‘Ne olmak istiyor bu adam?’
Asıl Soru, Bildiklerini Paylaşanların Neden Bu Kadar Az Olduğu Değil mi?
Mehmet Öğütçü
11 Haziran 2026
Geçtiğimiz günlerde eski bir tanıdık, bana da tesadüfen ulaşan bir yorumunda şöyle diyordu:
“Bu adam nedir böyle? Sürekli televizyonlarda, gazetelerde, dergilerde yazıyor, kitaplar çıkarıyor, konferanslarda konuşuyor, sosyal medyada etkin. Ne olmak istiyor? Neyin peşinde? Maksadı nedir?”
Doğrusu bu yoruma kırılmaktan çok gülümsedim.
Çünkü aslında bu soru sadece bana değil, hayatı boyunca bilgi, tecrübe ve birikim edinmiş, bunları toplumla paylaşmayı görev bilen herkese yöneltilen bir sorudur.
Belki de asıl sorulması gereken şudur:
Neden bilgi ve tecrübeye sahip bu kadar çok insan konuşmuyor, yazmıyor ve öğrendiklerini paylaşmıyor?
Yaptıklarımın Büyük Bölümü Zaten Yurt Dışında
İşin ilginç tarafı, söz konusu edilen faaliyetlerin önemli bir kısmını Türkiye’den çok yurt dışında gerçekleştiriyorum.
Daha birkaç gün önce Moskova’daydım. Dünyanın değişen dengeleri, enerji güvenliği ve jeopolitik üzerine Rusya’nın önde gelen düşünce çevreleri ve karar vericileriyle görüş alışverişinde bulundum.
Düzenli olarak Pekin’de, Şanghay’da ve Çin’in farklı şehirlerinde konuşuyorum.
Londra’da, Washington’da, Brüksel’de, Paris’te, Dubai’de, Riyad’da ve dünyanın birçok merkezinde yatırımcılarla, akademisyenlerle, devlet temsilcileriyle ve iş dünyasıyla bir araya geliyorum.
Uluslararası televizyon kanallarında değerlendirmeler yapıyorum.
Düşünce kuruluşlarıyla çalışıyorum.
Konferanslara katılıyorum.
Oralarda kimse bana,
“Neden konuşuyorsunuz?”
diye sormuyor.
Şunu soruyor:
“Bize ne öğretebilirsiniz?”
İşte iki yaklaşım arasındaki fark tam da burada ortaya çıkıyor.
Yeni Dünyanın En Değerli Sermayesi Bilgi
İnsanlık yeni bir döneme giriyor.
Petrol hâlâ önemli.
Doğal gaz önemli.
Kritik mineraller önemli.
Ama artık bunlardan da değerli bir sermaye var:
Bilgi.
Yapay zekâ ekonomileri yeniden şekillendiriyor.
Teknoloji rekabeti devletlerin kaderini belirliyor.
Jeopolitik kırılmalar yeni ticaret yolları oluşturuyor.
Bu çağda ülkeleri güçlü kılacak olan yalnızca finansal sermaye değil, entelektüel sermayedir.
Ancak bilgi, paylaşılmadığı sürece milli servete dönüşmez.
Kendimize saklanan tecrübe, sahibiyle birlikte kaybolur.
Paylaşılan tecrübe ise gelecek nesillerin sermayesi olur.
İşte ben bunun için yazıyorum.
Bunun için konuşuyorum.
Bir Makam Arayışım Yok
Sorunun cevabı aslında çok basit.
Hayır.
Herhangi bir siyasi angajmanım yok.
Herhangi bir parti aidiyetim yok.
Herhangi bir makam beklentim yok.
Herhangi bir koltuk arayışım da yok.
Tam tersine, geçmişte çeşitli görev tekliflerini, bağımsız çalışma anlayışıma uygun bulmadığım için nazikçe geri çevirdim.
Eğer hedefim makam olsaydı, bunun çok daha kolay yolları vardı.
Hayatım boyunca olabileceğim pek çok şeyi zaten oldum.
Bugün artık unvan peşinde değilim.
Anlam peşindeyim.
Makam peşinde değilim.
Fayda peşindeyim.
Tecrübe Ancak Paylaşıldığında Değerli
Kırk yılı aşkın meslek hayatım boyunca diplomaside, uluslararası enerji ve yatırım dünyasında, özel sektörde ve akademik çevrelerde çalıştım.
Farklı devletleri gördüm.
Farklı kültürleri tanıdım.
Farklı yönetim modellerini inceledim.
Cumhurbaşkanlarıyla…
Başbakanlarla…
Bakanlarla…
Diplomatlarla…
Şirket yöneticileriyle…
Bilim insanlarıyla…
aynı masalarda bulunma imkânım oldu.
Onlardan çok şey öğrendim.
