Burası Mersin… Gençliğe, Dayanışmaya ve Umuda Açılan Kent

Burası Mersin… Gençliğe, Dayanışmaya ve Umuda Açılan Kent

ABONE OL
Mayıs 15, 2026 14:29
Burası Mersin… Gençliğe, Dayanışmaya ve Umuda Açılan Kent
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Mersin’de açılan Garaj Kampüs sadece bir proje değil; gençlerin, iş dünyasının ve sivil toplumun aynı çatı altında buluştuğu yeni nesil bir sosyal belediyecilik anlayışının yansıması oldu.

Henüz adaylık sürecindeyken vaat edilen projeler arasında yer alan Garaj/Mersin Kampüs’ün açılışı, geniş bir katılımla gerçekleşti. Kurumsal başarılarda tek bir kişiyi öne çıkarmak doğru olmasa da, vizyon ortaya koymak ve o vizyonun mimarı olmak önemlidir. Bu projenin arkasında da ileri görüşlü bir bakış açısı bulunuyor. Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, gençleri ve iş dünyasını aynı noktada buluşturan bu yapının oluşmasında önemli bir irade ortaya koydu.

Başarı, güçlü liderlik kadar doğru ekip çalışmasıyla da mümkündür. Bu noktada gençlerle iş dünyasını buluşturma çabasıyla emek veren Serkan Özada’yı da alkışlamak gerekir.

“Kenti birlikte yönetelim” anlayışıyla hareket eden belediyenin, sivil toplum kuruluşlarıyla sürekli temas halinde olması dikkat çekici. Garaj Kampüs’ün yalnızca girişimcilik ve eğitim merkezi değil, aynı zamanda sivil toplum kuruluşlarının toplantılarını gerçekleştirebileceği yaşayan bir alan olarak düşünülmesi önemli bir detay.

Açılışta konuşan üniversiteli bir gencin sözleri ise günün en etkileyici anlarından biriydi. Mersin’e gelirken önyargıyla geldiğini, ancak burada öğrencilere sunulan imkanları görünce düşüncelerinin tamamen değiştiğini ifade etti. Özellikle denize sıfır bir alanın rant yerine halk için tasarlanmasını anlatırken söylediği “Var ol başkanım” cümlesi salonda karşılık buldu.

Mersin’de sosyal belediyecilik anlayışı yalnızca hizmet üretmekten ibaret değil; aynı zamanda herkesin ulaşabileceği yaşam alanları oluşturmayı hedefliyor. İstanbul’dan gelen dostlarımızın sahildeki kafelerin kalitesine rağmen ekonomik oluşunu hayranlıkla anlatmaları boşuna değil. Çünkü bugün ülke ekonomisinin geldiği noktada emeklinin, asgari ücretlinin bir kafede oturup sosyalleşmesi bile lüks haline geldi.

Oysa insanca yaşamak; yemek yemek, nefes almak, gezmek ve sosyalleşebilmek herkesin hakkı. Üstelik bu yalnızca belediyelerin omzuna bırakılacak bir mesele de olmamalı. Vatandaş ödediği verginin karşılığını yaşam kalitesi olarak hissedebilmeli.

Tam da bu noktada ayrıştırıcı değil birleştirici olmak gerekiyor. Siyaset gözetmeden herkesin gönlüne dokunabilmek kıymetlidir. Bu nedenle Mersin’de gerçekleştirilen Türkiye Kültür Yolu Festivali etkinliklerine, halkın oylarıyla seçilmiş bir belediye başkanının davet edilmemesi kamuoyunda tartışma yarattı. Çünkü devlet hepimizin. Festivaller de vatandaşın vergileriyle yapılıyor. Bir kentin seçilmiş yöneticisini ve farklı siyasi temsilcileri dışarıda bırakmak, toplumsal birlik duygusuna zarar verir.

Oysa burası huzur kenti Mersin…

Güneşin, denizin ve farklı kültürlerin bir arada yaşadığı şehir…

Burada insanlar siyasetini, kökenini sorgulamadan yan yana yaşayabiliyor. STK’lar, odalar ve kurumlar aynı masa etrafında Mersin için çalışabiliyor. Çünkü kavga değil huzur insanı geliştirir. Savaş değil barış üretime dönüşür.

Eleştiri yapılmalı elbette…

Ama mesele protokolde yer almak değil; ayrımcılıkla insanlar arasında görünmez duvarlar örülmesidir.

Burası Mersin…

Akdeniz’in incisi…

Mavi denizi, yeşile uzanan yaylaları ve portakal çiçeği kokusuyla başka bir şehir…

Ve en güzeli de;

Gülen anneler, çocuklar ve mutlu insanlar görebilmek…

Sibel Gelbul

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP
rk
rk

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.