MERSİN’DE DENİZDE MİKROPLASTİK TEHDİDİ

MERSİN’DE DENİZDE MİKROPLASTİK TEHDİDİ

ABONE OL
Mayıs 11, 2026 22:43
MERSİN’DE DENİZDE MİKROPLASTİK TEHDİDİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

MERSİN’DE DENİZDE MİKROPLASTİK TEHDİDİ

Mersin’in Tece ve Davultepe sahillerinde ortaya çıkan mikroplastik kirliliği artık sıradan bir çevre sorunu değildir. Bu mesele; Mersin’in turizmini, balıkçılığını, tarımını, halk sağlığını ve kent imajını doğrudan etkileyebilecek ciddi bir risk haline gelmiştir.

Kelimeleri özellikle dikkatli seçiyorum. Çünkü Mersin; limanı, tarımı, denizi ve turizm potansiyeliyle Türkiye’nin en önemli kentlerinden biridir. Böyle bir kentte mikroplastik yoğunluğunun tartışılıyor olması bile başlı başına ciddi bir uyarıdır.

Türkiye son yıllarda dünyanın en büyük atık ithalatçılarından biri haline gelmiştir. Eurostat kayıtlarına göre yalnızca Avrupa’dan gelen atık miktarı 12 milyon tonu aşmıştır. Avrupa dışındaki diğer ülkelerden gelen atıklarla birlikte toplam miktarın yaklaşık 18 milyon ton civarında olduğu yönünde değerlendirmeler bulunmaktadır. Elbette bu rakamların teyit edilmesi gerekir. Ancak tablo bile meselenin büyüklüğünü göstermektedir.

Üstelik bu atıkların önemli bir kısmının yeterince işlenmediği, toprağa, havaya ve suya karıştığı yönünde ciddi kaygılar bulunmaktadır.

Son dönemlerde atık ithalatı ve çevresel etkileri konusunda dikkat çekmeye başladım. Ancak ne yazık ki kent büyük ölçüde sessiz kaldı. Şimdi ise ortaya çıkan mikroplastik sorunu ile birlikte bu sürecin sonuçlarını görmeye başladığımız yönünde ciddi soru işaretleri oluşmaktadır.

Elbette deniz kirliliğinin birçok nedeni vardır. Ancak denizde mikroplastiğin bu kadar yaygın hale gelmesinin nedenlerinden birinin atık ithalatı olup olmadığı mutlaka araştırılmalıdır. Eğer böyle bir bağlantı varsa, konu artık yalnızca çevre meselesi değil; doğrudan halk sağlığı, kent ekonomisi ve gelecek kuşakların yaşam hakkı meselesidir.

Burada asıl dikkat çekici olan ise sessizliktir.

Turizmciler neden ses çıkarmıyor?

Kent Konseyleri neden kamuoyu oluşturmuyor?

Belediyeler neden daha güçlü refleks göstermiyor?

Odalar ve borsalar neden sessiz?

Üniversiteler neden kapsamlı araştırmaları hızlandırmıyor?

Tarım ve Orman Bakanlığı neden kapsamlı çalışmalar yürütmüyor?

Valilikler neden kamuoyunu daha güçlü bilgilendirmiyor?

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı neden daha görünür adımlar atmıyor?

Gerçekten bu sessizliği anlamakta zorlanıyorum. Çünkü mesele yalnızca çevre değil; doğrudan Mersin’in ekonomik geleceğidir.

Mersin balıkçılıkta önemli bir noktaya gelmiştir. Turizm açısından büyük bir potansiyele sahiptir. Ancak deniz ekosisteminde oluşabilecek kalıcı bozulmalar, bu kentin ekonomik geleceğini doğrudan etkileyebilir.

Daha da düşündürücü olan ise şudur: Denizde ciddi bir mikroplastik tehdidi tartışılırken, biz hâlâ başka gündemlerle oyalanıyoruz. Plaj projeleri konuşuyoruz ama önce bu denizin gerçekten sağlıklı olup olmadığını tartışmamız gerekiyor. Öncelikli mesele; denizi korumak, temizlemek ve kirliliğin kaynaklarını ortaya koymaktır.

Bu riskin nedenleri bilimsel olarak araştırılmalı, sonuçlar kamuoyuyla paylaşılmalı ve güçlü bir farkındalık oluşturulmalıdır. Mikroplastik konusu yalnızca çevrecilerin değil; turizmcilerin, balıkçıların, çiftçilerin, akademisyenlerin, odaların, belediyelerin ve tüm kamu kurumlarının ortak meselesidir.

Kirlilikte geri dönülmez bir noktaya gelmeden acilen harekete geçmeliyiz. Çünkü mesele yalnızca bugünün değil; ülkemizin, Mersin’in ve Çukurova’nın geleceğidir.

Acil araştırmalar yapılmalı.

Acil önlemler alınmalı.

Acil kamuoyu oluşturulmalı.

Acil eylem planları hazırlanmalıdır.

Acil, acil, acil…

Bu kent sahipsiz değildir.

Prof. Dr. Erkan AKTAŞ

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP
rk
rk

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.