Bugün Sayın Münif Aparı’nın “Bir Ahde Vefa Örneğinden, Ahde Vefasızlığa…” başlıklı yazısını okudum.
Sayın Aparı, yazısında Mersin’in efsane belediye başkanlarından rahmetli Kaya Mutlu’nun adının bugüne kadar bir mahalleye, caddeye ya da başka önemli bir yere verilmemiş olmasına dikkat çekiyor ve bunu haklı olarak bir vefa meselesi olarak değerlendiriyor.
Münif Aparı’yı çok iyi tanırım. Genç yaşta Mersin Belediyesinde önemli görevler üstlenmiş, başarılı hizmetlerde bulunmuş değerli bir bürokrattır. Aynı zamanda Mersin’in belediyecilik, siyaset ve sosyal yaşam tarihini yakından bilen, deyim yerindeyse bu kentin canlı hafızalarından biridir.
Ve vefanın yalnızca İstanbul’da bir semt adı olmadığını da çok iyi bilir.
Bu nedenle ortaya attığı konu, bence yalnızca Kaya Mutlu’nun adının bir yere verilmesi meselesinden çok daha büyüktür.
Asıl mesele Mersin’in kendi hafızasına ne kadar sahip çıktığıdır.
Kaya Mutlu’nun neden Mersin’in “efsane başkanı” olarak anıldığını bugünün Mersin’ine bakarak anlamak kolay değildir.
Ben o günleri yaşadım.
Kaya Mutlu ilk kez belediye başkanı olduğunda Mersin’in sokaklarının büyük bölümü taştı, yani taş döşeli sokaklardı. Kentin altyapısı bugünkü Mersin’le kıyaslanamayacak ölçüde yetersizdi.
Yaptığı ilk işlerden biri asfalt tesisi kurmak oldu. Ardından Mersin’in sokakları birbiri ardına asfaltlanmaya başladı, sokaklara kaldırımlar yapıldı. Geniş kanalizasyon hatları açıldı, kentin altyapısı baştan sona ele alındı.
Ama Kaya Mutlu’nun Mersin’e kazandırdığı en önemli altyapı yatırımlarından biri içme suyu alanındaydı.
Bugün musluğu açtığımızda akan temiz ve sağlıklı suyu son derece doğal karşılıyoruz. Oysa bunun arkasında yıllar önce kurulmuş büyük bir sistem var.
Kaya Mutlu, sağlıklı ve temiz içme suyunun kentin bütün bölgelerine ve her konuta ulaştırılması için kapsamlı bir altyapı sistemi kurdu.
Berdan Barajı’ndan alınan suyun arıtılarak Mersin’e verilmesini sağlayan Berdan İçme Suyu Arıtma Tesisi onun döneminde hayata geçirildi. Berdan Barajı’ndan Mersin’e içme suyu taşıyan boru hatları döşendi. Kentin belirli noktalarında su depoları inşa edildi. Arıtılmış su bu depolarda toplanarak oluşturulan şebeke sistemi üzerinden kentin farklı bölgelerine dağıtıldı.
Böylece Mersin’in sağlıklı ve temiz içme suyuna ulaşmasını sağlayan ana sistem oluşturulmuş oldu.
Daha da önemlisi, aradan geçen bunca yıla rağmen Mersin’in içme suyu dağıtımının temel altyapısı bugün hâlâ büyük ölçüde Kaya Mutlu döneminde kurulan bu sistem üzerinden çalışmaktadır.
Bu, bir belediye başkanının kentte bıraktığı izin ne kadar kalıcı olabileceğini gösteren çok çarpıcı bir örnektir.
Bir asfalt yol zaman içinde yenilenebilir.
Bir cadde değişebilir.
Binalar yıkılıp yeniden yapılabilir.
Ama bir kentin onlarca yıl boyunca kullandığı temel altyapıyı kurmuşsanız, aslında o kentin geleceğini de inşa etmişsiniz demektir.
Kaya Mutlu’nun Mersin’e katkısı yalnızca yol, kanalizasyon ve içme suyu gibi temel altyapı yatırımlarıyla da sınırlı değildi.
Kentin sosyal, kültürel ve ticari yaşamını canlandırmak için de önemli işler yaptı.
Türkiye çapında ilgi gören Akdeniz Tekstil ve Moda Fuarlarının düzenlenmesini sağlayarak Mersin’i farklı şehirlerden gelen üreticilerin, tüccarların, iş insanlarının ve ziyaretçilerin buluştuğu bir merkez haline getirdi.
Bu fuarlar yalnızca ticari organizasyonlar değildi. Mersin’in sosyal yaşamına hareketlilik getiriyor, kentin kültürel dünyasını zenginleştiriyor, ticaretine canlılık kazandırıyor ve Mersin’in adının Türkiye çapında duyulmasına katkıda bulunuyordu.
Bugün kentlerin fuarlarla, festivallerle, kongrelerle ve büyük organizasyonlarla tanıtılmasının ne kadar önemli olduğunu konuşuyoruz. Kaya Mutlu bunun önemini yıllar önce görmüş ve Mersin’i kendi içine kapanan bir kent olmaktan çıkarıp bölgesine ve Türkiye’ye açmaya çalışmıştı.
