Doğu Akdeniz’ in en büyük deniz faciası: Refah Vapuru trajedisi…*

Doğu Akdeniz’ in en büyük deniz faciası: Refah Vapuru trajedisi…*

ABONE OL
Eylül 4, 2026 13:57
Doğu Akdeniz’ in en büyük deniz faciası: Refah Vapuru trajedisi…*
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Doğu Akdeniz’ in en büyük deniz faciası: Refah Vapuru trajedisi…*
Son günlerde Girne-Taşucu hattında meydana gelen, 8 insanımızın hayatını kaybettiği ve 20 kişinin
kayıp olarak kaydedildiği müessif deniz kazası, basın-yayın organlarında çoğunlukla “Doğu Akdeniz
tarihinin en büyük kazası” ifadesiyle sunuldu. Güncel haberciliğin sansasyonel dili ve tarihsel
hafızasızlık birleştiğinde ortaya çıkan bu iddia, ne yazık ki cumhuriyet tarihimizin en ağır, en trajik
deniz felaketlerinden birinin üzerini örtme riski taşımaktadır.
Doğu Akdeniz’in karanlık sularına gömülen en büyük trajediyi arayanların, günümüz haberciliğinin sığ
sınırlarını aşıp 23 Haziran 1941 gecesine, Mersin açıklarında batan Refah Vapuru’ na ve oradan
yükselen sessiz çığlıklara bakması gerekmektedir.
İkinci Dünya Savaşı’nın dünyayı kasıp kavurduğu, Türkiye’nin ise hassas bir tarafsızlık dengesi
yürüttüğü günlerde; İngiltere’ nin uzun süre farklı gerekçelerle ertelediği 4 denizaltı ve savaş
uçaklarının teslim alınması amacıyla yetkin denizci ve havacı personelinden bir ekibin
görevlendirilmesi…
İngilizler kolaylık olsun diye ekibin Mısır Port Sait limanından İngiltere’ ye hareket edecek İngiliz
transatlantiğine ulaştırılmasını önerince askerleri Port Sait’ e nakletmek üzere bir görev planlandı.
Subaylar, astsubaylar, Hava Harp Okulu öğrencileri ve erlerden oluşan 200 kişilik nitelikli askerî
personel, Mısır’da kendilerini bekleyen ve sıkışık hareket takvimi olan Queen Mary transatlantiğine
yetişmek zorundaydı.
Ancak bu değerli ekibi Akdeniz’in tehlikeli sularından geçirmek için tahsis edilen vasıta; yaşlı, her yanı
dökülen ve daha birkaç ay önce Mersin’deki şiddetli fırtınada ağır hasar görüp tersaneye çekilmiş olan
Refah adlı kömür şilebi oldu.
Ambarları hala kömür tozuyla kaplı bu yük gemisi, ne personeli taşıyabilecek fiziki şartlara sahipti ne
de yeterli güvenlik donanımına.
Mersinli marangozların aceleyle güverteye çaktığı ahşap tuvaletler, çürümüş can simitleri, jeneratör
durduğunda devre dışı kalan pilsiz bir telsiz ve sadece iki adet yetersiz filika ile Refah, 23 Haziran 1941
günü saat 17.30’da Mersin Yolcu İskelesi’nden “Allah’a emanet” biçimde demir aldı.
Geminin Mersin’den hareketinden yaklaşık 5 saat sonra, Kıbrıs ile Karataş arasındaki uluslararası
sularda meydana gelen şiddetli patlamayla Refah Vapuru bir anda ikiye bölündü.
Patlama etkisiyle Jeneratörler durunca telsiz de sustu; denize dökülen yüzlerce asker imdat çağrısında
bile bulunamadı.
Gemideki iki filikadan biri daha ilk anda parçalanırken, diğer filikaya sığınabilen 28 kişi 20 saati aşkın
bir boğuşmanın ardından Karataş sahiline ulaşabildi.
Ankara ve devlet kademeleri, faciadan ancak kurtulanların Karataş Feneri’ndeki telsizden
gönderdikleri mesaj üzerine haberdar oldu…
Sahil güvenlik ve kurtarma imkânlarının yetersizliği, iletişim kopuklukları ve bürokratik aksaklıklar
sonucu yardım intikali gecikince denizdeki can pazarında bilanço daha da ağırlaştı…
Refah Vapuru felaketinde; 15 deniz subayı, 16 harp okulu öğrencisi, 49 denizaltı astsubayı, 63 er ve 25
gemi personeli olmak üzere toplam 167 yetişmiş vatan evladı Akdeniz’in soğuk sularında şehit oldu.
Faili meçhul olarak tanımlanabilecek faciadan sonra başlatılan adli ve idari soruşturmalar, Meclis
tutanaklarına da yansıyan sert tartışmalara sahne oldu.

Dönemin Millî Müdafaa (Savunma) ve Münakalat (Ulaştırma) Bakanlarının istifasına kadar uzanan
süreçte, facianın kesin sebebi —bir Alman/İtalyan denizaltı torpidosu mu, zaman ayarlı bomba mı
yoksa Fransız saldırısı mı olduğu— hiçbir zaman tam olarak netleştirilemedi.
Taşınan personelin hayatı kadar, ihmaller zinciri de gizlilik politikaları ve dönemin konjonktürel
şartları arkasına gizlendi. Şehitlerimizin geride bıraktığı ailelerin hakkı ve olayda sorumluluğu
bulunanların tespiti uzun yıllar kamuoyundan uzak tutuldu.
Bugün Girne-Taşucu hattında yaşanan ve 8 insanımızın hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan kaza
şüphesiz büyük bir acıdır ve her yönüyle incelenmelidir.
Ancak bu olayı “Doğu Akdeniz tarihinin en büyük deniz kazası” olarak nitelendirmek, hem denizcilik
tarihimize hem de Refah Vapuru’ nda göz göre göre ölüme gönderilen 167 şehidimizin aziz hatırasını
unutturulmamalı…
Doğu Akdeniz’in en büyük deniz trajedisi; ihmalin, liyakatsizliğin ve kaostan beslenen savaş
konjonktürünün beslediği karanlık iklimde kurban verilen 167 fidanın hikâyesi olan Refah Vapuru
Faciası…
Tarihi gerçeği özetin de özeti biçimde yeniden hatırlatmaya çalışırken; geçmişe saygının ve gelecekte
benzer acıların yaşanmaması için gereken kurumsal hafızanın tazelenmesini amaçladım…
*Not: Yukarıdaki özet; Refah Vapuru faciasının tüm boyutlarıyla yer aldığı araştırmam “Siyah Beyaz
Mersin” adını verdiğim yayına hazır kitabımdan derlendi…

ABDULLAH AYAN

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP
rk
rk

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.