Seyfettin Atar

Seyfettin Atar

23 Temmuz 2026 Perşembe

Mersin’de Elektrik Arzına İlişkin Teknik Değerlendirme

Mersin’de Elektrik Arzına İlişkin Teknik Değerlendirme
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Son günlerde Mersin’de elektrik arzına ilişkin kamuoyunda yapılan değerlendirmeler üzerine, Birlikte EMO Platformu olarak hazırladığımız “Mersin’de Elektrik Arzına İlişkin Teknik Değerlendirme ve Kamuoyu Bilgilendirmesi” başlıklı basın açıklamamızı bilgi ve değerlendirmenize sunuyoruz.

Elektrik arzı; yalnızca dağıtım şirketlerini değil, planlama, yatırım, denetim ve düzenleme süreçlerinin tamamını kapsayan stratejik bir kamu hizmetidir. Bu nedenle kamuoyunun doğru ve eksiksiz bilgilendirilmesi amacıyla hazırladığımız açıklamada, sektörün teknik işleyişi, yatırım süreçleri, bakım faaliyetleri ve ilgili kurumların görev ve sorum…

MERSİN’DE ELEKTRİK ARZINA İLİŞKİN TEKNİK DEĞERLENDİRME VE KAMUOYU BİLGİLENDİRMESİ

Son günlerde Mersin’deki elektrik arzına ilişkin kamuoyunda çeşitli değerlendirmeler yapılmaktadır. Elektrik enerjisi; yaşamın, üretimin, sanayinin ve kamu hizmetlerinin kesintisiz sürdürülebilmesi açısından vazgeçilmez stratejik bir altyapı hizmetidir. Bu nedenle konuya ilişkin değerlendirmelerin teknik gerçekler, resmi veriler ve sektörün işleyişi çerçevesinde ele alınması büyük önem taşımaktadır.

Kamuoyunun doğru, eksiksiz ve sağlıklı bilgilendirilmesine katkı sunmak amacıyla aşağıdaki teknik değerlendirmenin paylaşılmasına ihtiyaç duyulmuştur.

Öncelikle şu temel hususun altını çizmek gerekir:

Elektrik şebekesinde daha fazla bakım yapılması, yatırımları…

Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla hazırladığımız, “BİRLİKTE EMO Platformu’ndan Enerjisa Toroslar EDAŞ Mersin Bölge Müdürlüğü’ne Ziyaret” konulu basın bültenimizi bilgilerinize ve değerlendirmenize sunarız.

Yayımlamanız halinde kamuoyunun sağlıklı bilgilendirilmesine sağlayacağınız katkı için teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Saygılarımızla,

BİRLİKTE EMO PLATFORMU

BASIN BÜLTENİ

BİRLİKTE EMO PLATFORMU’NDAN ENERJİSA TOROSLAR EDAŞ MERSİN BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ’NE ZİYARET

BİRLİKTE EMO Platformu olarak, geçtiğimiz günlerde Mersin’in elektrik arzı, enerji altyapısı ve kamuoyunda gündeme gelen değerlendirmelere ilişkin yaptığımız kamuoyu bilgilendirmesinin ardından, Enerjisa Toroslar EDAŞ Mersin Bölge Müdürlüğü’ne bir nezaket ve değerlendirme ziyareti gerçekleştirdik.

Enerjisa Toroslar EDAŞ Mersin Bölge Müdürü Sayın Tayfun Sevindik ve Müşteri Operasyonları Müdürü Sayın Ejder Özdemir Uzun ile bir araya gelerek, Mersin’in enerji gündemi üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulunduk.

Samimi ve yapıcı bir atmosferde gerçekleşen görüşmede; Mersin’deki elektrik dağıtım hizmetleri, şebeke yatırımları, bakım ve işletme faaliyetleri, enerji arz güvenliği, elektrik tesislerinde denetim süreçleri, yeni mevzuat düzenlemeleri ve uygulamaları ile kentimizin mevcut ve geleceğe yönelik enerji ihtiyaçları hakkında karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.

Toplantıda ayrıca, özellikle elektrik güvenliğinin artırılması, periyodik teknik denetimlerin yaygınlaştırılması, vatandaş odaklı hizmet anlayışının geliştirilmesi ve kamu yararını önceleyen uygulamaların güçlendirilmesi konusunda ortak değerlendirmeler yapıldı. Teknik bilgi ve mesleki deneyimin ışığında gerçekleştirilen görüşmede, kurumlar arası iletişim ve iş birliğinin önemine vurgu yapıldı.

