21 Ağustos 2026 Cuma
Küresel Paylaşım Savaşında Çin "Kazan-Kazan" vaadiyle Afrika’ ya açılırken…
Uganda ve Burundi, Gazze’de uluslararası güce asker göndermeyi görüşüyor
GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE ŞEHİRLER BÜYÜMENİN LOKOMOTİFİDİR.
Allah Gültak’a Yardım Etsin…
AVM’LER KARŞISINDA KENT MERKEZLERİ NASIL AYAĞA KALKAR?
EN BÜYÜK DEVRİMCİ’YE SAYGIYLA…
Aya Teklâ – Bir İnanç Abidesi Bale Librettosu kitabımdan bir Pasaj:
[15:42, 20.08.2026] İHSAN TOKSÖZ
Açık Hava Müzesi: Anadolu
Anadolu adeta bir açık hava müzesidir. İnsanın ilk yerleşim çabalarından itibaren süreç içinde ulaştığı uygarlık kademelerinde onlarca topluma ev sahipliği yapmış, somut ve soyut kültür değerlerini bağrında taşımaktadır. Bu, plastik sanatçılarımız ve bestecilerimiz için büyük bir yaratı-kurgu kaynağıdır. Ancak bunun yeterince değerlendirilemediğini düşünüyorum. Bunun nedenlerine değinmek isterim.
Antik Yunan uygarlığının kendi kültürlerinin kaynağı olduğu fikrini içselleştirilmiş olan birçok Avrupa ülkesi mitolojik öykülere geniş ilgi duymuşlar ve sanat eserlerinde ve müzikte işlemişlerdir. Ancak son araştırma ve bulguların ışığında, insanın ilk defa yerleşik düzene geçtiği yerleşkeleri bağrında taşıyan, binlerce yıldır sayısız medeniyetin beşiği olan Anadolu kültürünün Batı’nın birincil kaynağı olduğu savı arkeolojik çevrelerde daha fazla kabul görmeye başlamış bulunmaktadır.
Avrupa’nın kültürel yapı taşlarının Anadolu’da döşendiği, buradan Antik Yunan’a aktarıldığı, Avrupa’nın bu kaynaklardan beslendiği artık ortaya çıkmış bulunmaktadır. Modern uygarlığın esas tohumları Anadolu’da ekilmiştir. Batı uygarlığının sanat-kültür birikim ve gelişiminin mayası Anadolu’da atılmış ve Batı’ya ihraç edilmiştir.
Bu konuda arkeolog dostum Prof. Fahri Işık’ın “Uygarlık Anadolu’dan Doğdu” başlıklı, ezber bozan kült kitabını meraklı ve ilgililere hararetle tavsiye ederim.
Anadolu kültür değerlerinin turistik çağrışım kodlarını çözmek bizim elimizdedir.
Türk insanı 1000 yıl önce geldiği Anadolu’nun 12.000+ yıllık tarihi ve eşsiz kültür birikiminin sanatla harmanlanıp sunularak uluslararası alanda nasıl değerlendirileceği konusunda yeni açılım ve atılımlar yapmak durumundadır.
