MERSİN’DE HER ŞEY TAMAM, SIRA DENİZDE Mİ?

MERSİN’DE HER ŞEY TAMAM, SIRA DENİZDE Mİ?

ABONE OL
Nisan 19, 2026 17:09
MERSİN’DE HER ŞEY TAMAM, SIRA DENİZDE Mİ?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Evet…
Mersin’in bütün sorunları çözüldü.

Yollar tamam.
Trafik sorunsuz.

Metro yapıldı, hizmete girdi.

Altyapı kusursuz.
Dereler ıslah edildi.
Otopark sorunu yok.

Evet…
Her şey tamamlandı.

Şimdi sıra denizde.

Ama bir durup sormak gerek:

Bu kentin gerçekten öncelikleri bunlar mı?

Mersin’in en temel sorunlarından biri ulaşımdır.
Hızlı, güvenli ve erişilebilir bir toplu taşıma sistemi hâlâ sağlanabilmiş değildir.

Kentte hızla artan motosiklet sayısı yalnızca kurye faaliyetlerinden kaynaklanmıyor.
Aksine, birçok yurttaş ulaşımda yaşadığı çaresizlik nedeniyle motosiklete yönelmek zorunda kalıyor.

Bu tablo bize açık bir gerçeği gösteriyor:
Ulaşım sorunu çözülmeden yapılan her yeni yatırım, eksik bir çözüm üretir.

Mersin, inşaat ekonomisinde Türkiye’nin önde gelen kentlerinden biri haline geldi.
Ancak buna rağmen konut fiyatları ve kiralar hızla arttı, erişilebilirlik ciddi biçimde azaldı.

Bugün gelinen noktada,
asgari ücretle geçinen bir yurttaşın kent merkezinde yaşaması giderek zorlaşmaktadır.

Adeta dar gelirli kesimler kentin dışına itilmekte,
toplu konut anlayışı bu ayrışmayı daha da derinleştirmektedir.

Öte yandan sahil gibi kamusal alanlarda da benzer bir tablo görülmektedir.
Birçok yurttaş sahile gelmekte, ancak belediye işletmelerinde bir şey tüketememekte,
sadece çevrede oturmakla yetinmektedir.

Bu durum bize şunu göstermektedir:
Kentteki mekânsal ve ekonomik eşitsizlik giderek daha görünür hale gelmektedir.

Daha önce metro tartışmalarında da benzer bir süreç yaşanmadı mı?

O dönemde birçok uzman,
metronun maliyetinin yüksek olduğunu,
daha uygun ve sürdürülebilir alternatif olarak hafif raylı sistemlerin değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Ancak bu görüşler yeterince tartışılmadı.

Sonuç ne oldu?

Metro yapılmadı…
Ama güçlü bir algı yönetimi yapıldı.

“Biz istedik, izin verilmedi” söylemi kaldı.

Bugün benzer durumları farklı alanlarda da görmüyor muyuz?

MIP genişlemesi gibi kritik konularda,
Atatürk Parkı gibi kamusal alanlara ilişkin kararlarda
yeterli düzeyde bir toplumsal tartışma zemini oluşturulmadı.

Oysa bu tür kararlar;
hem halkın görüşüne sunulmalı,
hem de uzmanlar tarafından açık şekilde tartışılmalıdır.

Bu yapılmadığında ortaya çıkan tablo nettir:

Kararlar alınır,
sonra bu kararlar topluma anlatılır.

Ne yazık ki bu süreçlerde kamuoyu,
çok kolay bir şekilde algı yönetimiyle yönlendirilebilmektedir.

Şimdi benzer bir yaklaşım sahilde mi karşımıza çıkıyor?

Elbette kent merkezinde denize erişim sağlanması önemli bir ihtiyaçtır.
“Plaj Mersin” projesi doğru planlanırsa turizme katkı da sunabilir.

Ancak bu tür projeler;

Önce uzmanlar tarafından kamuoyu önünde tartışılmalı,

Artıları ve eksileri açıkça ortaya konulmalı,

ÇED süreçleri işletilmeli,

Deniz suyu kalitesi, altyapı ve otopark gibi konular analiz edilmelidir.

Ve en önemlisi;

Bu kentte yaşayan insanların görüşü alınmalıdır.

Mersin’in ihtiyacı;
billboardlarla yönetilen bir algı değil,
bilimsel, katılımcı ve şeffaf bir yönetişim anlayışıdır.

Bu kent;
projelerin tartışıldığı,
herkesin söz sahibi olduğu bir modelle yönetilmelidir.

Çünkü kentler;
algıyla değil,
akıl ve katılımla büyür.

Erkan AKTAŞ

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP
rk
rk

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.