Kıbrıslı sendikacı Burak Maviş: Kıbrıs, savaşın ileri karakolu haline getiriliyor

Kıbrıslı sendikacı Burak Maviş: Kıbrıs, savaşın ileri karakolu haline getiriliyor

ABONE OL
Mart 27, 2026 10:04
Kıbrıslı sendikacı Burak Maviş: Kıbrıs, savaşın ileri karakolu haline getiriliyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Evrensel Gazetesi muhabiri Elif Görgü, Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) Genel Sekreteri Burak Maviş ile İran’a yönelik ABD-İsrail saldırılarıyla başlayan savaşın adayı ve halkları nasıl etkilediğini konuştu.

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a başlattığı saldırılar Ortadoğu’yu yeniden bir savaş alanına dönüştürürken ateşin bölge dışına çıkan ilk kıvılcımları Doğu Akdeniz’deki Kıbrıs Adası’na düştü. İran’ın füze ve İHA saldırısı düzenlediği iddiasıyla ada bir anda savaş gemilerinin limanı haline geldi. Yunanistan, Hollanda, İtalya, Fransa ve hatta bir gün öncesinde “Savaşa hayır” konuşmasıyla dünya gündemine oturan İspanya Başbakanı Sanchez bile adaya savaş gemilerini gönderdi. Güney Kıbrıs’taki İngiliz askeri üssü alarma geçti. Türkiye de kuzeye altı adet F-16 savaş uçağı konuşlandırdığını açıkladı.

Fiili olarak ikiye bölünmüş halkların yıllardır barış ve birlikte yaşam mücadelesi verdiği adanın bir anda sıcak bir savaş üssüne dönüştürülmesi, savaş karşıtı hareketleri de yeniden sokağa çıkardı. Askeri hareketliliğin yoğun olduğu Güney Kıbrıs’ta (Kıbrıs Cumhuriyeti) art arda savaş ve silahlanma karşıtı eylemler yapıldı. Kuzey Kıbrıs’ta da (KKTC) ABD temsilciliği önünde 36 örgütün katılımıyla protesto gerçekleştirildi.

Protestonun katılımcılarından Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) Genel Sekreteri Burak Maviş ile adayı etkileyen gelişmeleri konuştuk.

‘Kıbrıs, kalıcı olarak bir askeri üsler adasına dönüştürülüyor’

ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı saldırılar sonrası kuzeye F-16’lar yerleştirildi, güneyde ise çok sayıda Avrupa ülkesinin savaş gemileri bekliyor, İngiliz üssündeki hareketlilik biliniyor… Bunların “adanın güvenliği” için olduğu açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Kıbrıs’ta neyin hazırlığı yapılıyor sizce?

Kıbrıs’ta artan askeri yığınak, “güvenlik” adı altında sunulsa da gerçekte Ortadoğu’daki çatışmaların lojistik altyapısının bir parçasıdır. Ada, tarafı olmadığımız bir savaşın ileri karakolu haline getiriliyor.

ABD, İsrail ve Avrupa ülkelerinin bölgeye askeri yığınak yapması, İngiliz üslerindeki hareketlilik ve karşılıklı Türk-Yunan askeri dengeleme adımları, Kıbrıs’ın bir güvenlik alanı değil, bir askeri geçiş ve operasyon alanı olarak konumlandırıldığını gösteriyor.

Kısa vadede “önlem” gibi sunulan bu gelişmeler, uzun vadede tehlikeli bir emsal yaratır. Çünkü askeri güç bir kez yerleştiğinde, geri çekilmesi son derece zor olur. Asıl risk de budur: Kıbrıs’ın kalıcı olarak bir askeri üsler adasına dönüşmesi.

‘Kuzeyde savaş bahanesiyle ekonomik haklar kısıtlanıyor’

Kıbrıs’ta artan bu askeri hareketliliğin adanın iki tarafının da toplumsal ve siyasi yaşamına etkisi nasıl oldu?