Konuya Mersin’in içinde bulunduğu antik Kilikya bölgesi bağlamında baktığımızda, yörenin arkeolojik zenginliğinin yanında erken Hıristiyanlığın yeşerdiği yer olmasının bizlere ne denli fırsatlar sunabileceğini görmek gerekiyor.
İşte, bu kitapta yer alan Aya Teklâ librettosu bunun için yazılmıştır.
Hıristiyanlığın ilk Azizesi’nin, sahne için cazip fantastik öğeler içeren öyküsünün bale olarak -ve süreç içinde giderek yeni uyarlamalarla opera, sahne oyunu olarak- sahnelenmesi, konunun plâstik sanatlar, resim heykel ve müzikte işlenmesi, Mersin’in uluslararası tanıtımına yeni bir boyut ve ivme kazandıracaktır.
İHSAN TOKSÖZ
ANILARLA YAŞAMAK
Son zamanlarda zihnimde anılara dalıp Hindistan yaşamımdan çıkarsamalarla yeni bir öykü-novella yazmak için veriler derlemeye çalışıyorum.
1971-75 üçbuçuk yıl Hindistan’da yaşadım. Benim ikinci vatanım. 1975 yılı Nisan ayında Phd tezimin field work etabını tamamlamak üzere karayoluyla Türkiye’ye döndüm. (Konu:Neolithic Settlement Patterns in Asia Minor). Hocamın yönlendirmesiyle bu konuyu seçmiştim. Ailede para yok, pul yok. Bitiremedim. Hindistan’a dönmedim. Halâ hayıflanırım.
Hindistan’dan karayoluyla Türkiye’ye döndüm. New Delhi – Amritsar (Golden Temple – Punjab) – Islamabad – Peshawar – Kabul (thru Khyber Pass) – Mashhad – Teheran – Doğu Beyazıd – Istanbul (21 gün sürdü).
Hep Hippy gruplarına takıldım. “D’ont make war, make love!” mottolarıydı. Ucuz yerleri biliyorlardı. Sadece bu 21 günlük seyahat bile harika bir öykü olur asĺında. Pakistan’dan
Afganistan’a, Khyber geçidinden iki yanında, açık kapı basamağında iki tüfekli asker tarafından korunan (!) her tarafı dökülen burunlu bir otobüsle geçerek girdim. Kabul sokak kebaplarının New Delhi Jama Maschid sokak kebapcılarıyla yarışacak denli iyi olduğunu söyleyebilirim.
Kabul’den Mashhad’e ve sonrasında Tahran’a vardım. Üç gün bir arkadaşımda kaldım. Otobüsle Doğu Beyazıt’tan girerek Istanbula döndüm. Saçlar omuzlara kadar, karmakarışık uzun bir sakal, üstümde griye dönmüş beyaz önü işlemeli bir kurta, iki elimin dörder parmağında yüzükler, sağ bileğimde çelik bir Sikh bileziği…
Tahran’dan otobüsün Lâleli varış yazıhane ve olası varış zamanını telefonla aileme bildirmiş, temas ederek bilgi alıp beni karşılayabileceklerini söylemiştim.
Otobüsten indim. Baktım yeğenlerim orada. Beni tanımadılar. Sırt çantamı aldım. Yanlarına gittim. “Birini mi bekliyorsunuz?” dedim…
Çılgın bir tezahürat…

