Toplumların gelişiminde mühendislerin rolü yalnızca teknik bilgi üretmekle sınırlı değildir. Mühendislik; aklın, bilimin, emeğin ve en önemlisi etik sorumluluğun bir araya geldiği bir meslek disiplinidir. Bir mühendis attığı her imzada yalnızca bir projeyi değil, aynı zamanda vicdanını ve topluma karşı sorumluluğunu da ortaya koyar.
Ancak meslek yaşamı yalnızca teknik sorunların çözümünden ibaret değildir. İnsan ilişkileri, rekabet anlayışı ve meslek ahlakı da en az teknik yeterlilik kadar önemlidir. İşte tam bu noktada karşımıza çoğu zaman görünmeyen fakat etkileri derin olan bir olgu çıkar: Hasetlik.
Hasetlik, başkasının başarısından rahatsız olmak, onun ürettiklerini küçümsemeye çalışmak ve kendi eksikliklerini başkalarının başarıları üzerinden örtmeye çalışmaktır. Oysa mühendislik tarihi incelendiğinde ilerlemenin temelinde rekabetten çok bilgi paylaşımı ve ortak akıl olduğu görülür. İnsanlığı ileri taşıyan büyük buluşlar, birbirini engelleyenlerin değil; birbirinin bilgisinden güç alanların eseridir.
Ne yazık ki bazı insanlar üretmek yerine taklit etmeyi tercih eder. Bir fikri, bir çalışmayı, bir projeyi hatta bir düşünce biçimini sürekli izler, tekrar eder ve sahiplenmeye çalışırlar. Fakat taklit edilen ile taklit eden arasında önemli bir fark vardır. Taklit edilen yeni bir yol açarken, taklit eden yalnızca açılmış bir yolda yürür.
Bu nedenle hasetlik, çoğu zaman taklit edenin yüküdür; üretenin değil. Çünkü ortaya eser koyan, emek veren ve fikir geliştiren insanlar bilirler ki gerçek başarı başkalarını geride bırakmakta değil, topluma fayda sağlayacak kalıcı işler üretmektedir.
Mühendislik etiği de tam olarak bunu gerektirir. Meslektaşının başarısından rahatsız olmak yerine onu takdir etmek, bilgiyi saklamak yerine paylaşmak, kişisel çıkarları değil toplumsal yararı öncelemek. Çünkü mühendislik yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda bir kamu sorumluluğudur.
Bugün ülkemizin ihtiyaç duyduğu şey daha fazla çatışma değil, daha fazla üretimdir. Daha fazla haset değil, daha fazla dayanışmadır. Daha fazla taklit değil, daha fazla özgün fikirdir.
Unutmamak gerekir ki zaman içerisinde taklitler unutulur, ancak özgün eserler kalır. Bir mühendisin gerçek mirası da makamlar, unvanlar ya da kısa süreli başarılar değil; geride bıraktığı eserler ve koruduğu etik değerlerdir.
Bu duygu ve düşüncelerle , mühendislikte en güçlü sermaye bilgi, en sağlam pusula etik ve en kalıcı başarı ise üretmektir. Hasetlik geçicidir; emek ve dürüstlük ise daima iz bırakır.
Saygı ve sevgi ile…

SEYFETTİN ATAR
GÜNDEM
2 gün önceGENEL
2 gün önceDÜNYA
2 gün önceUNCATEGORİZED
5 gün önceGENEL
7 gün önceYEREL-
9 gün önceEKONOMİ
9 gün önce
1
TİSAN DAVASINDA GÖZLER YENİDEN KEŞİF SÜRECİNDE
4117 kez okundu
2
YENİ BİR ÇAĞIN EŞİĞİNDE: AVRUPA VE ORTA DOĞU’DA STRATEJİK UYANIŞ VE DEMOKRATİK BİRLİK
2909 kez okundu
3
SİYASİ PARTİLERİMİZ – 2: AK PARTİ
2601 kez okundu
4
ANILARLA YAŞAMAK
2524 kez okundu
5
Söz Ver, Ama Tut: Gençlere ve İş Dünyasına Notlar
2455 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.