BİRLİKTE EMO Platformu olarak; kentimizin enerji altyapısının güçlendirilmesi, güvenli ve sürdürülebilir elektrik hizmetlerinin geliştirilmesi ile kamu yararına yönelik her türlü teknik çalışmaya katkı sunmaya, ilgili kurumlarla yapıcı diyalog ve ortak akıl anlayışı içerisinde çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz.

Nazik ev sahiplikleri, yapıcı yaklaşımları ve paylaştıkları değerli bilgiler dolayısıyla Enerjisa Toroslar EDAŞ Mersin Bölge Müdürü Sayın Tayfun Sevindik ile Müşteri Operasyonları Müdürü Sayın Ejder Özdemir Uzun‘a teşekkür ediyor; gerçekleştirilen bu verimli görüşmenin Mersin’in enerji altyapısına ve enerji güvenliğine yönelik ortak çalışmalara katkı sunmasını temenni ediyoruz.

Saygılarımızla,

BİRLİKTE EMO PLATFORMU

SEYFETTİN ATAR

Devamını Oku

ANA KONTEYNER LİMANI TARTIŞMALARINDA MERSİN GERÇEĞİ GÖRMEZDEN GELİNEMEZ

ANA KONTEYNER LİMANI TARTIŞMALARINDA MERSİN GERÇEĞİ GÖRMEZDEN GELİNEMEZ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

BİRLİKTE EMO PLATFORMU
13 Haziran 2026

ANA KONTEYNER LİMANI TARTIŞMALARINDA MERSİN GERÇEĞİ GÖRMEZDEN GELİNEMEZ

Son dönemde Doğu Akdeniz Ana Konteyner Limanı projesine ilişkin yaşanan gelişmeler, Mersin kamuoyunda ve iş dünyasında haklı soru işaretleri yaratmaktadır. Türkiye’nin dış ticaretinde stratejik bir rol üstlenen Mersin, onlarca yıldır ülkenin üretim, ihracat ve lojistik yükünü taşıyan en önemli merkezlerden biri olmuştur.

Bugün Mersin Limanı, yalnızca Türkiye’nin değil, Doğu Akdeniz’in de en önemli ticaret kapılarından biri konumundadır. Mevcut liman kapasitesi sürekli artırılmakta, yeni yatırımlarla daha büyük gemilerin yanaşabileceği rıhtımlar inşa edilmekte, yük elleçleme kapasitesi her geçen yıl büyümektedir. Bunun yanında demiryolu bağlantıları, otoyol ağları, serbest bölge, organize sanayi bölgeleri ve lojistik merkez yatırımlarıyla Mersin’in ticari altyapısı güçlenmeye devam etmektedir.

Ancak tam da bu noktada temel bir planlama ve strateji çelişkisi ortaya çıkmaktadır.

Bir limanın büyüklüğü yalnızca rıhtım uzunluğu veya gemi kabul kapasitesiyle ölçülemez. Modern lojistik anlayışında bir limanın gerçek gücü; demiryolu bağlantılarıyla, lojistik köyleriyle, depolama ve dağıtım merkezleriyle, sanayi entegrasyonuyla, uluslararası ticaret ağlarıyla ve konteyner aktarma kapasitesiyle değerlendirilmektedir.

Bugün Mersin Limanı’nın kapasitesi milyonlarca TEU seviyesine çıkarılırken, bu büyümeyi tamamlayacak ve bölgenin geleceğini şekillendirecek Ana Konteyner Limanı yatırımının farklı bir bölgede planlanması kamuoyunda doğal olarak sorgulanmaktadır.

Bizler şu soruları sormayı görev kabul ediyoruz:

Eğer Mersin mevcut yükün büyük bölümünü taşıyorsa,

Eğer Mersin Limanı sürekli büyütülüyorsa,

Eğer kamu kaynaklarıyla Mersin’in lojistik altyapısı yıllardır geliştiriliyorsa,

Eğer Mersin Türkiye’nin en güçlü ihracat ve ithalat kapılarından biri olarak kabul ediliyorsa,

Ana Konteyner Limanı neden Mersin dışında düşünülmektedir?

Bu sorunun teknik, ekonomik ve bilimsel gerekçelerle kamuoyuna açık biçimde anlatılması gerekmektedir.

Çünkü liman yatırımları yalnızca bugünün değil, gelecek elli yılın ekonomik ve bölgesel kalkınma planlarını belirleyen stratejik yatırımlardır. Mevcut altyapının, ulaşım ağlarının ve lojistik ekosistemin bulunduğu bir merkez yerine yeni maliyetler doğuracak alternatif alanların tercih edilmesi; kamu kaynaklarının etkin kullanımı açısından da dikkatle değerlendirilmelidir.

