11 Ekim 2026 Pazar
Brezilya seçimlerinden çıkarılacak dersler…. Birleşmenin önemi…
Metropoll Araştırma’nın ekim ayı anketi yayımlandı: İşte partilerin oy oranları
GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE ŞEHİRLER BÜYÜMENİN LOKOMOTİFİDİR.
Allah Gültak’a Yardım Etsin…
MERSİN’E DEĞER KATANLARIN ADLARI YAŞAMALI
CUMHURİYETİMİZİN 103. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN!..
Mersin’de belediyelere yönelik yürütülen soruşturmalar, kentte derin bir üzüntü ve kaygı yarattı. Belediye başkanlarını, yöneticileri, çalışanları ve ailelerini etkileyen bu süreç, kamu hizmetleri ve demokratik temsil açısından bütün Mersin’i ilgilendiriyor.
Vahap Seçer, Abdullah Özyiğit, Ahmet Serkan Tuncer ve aynı süreçte tutuklanan herkesle dayanışmamız açıktır. Kent için verilen emeğin, yıllar içinde kurulan bağların ve halkın sandıkta ortaya koyduğu iradenin zor günlerde de sahiplenilmesi gerektiğine inanıyoruz.
Bu dayanışmanın temelinde, her insanın adil yargılanma hakkına, onuruna ve masumiyet karinesine duyduğumuz saygı vardır.
Kamuoyuna yansıyan bilgiler, sürecin henüz soruşturma aşamasında olduğunu gösteriyor. Gözaltı işlemlerinin ardından savcılık ifadeleri alınmış, hâkimlik tarafından tutuklama ve adli kontrol kararları verilmiştir. Ancak bu işlemlerin tamamlanması, soruşturmanın sonuçlandığı veya kişilerin suçluluğunun kesinleştiği anlamına gelmez.
Tutuklama bir mahkûmiyet hükmü değildir. Hakkında tutuklama kararı verilen bir kişi, bu kararla suçlu ilan edilemez.
Önümüzde, iddiaların araştırılacağı, delillerin değerlendirileceği ve savunmaların dikkate alınacağı bir hukuki süreç bulunmaktadır. Kamuoyunun bu sürecin sonucunu baştan belirleyen bir dil kullanması, insanların haklarını ve adalete duyulan güveni zedeler.
Kamu kaynaklarının kullanımı elbette denetlenmeli, bütün iddialar titizlikle incelenmelidir. Aynı titizlik, kişilerin haklarının korunmasında da gösterilmelidir. Herkesin sorumluluğu kendi eylemleri ve somut deliller üzerinden ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Aynı soruşturma kapsamında bulunmak, bütün kişileri aynı hükmün içine yerleştirmenin gerekçesi olamaz.
Dosyanın bütününü görmeden “herkes suçludur” demek de “hiçbir delil yoktur” demek de doğru değildir. Kamuoyunun sorumluluğu, gerçeğin hukuka uygun biçimde ortaya çıkarılmasını talep etmek ve bu süreç boyunca masumiyet karinesine sahip çıkmaktır.
İddialar, mahkeme hükmünün yerine geçemez. Haber başlıkları, savunma hakkını ortadan kaldıramaz. Kamuoyundaki kanaatler, suçluluğun hukuken belirlenmesinin yerini alamaz.
Belediye başkanları söz konusu olduğunda, yurttaşların demokratik tercihi de gözetilmelidir. Seçmenin verdiği yetki, kent için üstlenilen sorumluluk ve hizmetlerin sürekliliği önemini korumaktadır. Mersin’in ihtiyaçları devam ediyor; belediye çalışanlarının emeğinin ve halkın hizmet alma hakkının korunması gerekiyor.
Bu süreçte ailelerin yaşadığı ağırlık da unutulmamalıdır. Eşler, çocuklar, anne ve babalar belirsizlik ve kaygıyla karşı karşıyadır. Kullanılan her sözün onların hayatında bir karşılığı vardır. Eleştiri ve haber verme hakkı, aşağılamaya veya peşinen itibarsızlaştırmaya dönüşmemelidir.
Dayanışma tam da böyle zamanlarda anlam kazanır. İnsanların zor günlerinde yanlarında olmak, seslerini duyurma ve kendilerini savunma haklarına sahip çıkmak toplumsal bir sorumluluktur.
Vahap Seçer’e, Abdullah Özyiğit’e, Ahmet Serkan Tuncer’e ve tutuklanan bütün kişilere desteğimizi; adil yargılanma, haklarının eksiksiz korunması ve sürecin makul sürede tamamlanması talebiyle ifade ediyoruz.
Mersin’in geleceği için verilen emeğe sahip çıkarken adalet beklentimizi de kararlılıkla sürdürüyoruz. Gerçeğin ortaya çıkmasını, kararların somut delillere dayanmasını ve herkes için aynı hukuk güvencesinin işlemesini istiyoruz.
Soruşturma sürerken hiç kimse peşinen mahkûm edilmemelidir. Adalet beklentimiz de dayanışmamız da bütün bu süreç boyunca devam edecektir.
BASIN AÇIKLAMASI
HER GÜN BİNDİĞİMİZ ASANSÖR NE KADAR GÜVENLİ?
Kırmızı etiket bir uyarı değil, “Bu asansörü kullanmayın” talimatıdır!
Mersin’de yüz binlerce insan her gün evinde, iş yerinde, okulda, hastanede ve alışveriş merkezinde asansör kullanıyor.
