Bazen ne kadar didinirsen didin, ne kadar sabırla ilmik ilmik örersen ör, o beklenen karşılığı veya huzuru bulamazsın. O an karınca gibi çalışmış olmak sadece bir yorgunluk olarak kalır omuzlarında.
“Deli gönül, dur durak bilmez; karınca gibi bıkmadan, usanmadan ilmik ilmik, bir şeyler üretir, kurar ya da peşinden koşturur.”
Tıpkı karıncanın koca yuvasını küçük adımlarla örmesi gibi, kafaya koyduğu bir fikri veya hayali adım adım inşa etmeye çalışır.
Ben eksik yaptım” demek, olan bitenin sorumluluğunu aldığını gösterir. Ancak bu sorumluluğu bir ceza gibi sırtında taşımak sadece sana zarar verir.
Emek verip karşılığını alamadığını hissetmek, insanın içindeki o hevesi ve enerjiyi bir anda tüketebilir. Sürekli koşturmanın, ince eleyip sık dokumanın ardından gelen bu tükenmişlik hissi oldukça normaldir.
İnsanın içine bir taş gibi oturur hayal kırıklığı; ne söylesen eksik, ne yapsan nafile kalır.
“Bütün o ince detaylar, gösterilen özen ve sabır karşılıksız kaldığında, verilen emeklerin hiç yokmuş gibi hissettirilmesi insanı derinden yaralar.
Oysa bazen ne kadar kusursuz yaparsan yap, dışarıdaki koşullar, zaman veya diğer etkenler o çabanın yerini bulmasına izin vermez. Bu bir eksiklik değil, bazen sadece hayatın akışının o an buna izin vermemesidir.
Kimi zaman elleriyle harikalar yaratmak, kimi zaman da zihnindeki tasarımları gerçeğe dönüştürmek için durmaksızın çalışır. İnsan elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıp karşılığını alamayınca, hatayı hep kendinde arar; ‘Acaba nerede eksik bıraktım?’ diye kendi kendini yer bitirir.
“Hayatta bazı eksikler sonradan tamamlanır, bazı hatalar ise sadece bir sonraki adım için birer derse dönüşür.
Haklısın… Geçmiş geri gelmez, orası kesin. Zaten insanı en çok yoran da, gitmiş bir anın ya da eksik bırakılmış bir işin pişmanlığını bugünün omuzlarında taşımaya çalışmaktır.”
Zamanı geriye sarıp o adımı yeniden atma şansımız ne yazık ki yok. Yapılanlar, yaşananlar geride kaldı.Olanı değiştirememek bir mahkumiyet değil, aksine artık o hatanın yükünden sıyrılma vaktinin geldiğini söyleyen sessiz bir hatırlatmadır.
Geçmişi değiştiremezsin belki ama bugünü nasıl yaşayacağın senin ellerinde. Kendini o hatanın içinde hapsetmek yerine, belki de artık o kapıyı kapatıp biraz olsun dinlenme vaktidir.
Gözleri kapatmak ama uykunun o şefkatli kollarına teslim olmamak; dışarıdan bakıldığında derin bir uykudaymış gibi görünürken, zihnin en hareketli saatlerini yaşamak… “Uyumak gibi yapmak”, insan ruhunun en masum ama bir o kadar da derin kaçış yöntemlerinden biridir. Neden koştuklarını, kimin için yorulduklarını ve hangi rüzgarın önünde sürüklendiklerini bilmeden atılan adımlar, sadece boşlukta yankılanan birer tıkırtıdır.
Gölgeyi bulmak, aslında kişinin kendi özüyle yeniden yüzleşmesidir; fakat ışık arkada kaldığında, en çetin kavga insanın kendi siluetiyle verdiği o görünmez savaşa dönüşür.
Varılamayacağını bile bile yürümek, bilerek bir serabın peşinden gitmektir…
UNCATEGORİZED
16 gün önceDÜNYA
07 Ağustos 2026MAGAZİN
07 Ağustos 2026GÜNDEM
07 Ağustos 2026DÜNYA
07 Ağustos 2026DÜNYA
07 Ağustos 2026GÜNDEM
07 Ağustos 2026
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.