TARIMDA ÖNEMLİ İLLERDE HANGİ BELEDİYELER DAHA ÇOK DESTEK VERİYOR?
Türkiye tarımının lokomotifi olan 10 il, toplam tarımsal GSYH’nin üçte birinden fazlasını üretirken; belediyelerin tarımsal desteklerinin toplam ekonomik yapı içerisindeki etkisinin oldukça sınırlı kaldığı görülüyor. Buna rağmen bazı büyükşehirlerin kırsal kalkınmaya diğerlerine göre daha fazla öncelik verdiği dikkat çekiyor. Çalışma aynı zamanda, tarım desteklerinin çoğu zaman olduğundan daha büyük gösterildiğini ve bunun bir algı yönetimine dönüşebildiğini ortaya koyuyor.
2024 verilerine göre Türkiye’nin tarımsal üretiminde öne çıkan 10 ilin toplam tarımsal GSYH’si yaklaşık 919,7 milyar TL seviyesine ulaşıyor. Bu rakam, Türkiye tarımının çok önemli bir bölümünü oluşturuyor. Başka bir ifadeyle; karşılaştırmaya dahil edilen bu 10 il, Türkiye’nin toplam tarımsal üretim değerinin ve tarımsal GSYH’sinin üçte birinden fazlasını tek başına üretmektedir.
Bu nedenle burada yapılan sıralama, Türkiye’deki tüm büyükşehir belediyeleri arasında değil; tarımsal üretim kapasitesi en yüksek 10 il arasında yapılan bir karşılaştırmadır. Bu ayrımın özellikle altını çizmek gerekiyor.
Konya, İzmir, Antalya, Mersin, Manisa, Bursa, Adana, Aydın, Ankara ve Balıkesir bugün Türkiye tarımının gerçek lokomotifleri arasında yer alıyor. Ancak burada asıl dikkat çekici soru şu:
Bu kadar büyük tarımsal üretim gücüne karşılık belediyeler tarıma ne kadar kaynak ayırabiliyor?
Son yıllarda Türkiye’de birçok büyükşehir belediyesi sürekli olarak “tarıma şu kadar destek verdik”, “kırsala bu kadar kaynak ayırdık” şeklinde açıklamalar yapıyor. Elbette bu destekler önemlidir. Ancak burada önemli bir gerçeğin de altını çizmek gerekiyor:
Özellikle büyükşehir belediyelerinin tarım ve kırsal kalkınma konusunda ekonomik kabiliyetleri sanıldığı kadar büyük değildir.
Çünkü milyarlarca liralık tarımsal ekonomiler düşünüldüğünde, belediyelerin ayırdığı desteklerin toplam üretim hacmi içerisindeki payı oldukça sınırlı kalmaktadır. Bu nedenle belediyelerin tarımı tek başına dönüştürebilecek güçte olduğu yönündeki yaklaşım gerçekçi değildir.
İşte tam da bu nedenle bu çalışmayı hazırladım.
Bu tablo aslında belediyelerin tarımsal destek kapasitesinin sınırlarını net biçimde ortaya koymaktadır.
Örneğin Konya gibi tarımsal GSYH’si 145 milyar TL’yi aşan bir kentte belediyenin kırsal destek miktarı yaklaşık 406 milyon TL seviyesindedir. Benzer durum diğer illerde de görülmektedir. Yani rakamlar büyütülerek anlatılsa da, toplam tarımsal ekonomi içerisindeki etkileri düşünüldüğünde belediyelerin müdahale kapasitesi oldukça sınırlıdır.
Bu nedenle tarımsal desteklerin zaman zaman olduğundan çok daha büyük gösterilmesi aslında bir tür algı yönetimine dönüşebilmektedir.
Çünkü bu söylemler kamuoyunda “tarıma çok büyük destekler veriliyor” algısı yaratırken, gerçekte yapılanların toplam tarımsal yapı içerisindeki sınırlı etkisinin görülmesini de zorlaştırmaktadır.
Daha da önemlisi, bu tür abartılı bakış açıları tarımın gerçek yapısal sorunlarının geri planda kalmasına neden olmaktadır.
Oysa bugün Türkiye tarımının temel sorunları; üretim planlaması, yüksek maliyetler, örgütlenme eksikliği, kırsal göç, pazarlama sorunları, lojistik maliyetleri ve iklim değişikliği gibi çok daha büyük başlıklardır.
Bu nedenle yalnızca dağıtılan destek miktarları üzerinden başarı hikâyeleri oluşturmak, tarımın gerçek sorunlarının tartışılmasını da zayıflatabilmektedir.
BÜTÇESİNE GÖRE TARIMA EN FAZLA PAY AYIRAN ÜÇ İL
Karşılaştırmaya dahil edilen bu 10 il içerisinde, toplam belediye bütçesinden tarım ve kırsal kalkınmaya ayrılan pay açısından üç il açık biçimde öne çıkıyor:
Bu üç büyükşehir, toplam bütçeleri içerisinde tarıma diğer illere göre daha fazla öncelik veren kentler olarak dikkat çekiyor.
Özellikle Konya’nın açık ara ilk sırada yer alması önemli. Tarımsal kimliğin belediye politikalarına daha güçlü yansıdığı görülüyor. Manisa ise daha sınırlı bütçesine rağmen kırsal desteklere yüksek oran ayırarak dikkat çekiyor. Antalya’nın yalnızca turizm değil, kırsal destekler açısından da üst sıralarda yer alması önemli bir veri olarak öne çıkıyor.