İHSAN TOKSÖZ
Benim için Mersin’e değer katan 2 büyük ödül var.1.si MTSO KENT EDEBİYAT ÖDÜLÜ,2.si Av.ŞİNASİ DEVELİ KENT ÖDÜLÜ. Her ikisi de yılın önemli sosyal olaylarındandır. Büyük otellerde yapılan gösterişli törenler al gülüm-ver gülüm cinsinden belirli kişilere verilen fındık-fıstık hediyesi gibi gelir bana.
MTSO nun ödülü için daha öncede yazmıştım. Edebiyat alanının en iyilerinin seçildiği ve bizlerle buluşturmayı sağlayan bir platformdur
Şinasi Develi ismi Mersin e bırakılan bir mirastır ve her zaman korumak gerekir. Önceki senelerde kent için araştırmış yazmış çizmiş boyamış gönülden katkıda bulunmuş isimlere saygı duyuyorum ve tekrar kutluyorum.
Kent yaşamının geçmişine, geleceğine iz bırakmak için inceleme araştırma çalışmalar yapmak ve dikkat çekmek için kent belleğine anılar biriktirebilmek bu ödülün amacı içindedir.En önemlisi gönüllü olabilmek ve gönülden Mersin için yapabilmektir.
Bu sene ise; bir devlet üniversitesinde öğretmen olarak çalışan başarılı çocuklar yetiştirmiş, eğitmiş yurt dışında okutmuş bir hanıma verildi kendisini tebrik ederim.Uzun yıllar öncesi yurt dışından gelip Mersin e yerleşmiş ,eşi çocuklarıyla birlikte kadrolu olarak çalışan bu aileyi çok severim çok eskiden tanırım ,kızlarının her konserine giderim ve hem kendi çocukları hem de yetiştirdikleri öğrencilerle TV de söyleşi yaptım M.U.Müzik Festivalinde genç yeteneklere ödül verdik yönetim olarak .Akademik olarak veya müzikle-sanatla ilgili bir açılımda ödül almasını garipsemem .Benim aileyle ilgili bir sıkıntım yok ,olamazda…
Jürinin nasıl oluşturulduğunu bilmediğim gibi ödül verilmesinde hangi şartların uygulandığını da anlayamadım.
Adı üstünde AV.ŞİNASİ DEVELİ KENT ÖDÜLÜ- yani bu kente gönül vermiş gönüllülük esasıyla Mersin i öne çıkarmaya anlatmaya çalışan ve baronun da paydaşlarından olduğu bu ödülü, devlet kurumunda işini başarıyla yapan birine verilirse gelecek senelerde de aynı veya farklı kurumlarda iş yapan maaş alan insanlara vermek gerekmez mi?
Develi ailesinin ve jürinin çizgisini netleştirmesi gerek. Ben yaptım oldu olmamalı
Mersin’liler Mersin’e sahip çıkın! M.K.ATATÜRK
Av.Şinasi Develi yi ,1940-1944 ANK.Hukukta birlikte okuyan ,Baroda- Mersin Bld .Meclisinde birlikte çalışan yakın arkadaşı-dostu av.Aziz Bulut babamın aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum .Ruhları şad olsun
Leda ve Kuğu (Zeus) mitosunun işlendiği milattan önceki heykellerden pek az eser günümüze ulaşabilmiştir. Konu o kadar geniş ki başlı başına akademik bir çalışma konusu olabilir. Bu yazımda mitosun günümüze kadarki süreç içinde ne denli yaygın olarak kullanıldığını göstermek amacıyla -herhangi bir sanatsal irdeleme, değerlendirme ve seçim yapmaksızın- internet kaynaklarında bulabildiğim heykel örneklerinden görsellerle bir arşivsel çalışmayı sizlere sunuyorum. Bundan sonraki yazımda mitosun resim sanatındaki yansımalarını ele alacağım.
Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi bir tabu olarak tanımlanan eylemsel cinselliğin bir efsane-masal çerçevesi içinde sanat eserlerine konu olması, sanatçıların kendilerini özgür ve güvende hissederek oldukça erotik-pornografik öğeler içeren eserler üretmelerinin yollarını açmıştır. Bu yazımda yer alan heykellerden bazıları – daha niceleri vardır kim bilir – tabu sınırlarını zorlayan çarpıcı örneklerdir. Ayni eğilim resim ve diğer sanat dallarında da görülür.