Hiç kimse kabine binerken halatların, fren sisteminin, kapı kilitlerinin, elektrik tesisatının ve güvenlik devrelerinin gerçekten çalışıp çalışmadığını bilemez.
Vatandaş düğmeye basarken canını; bakım firmasına, bina yöneticisine, denetim kuruluşuna ve belediyeye emanet eder.
Çünkü vatandaşın asansörü teknik olarak kontrol etme imkânı yoktur. Sorumlu kişi ve kurumların görevlerini eksiksiz yaptığına güvenmek zorundadır.
Kazalar çoğu zaman önceden uyarır
Asansör kazaları her zaman aniden ortaya çıkan ve öngörülemeyen olaylar değildir.
Kazadan önce tekrar eden arızalar, sarsıntılar, olağan dışı sesler, kat hizasında durmama, düzensiz çalışan kapılar, kontrol dışı hareketler ve ertelenen onarımlar görülebilir.
Bu işaretler dikkate alınmadığında kapı açıkken hareket etme, kabinle kat arasında sıkışma, kuyuya düşme, kabinin kontrolsüz hareket etmesi ve ölümle sonuçlanan kazalar yaşanabilir.
Kazadan sonra söylenecek hiçbir söz kaybedilen bir canı geri getiremez.
“Bir şey olmaz sandık”, “Parça bekliyorduk”, “Yönetici masrafı onaylamadı”, “Firmaya bildirdik” veya “Mühürleme işlemi henüz yapılmamıştı” denilemez.
Asansör güvenliğinde ihmalin mazereti olmaz.
Her imza sorumluluk taşır
Bakım formuna atılan her imza teknik, idari ve hukuki sorumluluk taşır.
Bina yöneticisinin ertelediği bir güvenlik harcaması insanların hayatını tehlikeye atabilir.
Bakım firmasının görmediği, bildirmediği veya gidermediği bir eksiklik kazaya dönüşebilir.
Denetimde gözden kaçırılan bir risk, insanların aylarca tehlikeli bir asansörü kullanmasına neden olabilir.
Mühürlenmesi gerektiği hâlde çalıştırılmaya devam edilen her asansör açık bir can güvenliği sorunudur.
Asansör monte eden firmalar, bakım firmaları, bina yöneticileri, A tipi muayene kuruluşları, meslek odaları, belediyeler ve Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü taşıdıkları sorumluluğun ciddiyetini kavramalıdır.
İnsanlar teknik durumunu bilmedikleri asansörlere binerek her gün size güvenmektedir. Bu güveni boşa çıkarmaya hiç kimsenin hakkı yoktur.
Aylık bakım yapılan asansör neden kırmızı etiket alıyor?
Mersin’de gerçekleştirilen ilk kontrollerde asansörlerin önemli bir bölümünün kırmızı etiket aldığı yönündeki açıklamalar son derece düşündürücüdür.
Burada sorulması gereken temel soru şudur:
Ayda bir düzenli bakım yapıldığı söylenen bir asansör, yıllık kontrolde insan hayatını tehlikeye düşürecek kadar ağır eksiklerle nasıl kırmızı etiket almaktadır?
Her ay bakım faturası kesiliyor, bakım etiketi yapıştırılıyor ve bakım defteri imzalanıyorsa bu eksiklikler neden daha önce görülmemiştir?
Görülmüşse bina yönetimine yazılı olarak bildirilmiş midir?
Bildirildiyse neden giderilmemiştir?
Ağır güvenlik riski taşıyan asansör neden çalıştırılmaya devam edilmiştir?
Aylık bakım gerçekten teknik olarak yapılmış mıdır, yoksa işlem yalnızca bir imza, bir etiket ve bir faturadan mı ibaret kalmıştır?
Bu sorular yanıtsız bırakılamaz.
Kırmızı etiket 60 günlük kullanım izni değildir
Kamuoyunda tehlikeli bir yanlış anlaşılma bulunmaktadır.
Kırmızı etiket verilen asansörün 60 gün daha kullanılabileceği düşünülmektedir.
Oysa kırmızı etiket, asansörün güvensiz olduğunu gösterir. Etiket iliştirildiği andan itibaren bina sorumlusu bu asansörün kullanımına izin veremez.
Mevzuattaki 60 gün kullanım süresi değildir. Eksikliklerin giderilmesi için tanınan azami süredir.
Bu sürenin sonunda yapılan takip kontrolünde kırmızı etikete neden olan uygunsuzlukların devam ettiği belirlenirse belediye, asansörün ana besleme sisteminden elektriğini keserek mühürlemek ve hizmetten men etmek zorundadır.
Sarı etiketli asansörlerde belirlenen uygunsuzlukların en fazla 120 gün içerisinde giderilmesi gerekir. Bu sürenin sonunda eksikliklerin devam etmesi hâlinde mühürleme işlemi uygulanmalıdır.
Mavi etiket, asansörün tamamen kusursuz olduğu anlamına gelmez. Hafif kusurların bir sonraki periyodik kontrole kadar giderilmesi gerekir.
Yeşil etiket ise kontrol tarihi itibarıyla asansörün kusursuz olarak değerlendirildiğini gösterir. Ancak yeşil etiket de aylık bakım ve sürekli güvenlik takibi sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
İnsan hayatının 60 günlük bekleme süresi yoktur.
