LİMANIN ÇEVRESİNDE DOLANIP OYALANMAK MI, AÇIK DENİZLERE ÇIKMAK MI?
“CHP ya tarihinin en büyük dönüşüm hamlesini yapacak ya da değişiyormuş gibi yaparak limanın etrafında dönmeye devam edecek. Türkiye’nin artık kaybedecek zamanı yok.”
GERÇEK MESAİ ŞİMDİ BAŞLIYOR
Türkiye siyaseti kritik bir eşikte. Özellikle CHP’de yaşanan süreç artık yalnızca bir parti içi tartışma değil; Türkiye’de muhalefetin nasıl şekilleneceği ve demokrasinin yeniden nasıl güç kazanacağı meselesine dönüşmüş durumda.
Bu nedenle Özgür Özel açısından asıl süreç şimdi başlıyor.
Bundan sonra atılacak adımlar yalnızca liderlik tartışmalarını değil, Türkiye’de sosyal demokrat siyasetin geleceğini de belirleyecek. Bu yüzden ilk yapılması gereken şey, yıllardır aynı reflekslerle hareket eden mevcut yapıdan çıkıp yeni bir siyasal zemin oluşturabilmektir.
Çünkü toplum artık aynı kadroların tekrar tekrar sahaya sürüldüğü bir düzen görmek istemiyor. İnsanlar yeni bir enerji, yeni bir siyasal dil ve ortak akla dayanan yeni bir hikâye arıyor.
ZAMAN ÇOK HIZLI AKIYOR
Türkiye artık siyasetin çok hızlı değiştiği bir ülke haline geldi. Bir günün, hatta bir saatin bile önemli olduğu bir süreçten geçiyoruz.
Bu nedenle daha fazla çalışma, daha fazla üretme ve çok hızlı karar alma dönemindeyiz.
Asıl soru şu:
Özgür Özel bu tarihi fırsatı okuyabilecek mi?
Eğer değişim söylemi yalnızca görüntüde kalır ve süreç toplumun beklentilerini oyalayan bir zemine dönüşürse, ortaya çıkan enerji kısa sürede kaybolabilir. Çünkü toplum artık sadece sert açıklamalar ya da büyük mitingler görmek istemiyor. Gerçek bir yön değişikliği görmek istiyor.
PSİKOLOJİK ÜSTÜNLÜK KİMDE?
Bugün psikolojik üstünlük hâlâ Özgür Özel’de görünüyor. Ancak bu üstünlüğü sürdürebilmesi için yalnızca mevcut yapıyı koruyan değil, gerçekten yeni bir siyasal alan açan bir liderlik ortaya koyması gerekiyor.
Toplum yalnızca isim değişikliği değil, siyasal kültürde de gerçek bir dönüşüm bekliyor. Bu nedenle Özgür Özel’in, toplumda değişim beklentisiyle çelişen ve kamuoyunda yıpranmış algısı oluşturan yapılara karşı daha bağımsız, yenileyici ve iktidar yolunu açabilecek güçlü bir dönüşüm hamlesi ortaya koyabilmesi kritik önem taşıyor.
Burada özellikle bir noktayı da doğru okumak gerekiyor. Son dönemde sık kullanılan “arınma” söylemi toplumda karşılık bulsa da tek başına yeterli değildir. Çünkü bazı yapılar ne kadar arınırsa arınsın, gerçek bir dönüşüm yaşayamadıkları sürece topluma yeni bir umut veremezler. Asıl mesele yalnızca eski yüklerden kurtulmak değil; yeni bir siyasal kültür, yeni bir kadro anlayışı ve Türkiye’yi geleceğe taşıyabilecek yeni bir demokratik vizyon ortaya koyabilmektir. Eğer bu dönüşüm başarılabilirse zaten hem siyasal yenilenme sağlanacak hem de toplumun beklediği güven ortamı yeniden oluşacaktır.
İşte gerçek liderlik tam burada başlıyor.
Çünkü liderlik bazen konfor alanını terk edebilme cesaretidir.
EN BÜYÜK TEHLİKE: ZAFER SARHOŞLUĞU
Muhalefetin bugün yakaladığı ivmenin önemli bir kısmı, Türkiye’de yaşanan ekonomik krizden, toplumsal yorgunluktan ve iktidara karşı büyüyen tepkiden besleniyor.