TARIMSAL GSYH’YE GÖRE DESTEKTE ÖNE ÇIKAN ÜÇ İL
Tarımsal üretim büyüklüğüne karşılık verilen destek açısından ise farklı bir tablo oluşuyor:
Bu üç il, tarımsal ekonomilerine oranla diğer illere göre daha fazla kırsal destek sağlayan büyükşehirler olarak öne çıkıyor.
Özellikle Ankara burada dikkat çekiyor. Tarımsal üretim hacmi Konya kadar yüksek olmamasına rağmen belediyenin kırsal destek miktarı oldukça güçlü görünüyor. Konya ise her iki tabloda da üst sıralarda yer alarak dengeli bir kırsal destek modeli sergiliyor. İzmir de yüksek tarımsal kapasitesine rağmen kırsal destekleri belirli ölçüde sürdüren iller arasında bulunuyor.
MERSİN VE ADANA NE SÖYLÜYOR?
Mersin ve Adana ise Türkiye tarımı açısından stratejik öneme sahip olmalarına rağmen destek oranlarında daha farklı bir tablo ortaya koyuyor.
Mersin, Türkiye’nin en önemli tarımsal üretim merkezlerinden biri olmasına rağmen belediye bütçesinden tarıma ayrılan pay yaklaşık %0,61 seviyesinde kalıyor. Tarımsal GSYH’ye göre destek oranı ise yaklaşık %0,12 düzeyinde. Özellikle yaş sebze-meyve üretimi, ihracat kapasitesi, liman bağlantısı ve yüksek tarımsal çeşitliliği düşünüldüğünde, Mersin’in kırsal kalkınma politikalarının daha güçlü ve daha bütünleşik bir yapıya dönüşmesi gerektiği görülüyor.
Adana’da ise tablo daha dikkat çekici. Türkiye’nin en güçlü tarım kentlerinden biri olmasına rağmen belediye bütçesinden tarıma ayrılan oran yaklaşık %0,44 ile listenin en düşük seviyesi olarak öne çıkıyor. Tarımsal GSYH’ye göre destek oranı da yaklaşık %0,14 düzeyinde kalıyor. Bu durum, güçlü tarımsal üretim kapasitesine rağmen kırsal destek politikalarının daha sınırlı kaldığını düşündürüyor.
Burada özellikle şunun altını çizmek gerekiyor:
Büyükşehirler ya da ilçe belediyeleri mevcut sınırlı bütçelerle tarımı doğrudan yönlendirmeye çalıştıklarında bunun başarı şansı oldukça düşüktür. Hatta birçok durumda bu, imkânsıza yakın bir hedef haline gelmektedir.
Bu nedenle artık yalnızca destek dağıtan değil; sistem geliştiren belediyecilik anlayışına ihtiyaç vardır.
Yerel yönetimlerin tarımı yalnızca “yardım” ya da “destek” perspektifiyle değil; üretim planlaması, örgütlenme, lojistik, kooperatifleşme, dayanışma ekonomisi, sosyal dayanışma, eğitim ve bütünleşik çok yönlü bir bakış açısıyla ele alması gerekmektedir.
Başka bir ifadeyle; ciddi bir metodolojik bakış değişikliğine ihtiyaç vardır.
Aksi halde hem iktidar partilerine ait belediyeler hem de muhalif belediyeler, neoklasik düşünce tarzının sınırları içerisinde küçük destek rakamlarını aşırı büyüterek sanki çok büyük bir dönüşüm yaratılmış gibi bir algı oluşturmaktadır.
Oysa rakamlar ortadadır.
Bugün milyarlarca liralık tarımsal ekonomiler içerisinde belediyelerin destek miktarları oldukça sınırlı kalmaktadır. Bu nedenle asıl mesele yalnızca destek miktarı değil; kırsal kalkınmayı nasıl örgütlediğiniz, üreticiyi nasıl bir sistem içerisinde güçlendirdiğiniz ve yerel kalkınmayı ne kadar bütünleşik ele alabildiğinizdir.
Burada da benim kişisel düşüncem; özellikle ilçe bazlı tarımsal destekleme modellerinin (heterodoks modellerin) daha fazla tartışılması gerektiğidir.
Çünkü tarımın geleceği yalnızca bütçeyle değil; doğru organizasyon modeli, dayanışma ekonomisi ve bilimsel planlamayla şekillenecektir.
Not: Bu değerlendirmede tarımsal GSYH için TÜİK’in il bazında yayımladığı 2024 yılı tarımsal gayrisafi yurt içi hasıla verileri esas alınmıştır. Belediye bütçesi ve kırsal/tarımsal destek verileri ise ilgili belediyelerin kamuya açık bütçe ve faaliyet verileri üzerinden derlenmiştir. Bu nedenle tablo, kesin muhasebe hesabından çok karşılaştırmalı bir değerlendirme niteliğindedir.

Prof. Dr. ERKAN AKTAŞ
SAĞLIK
5 saat önceDÜNYA
5 saat önceDÜNYAHT
3 gün önceUNCATEGORİZED
3 gün önceDÜNYA
3 gün önceDÜNYA
6 gün önceFOTO GALERİ
7 gün önce
1
YENİ BİR ÇAĞIN EŞİĞİNDE: AVRUPA VE ORTA DOĞU’DA STRATEJİK UYANIŞ VE DEMOKRATİK BİRLİK
2893 kez okundu
2
SİYASİ PARTİLERİMİZ – 2: AK PARTİ
2577 kez okundu
3
ANILARLA YAŞAMAK
2508 kez okundu
4
Söz Ver, Ama Tut: Gençlere ve İş Dünyasına Notlar
2443 kez okundu
5
Başkan Deniz, sınıfı geçti
2333 kez okundu