Sorumluluk zinciri bellidir
Asansörü projelendiren mühendisler, projenin mevzuata, standartlara ve yapının ihtiyaçlarına uygunluğundan sorumludur.
Asansörü monte eden firma; kullanılan malzemeden, montajdan, teknik dosyadan, uygunluk değerlendirmesinden, AB uygunluk beyanından ve CE işaretinden sorumludur.
Onaylanmış kuruluş, gerçekleştirdiği uygunluk değerlendirmesinden sorumludur.
A tipi muayene kuruluşu; kontrolü tarafsız ve eksiksiz yapmak, raporu düzenlemek, etiketi iliştirmek ve sonuçları zamanında ilgili taraflara bildirmekle yükümlüdür.
Bina yöneticisi veya bina sorumlusu; aylık bakımı ve yıllık kontrolü yaptırmak, raporlardaki uygunsuzlukları gidermek ve tehlikeli asansörün kullanımını engellemekle sorumludur.
Bakım firması; güvenlik aksamlarını kontrol etmek, tespit ettiği riskleri yazılı olarak bildirmek, gerekli müdahaleleri yapmak ve ciddi tehlike karşısında sessiz kalmamakla yükümlüdür.
Belediye; periyodik kontrol sistemini kurmak, sonuçları izlemek ve mevzuatta belirtilen sürede güvenli hâle getirilmeyen asansörleri mühürleyerek hizmetten men etmek zorundadır.
Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü de sorumluluğunu yerine getirmeyen bakım firmaları, bina sorumluları, ilgili idareler ve diğer taraflar hakkında gerekli denetim ve idari işlemleri yürütmelidir.
Bir kaza meydana geldiğinde hiç kimse sorumluluğu başka bir kişi veya kuruma bırakamaz.
Bakım firmaları da denetlenmelidir
Kırmızı etiket alan her asansörün son 12 aylık bakım formları, arıza kayıtları, parça değişim belgeleri ve bina yönetimine yapılan yazılı bildirimleri incelenmelidir.
Eksikliğin ilk ne zaman ortaya çıktığı belirlenmelidir.
Bakım firmasının eksikliği görüp görmediği ve bina yönetimine yazılı bildirim yapıp yapmadığı araştırılmalıdır.
Asansör ağır risk taşıyorsa neden kullanım dışı bırakılmadığı açıklanmalıdır.
Bakım kayıtlarının gerçeğe uygun olup olmadığı kontrol edilmelidir.
Aynı bakım firmasının sorumluluğundaki diğer asansörlerin denetim sonuçları da karşılaştırılmalıdır.
Aylık bakım yaptığı asansörleri sürekli kırmızı etiket alan firmalar ayrıca denetlenmelidir.
Denetim sistemi yalnızca asansörü değil, bakım hizmetinin niteliğini de denetlemelidir.
Meslek odaları sürecin dışında bırakılamaz
Asansör; elektrik, elektronik, mekanik, otomasyon ve yapı güvenliği disiplinlerinin birlikte çalışmasını gerektiren teknik bir sistemdir.
Bu nedenle Elektrik Mühendisleri Odası ile Makina Mühendisleri Odasının bilgi ve deneyiminden projelendirme, mesleki denetim, tescil, periyodik kontrol ve kamuoyunun bilgilendirilmesi aşamalarında yararlanılmalıdır.
Ancak bir meslek odası A tipi muayene kuruluşu olarak kontrol yapıyorsa, yaptığı kontrolün ve düzenlediği raporun sorumluluğunu da taşımalıdır.
Oda kimliği hiçbir kurum veya kuruluşa denetimden muafiyet sağlamaz.
Burada esas olan kurumların adı değil; bağımsızlık, mühendislik etiği, teknik yeterlilik ve kamu güvenliğidir.
Belediyeler asansör güvenliği verilerini neden açıklamalıdır?
Asansörlerin periyodik kontrol sürecini izlemek ve gerekli şartlar oluştuğunda güvensiz asansörleri mühürleyerek hizmetten men etmek ilgili belediyelerin görevidir.
Periyodik kontrol sonuçları, etiket durumları ve takip kontrolleri belediyelerin erişimine açık veri sistemlerinde bulunmaktadır.
Dolayısıyla belediyelerden sahip olmadıkları bir bilgiyi değil, görev ve sorumlulukları kapsamında tuttukları kayıtları kamuoyuyla paylaşmalarını istiyoruz.
Bu veriler açıklanmadan Mersin’deki asansör denetim sisteminin gerçekten işleyip işlemediğini değerlendirmek mümkün değildir.
Kırmızı etiket verilen kaç asansörün süresi içinde güvenli hâle getirildiğini, kaçına takip kontrolü yapıldığını ve eksiklikleri giderilmediği hâlde kaçının çalışmaya devam ettiğini bilmek zorundayız.
Çünkü kırmızı etiketli bir asansörün takip edilmemesi veya zamanında mühürlenmemesi, yalnızca idari bir eksiklik değildir. İnsanların her gün bilmeden ciddi bir risk altında asansör kullanması anlamına gelir.
Bu verilerin açıklanmasıyla;
Denetlenen ve denetlenmeyen asansörlerin sayısı görülecek,
Güvensiz asansörlerin süresi içinde takip edilip edilmediği anlaşılacak,
Mühürleme işlemlerinin zamanında yapılıp yapılmadığı ortaya çıkacak,
Aylık bakım yaptığı hâlde asansörleri sürekli kırmızı etiket alan firmalar belirlenebilecek,
İlçeler arasındaki uygulama farklılıkları görülecek,
Denetim sistemindeki eksiklikler kazalar yaşanmadan giderilebilecektir.
