ALZHEİMER GERÇEĞİ…
Yazmak bir taşma hali ya! Neden etkilenirse yazar; okuyup, araştırıp, doldurup heybesini, bin yıllardır kullanılan basit kelimelerle kurulan bakire cümlelere devşirme bir yandan. Belki bir anda, belki de azaaar azar. Kendine özgü, satır aralarında kendi gibi kokan…
Bu “Alzheimer” denen illet ile tanışmam, tanışmamız; rahmetli babamın hastalığa yakalanması ile başladı. Uzun yıllar yaşattı bize, yaşatabileceği her şeyi rahmetli babam üzerinde. Şu anda da annemde, annem ile yaşıyoruz, yaşamaya devam ediyoruz. Bu köşe yazısını yazdığım saatlerde annem evden çıkmış ve şu anda kayıp. Annemin kayıp olduğu günde, Alois Alzheimer’ın doğması bana kaderin bir oyunu mu, yoksa cilvesi mi?
Annem; hafızası silinse de kalbi bizimle, kardeşlerimle ona olan sevgimiz her şeyin üzerinde. O bize bir ömür baktı, şimdi sıra bizde; sevgiyle ve sabırla. Annem, bir an önce bulunman umudumuzla…
Bu bir tamamen aklının annesinde olmasına rağmen yazmaya devam eden bir yazı insanının, bu bir annesi ve babası Alzheimer hastası olan edebiyat sevdalısının; yine yeniden bir sıra dışı, güzel yüreği araştırma, anma yazısıdır dostlar.
Bilirsiniz: Biraz uzuncadır ama piyasa yazısı da değildir. İlgililer ve okumayı sevenler tarafından okuna…
*****
14 Haziran 1864’te, Almanya’nın Bavyera eyaletinin Marktbreit kasabasında; Noter Eduard Român Alzheimer’den oldu da, Anna Johanna Barbara Sabina’dan doğdu.
Alois Alzheimer, Alman sinir hastalıkları uzmanı ve nöropatolog. İhtiyarlık öncesi bunamanın kendi adını taşıyan dokusal lezyonlarını ilk kez tanımlayan; dünya döndükçe minnetle anılacak bir kocaman yürek…
*****
Küçüklüğünden itibaren sıra dışı, keskin bir zekâsı vardı Alois’in. Ailesi, Alois henüz çocukken Kraliyet Hümanistik Gymnasium’unda okuyabilmesi için daha büyük bir kente Aschaffenburg’a taşındı.
Alois, 1883 yılında bu okuldan mezun olur olmaz önce başka fakülteler olmak üzere sırasıyla Aschaffenburg, Tübingen ve Berlin üniversitelerinde okudu. Fakat içindeki his; bir hekim olmak ve insana, insanlığa hizmet etmek üzerine yoğunlaşmıştı. Hayâlini gerçekleştirerek Würzburg Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne kaydoldu. Fakültenin son yılında normal sıradan bir eskrim sever olarak Eskrim Derneği’ne üye oldu ama her sürüden ayrı, sıra dışı bir bilim insanı gibi anlaşılamadı ve takımın huzurunu bozduğu için cezalandırılarak ayrılmak durumunda kaldı. 1887 yılında Würzburg Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu.
Bandı biraz geriye sardıracak olursak; 1887 yılındaki mezuniyetinden 5 ay öncesinde, henüz kendi ofisini açmadan, Frankfurt’ta bulunan Städtische Anstalt für Irre und Epileptische’deki (Deli ve Epileptikler Akıl Hastanesi) zihinsel engelli kadınlara yardım etmeye başladı. Onlarla vakit geçiriyor, tespitlerini birer bilimsel veri gibi an be an not ediyordu.
Okuldan mezun olur olmaz bu hastanenin başhekimi, tanınmış bir psikiyatr olan Emil Sioli’nin ve yine Nöroloji alanında tanınan Nörolog Franz Nissl’ın asistanlığını yaptı; onlardan çok şeyler öğrendi.
Hocalarıyla birlikte sinir sisteminin patolojisi hakkında araştırmalar yapan Alois Alzheimer, özellikle serebral korteksin normal ve patolojik durumu hakkında yoğunlaştı. Bu konuda yayın yapan “Zeitschrift Für Die Gesamte Neurologie und Psychiatrie” adlı derginin hem kuruculuğunu hem dizgisini hem de dağıtıcılığını yaptı. Mesleği ve araştırmalarının yanında bu yoğun geçecek dergicilik çalışması nedeniyle o yıllarda bu konuda bir kitap hazırlayamadı.
*****
1894 yılında, sonrasında 3 çocuklarının olacağı Cecilie Simonette Nathalie Geisenheimer ile evlendi fakat evliliklerinin 7. yılında, 1901’de eşini kaybetti. Bu kayıp oldukça mutlu geçen 7 yılın ardından Alzheimer’ı çok etkilemişti.
