Rusya’da Putin dönemi bitiyor: Rus elitler isyan etti

Rusya’da Putin dönemi bitiyor: Rus elitler isyan etti

ABONE OL
Mayıs 7, 2026 10:09
Rusya’da Putin dönemi bitiyor: Rus elitler isyan etti
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dünyanın önde gelen yayın organlarından İngiliz The Economist dergisi, Rusya Devlet Başkanı Putin’in ülke üzerindeki hakimiyetini kaybetmeye başladığını yazdı. Dergiye göre, Rus bürokratlar ve elitler artık Ukrayna savaşından “bizim savaşımız” yerine “onun savaşı” olarak bahsediyor ve ilk kez Putin’siz bir gelecek yüksek sesle dillendiriliyor.

07/05/2026 09:51KAYNAK: KARAR

Berfu Kargı

The Economist’te yer alan analizde, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ülkesini siyasi, ekonomik ve ideolojik açıdan çıkmaz bir noktaya taşıdığı değerlendirmesi yapıldı. Makalede, Rusya’da rejimin hâlâ baskı, korku ve güvenlik aygıtı üzerinden ayakta durduğu; ancak artık geleceği tarif etme ve topluma bir yön gösterme kapasitesini kaybetmeye başladığı savunuldu.

Analize göre Moskova’daki üst düzey yetkililer, bölge valileri ve iş insanlarının dilinde dikkat çekici bir değişim yaşanıyor. Daha önce savaş ve Kremlin politikaları için “biz” ve “bizim” ifadeleri kullanılırken, artık kararlar giderek Putin’e ait kişisel bir hikâye gibi anlatılıyor.

“BİZİM SAVAŞIMIZ” DEĞİL, “ONUN HİKÂYESİ”

The Economist’e göre Rus elitlerinin kullandığı dildeki değişim, açık bir isyan anlamına gelmiyor. Ancak bu değişim, iktidar çevrelerinde savaşın ortak bir proje olarak görülme niteliğini yitirmeye başladığını gösteriyor.

Makalede, geçen yıl hâlâ “bizim savaşımız”, “bizim kararımız”, “bizim gündemimiz” gibi ifadeler duyulurken, bugün aynı çevrelerde savaşın “Putin’in savaşı” olarak görülmeye başlandığı belirtildi.

Bu tablo, Rusya’da sistemin hemen çökeceği anlamına gelmese de, Putin’in uzun yıllar boyunca sahip olduğu “geleceği belirleyen lider” algısının zayıfladığına işaret ediyor.

SAVAŞIN MALİYETİ TOPLUMA YAYILDI

Analizde Putin yönetimini zorlayan ilk faktör olarak Ukrayna savaşının büyüyen maliyeti gösterildi.

Savaşın başlangıçta sınırlı bir “özel askeri operasyon” olarak sunulduğu, toplumun büyük bölümünün gündelik hayatına dokunmadan yürütülebileceği varsayıldığı hatırlatıldı. Ancak savaş uzadıkça bu modelin çöktüğü vurgulandı.

The Economist’e göre savaş artık yalnızca cephedeki askerlerin değil, bütün toplumun ödediği bir maliyete dönüştü. Artan enflasyon, yükselen vergiler, ihmal edilen altyapı, sansür, yasaklar ve baskılar Rusya’da gündelik hayatı doğrudan etkiliyor.

Makalede, Rus toplumuna bu maliyet karşılığında ikna edici bir gelecek vaadi sunulamadığı da belirtildi.

ELİTLER ARTIK “KURAL” İSTİYOR

İkinci büyük kırılma başlığı, Rus elitlerinin mülkiyet ve güvence arayışı olarak gösterildi.

Analize göre savaş ve yaptırımlar sonrası sermayesiyle birlikte Rusya’ya dönmek zorunda kalan elitler, daha önce mülkiyet haklarını Batı hukuk sistemleri üzerinden koruyabiliyordu. Londra mahkemeleri, offshore yapılar ve uluslararası tahkim mekanizmaları Rus zenginleri için güvence işlevi görüyordu.

Ancak artık bu imkânların büyük ölçüde ortadan kalktığı, sermaye ve mülkiyet kavgalarının Rusya içinde çözülmek zorunda kaldığı belirtildi. Fakat Rusya’da bu ihtiyacı karşılayacak bağımsız ve güvenilir kurumların bulunmadığı ifade edildi.

The Economist, son üç yılda yaklaşık 5 trilyon ruble değerindeki varlığın özel iş insanlarından alınarak devletleştirildiğini ya da rejime yakın isimlere devredildiğini yazdı. Bu, 1990’lardaki kitlesel özelleştirmelerden bu yana en büyük mülkiyet yeniden dağıtımı olarak nitelendirildi.