Açıklanmasını istediğimiz ilçe bazlı toplam rakamlar kişisel veri değildir.
Bina sakinlerinin, yöneticilerin ve özel adreslerin bilgileri paylaşılmadan, toplu ve karşılaştırılabilir sonuçlar kamuoyuna sunulabilir.
Şeffaflık belediyelere yöneltilmiş bir suçlama değildir.
Şeffaflık; görevini eksiksiz yapan belediyeyi güçlendirir, kamu güvenini artırır ve eksik kalan noktaların zamanında görülmesini sağlar.
Mersin’deki belediyelerden bu verileri açıklamalarını istiyoruz
Mersin’deki bütün ilçe belediyeleri, kendi sorumluluk alanları için aşağıdaki bilgileri ayrı ayrı kamuoyuna açıklamalıdır:
İlçedeki toplam tescilli asansör sayısı,
Son bir yıl içinde periyodik kontrolü yapılan asansör sayısı,
Kontrol zamanı geldiği hâlde denetlenemeyen veya kontrolü yaptırılmayan asansör sayısı,
Yeşil, mavi, sarı ve kırmızı etiket verilen asansörlerin ayrı ayrı sayısı,
Kırmızı etiket verilen asansörlerden kaçının 60 gün içerisinde güvenli hâle getirildiği,
Kırmızı etiket sonrasında takip kontrolü yapılan asansör sayısı,
Takip kontrolünde ağır eksikliklerinin devam ettiği belirlenen asansör sayısı,
Belediyeler tarafından elektriği kesilerek mühürlenen asansör sayısı,
Mühürlenmesi gerektiği hâlde işlemi henüz tamamlanmamış asansör sayısı,
Sarı etiket verilen asansörlerden 120 günlük süresi dolanların ve mühürlenenlerin sayısı,
Periyodik kontrol yaptırmayan bina sorumluları hakkında yapılan işlemler,
Uygunsuz veya yetersiz bakım yaptığı belirlenen firmalar hakkında Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğüne yapılan bildirimlerin sayısı,
Kırmızı etiket alan asansörlerin hangi bakım firmalarının sorumluluğunda bulunduğuna ilişkin firma bazlı istatistikler,
Takip kontrolü sonucunun belediyeye bildirilmesi ile mühürleme işlemi arasında geçen ortalama süre.
Bu bilgiler yalnızca bir kez değil, belediyelerin internet sitelerinde düzenli olarak güncellenerek yayımlanmalıdır.
Bütün ilçelerde aynı başlıkların kullanıldığı ortak bir raporlama sistemi kurulmalıdır.
Böylece sonuçlar karşılaştırılabilir, eksiklikler izlenebilir ve alınan önlemlerin etkisi ölçülebilir.
Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü de bakım firmaları, bina sorumluları, A tipi muayene kuruluşları ve ilgili belediyeler hakkında yürütülen denetim ve idari işlemlerin sonuçlarını kamuoyuna açıklamalıdır.
Dijital ve şeffaf takip sistemi kurulmalıdır
Mersin’deki her asansör için QR kodla ulaşılabilen ortak bir güvenlik sistemi kurulmalıdır.
Vatandaş; asansörün son kontrol tarihini, mevcut etiket rengini, takip kontrolü süresini ve kullanım dışı olup olmadığını görebilmelidir.
Belediye, A tipi muayene kuruluşu ve Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü aynı veri sistemi üzerinden süreci izlemelidir.
Süresi dolan kırmızı ve sarı etiketli asansörler için otomatik uyarı oluşturulmalı; takip kontrolü ve mühürleme işlemleri kişilerin inisiyatifine bırakılmamalıdır.
Biz bu verileri polemik oluşturmak için değil; Mersin’de asansör kazalarının önlenmesi, sorumlulukların yerine getirilmesi ve vatandaşın can güvenliğinin korunması için istiyoruz.
Açıklanmayan veri denetlenemez.
Denetlenmeyen süreç geliştirilemez.
İzlenmeyen kırmızı etiket, insan hayatı için devam eden bir risktir.
Etiketi sökmek tehlikeyi ortadan kaldırmaz.
Bakım formunu imzalamak güvenliği sağlamaz.
Sorumluluğu birbirine atmak insan hayatını geri getirmez.
Mersin’de yeni bir asansör kazası yaşandıktan sonra sorumlu aramak istemiyoruz.
Kazalar yaşanmadan önce herkesin görevini eksiksiz yapmasını istiyoruz.
Kırmızı etiket bir tavsiye değildir.
Kırmızı etiket, “Bu asansörü kullanmayın” demektir.
Asansör güvenliği ertelenemez, insan hayatı ihmal edilemez.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
BİRLİKTE EMO PLATFORMU
Emeğin, bilimin ve geleceğin sesi.
Seyfettin Atar
Elektrik-Elektronik Mühendisi
BİRLİKTE EMO Platformu Sözcüsü
31 Mart 2024’te Vahap Seçer’in aldığı yaklaşık yüzde 59,5 oy, Mersin siyasetinde üzerinde durulması gereken tarihî bir sonuçtur. Bir belediye başkanı ikinci kez seçilebilir; ancak oyunu bu ölçüde artırarak yeniden seçilmesi, halkın geçen dönemde yapılanları değerlendirdiğini ve yönetim anlayışına güçlü bir güven duyduğunu gösterir.