Ben bunu hep söyledim:
Kaya Mutlu, Mersin’in çehresini değiştiren bir belediye başkanıydı.
Üstelik yalnızca fiziki çehresini değil.
Altyapısıyla, içme suyuyla, yollarıyla, sosyal hayatıyla, kültürüyle, ticaretiyle Mersin’in kent yaşamını değiştiren bir belediye başkanıydı.
Bu söz benim için yalnızca geçmişe duyulan bir özlemin ya da kişisel bir değerlendirmenin ifadesi değildir. O dönüşümü yaşamış bir Mersinli olarak gördüklerimin sonucudur.
Taş sokakların asfaltlandığını gördüm.
Kanalizasyon altyapısının geliştiğini gördüm.
Sağlıklı ve temiz içme suyunun Mersin’in her bölgesine ulaşmasını sağlayan sistemin kurulduğu yılları yaşadım.
Akdeniz Tekstil ve Moda Fuarlarının Mersin’e getirdiği hareketliliği, kentin nasıl canlandığını gördüm.
Bugün son derece doğal kabul ettiğimiz pek çok belediye hizmetinin ve çağdaş kent yaşamının temellerinin o yıllarda atıldığına tanıklık ettim.
İşte kent hafızası dediğimiz şey tam da budur.
Bir kişinin adını yalnızca hatırlamak değil, o insanın o kent için ne yaptığını da gelecek kuşaklara anlatabilmektir.
Kentlerin de hafızası vardır.
Bu hafıza yalnızca kitaplarda, arşivlerde ya da eski fotoğraflarda yaşamaz. Sokaklarda, caddelerde, meydanlarda, binalarda ve insanların günlük yaşamlarının içinde de yaşar.
Bir kentin bugünlere gelmesinde emeği bulunan insanların isimlerini yaşatmak, yalnızca onlara gösterilen bir vefa değildir. Aynı zamanda gelecek kuşaklara o kentin tarihini anlatmanın da yollarından biridir.
Bu nedenle Sayın Aparı’nın önerisine katılıyorum, hatta kapsamının daha da genişletilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Yalnızca belediye başkanlarının değil, Mersin’e kalıcı değer kazandırmış iş insanlarının, sanayicilerin, sporcuların, sanatçıların, eğitimcilerin, bilim insanlarının, bürokratların ve toplum yaşamına katkıda bulunmuş insanların isimleri de bu kentin bulvarlarında, caddelerinde, mahallelerinde, meydanlarında ve kamusal alanlarında yaşatılmalıdır.
Üstelik sadece isim vermekle yetinilmemeli.
Belirli noktalara, adı verilen kişinin kim olduğunu ve Mersin’e hangi katkıları yaptığını anlatan bilgi panoları konulmalıdır. Gerekirse bu panolar dijital uygulamalarla desteklenmeli, QR kodlarla kişinin yaşam öyküsüne ve kente yaptığı katkılara ulaşılabilmelidir.
Bir caddeye “Kaya Mutlu Caddesi” adını vermek elbette değerlidir. Ancak o caddeden geçen genç bir Mersinlinin “Kaya Mutlu kimdi?” sorusunun yanıtını da öğrenebilmesi gerekir.
Taş sokakları asfaltlayan, kentin kanalizasyon altyapısını geliştiren, temiz içme suyunu Mersin’in her bölgesine ulaştıran, bugün bile kullanılan temel içme suyu sisteminin kurulmasını sağlayan, düzenlediği fuarlarla Mersin’in sosyal, kültürel ve ticari yaşamına hareketlilik kazandıran belediye başkanının kim olduğunu yeni kuşakların bilmesi gerekir.
Kent hafızası ancak o zaman gerçekten yaşar.
Mersinliler, bugün yaşadıkları, ekmeklerini kazandıkları ve yatırım yaptıkları bu kentin kimlerin emeği, girişimi ve mücadelesiyle bugünkü konumuna ulaştığını bilmelidir.
Bunun Mersin açısından ayrıca önemli olduğunu düşünüyorum.
Çünkü Mersin, Türkiye’de birlikte ve özgürce yaşama kültürünün en güçlü olduğu kentlerden biridir.
Türkiye’nin dört bir yanından gelen insanlar bu kentte dini, etnik kökeni ya da doğduğu şehir üzerinden ayrıştırılmadan birlikte yaşayabilmektedir. Mersin’in en önemli değerlerinden biri de budur.
Fakat bir kentte birlikte yaşamak kadar o kente ait hissetmek de önemlidir.
Mersin’e katkıda bulunan insanları tanımak, onların hikâyelerini öğrenmek ve kentin hangi aşamalardan geçerek bugünlere geldiğini bilmek, Mersinlilik bilincini ve kente aidiyet duygusunu da güçlendirecektir.
Peki bu isimlere kim karar verecek?
Aslında Mersin’de bunun için kullanılabilecek önemli bir yapı var.
Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından oluşturulan MEDEKA, yani Mersin’e Değer Katanlar platformu.
MEDEKA’nın kurumsal vizyonunda da Mersin’in kültürel dokusunun güçlendirilmesi, sanatsal ve akademik üretimin desteklenmesi ve kenti sahiplenen bir anlayışla geleceğe taşınması hedefleniyor.
Tam da bu nedenle MEDEKA bu konuda önemli bir sorumluluk üstlenebilir.
Platform bünyesinde Mersin’in geçmişini, toplumsal yapısını, ekonomik gelişimini, kültürünü, sanayisini ve kent yaşamını iyi bilen insanlardan oluşan bir kurul oluşturulabilir ya da mevcut kurullar bu yönde güçlendirilebilir.
Ardından objektif ve açık kriterler belirlenebilir.
Kente kalıcı katkı sağlamış olmak, yaptığı hizmetin toplumsal karşılığının bulunması, kent tarihinde iz bırakmış olmak, toplumun farklı kesimleri tarafından saygınlıkla anılmak gibi ölçütler belirlenebilir.
Sonrasında Mersin’e değer katmış insanların kapsamlı bir envanteri hazırlanabilir.
Böyle bir çalışma başladığında Mersin’in ne kadar zengin bir insan kaynağına ve ne kadar önemli bir geçmişe sahip olduğu da daha iyi görülecektir.
Ben kendi bildiğim alandan, Mersin sanayi tarihinden iki isim vereyim:
Refik Kızıltan ve Mustafa Şaman.
Her iki isim de Mersin sanayisinin oluşumunda ve gelişmesinde önemli rol üstlenmiş, yalnız kendi işletmelerini değil, Mersin’in üretim kültürünü ve sanayi birikimini büyütmüş değerli insanlardır.
Elbette liste bu iki isimle sınırlı değildir.
Örneğin; Limanın kurulmasına nasıl karar verildi, Organize Sanayi Bölgesinin kurulmasına en büyük katkıyı veren kimdi, Mersin’in bir narenciye üretim kenti olmasına kimler önayak oldu, Anamur’da muz, Silifke’de çilek, vb. üretimini kimler başlattı?
Mersin’in sanayisinden ticaretine, sanatından sporuna, eğitiminden yerel yönetimlerine kadar çok sayıda değerli insan vardır.
Önemli olan bu insanların tek tek hatırlanmasını beklemek yerine, kent hafızasını kurumsal bir anlayışla kayıt altına almak ve yaşatmaktır.
MEDEKA bu konuda kolları sıvamalıdır.
Mersin’i geçmişinden bugüne taşıyan insanları belirlemeli, onların hikâyelerini kayıt altına almalı ve bu isimlerin kent yaşamında kalıcı biçimde yaşatılması için Mersin Büyükşehir Belediyesi ile ilçe belediyelerine öneriler sunmalıdır.
Çünkü kent belleği yalnızca geçmişi hatırlamak değildir.
Aynı zamanda gelecek kuşaklara, “Bu kent kendiliğinden kurulmadı; bu noktaya insanların emeğiyle, düşüncesiyle, cesaretiyle ve mücadelesiyle geldi” diyebilmektir.
Bu işi siyasetten arınarak yapmak lazım; bu ön şarttır.
Kaya Mutlu döneminde taş sokakların asfaltlandığını, kanalizasyon hatlarının açıldığını, Berdan’dan getirilen arıtılmış temiz suyun Mersin’in dört bir yanına ulaştırıldığı sistemin kurulduğunu, Akdeniz Tekstil ve Moda Fuarlarıyla kentin sosyal ve ticari yaşamının nasıl canlandığını yaşayan bir Mersinli olarak ben bunlara tanıklık ettim.
Ve bugün Mersinliler hâlâ o yıllarda atılan temellerin nimetlerinden yararlanıyor.
Bugünün Mersin’i, dünün emeğinin üzerinde yükseldi.
O emeği verenlerin isimlerini yaşatmak bir lütuf değil, bu kentin onlara olan vefa borcudur.
Mersin kendi değerlerini unutmamalıdır.
Teşekkürler değerli dostum Münif Aparı.
Bu önemli konuyu bir kez daha Mersin’in gündemine taşıdığın için.
AYHAN KIZILTAN
UNCATEGORİZED
08 Eylül 2026DÜNYA
08 Eylül 2026MAGAZİN
08 Eylül 2026GÜNDEM
08 Eylül 2026DÜNYA
08 Eylül 2026DÜNYA
08 Eylül 2026GÜNDEM
08 Eylül 2026
1
Irak Başbakanı Zeydi: ‘Uluslararası Koalisyonun Irak’taki görevinin sona ermesi için 30 Eylül kesin tarih’
7685 kez okundu
2
Barışın Evrensel Dili ve Türkiye’nin Tarihsel Eşiği
6833 kez okundu
3
MERSİN’DE YENİ PARTİ…
6760 kez okundu
4
MECLİS ÜYELİĞİNE ADAYIM.
6440 kez okundu
5
ŞEREF’Lİ İKİNCİLİK…
5761 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.