PUTİN’İN KURDUĞU DIŞ POLİTİKA ZEMİNİ DE DEĞİŞTİ

Üçüncü başlıkta ise Putin’in bizzat hızlandırdığı jeopolitik dönüşüm ele alındı.

Makaleye göre Rusya kendisini küresel düzeni yeniden şekillendiren bir aktör olarak görse de, gerçekte daha çok mevcut krizin hızlandırıcısı konumuna düştü. Ukrayna savaşı; Batı demokrasilerindeki krizi, popülizmin yükselişini ve küreselleşme yorgunluğunu hızlandırdı.

Ancak bu yeni dünyada Rusya’nın eskiden kullandığı avantajların zayıfladığı savunuldu. Avrupa artık Rus gazına bağımlı değil. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin etkisi azaldıkça Rusya’nın buradaki koltuğunun değeri de düşüyor. Nükleer tehdit dili ise Rusya’nın “denge kurucu güç” iddiasını zedeliyor.

The Economist’e göre kurallı dünya düzeni zayıfladıkça, Putin’in revizyonist siyasetinden elde ettiği avantajlar da azalıyor.

RUSYA KİMLİK KRİZİYLE KARŞI KARŞIYA

Analizde dikkat çeken başlıklardan biri de Rusya’nın yaşadığı kimlik krizi oldu.

Makaleye göre Rusya tarihsel olarak kendisini Avrupa ve Batı ile ilişkisi üzerinden tanımladı. Bazen Batı’ya yetişmeye çalışan, bazen geride kalan, bazen de onunla hesaplaşan bir ülke olarak kendi yönünü belirledi.

Ancak Batı’nın tek ve güçlü bir kültürel-siyasi model olarak krize girmesi, Rusya’nın kendisini karşısında konumlandıracağı eski ekseni de zayıflattı. The Economist, bu nedenle Rusya’nın artık kendi içinden bir anlam ve yön üretmek zorunda olduğunu, fakat mevcut yönetimin bunu sağlayamadığını savundu.

BASKI VAR AMA GELECEK VAADİ YOK

Dördüncü faktör olarak ise artan ideolojik kontrol ve baskı mekanizmasının topluma artık bir karşılık sunmaması gösterildi.

Putin döneminin önceki toplumsal sözleşmesinde devletin vatandaşın özel hayatına fazla karışmadığı, vatandaşın da siyasetten uzak durduğu bir denge vardı. Buna karşılık sistem, tüketim, hizmet ve görece konfor sunabiliyordu.

The Economist’e göre bu denge artık çöktü. Devlet daha fazla sansür, daha fazla yasak, daha fazla ideolojik müdahale ve daha fazla baskı istiyor. Buna karşılık topluma ne refah ne de inandırıcı bir gelecek sunabiliyor.

Makalede, Rusya’daki baskının asıl sorununun yalnızca sertlik değil, “amaçsız baskı” olduğu değerlendirmesi yapıldı. İnsanlardan sadakat isteniyor ancak bu sadakatin hangi gelecek için talep edildiği açıklanamıyor.

PUTİN İÇİN “ZUGZWANG” BENZETMESİ

The Economist, Putin’in içinde bulunduğu durumu satrançtaki “zugzwang” kavramıyla anlattı. Bu kavram, oyuncunun yapacağı her hamlenin pozisyonunu daha da kötüleştirdiği durumu ifade ediyor.

Analize göre Putin iktidarda kaldığı sürece sistem varlığını sürdürebilir. Ancak Putin’in sistemi korumak için attığı her adım aynı zamanda çürüme sürecini hızlandırıyor.

Daha fazla baskı, yeni bir savaş ya da daha sert ideolojik kontrol, kısa vadede iktidarı ayakta tutabilir. Ancak makaleye göre bu hamlelerin hiçbiri Rusya’da iktidar ile gelecek arasındaki kopuşu onaramaz.

“RUSLAR PUTİN SONRASINI DÜŞÜNMEYE BAŞLADI”

The Economist’in en çarpıcı değerlendirmesi, Rusya’da ilk kez Putin sonrası bir geleceğin daha fazla düşünülmeye başladığı yönünde.

Makaleye göre bu, yakın bir rejim değişikliği anlamına gelmiyor. Otoriter sistemin elinde hâlâ güvenlik aygıtı, baskı mekanizmaları ve kurumsal kontrol bulunuyor. Ancak Putin’in en güçlü olduğu alanlardan biri olan “geleceği temsil etme” yeteneği aşınıyor.

Analiz, Putin’in savaşı sistemi korumak için başlattığını, ancak savaşın artık o sistemin geleceğini tartışmalı hale getirdiğini savunuyor. The Economist’e göre Rusya’da mesele artık yalnızca Putin’in ne karar vereceği değil; Putin’in olmadığı bir geleceğin nasıl şekilleneceği sorusu haline geliyor.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP
rk
rk

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.