YENİ ANAYASA TARTIŞMALARINDA ASIL SORU:
YETKİ KİMDE?
Türkiye’de yeni anayasa tartışmaları yeniden siyasetin gündeminde üst sıralara yerleşmiş durumda. Ancak tartışma dikkatle incelendiğinde, en kritik meselenin çoğu zaman geri plana itildiği görülüyor: yetki meselesi.
Bir kesim mevcut anayasanın artık toplumsal ihtiyaçlara ve değişen siyasal yapıya cevap vermediğini savunurken; bir başka kesim ise asıl meselenin metnin içeriğinden önce, onu kimin, hangi yetki ve hangi meşruiyet zeminiyle yapacağı sorusu olduğunu dile getiriyor.
Çünkü mesele yalnızca yeni bir metin yazmak değildir. Asıl mesele, o metni yazacak iradenin hukuki ve demokratik meşruiyetidir.
Bu noktada yıllar önce merhum Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’nun yaptığı değerlendirmeler yeniden hatırlanıyor. Kanadoğlu’na göre mevcut Türkiye Büyük Millet Meclisi, halktan devletin temel kuruluş sözleşmesini yeniden yazma yetkisi değil, yürürlükteki anayasal düzen içinde yasama faaliyetlerini yürütme yetkisi almıştır.
Bu görüşe katılanlar da vardır, katılmayanlar da. Ancak tartışmadan kaçınılamayacak bir gerçek ortadadır:
Anayasa sıradan bir kanun değildir.
Devletin temel yapısını, vatandaşın hak ve özgürlüklerini, kuvvetler ayrılığını ve egemenliğin kullanım biçimini belirleyen en üst hukuk normudur.
Bu nedenle anayasa tartışmaları yalnızca siyasi çoğunluk hesapları üzerinden yürütülemez. Çünkü tartışılan şey sadece maddeler değil, egemenliğin kaynağının nerede olduğudur.
Devletin temel hukuk düzenini değiştirme yetkisi yalnızca seçilmiş temsilcilere mi aittir, yoksa bu yetki doğrudan millete mi dayanmalıdır?
Bu soruya verilecek cevap, aynı zamanda devletin hukuk rejiminin niteliğini de belirleyecektir.
Eğer gerçekten yeni bir anayasa yapılacaksa, bunun yolu meşruiyet tartışmalarına kapı aralamayacak kadar açık ve demokratik olmalıdır. Öncelikle milletin bu yöndeki iradesi ortaya konulmalı, ardından hazırlanacak metin yeniden halkın onayına sunulmalıdır.
Çünkü anayasa bir siyasi partinin, bir iktidarın ya da bir dönemin belgesi değil; milletin ortak sözleşmesidir.
Bugün cevap aranan soru yalnızca “Yeni anayasa yapılmalı mı?” değildir.
Asıl soru şudur:
Yeni anayasayı yapma yetkisi kimdedir?
Demokratik hukuk devletlerinde yalnızca sonuç değil, o sonuca giden yöntem de belirleyicidir. Meşruiyeti tartışmalı bir süreç sonunda ortaya çıkan metin, ne kadar kusursuz hazırlanmış olursa olsun toplumun ortak vicdanında karşılık bulmakta zorlanır.
Anayasalar iktidarların ömrünü uzatmak için değil, devletin ve milletin geleceğini güvence altına almak için yapılır. Bu nedenle anayasa tartışmalarında asıl belirleyici unsur, hazırlanacak metnin içeriğinden önce, o metni doğuracak iradenin hukuki dayanağı ve demokratik meşruiyetidir.
Çünkü unutulmamalıdır:
Anayasa, iktidarların değil milletin üst sözleşmesidir. Ve bu sözleşmeyi kimlerin yapabileceği sorusu, hiçbir siyasi hesapla örtülemez.

MEHMET OK
YEREL-
1 gün önceGÜNDEM
5 gün önceGÜNDEM
8 gün önceGENEL
8 gün önceDÜNYA
8 gün önceUNCATEGORİZED
11 gün önceGENEL
12 gün önce
1
TİSAN DAVASINDA GÖZLER YENİDEN KEŞİF SÜRECİNDE
4125 kez okundu
2
YENİ BİR ÇAĞIN EŞİĞİNDE: AVRUPA VE ORTA DOĞU’DA STRATEJİK UYANIŞ VE DEMOKRATİK BİRLİK
2917 kez okundu
3
SİYASİ PARTİLERİMİZ – 2: AK PARTİ
2608 kez okundu
4
ANILARLA YAŞAMAK
2537 kez okundu
5
Söz Ver, Ama Tut: Gençlere ve İş Dünyasına Notlar
2466 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.