21 Ekim 2026 Çarşamba
Türk Solu Neden Bir Gonzales Yaratamadı?* (Eylül 2003)
Büyükşehir’in ‘Mezitli Kent Meydanı’ Projesinde Çalışmalar Sürüyor
GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE ŞEHİRLER BÜYÜMENİN LOKOMOTİFİDİR.
Allah Gültak’a Yardım Etsin…
MERSİN’E DEĞER KATANLARIN ADLARI YAŞAMALI
MUTLU AŞK VAR MI?
Mersin Büyükşehir Belediyesi, kent genelinde vatandaşların sosyal yaşamına katkı sunacak, yeşil alanları artıracak ve kamusal kullanım alanlarını çeşitlendirecek projelerini hayata geçirmeyi sürdürüyor. Bu kapsamda Mezitli ilçesi Atatürk Mahallesi’nde yapımı devam eden ‘Mezitli Kent Meydanı’projesi ile bölgenin yeni bir cazibe merkezine dönüştürülmesi hedefleniyor. 24 Eylül’de temeli atılan projenin yapım çalışmaları hız kesmeden sürüyor.
38 bin metrekarelik alanda yeşil ve sosyal yaşam bir arada
Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi Başkanlığı koordinesinde devam eden çalışmalar kapsamında toplam 38 bin metrekarelik alanda hayata geçirilecek Mezitli Kent Meydanı, 16 bin 700 metrekarelik yeşil alanıyla vatandaşlara doğayla iç içe vakit geçirebilecekleri geniş bir yaşam alanı sunacak. Proje kapsamında ayrıca 163 araç kapasiteli otopark, kaldırım ve yürüyüş yolları da yer alacak.
Kent Meydanı’nda vatandaşların dinlenebileceği ve keyifli vakit geçirebileceği alanlar da oluşturulacak. Bu doğrultuda 105 adet oturma biriminin yanı sıra, banklar ve salıncaklar da projede yerini alacak. Ağaçların gölgesinde dinlenme ve sosyalleşme imkanı sunacak meydan, bölgedeki yeşil alan ihtiyacına da katkı sağlayacak. Yoğun yapılaşmanın bulunduğu alanda gerçekleştirilen proje ile bölgenin daha ferah, konforlu ve işlevsel bir mekana dönüştürülmesi amaçlanıyor. Yeşil alanları, yürüyüş yolları ve sosyal donatılarıyla öne çıkacak Mezitli Kent Meydanı’nın, vatandaşların bir araya gelebileceği yeni bir buluşma noktası olması hedefleniyor.

Özkul: “Şehre vizyon ve konfor alanı katan ferah bir ortam oluşturmayı hedefliyoruz”
Fen İşleri Dairesi’nde görev yapan İnşaat Mühendisi Doğukan Özkul, yapım çalışmaları devam eden Mezitli Kent Meydanı hakkında bilgi vererek, “Bu proje kapsamında Mersin halkının rahat bir nefes alabileceği, şehre vizyon ve konfor alanı katan ferah bir ortam oluşturmayı hedefliyoruz. 38 bin metrekarelik alanda yer alacak olan meydan; 163 araç kapasiteli otoparka, kaldırım ve yürüyüş yollarına sahip olacak” dedi.
Mezitli Kent Meydanı’nın 16 bin 700 metrekarelik yeşil alana da sahip olacağını sözlerine ekleyen Özkul, “Vatandaşlarımızın yeşilin içerisinde, ağaçların gölgesinde vakit geçirebileceği alanlarda 105 adet oturma biriminin yanı sıra, banklar ve salıncaklar yer alacak. Bu bölge, sanayi bölgesi olarak kullanılıyor. Yapılaşmanın çok yoğun olduğu bir lokasyon. Amacımız, Kent Meydanı projesiyle birlikte burayı bir cazibe merkezi haline getirmek. Proje kapsamındaki çalışmalarımız hız kesmeden devam ediyor” ifadelerine yer verdi.
