerin hiçbir zaman tam anlamıyla oluşturamayacağı şey de budur.

Özellikle Mersin gibi:

iklim avantajı olan,

sahil kültürü bulunan,

yürünebilir akslara sahip,

sosyal yaşam potansiyeli yüksek

şehirlerde açık hava AVM modeli büyük fırsatlar sunabilir.

Belirli ticaret akslarının:

modern kent estetiğiyle,

güçlü erişim sistemiyle,

otopark entegrasyonuyla,

yaya öncelikli planlamayla

yeniden düzenlenmesi, kent merkezlerini yeniden cazibe merkezi haline getirebilir.

MESELE SADECE TRAFİK DEĞİL, KENTİN GELECEĞİDİR

Bugün dünyada başarılı şehirler:

insan odaklı,

erişilebilir,

yaşayan kent merkezleri

oluşturmaya çalışıyor.

Çünkü güçlü şehirler yalnızca büyük binalarla değil,
canlı kamusal hayatla büyür.

Eğer kent merkezlerini yaşatamazsak,
şehirler zamanla birbirine benzeyen tüketim koridorlarına dönüşür.

Ama doğru planlama yapılırsa; kent merkezleri yeniden:

ticaretin,

kültürün,

sosyal hayatın,

şehir kimliğinin

kalbi olabilir.

Ve unutulmamalıdır ki:

Bir şehrin gerçek zenginliği,
yalnızca yapılan binalarda değil,
yaşayan sokaklarında saklıdır.

Umarım Kurban Bayramı herkes için iyi geçmiştir; nice mutlu bayramlara ulaşmak dileğiyle esenlikler diliyorum.

AYHAN KIZILTAN

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP
rk
rk