Askeri hareketlilik, adanın her iki tarafında da güvensizlik duygusunu derinleştiriyor. Toplumsal ve siyasi gündem militarize oluyor, demokratik alan daralıyor.

Halkın gerçek sorunları yoksulluk, eğitim, sağlık geri plana itiliyor. Savaş atmosferi, yönetimlerin sorumluluklarını perdelemek için de kullanılıyor. Örneğin kuzeyde, savaş gerekçe gösterilerek maaş ve ücretlilerin hayat pahalılığı hakkına müdahale edilmek isteniyor. Hükümet savaşı bahane ederek maaş ve ücretlilerin hayat pahalılığı alma hakkını gasbetmek için yasa tasarısı hazırladı. Burada senede iki defa “hayat pahalılığı” ödemesi alma hakkı var. Ocak ve temmuz aylarında veriliyor. Hükümet, mart 2026-ocak 2027 önerdi. Çalışanlar için maddi kayıp demek oluyor bu. Ayrıca kamu varlıkları “strateji ve güvenlik” adı altında özelleştirmeye açılıyor. Örneğin, 3 bin 500 dönüm alçak orman arazileri “strateji ve güvenlik” adı altında İstanbul Teknik Üniversitesine verildi.

Yani savaş sadece sınırda değil; toplumun içinde, ekonomide ve haklarda da etkisini gösteriyor

‘Sendikalar savaş karşıtı olmak zorundadır’

Sendika olarak savaş karşıtı eylemlerin içindeydiniz. Keza güneyde de yine savaş karşıtı eylemler gerçekleştirildi. Neden işçi ve emekçi örgütleri, sendikalar bu savaşa karşı olmalı? Ve siz bundan sonra nasıl bir mücadele yürüteceksiniz?

Sendikalar savaş karşıtı olmak zorundadır çünkü savaşların bedelini her zaman emekçiler öder. Haklar geriler, gelirler düşer, demokrasi zayıflar.

Bizim güvenlik anlayışımız daha fazla silah değil; daha fazla barış, daha fazla adalet ve daha güçlü kamusal yapıdır.

Kıbrıslılar olarak savaşın ne demek olduğunu biliyoruz. Hâlâ kayıplarını arayan bir toplumuz. Bu yüzden barışın değerini çok iyi biliyoruz. Çözümsüzlük hayal kırıklığı yaratmış olabilir ama barışa olan inancımızı ortadan kaldırmamıştır.

Sendikalar olarak iki toplumlu dayanışmayı güçlendireceğiz. Barışın tek gerçek güvenlik olduğunu her platformda anlatacağız.

İki toplumlu dayanışmayı güçlendireceğiz dediniz, güneydeki örgütlerle bu konuda halihazırda bir çalışmanız var mı?

Savaş karşıtı etkili eylemler güneyde oluyor. Nedeni ise Komünist Partisinin (AKEL) NATO karşıtlığı, İngiliz askeri üslerinin buradaki varlığı ve yabancı misyon şeflerinin güneyde oluşu. AKEL ve işçi sendikası PEO, Kıbrıs Barış Konseyi aracılığı ile eylemler düzenliyorlar. Bizler de dayanışma gösteriyor, destek veriyor, katılım gösteriyoruz.

Özellikle Dünya Sendikalar federasyonu (WFTU) üyesi sendikalar (KTÖS, KTOEÖS, KTAMS, DAÜSEN, BES, Koopsen, DEVİŞ, PEO) arasındaki dayanışma güçlü. 1 Mayıs, 1 Eylül gibi simge ortak mitinglerde bu örgütler aracılığı ile gerçekleştiriliyor.

Kuzeydeki sivil toplum örgütlerinin buradaki ABD ofisi önünde de savaş karşıtı bir basın açıklaması ve protestosu oldu.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP
rk
rk

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.