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Ahmet Eşref Fakıbaba, parti yönetimiyle “Terörsüz Türkiye” süreci ve Yeni Anayasa konularında derin fikir ayrılıkları yaşadığını duyurdu. Gazeteci İsmail Saymaz’a konuşan Fakıbaba, AK Parti’ye geçeceği yönündeki iddialara yanıt verirken, Meclis’te gerçekleşecek kritik oylamalardaki kişisel tutumunu da net bir şekilde ortaya koydu.
Hakkında son dönemde sıkça dile getirilen AK Parti’ye katılacağı yönündeki transfer iddialarını değerlendiren Fakıbaba, şu an için böyle bir kararının bulunmadığını belirterek söylentileri yalanladı. Ancak İYİ Parti Genel Merkezi’nin aldığı bazı stratejik kararlarla ciddi anlamda ayrıştığının altını çizdi.
Eşref Fakıbaba’ya rozetini Meral Akşener takmıştı
“Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin görüşlerini paylaşan Fakıbaba, geçmiş oylamalarda grup disiplinini bozmamak adına parti kararına uyduğunu fakat kişisel olarak farklı düşündüğünü belirtti. Fakıbaba, “Gençliğimden beri liberal bir insanım. Kanı kanla yıkamazlar, suyla yıkarlar. İYİ Parti’ye geçerken ‘Ne mutlu Türküm diyene’ dememişimdir, ‘Türkiye milliyetçisiyim’ demişimdir. Terörsüz Türkiye sürecinin olumlu sonuçlanacağına inanıyorum. Sonuçlanmazsa devlet gereğini yapar. Barış sürecinin yanındayım” dedi.
İYİ Parti yönetiminin Yeni Anayasa çalışmalarına mesafeli durmasına karşın kendi tavrını netleştiren Fakıbaba, Türkiye’nin sivil ve yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu savundu. Meclis’e gelecek olan Yeni Anayasa metnine “Evet” oyu kullanacağını açıklayan Fakıbaba, ayrıca Mekke Anlaşması’na da destek vereceğini ifade etti.
CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı’nda usulsüzlük yapıldığı iddialarına ilişkin ceza davasında, duruşma savcısı esas hakkındaki mütaalasını açıkladı.
Savcı, Baki Aydöner, Ekrem İmamoğlu, Erkan Aydın, Mehmet Kılınçarslan, Metin Gülerkaya, Nihat Yeşiltaş, Özgür Çelik, Rıza Akpolat ve Serhat Can Eş’in “fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek atılı suçu işlediklerinin sabit görüldüğünü” belirterek, sanıkların Siyasi Partiler Kanunu’nun 112’nci maddesi ile TCK’nin 37/1 ve 53/1’inci maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verilmesini istedi.
Cemil Tugay, Hüseyin Yaşar ve Özgen Nama’nın ise mevcut deliller itibarıyla atılı suça iştirak ettiklerine dair somut delil bulunmadığı gerekçesiyle beraatleri talep edildi. Savcının mütaalasını açıklamasının ardından 12 sanığın yargılandığı dava 11 Kasım’a ertelendi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 3 Haziran’da, CHP’nin 4-5 Kasım 2023’te yapılan 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin Siyasi Partiler Kanunu’nun 112. maddesi ve ilgili diğer mevzuat hükümlerine göre yürüttüğü soruşturmayı tamamlayarak iddianame hazırlanmıştı.
İddianamede, eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na mağdur, eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’a müşteki sıfatıyla yer verilmişti.
