TARİH, MİLLETİYLE YÜRÜYENLERİ YAZAR
“Yanlış yola giden birileriyle yürümektense, halk ile birlikte iktidara yürümek için yola çıktık.”
Bu cümle yalnızca bir siyasi tercih değildir.
Bu cümle; vicdanın akla, cesaretin korkuya, milletin ise dayatmalara verdiği cevaptır.
Tarih bize gösteriyor ki hiçbir iktidar, hiçbir güç odağı ve hiçbir yönetim anlayışı, halkın iradesinin üzerinde kalıcı olamamıştır. Güçlü görünen nice yönetimler tarihin sayfalarında silinip gitmiş; milletin ortak vicdanı, ortak aklı ve özgür iradesi ise yaşamaya devam etmiştir.
Çünkü devletler, milletleri yönetmek için değil; milletlerine hizmet etmek için vardır.
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin duvarına yazdırdığı “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” sözü yalnızca tarihî bir ifade değildir. Bu söz, Cumhuriyetimizin siyasal ve ahlaki pusulasıdır.
Egemenlik; bir kişiye, bir zümreye ya da herhangi bir güce ait değildir.
Egemenlik, hiçbir şart ve hiçbir istisna olmaksızın milletindir.
İşte bu nedenle demokrasi yalnızca seçimden seçime sandığa gitmek değildir.
Demokrasi; hukukun üstünlüğünü korumaktır.
Demokrasi; farklı düşünen insanların kendilerini özgürce ifade edebilmesidir.
Demokrasi; hesap verebilir yönetim anlayışıdır.
Demokrasi; devletin bütün vatandaşlarına eşit mesafede durabilmesidir.
Bugün ülkemizin ihtiyaç duyduğu şey yeni kamplaşmalar üretmek değildir.
İhtiyaç duyduğumuz şey; güveni, adaleti ve toplumsal huzuru yeniden inşa etmektir.
Çünkü güven olmadan ekonomi büyümez.
Güven olmadan yatırım gelmez.
Güven olmadan adalet sağlanamaz.
Güven olmadan gençler geleceğini bu topraklarda kuramaz.
Bir ülkenin kalkınması yalnızca fabrikalarla, yollarla ya da binalarla ölçülmez.
Gerçek kalkınma; adaletin güçlendiği, liyakatin egemen olduğu, özgürlüğün korunduğu ve insan onurunun esas alındığı bir düzen kurabilmektir.
Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında hedefimiz nettir:
Daha güçlü bir demokrasi…
Daha bağımsız ve tarafsız bir yargı…
Daha üretken bir ekonomi…
Daha adil bir paylaşım…
Daha özgür bireyler…
Daha müreffeh bir toplum…
Biz biliyoruz ki bunların hiçbiri birbirinden bağımsız değildir.
Adalet olmadan ekonomi güçlenmez.
Özgürlük olmadan bilim gelişmez.
Liyakat olmadan devlet güçlenmez.
Demokrasi olmadan toplumsal barış kurulamaz.
Bu nedenle mücadelemiz yalnızca bir iktidar değişikliği değildir.
Asıl mücadelemiz; yönetim anlayışını değiştirmek, devleti yeniden milletin devleti hâline getirmek, kamu yönetiminde liyakati egemen kılmak ve hukuku herkes için eşit işleyen bir güvenceye dönüştürmektir.
Gençlerimize “Gitmek mi, kalmak mı?” sorusunu sordurmayan…
Emekliyi geçim derdinden…
Çiftçiyi borç yükünden…
Esnafı belirsizlikten kurtaran…
Kadınların, çocukların ve tüm yurttaşların kendilerini güvende hissettiği bir Türkiye inşa etmektir.
Biz; kutuplaşmanın değil kucaklaşmanın siyasetini savunuyoruz.
Çünkü aynı bayrağın altında yaşayan insanlar birbirlerinin rakibi değil, kader ortağıdır.
Farklılıklarımız ayrılık sebebi değil; Cumhuriyetimizin zenginliğidir.
Türkiye’nin geleceği öfkede değil; ortak akıldadır.
Türkiye’nin geleceği korkuda değil; özgüvendedir.
Türkiye’nin geleceği ayrıcalıklarda değil; fırsat eşitliğindedir.
Ve Türkiye’nin geleceği, halkın iradesindedir.
Bugün hepimize düşen görev; birbirimizi düşman görmek değil, aynı geleceğin ortak sorumluluğunu üstlenmektir.
Yanlış yola giden birileriyle yürümek kolay olabilir.
Zor olan; doğru bildiğin yolda yürümektir.
Ama tarih, kolay olanı seçenleri değil; doğru olanı savunanları hatırlar.
İşte biz bunun için yola çıktık.
Halkla birlikte yürümek için…
Adaletle birlikte yürümek için…
Cumhuriyetimizin kurucu değerlerini geleceğe taşımak için…
SON SÖZ
Bugün bir tercih yapıyoruz.
Korkunun değil cesaretin…
Ayrışmanın değil kardeşliğin…
Ayrıcalığın değil adaletin…
Kişilerin değil milletin yanında durmayı seçiyoruz.
Çünkü biliyoruz;
İktidarlar değişir.
Makamlar değişir.
Dönemler değişir.
Fakat milletin iradesi değişmez.
Devletin gerçek sahibi millettir.
Cumhuriyetin en büyük güvencesi demokrasidir.
Demokrasinin gerçek gücü ise özgürce ortaya konulan halk iradesidir.
Biz, yanlışın peşinden gitmedik.
Biz, umudun peşinden yürüdük.
Biz, bir kişinin değil, bir milletin geleceğine inandık.
Ve inanıyoruz ki;
Adalet yeniden güven verecek.
Hukuk yeniden herkesi eşit koruyacak.
Üreten kazanacak.
Gençler yeniden bu topraklarda gelecek kuracak.
Türkiye yeniden birbirine güvenen insanların ülkesi olacak.
Çünkü hiçbir güç, milletin ortak vicdanından daha büyük değildir.
Hiçbir makam, halkın iradesinden daha üstün değildir.
Hiçbir gelecek, adalet olmadan kurulamaz.
Çünkü gelecek, halkın iradesiyle yazılır.
Tarih; gücün yanında duranları değil, milletiyle yürüyenleri yazar.
MEHMET OK
UNCATEGORİZED
16 gün önceDÜNYA
07 Ağustos 2026MAGAZİN
07 Ağustos 2026GÜNDEM
07 Ağustos 2026DÜNYA
07 Ağustos 2026DÜNYA
07 Ağustos 2026GÜNDEM
07 Ağustos 2026
1
Kılıçdaroğlu’nun açıklama yaptığı salonda dikkat çeken değişiklik
4241 kez okundu
2
Ahmet Serkan Tuncer in İhraç İstemi Üzerine
4212 kez okundu
3
TİSAN DAVASINDA GÖZLER YENİDEN KEŞİF SÜRECİNDE
4148 kez okundu
4
Uluslararası bilim olimpiyatlarında büyük başarı
3555 kez okundu
5
Yalansız Hilafsiz Hınıs Köftesi
3439 kez okundu