Kalabalıklar İçinde Yalnızlık: Unuttuğumuz Selam, Kaybettiğimiz Vefa…

Kalabalıklar İçinde Yalnızlık: Unuttuğumuz Selam, Kaybettiğimiz Vefa…

ABONE OL
Haziran 22, 2026 18:55
Kalabalıklar İçinde Yalnızlık: Unuttuğumuz Selam, Kaybettiğimiz Vefa…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kalabalıklar İçinde Yalnızlık: Unuttuğumuz Selam, Kaybettiğimiz Vefa…

Bir zamanlar aynı sokakta yaşayan insanlar birbirinin kapısını çalardı.

Bir tabak yemek, bir fincan çay, bir selam, bir hatır sorma…

Bunlar küçük şeyler gibi görünürdü ama aslında insanları birbirine bağlayan büyük değerlerdi.

Mahalle vardı…
Komşuluk vardı…
Dert paylaşılır, sevinç çoğalırdı.

Birinin acısı herkesin acısı, birinin mutluluğu herkesin mutluluğu olurdu.

Bugün ise aynı apartmanda yaşayıp birbirinin adını bilmeyen, aynı sokaktan geçip birbirine selam vermeyen insanlar olduk.

Ne oldu bize?
Ne zaman bu kadar uzaklaştık birbirimizden?
Ne zaman bir “nasılsın?” sorusu bile içtenlikten çıkıp sıradan bir söze dönüştü?
Hayatın telaşı mı bizi değiştirdi, yoksa biz mi hayatın içinde kendimizi kaybettik?

Mal mülk kavgası, çıkar hesapları, bitmeyen “ben” mücadeleleri derken; bazen en yakınlarımızla bile aramıza aşılmaz duvarlar ördük.

Bir miras için kardeşler kırıldı…
Bir menfaat uğruna dostluklar bitti…
Bir gurur uğruna yılların hatıraları silindi…

Oysa insanın gerçek zenginliği; sahip oldukları değil, dokunduğu kalplerdi.

Çünkü insan bu dünyadan giderken ardında bıraktığı evleri, arabaları, makamları değil; kendisini seven insanların gönlündeki yerini götürür.

Bugün teknoloji bizi birbirimize daha çok bağladı sanıyoruz.

Ama aynı ekrana bakan milyonlarca insan, bazen aynı odadaki insana bile yabancı kalabiliyor.

Sosyal medya hesaplarında yüzlerce, binlerce “arkadaş” biriktirirken; gerçek hayatta bir derdini anlatacak samimi bir insan bulmak zorlaşıyor.

Gülümsemeler azaldı…
Selamlar eksildi…
Samimiyet yerini mesafeye bıraktı.

Sanki küçük bir tebessümün, içten bir “merhaba”nın bile bir bedeli varmış gibi davranıyoruz.

Herkes kendini büyük görüyor.

Ama unuttuğumuz bir gerçek var:
İnsanın değeri, başkalarının gözündeki yeriyle değil; kendi vicdanındaki yeriyle ölçülür.

Bugün tepeden baktığımız insan, yarın elimizden tutacak kişi olabilir.

Çünkü hayatın en büyük yanılgılarından biri şudur:
“Bana olmaz” diye düşünmek…

Oysa hayat herkese aynı soruyu farklı zamanlarda sorar.

Bugün başkasının yaşadığı yalnızlık, yarın bizim kapımızı çalabilir.

Sevgileri de değiştirdik.

Eskiden bir bakışın, bir sözün, bir vefanın kıymeti vardı.
Bir insanın kalbi, karakteri ve samimiyeti değer görürdü.

Şimdi ise çoğu zaman insanlar birbirini olduğu gibi değil; sahip olduklarıyla değerlendiriyor.

Makamına, parasına, görüntüsüne göre verilen değerler; gerçek sevginin ve gerçek dostluğun önüne geçiyor.

Sonra da dönüp neden yalnızlaştığımızı sorguluyoruz.

Belki de sorun sadece teknolojide değil…
Belki de sorun değişen dünyada değil…

Sorun; giderek azalan merhametimizde, unuttuğumuz vefamızda, susturduğumuz vicdanımızda…

Çünkü insanlığı kaybettiğimiz yerde, hiçbir kazanç bizi gerçekten zengin yapmaz.

Belki de artık kendimize şu soruyu sormanın zamanı geldi:
Ne kadar büyüdük?
Ne kadar geliştik?
Ne kadar ilerledik?

Ama bütün bu ilerlemenin içinde;
Bir komşunun kapısını çalmayı,
Bir dostun derdini dinlemeyi,
Bir büyüğün elini öpmeyi,
Bir küçüğün gönlünü almayı unuttuysak…

Gerçekten kazanmış sayılır mıyız?

Çünkü insanı insan yapan şey; sahip olduğu makam değil, taşıdığı merhamettir.

Cebindeki para değil, kalbindeki vefadır.
Dünyaya bıraktığı iz; aldığı değil, verdiği değerdir.

Belki de ihtiyacımız olan şey daha hızlı yaşamak değil…

Biraz durmak…
Birbirimizin yüzüne yeniden bakmak…

Bir selamın, bir tebessümün, bir “iyi misin?” sorusunun ne kadar büyük bir iyilik olduğunu yeniden hatırlamak…

Unutmayalım…
Bir gün hepimiz aynı toprağa döneceğiz.
Geriye ne servetimiz kalacak, ne makamımız, ne de sahip olduğumuz şeyler…

Geriye sadece;
Kırdığımız kalpler,
Sevindirdiğimiz insanlar
ve bu dünyada bıraktığımız insanlık kalacak.

Belki dünyayı değiştiremeyiz…
Ama birbirimize yabancılaşmadan yaşayabiliriz.

Çünkü kaybettiğimiz değerler hâlâ içimizde bir yerde duruyor.

Yeter ki insan;
Önce kendine, sonra karşısındaki insana yeniden merhametle bakmayı hatırlasın.

Çünkü bazen bir insanı hayata döndüren şey büyük sözler değil…
Sadece içten bir selam, samimi bir gülümseme ve “ben buradayım” diyebilen bir yürektir.

MEHMET OK

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP
rk
rk