Sanıkların birlikte hareket ederek atılı suçu işlediklerine işaret edilen iddianamede, şunlar yer alıyor:
“4-5 Kasım 2023 tarihinde Ankara Spor Salonu’nda yapılan Cumhuriyet Halk Partisi 38. Olağan Kurultayı’nda oy kullanan bir kısım kurultay delegelerine, genel başkan adayı Özgür Özel lehine oy kullanmaları için bir kısım delegeye para verdikleri, bir kısmına değişik il ve ilçelerde belediye başkanlığı ve belediye meclis üyeliği adaylığı teklif ve taahhüt ettikleri, bir kısım delege ve yakınlarını CHP’li belediyeler ile bu belediyelere bağlı şirket ve iştiraklerinde işe yerleştirdikleri, bir kısım delege ve yakınlarına çok sayıda market alışveriş kartları dağıttıkları, kurultayda oy kullanan bu delegelerden kullandıkları oyların fotoğrafını cep telefonlarıyla çekerek kendilerine göndermelerini istedikleri, kurultay salonunda 1. tur oylama sonucunda 2. tur oylamaya geçilmesini geciktirerek Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylıktan çekildiğine yönelik gerçeğe aykırı açıklamalarda bulundukları, bu şekilde kurultay delegelerinin iradelerini fesada uğratarak, genel başkan adayı Özgür Özel’in genel başkanlık seçimini kazanmasına yönelik faaliyet yaptıkları anlaşılmıştır.”
CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nda “para karşılığı oy kullandırıldığı” iddialarına ilişkin aralarında İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın da arasında bulunduğu 12 sanık hakkında “oylamaya hile karıştırma” suçundan 1 yıldan 3’er yıla kadar hapis cezası istemiyle hazırlanan iddianame, Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edilmişti.
Partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel‘in “Ben savaştayım, büyük bir mücadeledeyim. Ölümü de göze almışız” sözlerine tepki gösterdi.
İsim vermeden Özel’e yüklenen Erdoğan, “Bir tanesi çıkmış şuursuzca ‘savaştayız’ diyor. Bu zata sormak lazım. Hayırdır beyler hangi savaştasınız, kimle savaştasınız? Seferberlik çıktı da biz mi duymadık. Türkiye işgal edildi de biz mi duymadık? Utanmadan bunu diyorsunuz. Siz lafınızın nereye gittiğinin farkıda mısınız? Sorumlu siyaset yapmayı ne zaman öğreneceksiniz? Bu milletin kardeşliğinden artık ellerinizi çekin” ifadelerini kullandı.
“Milletvekili arkadaşlarım, kıymetli misafirler, hanımefendiler, beyefendiler. Sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Sizlerin vasıtasıyla 81 vilayetimizde AK Partimize gönül vermiş tüm yol ve dava arkadaşlarıma selamlarımı yolluyorum. Sizlerle birlikte bütün teşkilatlarımızda Türkiye sevdasını kalbinin üstünde bir madalya gibi kıvançla taşıyan yol arkadaşlarımın her birini muhabbetle kucaklıyor, özellikle gençlerimizi bağrıma basıyorum. Grup toplantımızın partimiz, demokrasimiz ve ülkemiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Salonumuzu teşrif eden tüm misafirlerimize hoş geldiniz diyor, aziz vatandaşlarımızdan getirdikleri kucak dolusu selamlar için kendilerine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Cenab-ı Allah salonlara sığmayan şu muhabbetimizi, şu samimi yol ve dava arkadaşlığımızı daim eylesin diyorum.