Mersin yalnızca bir liman kenti değildir.

Mersin; Türkiye’nin en büyük serbest bölgelerinden birine sahip, güçlü organize sanayi bölgeleriyle üretim yapan, uluslararası ticaret ağlarına entegre olmuş, demiryolu ve karayolu bağlantılarıyla Anadolu’yu dünyaya açan, yetişmiş insan kaynağına ve onlarca yıllık lojistik deneyime sahip Doğu Akdeniz’in doğal lojistik merkezidir.

Ayrıca Mersin; tarım, sanayi, enerji, turizm ve dış ticaretin kesiştiği stratejik bir coğrafyada yer almakta, Türkiye’nin ihracat hedeflerine doğrudan katkı sağlamaktadır.

Böylesine güçlü bir birikimin ve altyapının bulunduğu bir kentin, Ana Konteyner Limanı gibi kritik bir yatırımın değerlendirilmesinde göz ardı edilmesi kabul edilebilir bir yaklaşım değildir.

Bu nedenle mesele yalnızca bir yatırım tercihi değildir.

Mesele; kamu yararının korunması, mevcut yatırımların verimli değerlendirilmesi, bölgesel kalkınmanın dengeli biçimde planlanması ve ülke ekonomisinin uzun vadeli çıkarlarının gözetilmesi meselesidir.

BİRLİKTE EMO Platformu olarak;

Bilimsel veriler ışığında,

Kamu yararını esas alan,

Şeffaf ve katılımcı bir süreç yürüten,

Bölgesel kalkınma ilkelerini gözeten,

Mersin’in mevcut lojistik üstünlüklerini ve birikimini dikkate alan,

kapsamlı bir değerlendirme yapılmasını talep ediyoruz.

Mersin’in talebi bir ayrıcalık talebi değildir.

Mersin’in talebi hakkaniyettir.

Mersin’in talebi; siyasi değerlendirmelerden uzak, teknik, ekonomik ve stratejik gerçeklerin dikkate alınmasıdır.

Çünkü Türkiye’nin lojistik geleceği planlanırken Mersin gerçeği görmezden gelinemez.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

BİRLİKTE EMO Platformu
Mersin – Haziran 2026

Devamını Oku

MERSİN TAŞIYOR, PEKİ MERSİN NE KAZANIYOR?

MERSİN TAŞIYOR, PEKİ MERSİN NE KAZANIYOR?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Mersin, yıllardır Türkiye’nin dış ticaret kapılarından biri olarak gösteriliyor. Liman büyüyor, rıhtımlar uzuyor, konteyner sayıları artıyor ve milyonlarca ton yük Mersin üzerinden dünyaya dağılıyor. Son açıklanan projelerle liman kapasitesinin daha da artırılması hedefleniyor. Yeni dolgu alanları oluşturuluyor ve liman her geçen gün büyümeye devam ediyor.

Ancak artık yüksek sesle sorulması gereken bir soru var: Mersin büyüyor mu, yoksa sadece liman mı büyüyor?

Çünkü bu kentin insanı, limanın yarattığı yükü her gün yaşamının içinde hissediyor. Ağır tonajlı araçlar kent trafiği üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Şehir merkezindeki ulaşım sorunları büyüyor. Kıyılar değişiyor, çevresel kaygılar artıyor. Bu nedenle TMMOB ve meslek odaları yıllardır liman genişleme projelerine ilişkin itirazlarını ve hukuki girişimlerini sürdürüyor. Mesele limanın varlığı değil; büyümenin kent yaşamı üzerindeki etkilerinin nasıl yönetileceğidir.

Bütün bunların karşılığında ise Mersin halkı doğal olarak şu soruyu soruyor: Bu milyarlarca dolarlık ticaretin ne kadarı Mersin’in sosyal yaşamına, sporuna, kültürüne ve kent altyapısına geri dönüyor?

Elbette limanın sağladığı istihdam ve ekonomik katkılar küçümsenemez. Ancak günümüzde kentler yalnızca ekonomik göstergelerle değerlendirilmiyor. Yaşam kalitesi, sosyal yatırımlar, gençlere sunulan fırsatlar ve kent aidiyeti de en az ekonomik büyüme kadar önem taşıyor.