Ben bu sonucu yalnızca bir kişinin seçim başarısı olarak görmüyorum. Bu tablo, Mersin halkının hizmete, adalete ve kendisine dokunan bir belediyecilik anlayışına verdiği karşılıktır.
Peki bu güçlü karşılığın arkasında ne var?
Bence önce belediyeciliğin insan hayatına nereden dokunduğuna bakmak gerekiyor. Halk Kart’tan Mahalle Mutfaklarına, öğrenim yardımlarından ihtiyaç sahibi yurttaşlara ulaştırılan sosyal desteklere kadar pek çok uygulama, belediyeyi yalnızca yol ve altyapı yapan bir kurum olmaktan çıkararak insanın günlük yaşamında hissedilen bir dayanışma gücüne dönüştürdü.
Sosyal belediyecilik benim için tam da burada anlam kazanıyor: Kentin büyüklüğü ve geleceği konuşulurken, o kentte yaşayan insanın sofrası, geçimi, eğitimi ve onurlu bir yaşam sürme hakkı gözden kaçmıyor.
Ancak Mersin’in beklentileri artık sosyal destek hizmetleriyle sınırlı değil. Ulaşımda, altyapıda, çevrede, kültürde, tarımda ve kentin geleceğini belirleyecek büyük yatırımlarda daha fazlasını bekliyoruz. Vahap Seçer döneminin önemli sonuçlarından biri de bu beklentinin çıtasını yükseltmesidir.
Mersinliler artık yalnızca bir hizmetin yapılıp yapılmadığını sormuyor; Mersin’in gelecekte nasıl bir kent olacağını da tartışıyor. Kentin vizyonunu değiştirmek, insanların kendi şehirlerinden daha fazlasını istemelerini sağlamak, siyasette kolay elde edilebilecek bir başarı değildir.
Vahap Seçer’in Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı seçilmesini de bu gelişmenin doğal bir devamı olarak değerlendiriyorum. Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı olarak üstlendiği görevin yanına, Türkiye’deki bütün belediyeleri ilgilendiren büyük bir sorumluluk eklenmiştir. Bu durum, Mersin’de ortaya konan belediyecilik anlayışının ülke genelinde dikkatle izlendiğinin ve takdir gördüğünün önemli bir göstergesidir.
Bugün hemşehrimiz Vahap Seçer’in adının parti genel başkanlığı veya cumhurbaşkanlığı adaylığı gibi daha farklı görevler için konuşulması, öncelikle Mersin açısından değerlendirilmelidir. Mersin’den yetişen bir siyasetçinin Türkiye siyasetinde daha etkili görevler üstlenmesi; kentimizin sesinin ulusal düzeyde daha güçlü duyulmasına, sorunlarının ve projelerinin ülke gündeminde daha görünür hâle gelmesine katkı sağlayabilir.
Bu durum elbette Mersin’e kendiliğinden bir ayrıcalık veya yatırım garantisi vermez. Ancak kenti yakından tanıyan, ihtiyaçlarını bilen ve Mersin halkının güvenini kazanmış bir siyasetçinin ülke yönetiminde daha etkili bir konuma gelmesi; kentimizin temsil gücünü artırır, projelerinin savunulmasına yeni imkânlar kazandırır ve Mersin’in Türkiye’nin geleceğinde daha güçlü bir yer edinmesine yardımcı olur.
Dolayısıyla mesele yalnızca Vahap Seçer’in siyasi kariyeri değildir. Mesele, Mersin’in yıllardır hak ettiği ağırlığı Türkiye siyasetinde kazanabilmesi ve bu kentten çıkan başarılı bir yönetim anlayışının ülke çapında karşılık bulabilmesidir.
Bugün Vahap Seçer’in adı daha geniş siyasi görevler için konuşuluyorsa bunu küçümsemek veya yalnızca bir makam tartışmasına indirgemek doğru olmaz. Elbette bunlar henüz kesinleşmiş kararlar değil, kamuoyunda dile getirilen ihtimallerdir. Fakat bir siyasetçinin adının bu görevler için anılması bile ortaya koyduğu başarının kendi kentinin sınırlarını aşmaya başladığını gösterir.
Ben bu tartışmalara kişisel bir makam hesabıyla bakmıyorum. Bir siyasetçinin geleceğine ilişkin en sağlam ölçünün, bugün üstlendiği görevde ortaya koyduğu çalışmalar olduğuna inanıyorum. Mersin halkının verdiği güçlü oy da bu çalışmalar değerlendirilirken göz ardı edilemeyecek en önemli gerçektir.
Bu nedenle desteğimi ifade ederken yalnızca “yanındayım” demeyi yeterli bulmuyorum. Neden yanında olduğumu da açıkça söylemek istiyorum.
İnsanların günlük yaşamına dokunan hizmetleri, sosyal belediyecilik anlayışını, Mersin’in değişen vizyonunu, halkın yükselen beklentisini ve üstlendiği ulusal sorumluluğu birlikte değerlendiriyorum. Bu değerlendirme sonucunda Vahap Seçer’e duyduğum güvenin sağlam gerekçelere dayandığını görüyorum.
Vahap Seçer’e güvenim hiç kaybolmadı. Kendisine koşulsuz desteğim devam ediyor.
