“Konuşabilirsiniz….Ama Sadece Bizim İzin Verdiğimiz Kadar…”

“Konuşabilirsiniz….Ama Sadece Bizim İzin Verdiğimiz Kadar…”

ABONE OL
Temmuz 23, 2026 08:43
“Konuşabilirsiniz….Ama Sadece Bizim İzin Verdiğimiz Kadar…”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Susturulan Sadece İnsanlar Değil, Gerçeğin Kendisidir…

Türkiye’de yeni bir dönem yaşanıyor. Bu dönemin adı demokrasi değil; itirazın suç, eleştirinin tehdit, hakikatin ise sanık sandalyesine oturtulduğu bir dönemdir.

Artık iktidarı eleştiren herkesin önüne aynı suçlama konuluyor: “Yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak”, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek”… Dün gazeteciler, bugün siyasetçiler, yarın ise sıradan vatandaşlar…

Asıl sorulması gereken soru şudur: Madem ortada “yanlış bilgi” var, doğruyu belirleme yetkisini kimden aldınız?

Çünkü bu ülke, dün “iftira” denilen dosyaların yıllar sonra doğru çıktığını gördü. Dün “devlet düşmanı” ilan edilenlerin bugün baş tacı edildiğine, dün alkışlananların ise bugün hedef tahtasına konulduğuna defalarca tanıklık etti. Değişen hakikat değildi; değişen, siyasi iktidarın ihtiyaçlarıydı.

İşte tam da bu yüzden, “yanlış bilgiyle mücadele” söylemi birçok insanın gözünde hukuki bir düzenleme değil, siyasi bir sopaya dönüşmüş durumda.

Bugün mesele yalnızca birkaç gazetecinin, birkaç yazarın ya da birkaç siyasetçinin yargılanması değildir. 
Mesele, toplumun tamamına verilmek istenen mesajdır:

“Konuşabilirsiniz… Ama sadece bizim izin verdiğimiz kadar.”

İnsanlar artık düşüncelerini açıklamadan önce vicdanlarını değil, savcıları düşünüyor. Kalemler kırılmıyor belki ama korkuyla köreliyor. Mikrofonlar kapanmıyor belki ama sessizliğe mahkûm ediliyor.

Oysa hiçbir iktidar, hakikati mahkeme kararlarıyla yönetemez. Hiçbir kanun, gerçeğin üzerini sonsuza kadar örtemez. Çünkü gerçek, susturuldukça büyüyen; bastırıldıkça güçlenen bir şeydir.

Ve unutulmasın…

Devletler muhalefetten değil, adaletsizlikten çöker.

Milletler eleştiriden değil, korkudan parçalanır.

Bir ülkede insanlar konuşmadan önce mahkemeleri, yazmadan önce soruşturmaları düşünüyorsa, orada tehlikede olan yalnızca ifade özgürlüğü değildir; bizzat cumhuriyetin ruhudur.

Tarihin bütün baskı dönemleri aynı kibirle başladı:
Önce hakikati kendilerine bağlamak istediler…
Sonra eleştiriyi suç saydılar…
Ardından korkuyu yönetim biçimine dönüştürdüler…

Ama tarihin hükmü hiç değişmedi.

İktidarlar değişti, yasalar değişti, sloganlar değişti.

Saraylar değişti, makamlar el değiştirdi, manşetler unutuldu.

Fakat geride hep aynı gerçek kaldı:
Hiçbir iktidar, gerçeği mahkeme salonlarına hapsedemedi.
Hiçbir güç, milletin hafızasını silemedi.

Ve tarihin çöplüğüne gidenlerin ortak bir özelliği vardı:
Hepsi, gücün sonsuz olduğuna inandı…
Hepsi, korkunun insanları susturacağını sandı…

Ve hepsi, gerçeği susturabileceklerini sanmışlardı.

MEHMET OK

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP
rk
rk

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.