Türkiye’nin birçok kentinde büyük sanayi kuruluşları ve liman işletmeleri, bulundukları şehirlerin spor kulüplerine destek oluyor, gençlik projelerine katkı sunuyor ve sosyal sorumluluk çalışmaları yürütüyor. Mersin ise bu konuda yıllardır daha güçlü bir sahiplenme bekliyor. Mersin İdman Yurdu başta olmak üzere bu kentin spor kulüpleri ve amatör branşları, Mersin’in ortak değerleridir. Bu kentten kazanç sağlayan büyük kuruluşların Mersin sporuna ve gençliğine daha fazla katkı vermesi artık bir tercih değil, toplumsal bir sorumluluk olarak görülmelidir.

Çünkü güçlü kentler yalnızca vinçlerle, depolarla ve konteyner sahalarıyla kurulmaz. Güçlü kentler; gençleriyle, sporuyla, kültürüyle ve ortak aidiyet duygusuyla büyür.

Bir başka soru ise yıllardır cevabını bekliyor. Uzun yıllar boyunca Mersin’in geleceğinin en önemli projelerinden biri olarak anlatılan Ana Konteyner Limanı projesinin akıbeti konusunda kamuoyunda hâlâ soru işaretleri bulunuyor. Yeni liman projeleri ve yeni yatırım alanları konuşulurken, Mersin halkı haklı olarak bu süreçlerde kendi kentinin neden geri planda kaldığını sorguluyor.

Kimse liman kapansın demiyor. Kimse ticaret dursun demiyor. Kimse yatırım gelmesin demiyor. Tam tersine, Mersin’in daha fazla yatırım almasını, daha fazla üretmesini ve daha fazla büyümesini herkes istiyor.

Ancak artık Mersin de kazansın.

Mersin’in yolları kazansın.

Mersin’in gençleri kazansın.

Mersin’in spor kulüpleri kazansın.

Mersin’in sahilleri kazansın.

Mersin’in insanı kazansın.

Çünkü bir kent yalnızca yük taşıyarak değil, ürettiği değerden hak ettiği payı alarak büyür.

Saygı ve sevgi ile…

SEYFETTİN ATAR

Devamını Oku

Mühendislikte Etik Duruş ve Hasetliğin Gölgesi…

Mühendislikte Etik Duruş ve Hasetliğin Gölgesi…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Toplumların gelişiminde mühendislerin rolü yalnızca teknik bilgi üretmekle sınırlı değildir. Mühendislik; aklın, bilimin, emeğin ve en önemlisi etik sorumluluğun bir araya geldiği bir meslek disiplinidir. Bir mühendis attığı her imzada yalnızca bir projeyi değil, aynı zamanda vicdanını ve topluma karşı sorumluluğunu da ortaya koyar.

Ancak meslek yaşamı yalnızca teknik sorunların çözümünden ibaret değildir. İnsan ilişkileri, rekabet anlayışı ve meslek ahlakı da en az teknik yeterlilik kadar önemlidir. İşte tam bu noktada karşımıza çoğu zaman görünmeyen fakat etkileri derin olan bir olgu çıkar: Hasetlik.

Hasetlik, başkasının başarısından rahatsız olmak, onun ürettiklerini küçümsemeye çalışmak ve kendi eksikliklerini başkalarının başarıları üzerinden örtmeye çalışmaktır. Oysa mühendislik tarihi incelendiğinde ilerlemenin temelinde rekabetten çok bilgi paylaşımı ve ortak akıl olduğu görülür. İnsanlığı ileri taşıyan büyük buluşlar, birbirini engelleyenlerin değil; birbirinin bilgisinden güç alanların eseridir.

Ne yazık ki bazı insanlar üretmek yerine taklit etmeyi tercih eder. Bir fikri, bir çalışmayı, bir projeyi hatta bir düşünce biçimini sürekli izler, tekrar eder ve sahiplenmeye çalışırlar. Fakat taklit edilen ile taklit eden arasında önemli bir fark vardır. Taklit edilen yeni bir yol açarken, taklit eden yalnızca açılmış bir yolda yürür.

Bu nedenle hasetlik, çoğu zaman taklit edenin yüküdür; üretenin değil. Çünkü ortaya eser koyan, emek veren ve fikir geliştiren insanlar bilirler ki gerçek başarı başkalarını geride bırakmakta değil, topluma fayda sağlayacak kalıcı işler üretmektedir.

Mühendislik etiği de tam olarak bunu gerektirir. Meslektaşının başarısından rahatsız olmak yerine onu takdir etmek, bilgiyi saklamak yerine paylaşmak, kişisel çıkarları değil toplumsal yararı öncelemek. Çünkü mühendislik yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda bir kamu sorumluluğudur.

Bugün ülkemizin ihtiyaç duyduğu şey daha fazla çatışma değil, daha fazla üretimdir. Daha fazla haset değil, daha fazla dayanışmadır. Daha fazla taklit değil, daha fazla özgün fikirdir.