Çünkü ben bu desteği bir makama değil; ortaya konan emeğe, Mersin halkıyla kurulan güven ilişkisine ve kentimizin geleceğine dair büyüyen umuda veriyorum.
Mersin artık kendi gücünün farkındadır. Bu gücün Türkiye’ye katkı sunacağına inanıyorum. Güçlü Mersin’den güçlü Türkiye’ye uzanan yolun da Mersin’e verilen emeği büyüterek ve halkın güvenini koruyarak açılacağını düşünüyorum.
SEYFETTİN ATAR
SOKAKLAR AYDINLANIRKEN BELEDİYELERİN BÜTÇESİ KARARTILAMAZ!
9 Ağustos 2026 tarihli ve 33335 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 11573 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile belediyelerin genel bütçe vergi gelirleri payından karşılanan genel aydınlatma giderlerine ilişkin kesinti oranları ağır biçimde artırılmıştır.
Yeni düzenlemeyle;
Büyükşehir belediyeleri ve mücavir alanlarındaki belediyeler için aydınlatma giderlerine ilişkin kesinti oranı yüzde 20’den yüzde 60’a,
Diğer belediyeler için yüzde 10’dan yüzde 30’a,
Belediye sınırları dışında kalan yerler bakımından il özel idarelerinin payından karşılanacak oran ise yüzde 60’a
çıkarılmıştır.
Bu değişiklik, kesinti oranlarının üç katına yükseltilmesi; başka bir ifadeyle önceki uygulamaya göre yüzde 200 oranında ilave yük oluşturulması anlamına gelmektedir.
Üstelik kararın 9 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanmasına rağmen 1 Ocak 2026 tarihinden geçerli kılınması, düzenlemeyi yalnızca ağır değil, aynı zamanda belediyelerin bütçe planlaması açısından öngörülemez hale getirmiştir.
BELEDİYELERİN ONAYLANMIŞ BÜTÇELERİ SONRADAN DEĞİŞTİRİLEMEZ!
Belediyeler, 2026 yılı bütçelerini ve yatırım programlarını çok öncesinden belirlemiş; gelirlerini, giderlerini, borç ödemelerini ve hizmet önceliklerini yürürlükteki mevzuata göre planlamıştır.
Mali yıl başladıktan aylar sonra alınan bir kararla, kesinti oranlarının 1 Ocak 2026’dan itibaren geçerli sayılması; belediyelerin onaylanmış bütçelerine geriye dönük ve öngörülemeyen yeni bir yük bindirmektedir.
Şimdi kamuoyu adına soruyoruz:
Belediyelerin bütçesinden geriye dönük olarak eksilecek bu kaynak nasıl telafi edilecektir?
Yılın ilk aylarında yapılan aydınlatma giderleri nedeniyle oluşacak farklar belediyelerden tek seferde mi kesilecektir?
Belediyelerin devam eden yatırımları, yüklenicilere yapılacak ödemeleri ve temel kamu hizmetleri bu kesintilerden nasıl korunacaktır?
Onaylanmış bütçelerde karşılığı bulunmayan bu ilave mali yük hangi hizmetlerden vazgeçilerek karşılanacaktır?
Bu sorular yanıtlanmadan yapılan her kesinti, belediyelerin mali yapısında yeni açıklar oluşturacak ve sonuçları doğrudan kent halkına yansıyacaktır.
BELEDİYE BÜTÇESİNDEN EKSİLEN HER LİRA, KENT HİZMETLERİNDEN EKSİLECEKTİR!
Belediyelerin genel bütçe vergi gelirlerinden aldığı paylar; yalnızca idari harcamalar için değil, yurttaşların günlük yaşamını doğrudan ilgilendiren temel hizmetler için kullanılmaktadır.
Bu kaynaklarda yaşanacak kayıplar;
İçme suyu ve kanalizasyon yatırımlarını,
Yol, kaldırım ve altyapı çalışmalarını,
Toplu taşıma hizmetlerini,
Temizlik ve çevre sağlığı çalışmalarını,
Sosyal yardım ve dayanışma programlarını,
Kreş, öğrenci desteği ve halk sağlığı hizmetlerini,
İtfaiye, afet hazırlığı ve acil müdahale kapasitesini,
Kırsal mahallelere yönelik hizmetleri,
Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımlarını
doğrudan etkileyecektir.
Belediye bütçesinden eksilen her lira, sonuçta kent halkına sunulan bir hizmetten, ertelenen bir yatırımdan veya azaltılan bir sosyal destekten eksilecektir.
ASİL AĞIR YÜKÜ İLÇE BELEDİYELERİ TAŞIYACAKTIR!
Bu düzenlemenin en ağır sonuçları, gelir kaynakları büyükşehir belediyelerine göre çok daha sınırlı olan ilçe belediyelerinde görülecektir.
İlçe belediyelerinin önemli bir bölümü; personel giderleri, enerji maliyetleri, akaryakıt, temizlik, kira, bakım ve onarım harcamaları nedeniyle zaten ciddi bir mali baskı altındadır. Öz gelirleri sınırlı, merkezi bütçeden gelen paylara bağımlılıkları ise yüksektir.
Bu belediyelerin gelirlerinden yapılacak ilave kesintiler, mali tablolarında büyükşehir belediyelerine kıyasla çok daha ağır ve orantısız sonuçlar doğuracaktır.