Frankfurt’ta çalıştığı bu akıl hastanesinde yatan Auguste Deter adındaki bir kadın hastayı gözlemlemeye başladı Alois Alzheimer. Daha doğrusu bu etkilendiği psikolojik yıkımdan kurtulmak için garip davranışlar sergileyen hastasını incelemeye başladı.
51 yaşındaki bu hasta, kısa süreli hafıza kaybının da dahil olduğu tuhaf davranışsal semptomlara sahipti. Özellikle kocasına karşı kendisini aldattığı konusunda paranoyalar geliştirmişti.
Auguste Deter adlı bu hasta, o zamanın psikiyatrik topluluğunun politikalarının bir kurbanıydı. Frankfurt Deli ve Epileptikler Akıl Hastanesi’nde yapılacak tedavi ve yatış, Auguste Deter’in eşi için çok pahalıydı. Bay Deter eşinin daha ucuz bir hastaneye geçmesi için çok çabaladı ama Alzheimer her defasında kısmi yardımlarda bulunarak hastasının hastaneden ayrılmasına engel oldu.
Alois Alzheimer, hastasıyla ilgili sürekli notlar alıyordu. 8 Nisan 1906’da Auguste Deter vefat etti. Alzheimer, merhumun eşinden izin alarak hastanın kayıtlarını ve beynini Münih’te bulunan Kraepelin’in laboratuvarına getirdi.
Mikroskop altında incelediği beyinde, belirgin küçülmenin yanı sıra patolojik bulgulara da rastladı.
Alzheimer, Kraepelin ve iki İtalyan hekimle birlikte, Bielschowsky’nin boyama yöntemlerini kullanarak; amiloid plâklarını ve nörofibriller yumakları (tangle) tanımladılar. Ve bilim dünyasına presenil demans’ın patolojisi ve klinik semptomlarını ilk kez 3 Kasım 1906 tarihinde birlikte sundular.
O zamana dek benzeri bulguların daha yaşlı insanlarda görüldüğüne inanıldığından ve bu yeni bilgiler rapor edilmediğinden Alzheimer’in bildirisi ilgiyle karşılandı. Bu gelişme üzerine yanında eğitim gördüğü hocası Dr. Emil Kraepelin, hastalığa “Alzheimer Hastalığı” adını verdi.
*****
1908 yılında, Münih Ludwig Maximilian Üniversitesi’nde Profesör unvanını aldı. Ardından 1912 yılında da Polonya’nın Wrocław Üniversitesi’nde Psikiyatri profesörlüğünü kazanmasıyla birlikte bu üniversitenin Nörolojik ve Psikiyatrik Enstitüsü’nün başkanlığına getirildi.
Bu üniversiteye Polonya’ya gidebilmek için yaptığı tren yolculuğunda bir hastalık geldi, yakasına yapıştı. Tren yolculuğu boyunca çektiği böbrek yetmezliğine neden olan streptokokal enfeksiyon ve kronik romatizmal ateşinin olduğunu, yolculuk sonrasındaki çektirdiği tahlillerde öğrendi. Ve bu hastalığından 3 yıl sonra vefat edeceği âna kadar hiç kurtulamadı.
İngilizlerin Çanakkale’yi boşalttığı gün olan 19 Aralık 1915 gününde, Polonya’nın Wroclaw şehrinde, doktorlar ‘kalp krizi’ dediler sebebine de göçüp gitti bu dünyadan Alois Alzheimer. Ardında bilimle, bilimsel araştırmalarla, Alzheimer hastalığını bulan ve ben de dahil, siz de dahil, o da dahil, onlar ve herkes de dahil milyarlarca dünya insanının minnet ve duayla andığı, anacağı şerefli ve onurlu bir yaşam bırakarak…
23 Aralık 1915’te Hauptfriedhof’a (Frankfurt Ana Mezarlığı) eşinin yanına gömüldü. Huzurla uyu Alzheimer, huzurla uyu ebedi istirahatgâhında. Anısına, çalışmalarına, bu dünyaya kattıklarına, insanlığına minnet ve saygıyla…
BAHA AKINER
EKONOMİ
3 gün önceYEREL-
6 gün önceGÜNDEM
10 gün önceGÜNDEM
13 gün önceGENEL
13 gün önceDÜNYA
13 gün önceUNCATEGORİZED
16 gün önce
1
Ahmet Serkan Tuncer in İhraç İstemi Üzerine
4182 kez okundu
2
TİSAN DAVASINDA GÖZLER YENİDEN KEŞİF SÜRECİNDE
4128 kez okundu
3
YENİ BİR ÇAĞIN EŞİĞİNDE: AVRUPA VE ORTA DOĞU’DA STRATEJİK UYANIŞ VE DEMOKRATİK BİRLİK
2925 kez okundu
4
SİYASİ PARTİLERİMİZ – 2: AK PARTİ
2617 kez okundu
5
ANILARLA YAŞAMAK
2541 kez okundu