SANDIK VAR, AMA İRADE NEREDE?
Demokrasi yalnızca sandığın kurulması değildir.
Demokrasi; sandığa giden insanın iradesine saygı duyulması, verdiği oyun sonucunun kabul edilmesi ve herkesin hukuk karşısında eşit olduğuna inanabilmesidir.
Bugün ise insanın aklına ister istemez bazı sorular geliyor.
Bir siyasi aktör tutuklanıyor.
Bir başkası siyasi hayatın dışına itiliyor.
Seçilmiş bir isim görevinden uzaklaştırılıyor.
Seçim sonuçları tartışmaya açılıyor.
Sonra yeniden sandık deniyor.
Peki bütün bunlar olurken sandığın anlamı ne?
Seçmen tercihini yapıyor, oyunu kullanıyor ve iradesini ortaya koyuyor. Demokrasi de tam burada başlıyor.
Ancak seçimden sonra ortaya çıkan sonuç çeşitli yollarla etkisizleştirilebiliyorsa, vatandaşın sandığa olan güvenini nasıl koruyacağız?
Mesele yalnızca bugün kimin kazandığı ya da kimin kaybettiği değil.
Asıl mesele, yarın sandığa gittiğimizde verdiğimiz oyun gerçekten bizim irademizi temsil edip etmeyeceğidir.
Çünkü demokrasi yalnızca iktidarın seçim kazanmasıyla değil, seçim sonucunu kabullenmesiyle de ölçülür.
Muhalefet açısından da demokrasi yalnızca kazanmak değildir.
Hukuk içinde mücadele edebilmek, farklı düşüncelerin özgürce yarışabilmesi ve halkın tercihine güvenmek de demokrasinin gereğidir.
Bir ülkede siyaset sandıkta değil de başka yollarla şekillenmeye başladığında, toplumun içine büyük bir güvensizlik yerleşir.
Bugün birine yapılan, yarın bir başkasına yapılabilir.
Bugün sessiz kalanlar, yarın aynı uygulamanın kendilerine yöneldiğini görebilir.
Bu nedenle demokrasiye sahip çıkmak, bir partinin ya da siyasi görüşün meselesi değildir.
Hepimizin meselesidir.
Tutuklama, siyasi yasak, görevden uzaklaştırma veya seçim sonuçlarını etkileyen müdahaleler üzerinden siyaset yapılmaya başlandığında kaybeden yalnızca bir siyasi parti olmaz.
Kaybeden, vatandaşın sandığa duyduğu güven olur.
Oysa sandık, demokrasinin en temel sözüdür.
Millet ne diyorsa, hukuk içinde o iradenin gereği yapılmalıdır.
Çünkü seçim sadece oy vermek değildir.
Seçim, vatandaşın yönetime verdiği yetkinin sınırını belirlemesidir.
Bu sınır aşılırsa geriye şu soru kalır:
Sandık var ama irade nerede?
Kim kazanırsa kazansın, seçim sonucunun arkasında halkın iradesi varsa ona saygı duyulmalıdır.
Çünkü demokrasi,
“Kazandım, o halde her şey benim hakkım.”
demek değildir.
Demokrasi,
“Halk böyle tercih etti; ben de bu tercihe saygı duyuyorum.”
diyebilmektir.
Bugün en çok ihtiyacımız olan şey belki de budur:
Sandığın yalnızca kurulması değil, sandığın sonucuna sahip çıkılması.
Yoksa insanın aklına tek bir soru geliyor:
Tutukla.
Transfer et.
Siyasi yasak getir.
Seçimi yenilet.
Sonra da “Kazandım!” de.
Peki ya milletin iradesi?
Demokrasi bunun neresinde?
MEHMET OK
UNCATEGORİZED
03 Kasım 2026DÜNYA
03 Kasım 2026MAGAZİN
03 Kasım 2026GÜNDEM
03 Kasım 2026DÜNYA
03 Kasım 2026DÜNYA
03 Kasım 2026GÜNDEM
03 Kasım 2026
1
THY, 2026 Skytrax Ödülleri’nde dünyanın en iyi 5’inci havayolu seçildi
11294 kez okundu
2
Adaletin Cinsiyeti Olmaz: Kadını da Erkeği de Aynı Terazide Tartmak
9730 kez okundu
3
Irak Başbakanı Zeydi: ‘Uluslararası Koalisyonun Irak’taki görevinin sona ermesi için 30 Eylül kesin tarih’
7710 kez okundu
4
Barışın Evrensel Dili ve Türkiye’nin Tarihsel Eşiği
6859 kez okundu
5
MERSİN’DE YENİ PARTİ…
6782 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.