Bir büyükşehir belediyesinin bütçesinde yönetilebilir görülebilecek bir kesinti, küçük veya orta ölçekli bir ilçe belediyesi için;
Maaş ve ücret ödemelerinde aksama,
Temizlik ve saha hizmetlerinde daralma,
Devam eden yatırımların durdurulması,
Borçlanma ihtiyacının artması,
Sosyal desteklerin azaltılması,
Araç, ekipman ve bakım harcamalarının ertelenmesi
anlamına gelebilecektir.
Aynı oranı mali gücü birbirinden tamamen farklı belediyelere uygulamak, eşitlik değil; mali kapasitesi düşük belediyeler açısından açık bir adaletsizliktir.
AYDINLATMA KAMUSAL BİR HİZMETTİR!
Sokak ve genel alan aydınlatması; kamu güvenliği, trafik güvenliği, suçun önlenmesi, kent yaşamının devamlılığı ve yurttaşların güvenli biçimde kamusal alanlardan yararlanabilmesi için zorunlu bir kamu hizmetidir.
Bu hizmetin maliyetinin merkezi yönetimden yerel yönetimlere giderek daha fazla aktarılması, belediyelerin güçlendirilmesi değil, mali olarak zayıflatılması sonucunu doğuracaktır.
Elektrik Mühendisleri Odasının daha önce yaptığı değerlendirmelerde de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bütçesinde genel aydınlatma için ayrılan kaynağın azaltılmasının, aydınlatma giderlerinin daha büyük bölümünün belediye bütçelerine aktarılacağına işaret ettiği belirtilmiştir.
Bugün gelinen noktada bu uyarının gerçekleştiği görülmektedir: Merkezi bütçenin sorumluluğu azalırken belediyelerin mali yükü büyütülmektedir.
Bu yaklaşım, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi anlayışıyla bağdaşmamaktadır.
KESİNTİLER ŞEFFAF VE DENETLENEBİLİR OLMALIDIR!
Genel aydınlatmaya ilişkin enerji tüketimleri, sayaç verileri, tarifeler ve faturalandırma süreçleri kamuoyuna açık, anlaşılır ve denetlenebilir olmalıdır.
Belediyelerin bütçelerinden önemli tutarlarda kesinti yapılırken;
Hangi belediye için ne kadar tüketim hesaplandığı,
Kesintiye esas alınan sayaçların ve aydınlatma tesislerinin hangileri olduğu,
Kullanılan tarifenin ve birim fiyatın nasıl belirlendiği,
Kayıp-kaçak, dağıtım bedeli ve diğer maliyetlerin hangi yöntemle hesaplandığı,
Çalışmayan veya teknik olarak uygun olmayan aydınlatma tesislerinin faturalara dahil edilip edilmediği
açık biçimde ortaya konulmalıdır.
Belediyelerin, meslek odalarının ve kamuoyunun denetleyemediği bir faturalandırma sistemi üzerinden belediye bütçelerinden otomatik kesinti yapılması kabul edilemez.
TALEPLERİMİZ AÇIKTIR!
BİRLİKTE EMO Platformu olarak;
Kesinti oranlarını üç katına çıkaran düzenlemenin yeniden değerlendirilmesini,
Kararın 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren geriye dönük uygulanmasından derhal vazgeçilmesini,
Geriye dönük dönemler nedeniyle belediyelere çıkarılacak farkların merkezi bütçeden karşılanmasını,
Belediyelerin uğrayacağı gelir kayıplarının eksiksiz biçimde telafi edilmesini,
Özellikle ilçe belediyeleri için mali kapasiteyi, nüfusu, yüzölçümünü ve hizmet yükünü dikkate alan adil bir sistem kurulmasını,
Aydınlatma tüketimleri, sayaç kayıtları, faturalar ve kesinti hesaplarının belediyelerin ve meslek odalarının denetimine açılmasını,
Genel aydınlatma sistemlerinde enerji verimliliğini sağlayacak LED dönüşümleri, akıllı aydınlatma ve uzaktan izleme yatırımlarının merkezi bütçeden desteklenmesini,
Yerel yönetimleri doğrudan ilgilendiren bu tür mali düzenlemelerin belediyeler, meslek odaları ve ilgili kurumlarla görüşülmeden yürürlüğe konulmamasını
talep ediyoruz.
BELEDİYELERİN BÜTÇESİ KENT HALKININ BÜTÇESİDİR!
Belediyelerin kaynaklarını azaltmak, yalnızca belediye yönetimlerini değil; o kentte yaşayan bütün yurttaşları cezalandırmaktadır.
Kent hizmetlerinin sürdürülebilirliği, belediyelerin mali güvencesine ve öngörülebilir bir bütçe sistemine bağlıdır. Mali yılın ortasında alınan ve geriye yürütülen kararlarla belediyelerin bütçe dengesi bozulmamalıdır.
Bir kez daha açıkça ifade ediyoruz:
Sokakların aydınlatılması zorunlu bir kamu hizmetidir; ancak bu hizmet gerekçe gösterilerek belediyelerin bütçeleri karartılamaz.
Belediyeler mali olarak zayıflatılmamalı, kent hizmetleri kesintiye uğratılmamalı ve bu ağır yük yurttaşların omuzlarına bırakılmamalıdır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
BİRLİKTE EMO PLATFORMU
Basın açıklamamızın kamuoyuna ulaştırılması konusundaki desteğiniz için teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar dileriz.