Değerli kardeşlerim, içeride ve dışarıda, özellikle bölgemizde çok yoğun gündem maddelerinin olduğu, önemli gelişmelerin yaşandığı hassas bir süreçten geçiyoruz. Bunlara değinmeden önce konuşmamın hemen başında, geçtiğimiz hafta İstanbul’dan Ankara’ya gelirken geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden Üsküdar Belediyesi Başkan Vekili, değerli kardeşimiz Dündar Ziya Gültekin’e bir kez daha Mevla’dan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına, sevenlerine ve Üsküdar halkına başsağlığı diliyorum. Merhum Ziya Gültekin kardeşimiz, Üsküdar aşığı, şehrini ve ilçesini büyük bir tutkuyla seven, hangi mevkide olursa olsun hizmet etmekten heyecan duyan, mutluluk duyan müstesna bir insandı. Kendisi hem teşkilatımız içinde hem de Üsküdar’da sevilen, sayılan bir isimdi. Başkan vekilliği sırasında da çalışkanlığıyla, samimiyetiyle, emanetin hakkını verme noktasında ortaya koyduğu gayretleriyle temayüz etmişti. Biz kendisinden razıydık. Rabbim de razı olsun. Ziya Gültekin kardeşimizi cennetiyle, cemaliyle inşallah müşerref eylesin diyorum. Geride bizlere emanet olarak bıraktığı üç yetim evladının tek tek gözlerinden öpüyor, Cenab-ı Allah kendilerine sabır versin, metanet versin diyorum. Dün yapılan oylamada Üsküdar Belediyesi Başkan Vekili olarak seçilen Muhammed Emin Sarıoğlu’nu tebrik ediyor, kendisinin Üsküdar halkına aşkla hizmet edeceğine gönülden inanıyorum.
Tabii burada bir üzüntümü de ifade etmek istiyorum. Bakınız, insanı insan yapan değerler vardır. Acıya saygı bunlardan biridir. Empati kurmak bunlardan biridir. Ziya kardeşimizin hepimizi kedere boğan vefatından sonra özellikle sosyal medya platformlarında tek merkezden yönetildiği anlaşılan alçakça bir nefret kampanyasına şahit olduk. İnsanlıktan nasibini almamış bir güruh, hiç tanımadıkları bir insana karşı içlerinde biriktirdikleri ne kadar cerahat varsa hepsini kustular. Bu gözü dönmüşlük öyle bir raddeye ulaştı ki taziye mesajı yayınlayarak en temel insani vazifesini yerine getiren herkese saldırdılar. Kalbi taşlaşmış, sureti dışında insanlıkla artık hiçbir alakası kalmamış bu müptezelleri de ben Cenab-ı Allah’a havale ediyorum.
Kıymetli milletvekili arkadaşlarım, biliyorsunuz bir süredir hemen her konuşmamızda siyasette artan kutuplaşmanın tehlikelerine dikkat çekiyoruz. Yeni yasama yılı açış hitabımızda da buna etraflıca değindik. İçinde bulunduğumuz bölgesel konjonktürde Türkiye’nin yeni bir siyaset tarzına, yeni bir siyaset diline ihtiyacı olduğunu özellikle belirttik. Siyaseti millete daha iyi hizmet etme yarışı olmaktan çıkarıp dost-düşman ikiliğine hapsetmenin sadece demokrasimiz için değil, toplumsal barış ve huzurumuz için de tehdit oluşturduğunu ifade ettik. Bununla kalmayıp bir de iyi niyetli bir çağrı yaptık. Rakiplerimiz dahil tüm siyasi partileri, söz konusu milletin ve memleketin menfaatleri olduğunda siyaset kurumu olarak savaş baltalarını bir yana bırakıp müştereklerimizi çoğaltmaya davet ettik. Türkiye merkezli siyaset gütmenin bilhassa bu dönemde ülkemiz açısından ihtiyaçtan öte millî bir görev olduğunun altını çizdik. Ancak son üç haftada büyük bir hayal kırıklığı yaşadık.