Şimdi bunları kendime saklamanın kimseye faydası olmayacağını düşünüyorum.
Elbette her şeyi bildiğimi iddia etmiyorum.
Hiç kimse her şeyi bilemez.
Ben sadece gördüklerimi, öğrendiklerimi ve paylaşmaya değer bulduklarımı aktarmaya çalışıyorum.
Belki bir gencin ufkunu açar.
Belki bir girişimciye yeni bir bakış açısı kazandırır.
Belki bir karar vericinin daha sağlıklı düşünmesine katkı sağlar.
Belki de hiçbir şeyi değiştirmez.
Ama okyanusa düşen bir damla kadar bile faydası olursa, benim için yeterlidir.
Tartışılması Gereken Niyet Değil, Fikirler
Ne yazık ki bizde insanların söylediklerinden çok neden söyledikleri tartışılıyor.
Fikir yerine niyet konuşuluyor.
Oysa doğru olan tam tersidir.
Katılırsınız.
Katılmazsınız.
Eleştirirsiniz.
Yanlış bulursunuz.
Bunların hepsi doğaldır.
Çünkü fikirler eleştirildikçe gelişir.
Ama her görünürlüğü gizli bir hesapla açıklamaya çalışmak, kamusal tartışma kültürünü fakirleştirir.
Bu anlayış konuşanları susturur.
Susanları çoğaltır.
Oysa bugün ihtiyacımız olan tam tersidir.
Keşke Herkes Bildiğini Paylaşsa
Hayalim şu:
Doktor yalnızca hastasını tedavi etmesin; bilgisini de anlatsın.
Mühendis yalnızca proje üretmesin; deneyimini de aktarsın.
İş insanı yalnızca şirketini büyütmesin; gençlere de yol göstersin.
Diplomat gördüklerini yazsın.
Akademisyen toplumla konuşsun.
Emekli olmuş yöneticiler yılların birikimini sessizce yanlarında götürmek yerine okullarda, üniversitelerde ve gençlerle paylaşsın.
Çünkü toplumlar yalnızca sermaye birikimiyle değil, bilgi ve tecrübe birikimiyle de büyür.
Kenarda oturup sürekli eleştirmekten…
Başkalarını çekiştirmekten…
Hiçbir sorumluluk almadan ahkâm kesmekten…
çok daha değerli olan;
çözüm üretmek,
fikir ortaya koymak
ve somut katkı sağlamaya çalışmaktır.
Cevabım
Sonuçta insanlar zorla kimseyi dinlemez.
Eğer söylediklerinizin bir karşılığı yoksa sizi kimse okumaz, izlemez veya davet etmez.
Varsa da üretmeye devam etmek gerekir.
Kısacası…
Benim amacım bir şey olmak değil. Hayatta olabileceğim pek çok şeyi zaten oldum.
Bugün makam değil, anlam peşindeyim. Unvan değil, fayda peşindeyim.
Ülkeme, bilgi ve tecrübem ölçüsünde küçük de olsa katkı sağlayabilmek istiyorum.
Çünkü gerçek miras, oturduğunuz koltuklar değildir. Gerçek miras; geride bıraktığınız fikirler, yetişmesine katkıda bulunduğunuz insanlar ve ülkenize kattığınız değerdir.
Belki de asıl soru,
“Ne olmak istiyor bu adam?”
değil,
“Bu ülkede bilgi ve tecrübesi olan insanlar neden daha fazla konuşmuyor, yazmıyor ve paylaşmıyor?”
olmalıdır.
Benim cevabım nettir:
Bildiğini paylaşmak bir kariyer planı değil, bir vatandaşlık görevidir.
Bir millet yalnızca sermayesiyle değil, fikirleriyle büyür.
Ve okyanuslar tek bir nehirden değil, sayısız damlanın birleşmesinden oluşur.
Eğer ben de o damlalardan biri olabiliyorsam, benim için en büyük ödül zaten budur.

MEHMET ÖĞÜTÇÜ
EKONOMİ
8 saat önceYEREL-
3 gün önceGÜNDEM
7 gün önceGÜNDEM
10 gün önceGENEL
10 gün önceDÜNYA
10 gün önceUNCATEGORİZED
12 gün önce
1
TİSAN DAVASINDA GÖZLER YENİDEN KEŞİF SÜRECİNDE
4127 kez okundu
2
YENİ BİR ÇAĞIN EŞİĞİNDE: AVRUPA VE ORTA DOĞU’DA STRATEJİK UYANIŞ VE DEMOKRATİK BİRLİK
2918 kez okundu
3
SİYASİ PARTİLERİMİZ – 2: AK PARTİ
2610 kez okundu
4
ANILARLA YAŞAMAK
2539 kez okundu
5
Söz Ver, Ama Tut: Gençlere ve İş Dünyasına Notlar
2467 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.