Yunan mitolojisinde ve isimlerin değiştirilmesiyle Roma uygarlığında yeni yorumlamalarla tekrar yaratılan ve devam eden dinî mitoslar, toplumsal şecerelerini saptamak isteyen birçok Avrupa ülkesi tarafından uygarlıklarının kökenine yerleştirilmiş, bu ülkeler Yunan-Roma Uygarlıklarını kendileri ile özdeşleştirmişlerdir. Avrupa ülkelerinde yüzyıllar boyunca Yunan-Roma mitolojik öykü ve sanat eserlerinin yeni yapıtlara konu olması bununla ilişkilendirilmelidir.
Yunan-Roma mitolojik öykülerinin Avrupa ülkesi sanatçıları tarafından günümüze değin süregelen yeni yaratılara konu olması bu köken-kimlik arayışından kaynaklanmaktadır.
Burada altını çizmek isterim: Yunan mitolojisinin içindeki birçok mitosun kökenleri özellikle Mısır ve Anadolu mitoslarıyla benzerlikler göstermekte, süreç içinde devamlılık arz etmektedir. Bu, çok tanrılı dinlerin mitoslarının yüzyıllar boyunca toplumdan topluma geçerken – değişimler gösterse de – önceki kaynaklardan beslendiğinin bir göstergesidir.
Son yıllarda Prof. Fahri Işık tarafından öne sürülen ve sürekli konferanslarla işlenen “Uygarlık Anadolu’dan Doğdu” tezi, bugün birçok akademik makale ve kitapta ezber bozan netlik ve bilimsel örneklemelerle insanın uygarlık yolunda ilk adımlarını Anadolu’da attığını bize göstermektedir. (*) Artık kökenlerini arayanların Anadolu’yu referans almalarının vakti gelmiştir diyebiliriz.
Gelin biz yine konumuza dönelim. Konu o kadar çok işlenmiş ki heykel sanatında, tüm örnekleri buraya almak imkânsız. Yazımıza başlamadan önce diğer bazı örnekler için burada bir link vererek günümüze değin heykellerde hayat bulan Leda ve Kuğu (Zeus) mitosunun sanat serüvenini sonra benim derlediğim görsellerle birlikte izleyelim.
* Prof. Fahri Işık-Uygarlık Anadolu’dan Doğdu. İstanbul 2012. Ege Yayınları, 499 sayfa (536 resim ile birlikte).
Libri -Kitap Tanıtımı- Osman Çağlar Ediz
Orijinali günümüze ulaşmayan en erken Leda-Kuğu (Zeus) heykel örneklerinden biri Epidaurus Asklepius Mabedi’nin baş heykeltıraşı olan (MÖ. 380) ve Halikarnas (Bodrum) Mauseloeumu’nda da çalışmış olan (MÖ 353-350) Timotheus’un heykelidir (ölümü MÖ 340).
Bu heykelin iki düzine kadar – bazıları yüksek derecede restorasyon görmüş – Roma kopyası günümüze ulaşmıştır. Bunların en ünlüleri Los Angeles Getty Müzesi, Roma Capitolini Müzesi, Madrid Prado Müzesi ve New Haven, Connecticut’ta, Yale Üniversitesi Sanat Galerisi’nde bulunmaktadır.
İhsan TOKSÖZ
Geçen yazımızda Leda ve Kuğu (Zeus) ilişkisini, aile şeceresini de vererek, tüm sonuçlarıyla incelemiştik. Konunun müzik ile ilgisine de bazı örneklerle değindik.
Bu konudaki dizimizi tamamlayacak dört ek yazı ile ilişkinin sanat eserlerine yansımaları üzerinde duracağız.
a) Bu ilk yazıda antik vazo, terrakota objeler, mozaik, fresk, nümizmatik vd. üzerindeki betimlemeleri ele alıyoruz.
Sonraki üç yazıda sırayla;
b) Rölyef – heykel sanatından internette bulacağımız bazı görseller sunacağız.
c) Resim sanatından, bulacağımız görsellerle arşivsel çalışmamızı tamamlayacağız.
d) Konunun edebiyattaki yansımalarından örnekler vereceğiz.
Leda ve Kuğu (Zeus) hakkında internette bulunan oldukça geniş kaynaklar bizlere genel bir derleme imkânı veriyor, ancak akademik yazılı kaynaklarla da desteklenecek bir araştırma, arkeoloji, sanat tarihi ve edebiyat öğrencileri için ilgi çekici bir tez konusu olabilir.
Umarım bu ve sonraki küçük derleme yazılarım meraklı araştırmacı akademisyenlere yol gösterici olur.


