Hadi Oradan!
Son yıllarda dikkatimi çeken bir şey var:
Değerlerden daha çok söz edilir oldu ama değerlerin kendisi giderek görünmez hale geldi.
Nereye dönsek dürüstlükten, adaletten, sadakatten, merhametten bahsediliyor. Televizyon ekranlarında, kürsülerde, sosyal medya paylaşımlarında, sohbet masalarında herkes erdemlerin savunucusu gibi konuşuyor.
Fakat hayatın içine baktığımızda, söylenenlerle yaşananlar arasındaki uçurum her geçen gün biraz daha büyüyor.
Galiba çağımızın en büyük çelişkisi de burada başlıyor.
Artık insanlar ne olduklarından çok ne görünmek istediklerine yatırım yapıyor.
Dürüst görünmek, dürüst olmaktan…
Vicdanlı görünmek, vicdan sahibi olmaktan…
Başarılı görünmek, emek vererek başarmaktan…
İnançlı görünmek, inandığı değerlerin gereğini yerine getirmekten daha önemli hale geliyor.
Bunun sonucu olarak da toplumda ciddi bir güven krizi yaşanıyor.
Çünkü güven, bir milletin görünmeyen sermayesidir.
Ekonomik krizler aşılır.
Yollar yapılır.
Binalar yükselir.
Teknoloji gelişir.
Ama güven yıkıldığında onu yeniden inşa etmek yıllar alır.
Bugün insanların birbirine kuşkuyla bakmasının, dostlukların zayıflamasının, komşulukların eski sıcaklığını kaybetmesinin, kurumlara olan güvenin azalmasının temelinde biraz da bu vardır.
Çünkü insanlar artık sözlere değil, yaşananlara bakıyor.
Bir yanda adaletten bahsedenler…
Öte yanda haksızlığa sessiz kalanlar…
Bir yanda ahlâk dersi verenler…
Öte yanda menfaat söz konusu olduğunda bütün ilkelerini rafa kaldıranlar…
Bir yanda kardeşlik söylemleri…
Öte yanda en küçük çıkar çatışmasında birbirini yok sayanlar…
Bu tablo yalnızca bireylerin sorunu değildir.
Bu, aynı zamanda bir kültür meselesidir.
Çocuklarımıza dürüstlüğü anlatırken yalan söylemeyi normalleştiriyorsak…
Adaleti öğretirken torpile göz yumuyorsak…
Merhameti överken güçsüzü görmezden geliyorsak…
Sadakati savunurken çıkarımıza göre saf değiştiriyorsak…
Sorun sadece kişilerde değil, değerleri yaşatma biçimimizdedir.
Çünkü toplumlar söyledikleriyle değil, uyguladıklarıyla şekillenir.
Tarih boyunca medeniyetleri ayakta tutan şey yalnızca ekonomik güç ya da askerî başarı olmamıştır.
Asıl güç; güven, adalet ve ahlâk duygusudur.
Bu duygular zayıfladığında en güçlü yapılar bile içeriden çürümeye başlar.
Bugün belki de yeniden hatırlamamız gereken şey şudur:
Dürüstlük bir slogan değildir.
Sadakat bir sosyal medya paylaşımı değildir.
Merhamet bir gösteri değildir.
Adalet ise yalnızca bize lazım olduğunda savunulacak bir kavram hiç değildir.
Bunlar hayatın her alanında uygulanabildiği ölçüde anlam kazanır.
Aksi halde ağızdan çıkan her söz, kulağa hoş gelen ama hiçbir karşılığı olmayan bir gürültüden ibaret kalır.
Dürüstlük nutukları atıp yalanın gölgesinde yaşayanlara…
Sadakat masalları anlatıp ilk fırsatta ihanet edenlere…
Merhameti dilinden düşürmeyip başkalarının acısından beslenenlere…
Adalet üzerine ahkâm kesip hak yiyenlere…
Onurdan ve şahsiyetten söz edip çıkar uğruna eğildikçe eğilenlere…
Helal kazançtan bahsedip başkalarının emeği üzerinden geçinenlere…
Allah korkusundan söz edip menfaati uğruna iftira atmaktan çekinmeyenlere…
Dostluk türküleri söyleyip ilk rüzgârda arkadaş satanlara…
Ve her dönemin adamı olup hiçbir zaman kendi karakterinin adamı olamayanlara…
Bir çift sözüm var:
İnsanları bir süre kandırabilirsiniz.
Kalabalıkları etkileyebilirsiniz.
Alkışlar toplayabilirsiniz.
Fakat hayatın en şaşmaz mahkemesi zamandır.
Zaman; makam tanımaz, servet tanımaz, unvan tanımaz.
Zaman, herkesin gerçek yüzünü ortaya çıkarır.
Ve günün sonunda insanlar söylediklerinizi değil, yaşadıklarınızı hatırlar.
Onun için erdemden söz etmeden önce erdemli olun.
Adaleti savunmadan önce adil olun.
Sadakat beklemeden önce sadık olun.
Merhamet istemeden önce merhamet gösterin.
Çünkü karakter; anlatılan değil, yaşanandır.
Ve unutmayın…
Maskeler alkış toplayabilir.
Sıfatlar makam kazandırabilir.
Güç korku yaratabilir.
Ama saygıyı yalnızca karakter kazanır.
Gerisi mi?
Hadi oradan!
MEHMET OK
EKONOMİ
1 gün önceYEREL-
4 gün önceGÜNDEM
8 gün önceGÜNDEM
11 gün önceGENEL
11 gün önceDÜNYA
11 gün önceUNCATEGORİZED
13 gün önce
1
TİSAN DAVASINDA GÖZLER YENİDEN KEŞİF SÜRECİNDE
4127 kez okundu
2
YENİ BİR ÇAĞIN EŞİĞİNDE: AVRUPA VE ORTA DOĞU’DA STRATEJİK UYANIŞ VE DEMOKRATİK BİRLİK
2921 kez okundu
3
SİYASİ PARTİLERİMİZ – 2: AK PARTİ
2611 kez okundu
4
ANILARLA YAŞAMAK
2540 kez okundu
5
Söz Ver, Ama Tut: Gençlere ve İş Dünyasına Notlar
2468 kez okundu