Saygılarımızla,
BİRLİKTE EMO PLATFORMU
Sözcü : Seyfettin ATAR
Son günlerde Mersin’de elektrik arzına ilişkin kamuoyunda yapılan değerlendirmeler üzerine, Birlikte EMO Platformu olarak hazırladığımız “Mersin’de Elektrik Arzına İlişkin Teknik Değerlendirme ve Kamuoyu Bilgilendirmesi” başlıklı basın açıklamamızı bilgi ve değerlendirmenize sunuyoruz.
Elektrik arzı; yalnızca dağıtım şirketlerini değil, planlama, yatırım, denetim ve düzenleme süreçlerinin tamamını kapsayan stratejik bir kamu hizmetidir. Bu nedenle kamuoyunun doğru ve eksiksiz bilgilendirilmesi amacıyla hazırladığımız açıklamada, sektörün teknik işleyişi, yatırım süreçleri, bakım faaliyetleri ve ilgili kurumların görev ve sorum…
MERSİN’DE ELEKTRİK ARZINA İLİŞKİN TEKNİK DEĞERLENDİRME VE KAMUOYU BİLGİLENDİRMESİ
Son günlerde Mersin’deki elektrik arzına ilişkin kamuoyunda çeşitli değerlendirmeler yapılmaktadır. Elektrik enerjisi; yaşamın, üretimin, sanayinin ve kamu hizmetlerinin kesintisiz sürdürülebilmesi açısından vazgeçilmez stratejik bir altyapı hizmetidir. Bu nedenle konuya ilişkin değerlendirmelerin teknik gerçekler, resmi veriler ve sektörün işleyişi çerçevesinde ele alınması büyük önem taşımaktadır.
Kamuoyunun doğru, eksiksiz ve sağlıklı bilgilendirilmesine katkı sunmak amacıyla aşağıdaki teknik değerlendirmenin paylaşılmasına ihtiyaç duyulmuştur.
Öncelikle şu temel hususun altını çizmek gerekir:
Elektrik şebekesinde daha fazla bakım yapılması, yatırımları…
Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla hazırladığımız, “BİRLİKTE EMO Platformu’ndan Enerjisa Toroslar EDAŞ Mersin Bölge Müdürlüğü’ne Ziyaret” konulu basın bültenimizi bilgilerinize ve değerlendirmenize sunarız.
Yayımlamanız halinde kamuoyunun sağlıklı bilgilendirilmesine sağlayacağınız katkı için teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar dileriz.
Saygılarımızla,
BİRLİKTE EMO PLATFORMU
BASIN BÜLTENİ
BİRLİKTE EMO PLATFORMU’NDAN ENERJİSA TOROSLAR EDAŞ MERSİN BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ’NE ZİYARET
BİRLİKTE EMO Platformu olarak, geçtiğimiz günlerde Mersin’in elektrik arzı, enerji altyapısı ve kamuoyunda gündeme gelen değerlendirmelere ilişkin yaptığımız kamuoyu bilgilendirmesinin ardından, Enerjisa Toroslar EDAŞ Mersin Bölge Müdürlüğü’ne bir nezaket ve değerlendirme ziyareti gerçekleştirdik.
Enerjisa Toroslar EDAŞ Mersin Bölge Müdürü Sayın Tayfun Sevindik ve Müşteri Operasyonları Müdürü Sayın Ejder Özdemir Uzun ile bir araya gelerek, Mersin’in enerji gündemi üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulunduk.
Samimi ve yapıcı bir atmosferde gerçekleşen görüşmede; Mersin’deki elektrik dağıtım hizmetleri, şebeke yatırımları, bakım ve işletme faaliyetleri, enerji arz güvenliği, elektrik tesislerinde denetim süreçleri, yeni mevzuat düzenlemeleri ve uygulamaları ile kentimizin mevcut ve geleceğe yönelik enerji ihtiyaçları hakkında karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.
Toplantıda ayrıca, özellikle elektrik güvenliğinin artırılması, periyodik teknik denetimlerin yaygınlaştırılması, vatandaş odaklı hizmet anlayışının geliştirilmesi ve kamu yararını önceleyen uygulamaların güçlendirilmesi konusunda ortak değerlendirmeler yapıldı. Teknik bilgi ve mesleki deneyimin ışığında gerçekleştirilen görüşmede, kurumlar arası iletişim ve iş birliğinin önemine vurgu yapıldı.
BİRLİKTE EMO Platformu olarak; kentimizin enerji altyapısının güçlendirilmesi, güvenli ve sürdürülebilir elektrik hizmetlerinin geliştirilmesi ile kamu yararına yönelik her türlü teknik çalışmaya katkı sunmaya, ilgili kurumlarla yapıcı diyalog ve ortak akıl anlayışı içerisinde çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz.
Nazik ev sahiplikleri, yapıcı yaklaşımları ve paylaştıkları değerli bilgiler dolayısıyla Enerjisa Toroslar EDAŞ Mersin Bölge Müdürü Sayın Tayfun Sevindik ile Müşteri Operasyonları Müdürü Sayın Ejder Özdemir Uzun‘a teşekkür ediyor; gerçekleştirilen bu verimli görüşmenin Mersin’in enerji altyapısına ve enerji güvenliğine yönelik ortak çalışmalara katkı sunmasını temenni ediyoruz.
Saygılarımızla,
BİRLİKTE EMO PLATFORMU
SEYFETTİN ATAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.