Leda’nın yumurtasından çıkan Helena. Yukarıda Eros.
Pelike vazo ve detay. MÖ. 360-350.

Zeus’un (?) çift taraflı balta ile kırdığı Leda’nın yumurtasından çıkan Helena.
Sağda; Leda’nın Sparta kralı olan kocası Tyndareos (?)-
En solda yarı aralık kapıdan Leda (?) olayı izliyor.
Apulian kırmızı figürlü Çan Krater vazo. MÖ 380-370. .
Santa Scolaistica Arkeoloji Müzesi. Bari. İtalya

Detay.
Böyle sahneler, özellikle MÖ 8. yüzyıldan itibaren Helen nüfusun yaşadığı Magma Graecia bölgesinde
(Güney İtalya sahil bölgeleri ”Calabria, Apulia, Basilicata, Campania ve Sicilya),
MÖ 4. yy’da yaygın olan Phlyax (kelime anlamı “dedikodu”) oyunlarında görülmektedir.
Phlyax bir çeşit kaba-saba, yergi ve taşlama, erotizm içeren “burlesque” bir oyun tarzıdır.

Leda ve Kuğu (Zeus). Apulian Kırmızı figürlü Loutrophoros vazo. MÖ 330. Getty Villa.
(Getty Villa Herculaneum ve Pompeii’deki antik yapı örneklerinden esinlenerek kırsal bir Roma evi olarak inşa edilen
ve içinde Yunan ve Roma eserlerinin sergilendiği müzedir. Kaliforniya. ABD)

Detay
Leda ve Kuğu (Zeus). Kırmızı figürlü vazo. MÖ 330. Getty Villa.
Sağda; Uyku Tanrısı Hypnos Leda’yı ilişkiye hazırlıyor!
Solda; Baştan Çıkarma ve İkna Tanrıçası Peitho.

Leda ve Kuğu (Zeus). Etrüsk vazosu. MÖ 4. yy. Uffizi Galeri. Floransa. İtalya..

Leda ve Kuğu ( Zeus). Roma evi taban mozaiği.
MÖ. 3. yy. sonu – 2. yy. başı.


Leda ve Kuğu (Zeus) Fresk. Stabiae. MS 1. yy. Leda ve Kuğu (Zeus) Fresk. Pompeii. MS 50-79.
– Villa Arianna. Napoli Arkeoloji Müzesi. Napoli Arkeoloji Müzesi.

Leda ve Kuğu (Zeus). Pompeii‘den in situ bir fresk. MÖ-MS 1.yy.
Foto: Filippo Monteforte . Getty Images.
Leda ve Kuğu (Zeus). MÖ-MS 1.yy.
Suasa Arkeoloji Parkı. Castelleoni – İtalya

Leda ve Kuğu (Zeus). Mozaik. İspanya

Leda ve Kuğu (Zeus) Fresk. MS. 1 yy.
Pompeii. Napoli Arkeoloji Müzesi.


Leda ve Kuğu (Zeus) Mozaik. MS. 4. yy.
Leda House – Complutum antik kenti., (Alcalá de Henares) İspanya.
Romalılar tarafından ilk olarak MÖ 1. yüzyılda fethedilen Complutum antik kenti Madrid’in 32 km. kuzeydoğusunda yer almaktadır. . (Complutum=confluence: Birkaç akarsuyun birleştiği kavşak noktası).

Leda ve Kuğu (Zeus). Solda Eros. Yağ kandili. MS. 1. yy.
(Münih Antik Eserler Müzesi). Staatliche Antikensammlungen Mıinchen
(Bu betimleme sonraki yüzyıllarda resim ve heykel eserlerinde birçok sanatçı tarafından çokça yinelenecektir.)

Leda ve kuğu (Zeus) Gümüş el aynası sırtı. MÖ-MS 1.yy. Villa Pisanella – Pompeii.


Akropolis Coins web site ve Coin Talk web site


Leda ve Kuğu (Zeus).
Severus Alexander (MS.222-235). Nikomedia – Bithynia (İzmit)..

Bronz Roma yağ kandili.
Kandilin iki yanından Polluks, Kastor (veya Helena) kanatlar arasından çıkıyor.
Karak Müzesi. Ürdün. Foto: Michael Gunther.
Leda ve Kuğu (Zeus) mitosu günümüzde de güncelliğini taşımaktadır ve muhtelif anı-hediyelik eşya ürünlerinde konu işlenmektedir.
Aşağıda iki hatıra parası ile çok yaygın olarak özellikle Yunanistan’daki onlarca turistik eşya keramik atölyesi tarafından üretilen eski Yunan çanak çömlek replikalarından bir kylix görseli bu konuda yeterli bilgiyi verecektir.
Sonraki yazılarımızda da çağdaş betimlemelere yer vereceğiz.

Kıbrıs Bankası (2020). 5 Euro Hatıra parası.

Palau Cumhuriyeti (2013). 10 Dolar Hatıra parası.

Leda ve Kuğu ( Zeus). İfigenia Ceramics

Leda ve Kuğu (Zeus). Çağdaş bir betimleme. Rodos (?).
Gelecek yazımızda Leda ve Kuğu (Zeus) ilişkisinin bulabildiğim görsellerle rölyef ve heykel sanatındaki yansımaları hakkında arşivsel bir çalışma sunacağım sizlere. Bekleyiniz!
İhsan TOKSÖZ