Unutmamak gerekir ki zaman içerisinde taklitler unutulur, ancak özgün eserler kalır. Bir mühendisin gerçek mirası da makamlar, unvanlar ya da kısa süreli başarılar değil; geride bıraktığı eserler ve koruduğu etik değerlerdir.

Bu duygu ve düşüncelerle , mühendislikte en güçlü sermaye bilgi, en sağlam pusula etik ve en kalıcı başarı ise üretmektir. Hasetlik geçicidir; emek ve dürüstlük ise daima iz bırakır.

Saygı ve sevgi ile…

SEYFETTİN ATAR

Devamını Oku

Güvenli Yaşamın Görünmeyen Gücü

Güvenli Yaşamın Görünmeyen Gücü
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Güvenli Yaşamın Görünmeyen Gücü
20.05.2026

Mühendislik Sadece Proje Değil, Hayat Güvenliğidir

Yaz mevsimi yaklaşırken şehirlerde hareketlilik artıyor. Tatil bölgeleri doluyor, inşaat çalışmaları hızlanıyor, enerji tüketimi yükseliyor, altyapılar yoğun baskı altına giriyor. Ancak çoğu zaman gözden kaçırılan önemli bir gerçek var: Yaz aylarında yaşanan birçok sorun, aslında mühendislik disiplinleriyle doğrudan bağlantılıdır.

Toplum olarak mühendisliği yalnızca bina yapmak ya da fabrika kurmak olarak görüyoruz. Oysa mühendislik; yaşam güvenliği, çevre sağlığı, enerji verimliliği ve şehir düzeninin temelidir.

Özellikle yaz aylarında elektrik tüketiminde ciddi artış yaşanıyor. Klima kullanımıyla birlikte şebekelere aşırı yük biniyor. Elektrik mühendislerinin yıllardır dikkat çektiği “altyapı yenileme” ihtiyacı, artık sadece teknik bir konu değil; günlük yaşamın sürdürülebilirliği açısından kritik bir mesele haline geldi. Çünkü eskiyen trafolar, bakımsız enerji hatları ve bilinçsiz tüketim, büyük çaplı kesintilere neden olabiliyor.

Makine mühendisliği açısından bakıldığında ise klima ve soğutma sistemlerinin doğru kullanımı büyük önem taşıyor. Bakımsız cihazlar hem fazla enerji tüketiyor hem de sağlık açısından risk oluşturuyor. Özellikle lejyoner hastalığı gibi klima kaynaklı sağlık sorunları, düzenli bakım yapılmadığında ciddi sonuçlar doğurabiliyor.

İnşaat mühendisliği tarafında ise yaz ayları denetimsiz yapılaşmanın hızlandığı dönemlerden biri oluyor. Özellikle kıyı bölgelerinde kaçak yapılaşma, yanlış zemin uygulamaları ve plansız büyüme; gelecekte büyük afet risklerini beraberinde getiriyor. Deprem gerçeğiyle yaşayan bir ülkede mühendislik hizmeti almadan yapılan her yapı, yalnızca bugünü değil yarını da tehdit ediyor.

Çevre mühendisliği ise yazın en kritik alanlarından biri haline geliyor. Artan sıcaklıklarla birlikte su kaynaklarının korunması, atık yönetimi ve yangın önleme çalışmaları hayati önem taşıyor. Orman yangınlarının büyük kısmının insan ihmali kaynaklı olması, teknik önlemler kadar toplumsal bilincin de gerekli olduğunu gösteriyor.

Bugün gelişmiş ülkeler yalnızca teknolojileriyle değil, mühendislik kültürüne verdikleri değerle öne çıkıyor. Çünkü mühendislik; bilimsel düşünme, planlama ve risk yönetimi demektir. Toplumun da bu alanlara yalnızca “meslek” olarak değil, yaşam kalitesini belirleyen temel unsurlar olarak bakması gerekiyor.

Yaz mevsimi sadece tatil dönemi değildir. Aynı zamanda altyapının, şehirlerin ve sistemlerin dayanıklılığının test edildiği bir süreçtir. Bu nedenle vatandaş olarak enerji tüketiminden su kullanımına, yapı güvenliğinden çevre temizliğine kadar her konuda daha bilinçli hareket etmek zorundayız.

Unutulmamalıdır ki mühendislik yalnızca teknik insanların işi değildir; güvenli, sağlıklı ve sürdürülebilir bir yaşamın ortak aklıdır.

Saygıile…

Birlikte EMO Platformu A.
Seyfettin ATAR

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.