TRAFİKTE SAYILAR DEĞİL, RİSK ARTIYOR
MERSİN ULAŞIMDA EN RİSKLİ İLLER ARASINDA
2025 yılı trafik verileri Türkiye açısından çelişkili ama bir o kadar da çarpıcı bir tablo ortaya koyuyor. Toplam kaza sayısı artıyor, ölümlü ve yaralanmalı kazalar artıyor, yaralı sayısı artıyor. Buna karşılık ölüm sayısındaki sınırlı gerileme, ilk bakışta olumlu gibi görünse de, aslında sistemin iyileştiğini değil, riskin biçim değiştirdiğini gösteriyor.
Türkiye’de 2025 yılında 288 bin 321 ölümlü ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldi. Bu, bir önceki yıla göre yaklaşık %8’lik bir artış anlamına geliyor. Daha da çarpıcı olan ise her gün ortalama 790 ölümlü/yaralanmalı kazanın yaşanmasıdır. Bu sayı, trafik meselesinin artık bir ulaşım sorunu olmaktan çıktığını, doğrudan bir kamu sağlığı ve güvenlik sorunu haline geldiğini ortaya koyuyor.
Ölüm sayısındaki %5’lik düşüş ise yanıltıcıdır. Çünkü aynı dönemde yaralı sayısı artmaya devam etmektedir. Yani sistem daha az öldürüyor olabilir, ancak daha fazla insanı yaralayarak yaşam kalitesini düşürmeye devam ediyor. Bu da trafik kazalarının ekonomik ve sosyal maliyetinin azalmadığını, aksine büyüdüğünü gösteriyor.
ARAÇ SAYISI ARTIYOR, RİSK DAHA HIZLI BÜYÜYOR
Bir diğer dikkat çekici husus ise, ölümlü ve yaralanmalı kazaların motorlu araç sayısındaki artışla birlikte değerlendirilmesi gerektiğidir. 2025 yılında Türkiye’de motorlu kara taşıtı sayısı %7,4 artarak 33,6 milyona ulaşmıştır. Aynı dönemde ölümlü ve yaralanmalı kaza sayısının %8 artması, riskin araç artışına paralel değil, ondan daha hızlı büyüdüğünü göstermektedir.
Bu noktada son yıllarda hızla artan motosiklet kullanımı ayrıca değerlendirilmelidir. Alım gücünün düşmesiyle birlikte daha düşük maliyetli bir ulaşım aracı olan motosiklete yönelim artmaktadır. Bu durum, trafikteki kırılgan kullanıcı sayısını yükseltmekte ve kaza riskini büyütmektedir. Nitekim hem ölü hem yaralı sayılarında motosiklet kullanıcılarının payının yüksek olması, bu dönüşümün doğrudan bir sonucudur.
Daha çarpıcı bir ifadeyle:
Türkiye’de araç sayısı büyürken, trafik güvenliği aynı hızda büyümüyor.
Bu noktada Türkiye’nin ulaşım politikalarını yeniden düşünmesi gerekmektedir. Havayollarının yaygınlaşması önemli bir gelişme olmakla birlikte, karayoluna aşırı bağımlılığı azaltacak güvenli ve konforlu yüksek hızlı tren (YHT) hatlarının stratejik önemi göz ardı edilmemelidir. Her yere duble yol ve otoyol yapmak yerine, keşke aynı ölçekte raylı sistem altyapılarına yatırım yapılmış olsaydı. Çünkü raylı sistemler sadece ulaşımı hızlandırmaz; aynı zamanda trafik yükünü azaltarak kazaları da düşürür.
ULAŞIMDA EN RİSKLİ ŞEHİRLER
İl bazlı verilere mutlak sayılar üzerinden bakıldığında büyük şehirler öne çıkmaktadır. Ancak gerçek tablo, nüfusa oranlandığında ortaya çıkmaktadır.
2025 verilerine göre her 10.000 kişiye düşen ölümlü ve yaralanmalı kaza sayısı açısından Türkiye’nin en riskli illeri şunlardır:
1. Muğla (65,4)
2. Burdur (52,9)
3. Aydın (51,5)
4. Antalya (51,3)
5. Isparta (48,7)
6. Manisa (44,2)
7. Mersin (44,2)
8. Denizli (43,6)
9. Uşak (41,7)
10. Afyonkarahisar (38,1)
Türkiye genelinde ise bu oran yaklaşık olarak 33,5 düzeyindedir. Bu karşılaştırma, bu illerin ülke ortalamasının çok üzerinde risk ürettiğini açıkça göstermektedir.
Buradan hareketle şunu açıkça söylemek gerekir:
Bir kentin ulaşım karnelerinden biri de trafik güvenliği performansıdır.
