Zikri Cihan ile Hz. Ali Zamanı..

Zikri Cihan ile Hz. Ali Zamanı..

ABONE OL
Nisan 15, 2026 11:47
Zikri Cihan ile Hz. Ali Zamanı..
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Zikri Cihan ile Hz.Ali Zamanı..

Dünyanın her döneminde siyaset, sanatın omuzlarına yük bindirmiştir. Bazen bir şarkı, bir ordudan daha fazla ses getirir. Bazen bir söz, bir kurşundan daha derine işler.

Bugünlerde La Toya Jackson dile getirdiği rejime karşı eleştirel çıkış sarkısına karşılık Hossein Sotoodeh tarafından söylenen “Zikri Cihan” arasında oluşan yankı tam da böyle bir kırılma anına işaret ediyor.

Ortadoğu sokaklarında, dijital dünyasında ve zihinlerde dolaşan bu karşıt sesler aslında sadece iki sanatçının mücadelesi değil; bir inanç, bir kimlik ve bir gelecek tartışmasıdır.

İran kendisini sadece bir devlet olarak tanımlamaz. O, aynı zamanda bir inanç coğrafyasıdır. Şiiliğin merkezlerinden biri olarak, tarih boyunca ve onun soyunun temsil ettiği adalet, direniş ve hakikat kavramlarıyla özdeşleştirilmiştir. Bu yüzden “İran yıkılırsa Şiiler yıkılır” söylemi, sadece siyasi bir refleks değil; aynı zamanda varoluşsal bir mücadelenin ifadesidir.

Ama burada durup sormak gerekir: Bir inanç, bir devlete ne kadar indirgenebilir?
Hz. Ali’nin mirası bir coğrafyaya sığacak kadar küçük müdür? Ya da onun adaleti, bir rejimin sınırları içinde tanımlanabilecek kadar dar mıdır?

Bugün İran’da yankılanan “Ali’nin ülkesi” söylemi, duygusal olarak güçlü olabilir. Ancak tarih bize şunu öğretmiştir: İnançlar devletlerden büyüktür. Devletler yıkılır, dönüşür, değişir… ama inançlar, halkların kalbinde yaşamaya devam eder.

Kerbela’da yalnız kaldığında da mesele bir coğrafya değildi. Bir iktidar savaşı değildi. O, hak ile batıl arasındaki çizgiyi temsil ediyordu. Bugün de aynı soru geçerliliğini koruyor: Biz hangi taraftayız?
“Bizde kuşlar filleri yener” sözü boşuna söylenmiş değildir. Güç her zaman sayıyla, silahla ya da sistemle ölçülmez. Bazen bir haklı duruş, en büyük iktidarları bile sarsar.

İşte bu yüzden “Ali zamanı” dediğimiz şey, aslında bir çağrı olabilir. Ama bu çağrı bir devleti savunma çağrısı mı, yoksa adaleti savunma çağrısı mı?
Asıl mesele burada düğümleniyor.

Sanatın ateşiyle harlanan bu tartışma, bizlere şunu hatırlatıyor: Coğrafyalar kutsal değildir, değerler kutsaldır. Rejimler geçicidir, adalet kalıcıdır.

Belki de bugün ihtiyacımız olan şey, “Ali’nin İran’ını Ali’nin adaletini, Hüseyin’in direnişini, insanlığın ortak vicdanını savunmaktır.
Çünkü gerçek zafer, Sadece bir ülkenin ayakta kalması değil, Hakikatin ayakta kalmasıdır.

Ufuk Cavlı
Gazeteci Yazar

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP
rk
rk