BİR MTSO HİKAYESİ

BİR MTSO HİKAYESİ

ABONE OL
Mayıs 9, 2026 18:28
BİR MTSO HİKAYESİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

BİR MTSO HİKAYESİ

SANAYİCİ :Kur ne Olacak/ Faizler ne Olacak ?
MTSO : A3 Grubu Pota altı çok güçlü..
SANAYİCİ : Yapılandırma olur mu ? Kalifiye eleman bulamıyoruz.
MTSO : Yalnız biz finalfoura kalırız

Bir zamanlar odalar vardı…
Gerçekten “oda”ydılar.
Kapısından içeri giren sanayici derdini anlatırdı.
“Elektrik maliyeti bizi bitiriyor” derdi, not alınırdı.
“İhracatta limanda tıkanıyoruz” derdi, çözüm aranırdı.
“Bankalar kredi musluğunu kapattı” derdi, Ankara’nın yolu tutulurdu.
Çünkü ticaret ve sanayi odaları; tabeladan ibaret değil, şehrin ekonomik aklıydı.
Şimdi ise yeni bir döneme girdik.
Sanayi konuşulurken bir anda pota altı savunmasına geçiliyor.
Ekonomi daralırken tam saha prese geçiliyor.
Çekler dönmezken fikstür dönüyor.
Geçen gün baktık, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası paylaşım yapmış.
Bir an heyecanlandık.
“Herhalde yeni yatırım teşvik paketi açıklandı” dedik.
“Belki sanayiciye özel finansman modeli geliyor” diye düşündük.
“Muhtemelen ihracatçı için önemli bir gelişme vardır” diye umutlandık.
Meğer grup maçları açıklanmış.
A Grubu…
B Grubu…
Kritik mücadele…
Final Four heyecanı…
Bir an insanın aklı karışıyor:
Sanayi odasında mıyız, EuroLeague kura çekiminde miyiz?
Üstelik bu ilk tartışma da değil.
Daha önce yurtdışı fuar organizasyonları konuşulmuştu.
Özellikle İtalya başta olmak üzere yapılan bazı fuar ziyaretlerinde, sektörle doğrudan ilgisi olmayan isimlerin götürüldüğü iddiaları uzun süre kulislerde konuşuldu.
Sanayici şunu sordu:
“Bu geziler gerçekten üreticiye yeni pazar mı açıyor, yoksa belirli çevrelere prestij turu mu düzenleniyor?”
Cevap veren pek olmadı.
Sonra iftar programları…
Kimsenin sofrayla problemi yok.
Paylaşmak güzeldir.
Ama ekonomik daralmanın ortasında, aidat veren üyelerin önemli bölümü ayakta kalma savaşı verirken; lüks salonlarda, şatafatlı organizasyonlarla adeta seçkinlere özel iftar görüntüleri verilmesi de ayrı bir tartışma yarattı.
Çünkü küçük esnaf borç hesabı yaparken, bazı masalarda adeta organizasyon ihtişamı yarışıyordu.
Asıl kritik soru ise başka yerdeydi.
Savunma sanayi fuarlarına götürülen heyetlerde gerçekten savunma sektöründen kaç kişi vardı?
Kaç üretici firma yeni bağlantı kurdu?
Kaç yatırımcıya kapı açıldı?
Kaç ihracat anlaşması çıktı?
Yoksa yine bol fotoğraflı, bol etiketli, bol protokollü bir “etkinlik yönetimi” mi izlendi?
Şimdi de basketbol turnuvası…
Kimse spora karşı değil.
Basketbol güzeldir.
Sosyal etkinlik olur, gençler desteklenir, şehir hareketlenir; bunlar güzel işler.
Ama insanlar doğal olarak şunu soruyor:
Bu organizasyona ne kadar harcandı?
Çünkü aynı dönemde sanayici finansmana ulaşamıyor.
KOBİ krediye erişemiyor.
Üretici enerji maliyetleri altında eziliyor.
İhracatçı kur baskısıyla boğuşuyor.
Adamın fabrikasında CNC tezgahı alarm veriyor.
Ham madde maliyeti dövizle yarışıyor.
Personel gideri artık bordro değil, psikolojik harp unsuru olmuş.
Piyasada tahsilat süresi uzadıkça uzuyor.
Konteyner bulunmuyor.
Finansman bulunmuyor.
Nitelikli eleman bulunmuyor.
Ama çok şükür kısa forvet rotasyonu oturmuş durumda.
Bir sanayici arkadaş isyan etti:
“Abi ben aidat yatırıyorum, Stephen Curry izlemek için değil.”
Haksız mı?
Bugün üretici artık sadece maliyetle mücadele etmiyor.
Temsil edilip edilmediğini de sorguluyor.
Çünkü insanlar artık şunu hissediyor:
Sanayici sahada tek başına savunma yapıyor.
Oda ise kenardan maç organizasyonu yönetiyor.
Eskiden odalar yatırım konuşurdu.
Şimdi sosyal medya etkileşimi konuşuyor.
Eskiden “kaç fabrika açıldı?” diye sorulurdu.
Şimdi “kaç story atıldı?” dönemi başladı.
Yakında şu açıklamayı görürsek kimse şaşırmasın:
“Değerli üyelerimiz;
Nakit akışında yaşanan daralma nedeniyle ekonomimiz uzatmalara gitmiştir.
Üreticiye moral olması adına üçüncü çeyrek sonunda mola alınacaktır.”
Hatta devamı da gelir:
“Sanayiciler arası üç sayı yarışması sponsorluğunda yeni kredi paketi…”
Çünkü bugün bazı kurumlarda vitrinin ışığı, fabrikanın bacasından daha görünür hale geldi.
Oysa Mersin gibi bir şehir;
lojistiğin kalbi olması gereken,
limanıyla bölgeyi taşıması gereken,
üretimle büyümesi gereken bir şehir.
Burada mesele pota değil.
Mesele üretim.
Mesele şu:
Sanayici ayakta kalma mücadelesi verirken, onu temsil eden kurumların önceliği ne olmalı?
Çünkü görünen tablo şu:
Sanayide üretim düşebilir…
İhracat daralabilir…
Piyasa nefes almakta zorlanabilir…
Ama turnuva temposu tam gaz devam ediyor.
Biz ticaret ve sanayi odası sanıyorduk…
Meğer NBA Çukurova Konferansı başlamış.


Ufuk Cavlı
Gazeteci Yazar

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP
rk
rk