Tam da bu nedenle “Biz bunu kendi gücümüzle başardık” düşüncesi çok büyük bir stratejik hata olur.
Çünkü toplumdaki değişim isteğini yalnızca parti başarısı olarak okumak, siyaseti gerçeklikten koparabilir. En tehlikeli süreçlerden biri de budur.
Eğer Ankara’da dar ekip aklıyla, masa başında şekillenen klasik reflekslerle hareket edilirse; ortaya çıkacak tablo yalnızca oyların bölünmesine ve mevcut iktidarın elinin güçlenmesine neden olabilir.
Bu yüzden mesele artık yalnızca CHP’nin iç dengeleri değildir. Mesele, Türkiye’de yüzde 50 artı 1’i hedefleyebilecek geniş bir demokratik toplumsal zeminin kurulup kurulamayacağıdır.
YENİ BİR DEMOKRATİK MANİFESTO MÜMKÜN MÜ?
Belki de Türkiye’nin ikinci yüzyılında yeni bir demokratik manifestoyla, Özgür Özel bu bayrağı çok daha ileriye taşıyabilir. Çünkü toplum artık yalnızca iktidarın değişmesini değil; siyaset yapma biçiminin, kadro anlayışının ve demokratik kültürün de dönüşmesini istiyor.
Tam da bu nedenle bugün ihtiyaç duyulan şey yalnızca seçim kazanacak bir siyasal organizasyon değil; topluma yeniden umut verecek yeni bir demokratik hikâyedir.
YENİ BİR KURUCU AKIL ŞART
Bugün ihtiyaç duyulan şey yalnızca miting yapmak değil; yeni bir ortak akıl süreci başlatmaktır.
Çünkü toplum artık yöneten değil, kurucu bir siyasal akıl arıyor.
Bu nedenle il bazlı ve bölgesel çalıştaylarla; akademisyenlerin, gençlerin, emek örgütlerinin, sosyal demokratların, liberal demokrat çevrelerin ve farklı toplumsal kesimlerin bir araya geleceği yeni bir siyasal tartışma zemini oluşturulmalıdır.
Çünkü toplum artık birkaç kişinin yönettiği kapalı siyaset modelinden yoruldu.
Özellikle ilk kez oy verecek genç seçmen artık slogan değil, gelecek görmek istiyor.
Yeni dönemde katılımcı, çoğulcu ve gerçekten toplumun sesini taşıyan bir yapı kurulabilirse, bu süreç büyük bir fırsata dönüşebilir.
GERÇEK LİDERLİK NEDİR?
Gerçek liderlik yalnızca kalabalıklara konuşmak değildir.
Gerçek liderlik; yaklaşan fırtınaları görebilmek, risk alabilmek, gerektiğinde en zor kararları verebilmek ve toplumun önüne yeni bir rota koyabilmektir.
Bugün Türkiye’nin önünde hem büyük fırsatlar hem de ciddi riskler bulunuyor.
Eğer Özgür Özel ve çevresi kendilerini “başardık” psikolojisine kaptırır, toplumsal dalgayı doğru okuyamaz ve değişimi yalnızca söylem düzeyinde bırakırsa; bugün umut gibi görünen süreç yarın büyük bir hayal kırıklığına dönüşebilir.
Ancak gerçekten yeni bir siyasal hikâye kurulabilirse, Türkiye uzun yıllar sonra yeniden güçlü bir demokratik çıkış yakalayabilir.
Ve artık temel soru şudur:
Limanın çevresinde dolanıp oyalanmak mı, yoksa gerçekten açık denizlere çıkmak mı?

Prof. Dr. Erkan AKTAŞ
YEREL-
2 gün önceEKONOMİ
2 gün önceGENEL
2 gün önceGENEL
2 gün önceSPOR
4 gün önceUNCATEGORİZED
5 gün önceUNCATEGORİZED
5 gün önce
1
YENİ BİR ÇAĞIN EŞİĞİNDE: AVRUPA VE ORTA DOĞU’DA STRATEJİK UYANIŞ VE DEMOKRATİK BİRLİK
2905 kez okundu
2
SİYASİ PARTİLERİMİZ – 2: AK PARTİ
2593 kez okundu
3
ANILARLA YAŞAMAK
2518 kez okundu
4
Söz Ver, Ama Tut: Gençlere ve İş Dünyasına Notlar
2451 kez okundu
5
Başkan Deniz, sınıfı geçti
2348 kez okundu