Murat Ülker’den ezber bozan beslenme yazısı: Annem ‘az ye, hep ye’ derdi

Murat Ülker’den ezber bozan beslenme yazısı: Annem ‘az ye, hep ye’ derdi

ABONE OL
Mart 28, 2026 22:10
Murat Ülker’den ezber bozan beslenme yazısı: Annem ‘az ye, hep ye’ derdi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Murat Ülker, kişisel blogunda yayımladığı “Az ye, hep ye derdi annem” başlıklı yazısında beslenme alanındaki yaygın kabulleri, iki ayrı kitap üzerinden ele aldı. Ülker, Prof. Spector’un Kepçeyle Bilgi Çorbası ile Glukoz Devriminden hareketle, beslenmede “ortalama insan” yaklaşımının geçerli olmadığını, standart diyet kalıplarının herkese uymadığını ve gıdaların yalnızca kalori ya da tek bir bileşen üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı Yönetim Kurulu Başkanı ve Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ülker, kişisel blogunda yayımladığı yazısında, beslenme bilimine ilişkin yaygın kabulleri sorgulayan kapsamlı bir değerlendirme yaptı. 

Ülker, yazısının başında, “tam anlayabilmek, gerçekten fikir sahibi olmak” için kitapların tamamının okunması gerektiğini belirtirken, merak uyandırmak amacıyla bazı bölümleri aktardığını ifade etti.

Ülker’in ilk durağı Prof. Spector’un Kepçeyle Bilgi Çorbası adlı çalışması oldu. Yazıda, günümüzde beslenme konusunda ortaya çıkan karmaşanın üç ana sebebe dayandırıldığı aktarıldı: sahte bilim, sonuçların yanlış anlaşılması ve gıda endüstrisinin etkisi. Ülker, bu çerçevede beslenme araştırmalarına ayrılan bütçelerin ilaç sektörüne kıyasla son derece sınırlı kaldığını, tek bir gen ya da tek bir bileşen üzerinden sağlık sonuçlarına ulaşmanın da çoğu zaman yanıltıcı olduğunu aktardı.

Yazıda ayrıca, gıdaların yalnızca yağ, karbonhidrat ve protein gibi ana başlıklarla açıklanamayacağı, her gıdanın çok daha karmaşık bir yapı içerdiği vurgulandı. Muz örneği üzerinden, bir gıdayı yalnızca içindeki tek bir unsur nedeniyle mahkûm etmenin yanlış olduğuna dikkat çekildi. Ülker, bağırsak mikrobiyomuna ilişkin bölümde ise vücuttaki bakteri, parazit ve virüs topluluğunun kişiden kişiye farklılık gösterdiğini, dolayısıyla aynı gıdanın farklı bireylerde farklı etkiler oluşturabileceğini anlattı.

“BESLENME KİŞİSELDİR”

Murat Ülker, yazısında PREDICT adlı geniş kapsamlı bilimsel çalışmanın sonuçlarına da yer verdi. Buna göre, bireylerin aynı gıdaya verdiği metabolik yanıtların birbirinden çok farklı olabildiği, hatta aynı çevreyi paylaşan ikizlerde bile ciddi ayrışmalar görülebildiği ifade edildi. Ülker, bu bulgular üzerinden “standart bir insan beslenmesi ve bünyesi yoktur” sonucunu öne çıkardı.

Yazıda, daha fazla lifli ve bitki bazlı gıdaların tüketilmesi, aşırı şekerli ürünlerin azaltılması gibi genel geçer önerilerin önemini koruduğu, ancak bunun dışında herkese tek tip beslenme reçetesi sunulmasının isabetli olmayabileceği belirtildi.

KAHVALTIDAN YAĞA, VİTAMİNLERDEN GLUTENE UZANAN TARTIŞMALAR

Ülker’in değerlendirmesinde, yaygın beslenme efsaneleri de ayrı başlıklar altında ele alındı. “Kahvaltı günün en önemli öğünüdür” anlayışının arkasında mısır gevreği üreticilerinin etkisinin bulunduğuna dikkat çekilen yazıda, kahvaltının herkes için vazgeçilmez bir öğün olmadığı, bazı kişilerde daha uzun açlık aralıklarının da faydalı olabileceği aktarıldı.

Benzer şekilde, “doymuş yağ kalp hastalığının ana nedenidir” kabulünün de geçmişteki kusurlu araştırmalarla şekillendiği, güncel çalışmaların toplam yağ tüketimini azaltmanın sağlık üzerinde belirgin bir etkisi olmadığını gösterdiği belirtildi. Ülker, bazı büyük araştırmalarda süt ürünleri ve doymuş yağ tüketimi daha yüksek olan gruplarda, daha fazla karbonhidrat tüketenlere kıyasla daha düşük ölüm oranlarıyla ilişki kurulduğunu aktardı.

Takviyeler konusuna da değinen Ülker, vitamin ve mineral desteklerinin sanıldığı kadar etkili olmayabileceğini, hatta aşırı alındığında zarar verebileceğini yazdı. C vitamini, D vitamini ve çeşitli yağda çözünen vitaminler örnek gösterilerek, besinlerin doğal hâliyle alınmasının çoğu zaman takviyelerden daha anlamlı olduğuna işaret edildi. “Domates tüketmek likopen takviyesinden daha çok işe yarar” ifadesi de bu çerçevede öne çıkarıldı.

İŞLENMİŞ GIDA, VEGANLIK VE GLUTENSİZ ÜRÜNLER

Ülker’in yazısında “işlenmiş gıda” kavramı da daha geniş bir çerçevede ele alındı. Dondurma, konserveleme, pişirme ve kurutmanın da gıda işlemenin parçası olduğu; bu nedenle her işlenmiş gıdanın otomatik olarak sağlıksız kabul edilemeyeceği vurgulandı. Özellikle konserveler ile dondurulmuş sebze ve meyvelerin, bazı durumlarda besin değerlerini koruyabildiği ifade edildi.

Veganlık konusunda ise bunun artık yalnızca sınırlı seçeneklerden oluşan bir beslenme tarzı olmadığını belirten Ülker, bitkisel alternatiflerin yaygınlaştığını, ancak yeni çalışmaların et tüketenlerle tüketmeyenler arasında ölüm oranları bakımından belirgin bir fark göstermediğini aktardı. Vejetaryen diyetlerin kilo kaybına kısa vadede katkı sağlayabildiği, ancak birkaç yıl içinde verilen kiloların geri alınabildiği değerlendirmesine de yer verildi.

Glutensiz beslenme eğilimine de değinen Ülker, çölyak ya da nadir görülen buğday alerjileri dışında glutenden kaçınmanın çoğu kişi için gerekli olmadığını vurguladı. Yazıda, glutensiz ürünlerin B12 vitamini, folat, çinko, magnezyum, selenyum ve kalsiyum açısından yetersiz olabildiği; lif eksikliğinin de bağırsak mikrobiyotasını olumsuz etkileyebileceği belirtildi. Uzun vadede bunun kilo ve diyabet riskini artırabileceği görüşü de aktarıldı.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP
rk
rk

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.