CHP’de “mutlak butlan” kararı sonrası yeniden genel başkanlık görevine dönen Kemal Kılıçdaroğlu’nun nasıl bir yol haritası izleyeceği siyaset kulislerinin en önemli gündem başlıklarından biri haline geldi. Parti yönetiminde yeniden söz sahibi olan Kılıçdaroğlu’nun önünde hem geniş yetkiler hem de ciddi siyasi riskler bulunduğu değerlendiriliyor.
2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından yapılan CHP 38. Olağan Kurultayı’nda genel başkanlığı Özgür Özel’e kaptıran Kılıçdaroğlu, yaklaşık 2,5 yıl sonra yeniden partinin başına geçti. Bayram sonrası Parti Meclisi’ni toplaması ve yeni Merkez Yönetim Kurulu (MYK) için temaslarını hızlandırması bekleniyor.
Kulislere göre Kılıçdaroğlu’nun ilk adımlarından biri parti yönetiminde değişiklik yapmak oldu. Parti avukatlarının değiştirilmesi ve genel merkezin yeniden kontrol altına alınması, yakın çevresi tarafından “partiyi yeniden toparlama süreci” olarak yorumlanıyor.
Ancak CHP içerisinde farklı görüşler dikkat çekiyor. Parti kulislerinde konuşulan en önemli senaryolardan biri, Kılıçdaroğlu’nun kurultay sürecini hemen başlatmaması. Yargıtay’daki hukuki sürecin kısa vadede sonuçlanmasının beklenmemesi nedeniyle, mahalle delegelerinden başlayacak olağan kongre takviminin işletilebileceği ifade ediliyor.
Bu süreçte delege yapısının yeniden şekillenebileceği ve Kılıçdaroğlu’nun destekleyeceği adayın ilerleyen dönemde avantaj sağlayabileceği değerlendiriliyor.
Öte yandan CHP kulislerinde en çok tartışılan başlıklardan biri de disiplin süreçleri. Kılıçdaroğlu’nun daha önce yaptığı “arınma” vurgusunun ardından, haklarında çeşitli iddialar bulunan bazı belediye başkanları, yöneticiler ve milletvekilleri hakkında disiplin mekanizmasının devreye girebileceği öne sürülüyor.
Parti içinde adı geçen isimlerden birinin Ekrem İmamoğlu olabileceği yönündeki iddialar ise tartışmaları büyütüyor. Ancak CHP içindeki geniş bir kesim, böyle bir adımın parti tabanında yeni kırılmalara yol açabileceği görüşünde.
Siyasi gözlemcilere göre CHP’de oluşabilecek en büyük risklerden biri, partinin farklı gruplara bölünmesi. Kulislerde; “Kılıçdaroğlu yönetimi”, “Özgür Özel ekibi” ve her iki tarafa da mesafeli olup kısa sürede kurultay isteyen üçüncü bir grubun ortaya çıkabileceği konuşuluyor.
Bazı milletvekilleri ise partinin bölünmesine karşı olduklarını ancak kurultayın gecikmesi halinde Kılıçdaroğlu’na muhalefet edebileceklerini dile getiriyor. Parti içinde birçok isim, parçalı bir yapıyla seçimlere gidilmesinin CHP açısından ciddi siyasi risk oluşturacağı görüşünü savunuyor.
Kılıçdaroğlu’na yakın çevreler ise farklı bir tablo çiziyor. Bu görüşe göre parti içinde yaşanabilecek ayrışmalara rağmen CHP seçmeninin önemli bölümünün partiyle bağını koparması beklenmiyor. Seçim atmosferine girildiğinde seçmenin yeniden CHP çatısı altında birleşeceği öne sürülüyor.
Kulislerde konuşulan dikkat çekici senaryolardan biri de Kılıçdaroğlu’nun ilk kurultayda yeniden aday olmaması. Bu ihtimalin hem parti içindeki tansiyonu düşürebileceği hem de “partiyi güvenli limana ulaştırma” söylemiyle uyumlu olacağı yorumları yapılıyor.
Ancak Kılıçdaroğlu’nun önündeki en büyük sorunlardan birinin Meclis grubu ve Parti Meclisi’ndeki güç dengeleri olduğu belirtiliyor. Parti yönetimini yeniden kontrol altına almasına rağmen milletvekilleri üzerindeki desteğinin sınırlı olduğu ve bu nedenle bazı kararları uygulamakta zorlanabileceği ifade ediliyor.
CHP’de önümüzdeki dönemde yaşanacak gelişmelerin, yalnızca parti içi dengeleri değil, Türkiye siyasetinin genel yönünü de etkileyebileceği değerlendiriliyor.
GENEL
4 saat önceYEREL-
3 gün önceEKONOMİ
3 gün önceGENEL
3 gün önceGENEL
3 gün önceSPOR
5 gün önceGENEL
7 gün önce
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.