Teessüfle belirtmek isterim ki muhalefetin bazı aktörlerinin ne böyle bir hassasiyeti ne de böyle bir gündemi var. Dünyayı ve bölgemizi hiç takip etmedikleri gibi Türkiye’ye yönelik örtülü operasyonlardan, toplumsal mühendislik projelerinden de habersizler. Kendi dar kadro çıkarları dışında her şeye gözlerini ve kulaklarını kapatmış durumdalar. Plan deseniz yok, program deseniz yok, ülkenin sorunlarına çözüm önerisi deseniz yok. Siyasette nezaketi koruyalım deseniz maalesef o da yok. Kusura bakmasınlar ama bu tavır doğru bir tavır değildir. Sorumlu bir tavır değildir. Türk demokrasisi için tehlikeli olduğu kadar marazi de bir tavırdır. “Benim menfaatim olacaksa isterse bu ülke batsın, bitsin, kaosa girsin.” tavrı son derece bencilce bir tavırdır. Türkiye üzerine operasyon hayalleri kuran çevrelere cesaret veren bir tavırdır. Üç kuruşluk siyasi ikbalini vatandaşı olduğu ülkenin, mensubu olduğu milletin felaketine bağlamak, egoist bir zihin dünyasının başvurusudur. Yirmi dört yıl boyunca ülkenin ayağına ne zaman taş değse umutlandılar. Yirmi dört yıl boyunca Türkiye’nin sıkıntılarından rant devşirmeye çalıştılar. Yirmi dört yıl boyu tüm umutlarını ülkenin ekonomik, siyasi ve sosyal olarak zayıflamasına, böylece iktidarın kan kaybetmesine bağladılar. Dikkat edin, bugün de aynı ham hayali kuruyorlar.
Şimdi değerli kardeşlerim, geçenlerde bir tanesi çıkmış, şuursuzca ‘Savaştayız’ diyor. Hırsı aklını esir almış bu zata sormak lazım: Hayırdır beyler, kiminle savaştasınız? Hangi düşmana karşı savaş ilan ettiniz? Seferberlik çıktı da bizim mi haberimiz yok? Türkiye işgal edildi de biz mi duymadık? Türkiye işgal edilmediğine, seferberlik çıkmadığına göre nereden aklınıza esti bu savaş öyle mi? Bakınız, yirmi dört yıl boyunca bu ülkenin başına çok ciddi sıkıntılar geldi. Ülkemize aba altından sopa gösterenler oldu. Boylarına poslarına bakmadan Türkiye’yi alçakça tehdit edenler oldu.
Türkiye’yi içeriden çökertmek için Gezi olayları gibi nice dümen çevirdi. Muhalefeti destekleyip ‘İktidarı devireceğiz’ diyeninden dergi kapakları üzerinden mesaj verenine kadar nice saldırıyla karşılaştık. Bunların hiçbirinde sesiniz çıkmadı. Türkiye’yi tehdit edenlere, Türkiye’yi karıştırmak isteyenlere karşı bir kez olsun bu dili kullandığınızı görmedik. Hatta gittiniz, onlardan yardım dilendiniz, el açtınız, etek öptünüz. Şimdi çıkmış, utanmadan “Savaştayız.” diyorsunuz. Allah aşkına, siz ne dediğinizin, lafınızın nereye gittiğinin farkında mısınız? Bu milleti düşmanlaştırmaktan ne zaman vazgeçeceksiniz? Sorumlu, sağduyulu siyaset yapmayı ne zaman öğreneceksiniz? Onlara diyorum ki bu milletin kardeşliğinden artık ellerinizi çekin. Bölerek, ayrıştırarak, ötekileştirerek varacağınız hiçbir yer olmadığını artık kabul edin. Açık söylüyorum, böyle sorumsuz bir söylem olmaz. Sürekli hakaret ederek, sürekli insanları tahrik ederek siyaset yapılmaz. Çünkü siyaset, aklına geleni söyleme değil, sözünü ölçerek, tartarak ifade etme sanatıdır. “Efendim, ben ona buna bakmam, istediğimi söylerim.” derseniz o zaman istemediğinizi işitirsiniz. Dahası, sadece kendinize, sadece siyaset kurumuna değil, bu ülkeye ve millete de kötülük etmiş olursunuz. Burada şunu da dikkatinize getirmek isterim. Bunların siyasetsizliği siyaset haline getirmeleri sadece söylemlerle sınırlı değildir. Aynı ciddiyetsiz tavrı fon tartışmalarında da görüyoruz. Dedikodular üzerinden insanların izzetiyle, itibarıyla oynuyorlar. Bakın, milletin malına el uzatmak ne kadar büyük bir suçsa aynı şekilde namuslu, şerefli, onurlu insanlara mesnetsiz şekilde yolsuzluk ithamında bulunmak da o kadar büyük bir suç, o kadar büyük bir şenaattir. Bundan daha fenası ise foyan ortaya çıktığı hâlde işi pişkinliğe vurmaktır. Hem elinde bilgi, belge olmadan kabine üyelerimizi itham edeceksiniz, önüne gelene iftira atacaksınız, devletin kurumlarını töhmet altında bırakacaksınız. İnsanlar, millete hizmete ayırması gereken vakti senin iftiralarını, senin bühtanlarını belgeleriyle yalanlamaya ayıracak. Sonra da çıkacaksın, yüzün kızarmadan, hiçbir mahcubiyet duymadan işi pişkinliğe vurup kulağının üstüne yatacaksın. Biz buna eyvallah demeyiz.”
