BUZDAĞININ SADECE GÖRÜNEN YÜZÜ MÜ?

BUZDAĞININ SADECE GÖRÜNEN YÜZÜ MÜ?

ABONE OL
Temmuz 1, 2026 07:48
BUZDAĞININ SADECE GÖRÜNEN YÜZÜ MÜ?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

BUZDAĞININ SADECE GÖRÜNEN YÜZÜ MÜ?

Yaklaşık bir yıldır aynı soruyu soruyorum: Türkiye’ye ithal edilen atıkların ne kadarı gerçekten geri dönüştürülebilir, ne kadarı ise yanlış beyanlarla ülkeye sokuluyor?

Mersin Limanı’nda ortaya çıkarılan 4 bin 200 tonluk yasa dışı tekstil atığı, buzdağının yalnızca görünen yüzü olabilir. Asıl sorgulanması gereken, her yıl Türkiye’ye gelen milyonlarca ton atığın ne kadarının etkin biçimde denetlendiği ve gerçekten geri dönüştürüldüğüdür.

Bugün Mersin sahili adeta mikroplastik kusuyor. Denizden, kıyıdan ve kumdan çıkan plastik parçaları hepimize aynı soruyu sorduruyor: Bu noktaya kadar gelinmeli miydi? Türkiye’ye bu atıkları getiren, alan ve işleyen firmalar mı şimdi denizi temizleyecek? Kârı onlar elde ederken, bedelini Mersin halkı, Çukurova’nın toprağı, denizi ve gelecek kuşaklar mı ödeyecek?

Yaklaşık bir yıldır yetkilileri göreve çağırıyor, kentin önde gelen isimlerinin bu konuda ses çıkarması gerektiğini söylüyoruz. Nihayet cılız da olsa bazı açıklamalar gelmeye başladı. Ancak bu gelişme, bana göre buzdağının yalnızca görünen kısmıdır. Görünmeyen kısmını görmek isteyenlerin, mikroplastik kusan Mersin sahiline bakması yeterlidir. Gerçeği ortaya çıkarmanın yolu, çok daha güçlü bir toplumsal ses ve çok daha etkin denetimden geçmektedir.

Bu mesele yalnızca birkaç firma ya da birkaç konteyner meselesi değildir. Bu iş, bu ithalat izinlerinin önünü açan karar mekanizmalarına kadar araştırılmalı; kimlerin hangi izinlerle, hangi denetimlerle ve hangi sorumlulukla bu süreci mümkün kıldığı kamuoyuna açıklanmalıdır.

Türkiye Avrupa’nın çöp alanı değildir. Çukurova da dünyanın çöp depolama sahası değildir. Mersin sahili de sizin plastik atık alanınız değildir.

Artık tüm atık ithalatı bağımsız ve şeffaf biçimde denetlenmeli; miktarı, niteliği ve çevresel etkileri düzenli olarak kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Sessiz kalmak çözüm değildir. Daha fazla bilimsel araştırma, daha fazla denetim ve daha güçlü bir toplumsal duyarlılık olmadan bu sorunun gerçek boyutunu ortaya çıkarmamız mümkün değildir.

Prof. Dr. Erkan AKTAŞ

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP
rk
rk