Yani bir şehir sadece yol uzunluğu, asfalt kalitesi ya da araç sayısı ile değil; ne kadar güvenli olduğu ile de değerlendirilmelidir.
BÜYÜK ŞEHİRLERİN DURUMU
Öte yandan İstanbul (24,9), Ankara (29,7), İzmir (34,5), Adana (29,6), Konya (39,7), Bursa (31,6), Diyarbakır (19,9), Şanlıurfa (19,4) ve Gaziantep (29,4) gibi büyük şehirler mutlak kaza sayılarında üst sıralarda yer alsalar da, nüfus büyüklükleri nedeniyle oran bazında bu listenin dışında kalmaktadır.
Bu durum önemli bir gerçeği ortaya koymaktadır:
Yoğunluk ile risk aynı şey değildir.
BU LİSTE BİR RİSK HARİTASIDIR
Türkiye’de trafik kazaları nüfusa göre değil, hareketliliğe, turizme ve geçiş koridorlarına göre şekillenmektedir.
Muğla, Antalya, Aydın ve Mersin gibi turizm ve yüksek hareketlilik barındıran illerin bu listede birlikte yer alması, bu şehirlerde ulaşımın yalnızca yerel bir mesele olmadığını; aynı zamanda merkezi politikalarla doğrudan ilişkili yapısal bir sorun alanı olduğunu göstermektedir.
Bu iller sadece yoğun değil; aynı zamanda ölüm ve yaralanma açısından en riskli iller konumundadır.
ASFALT DEĞİL, GÜVENLİK ÜRETMEK ZORUNDAYIZ
Bu nedenle, bu illerde güvenli ulaşım sistemleri hayati bir öneme sahiptir. Özellikle turizm bölgelerinin bu listede öne çıkması tesadüf değildir. Mevsimsel nüfus artışı, yoğun araç trafiği ve geçiş hareketliliği riski katlamaktadır. Bu noktada yerel yönetimlerin sorumluluğu daha da artmaktadır.
Artık şunu açıkça söylemek gerekiyor: iyi asfalt tek başına çözüm değildir; hatta çoğu zaman sorunu büyütmektedir. Daha hızlı akan trafik, daha yüksek hız ve daha ağır sonuçlar demektir.
Bu yüzden yapılması gereken; sadece yol yapmak değil, güvenli ulaşım sistemini bütüncül şekilde kurmaktır. Toplu taşımanın güçlendirilmesi, hız denetimlerinin artırılması, yayaların korunması, akıllı sinyalizasyon sistemleri, üst ve alt geçitlerin doğru planlanması artık bir tercih değil zorunluluktur.
Yerel ölçekte ise metro, hafif raylı sistemler ve entegre toplu taşıma hatları belediyeler için kritik önemdedir. Kent içi ulaşımda raylı sistemlerin yaygınlaşması, hem trafik yoğunluğunu azaltacak hem de kaza riskini aşağı çekecektir. Buna karşılık yalnızca asfalt yatırımlarına yönelmek, sorunu çözmek bir yana, uzun vadede daha da büyütmektedir.
SONUÇ: BAŞARI ORANI DÜŞÜRMEKTİR
Ortaya çıkan tablo nettir:
Türkiye’de trafik kazaları azalmıyor, sadece biçim değiştiriyor.
Risk, büyük şehirlerden Anadolu’nun turizm ve geçiş hatlarına kayıyor.
Bu nedenle ulaşımda başarı, yeni yollar yapmakla değil;
bu oranları düşürmekle ölçülmelidir.
Ve hedef açıktır:
Tüm Türkiye’de trafik riskinin en azından ülke ortalaması olan 33,5 seviyesinin altına çekilmesi.
Aksi halde her yıl açıklanan bu veriler, aslında önlenebilir kayıpların tekrarı olmaya devam edecektir.

Prof. Dr. Erkan AKTAŞ
UNCATEGORİZED
Az önceDÜNYA
Az önceDÜNYA
3 gün önceBİLİM & TEKNOLOJİ
4 gün önceGENEL
5 gün önceSPOR
5 gün önceGENEL
6 gün önce
1
YENİ BİR ÇAĞIN EŞİĞİNDE: AVRUPA VE ORTA DOĞU’DA STRATEJİK UYANIŞ VE DEMOKRATİK BİRLİK
2892 kez okundu
2
SİYASİ PARTİLERİMİZ – 2: AK PARTİ
2575 kez okundu
3
ANILARLA YAŞAMAK
2506 kez okundu
4
Söz Ver, Ama Tut: Gençlere ve İş Dünyasına Notlar
2443 kez okundu
5
Başkan Deniz, sınıfı geçti
2332 kez okundu