21/10/2026 12:09KAYNAK: AJANSLAR
Fransa’da hafta sonu düzenlenen protestolar sırasında çok sayıda işletmenin yağmalanması, ikinci el satış platformlarını da harekete geçirdi.
Yaşam maliyetinin yüksekliği ve azalan kamu hizmetlerine karşı düzenlenen gösteriler cumartesi günü isyana dönüşmüş, protestocular ile polis arasında çıkan çatışmalarda ülke genelinde dükkanlar yağmalanmıştı. Yetkililer olayların üzerine haftasonu yaklaşık 2400 kişinin gözaltına alındığını açıklarken, binlerce işletmenin hasar gördüğü veya yağmalandığı belirtildi.
Lüks markaların da etkilendiği olaylarda yağmalanmış malların ikinci el pazarına düştüğü ve burada satıldığı ifade edildi.
Bu gelişmelerin ardından ülkenin ikinci el kıyafet alım satımı için kullanılan Vinted uygulaması, şüpheli ilanlara yönelik kontrolleri artırdığını ve yağmalanmış mallarla bağlantılı ilanları kaldırdığını açıkladı.
Şirket, ekiplerinin hafta sonundan bu yana yağmalama ile bağlantılı olduğundan şüphelenilen ilanları tespit edip kaldırmak için ‘acil önlem’ aldığını ve şüpheli ilanlara yönelik incelemeyi artırdığını söyledi. Açıklamada, kurallarını ihlal ettiği tespit edilen hesapların kalıcı olarak yasaklanabileceği belirtildi.
Vinted sözcüsü yaptığı açıklamada, “Çalıntı malların satışı veya bunların pazarlanması kesinlikle yasaktır ve buna sıfır tolerans gösteriyoruz” dedi. Şirket, kolluk kuvvetleri ve Fransız yetkililerle birlikte çalıştığını ve ortaya çıkan riskleri ve kötü niyetli davranışları tespit edip bunlarla mücadele etmek için süreçlerini uyarlamaya devam edeceğini belirtti.
Fransa’nın küçük işletmelerden sorumlu bakan Serge Papin, Cumartesi günkü olaylar sırasında çalınan malların internet üzerinden satışa sunulmasının ardından, yetkililerin günün ilerleyen saatlerinde pazar yeri işletmecileri ve İçişleri ile Adalet Bakanlıklarından yetkililerle bir araya geleceğini söyledi. Hükümet yetkililerine göre; Vinted, Amazon, eBay ve TikTok gibi platformlar Pazartesi günü yapılan toplantıya davet edildi.
Öte yandan eylemlerin daha da büyüyebileceği belirtiliyor. Lise ve üniversite öğrenci örgütleri Perşembe ve Cumartesi günleri daha fazla gösteri yapılması çağrısında bulunurken, daha fazla protesto gösterisi olabileceği ifade edildi.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.