İhsan Toksöz

İhsan Toksöz

18 Nisan 2026 Cumartesi

ANILARLA YAŞAMAK

ANILARLA YAŞAMAK
0

BEĞENDİM

ABONE OL

ANILARLA YAŞAMAK
Son zamanlarda zihnimde anılara dalıp Hindistan yaşamımdan çıkarsamalarla yeni bir öykü-novella yazmak için veriler derlemeye çalışıyorum.

1971-75 üçbuçuk yıl Hindistan’da yaşadım. Benim ikinci vatanım. 1975 yılı Nisan ayında Phd tezimin field work etabını tamamlamak üzere karayoluyla Türkiye’ye döndüm. (Konu:Neolithic Settlement Patterns in Asia Minor). Hocamın yönlendirmesiyle bu konuyu seçmiştim. Ailede para yok, pul yok. Bitiremedim. Hindistan’a dönmedim. Halâ hayıflanırım.

Hindistan’dan karayoluyla Türkiye’ye döndüm. New Delhi – Amritsar (Golden Temple – Punjab) – Islamabad – Peshawar – Kabul (thru Khyber Pass) – Mashhad – Teheran – Doğu Beyazıd – Istanbul (21 gün sürdü).
Hep Hippy gruplarına takıldım. “D’ont make war, make love!” mottolarıydı. Ucuz yerleri biliyorlardı. Sadece bu 21 günlük seyahat bile harika bir öykü olur asĺında. Pakistan’dan

Afganistan’a, Khyber geçidinden iki yanında, açık kapı basamağında iki tüfekli asker tarafından korunan (!) her tarafı dökülen burunlu bir otobüsle geçerek girdim. Kabul sokak kebaplarının New Delhi Jama Maschid sokak kebapcılarıyla yarışacak denli iyi olduğunu söyleyebilirim.

Kabul’den Mashhad’e ve sonrasında Tahran’a vardım. Üç gün bir arkadaşımda kaldım. Otobüsle Doğu Beyazıt’tan girerek Istanbula döndüm. Saçlar omuzlara kadar, karmakarışık uzun bir sakal, üstümde griye dönmüş beyaz önü işlemeli bir kurta, iki elimin dörder parmağında yüzükler, sağ bileğimde çelik bir Sikh bileziği…

Tahran’dan otobüsün Lâleli varış yazıhane ve olası varış zamanını telefonla aileme bildirmiş, temas ederek bilgi alıp beni karşılayabileceklerini söylemiştim.

Otobüsten indim. Baktım yeğenlerim orada. Beni tanımadılar. Sırt çantamı aldım. Yanlarına gittim. “Birini mi bekliyorsunuz?” dedim…
Çılgın bir tezahürat…

İHSAN TOKSÖZ

Devamını Oku

AV.ŞİNASİ DEVELİ KENT ÖDÜLÜ

AV.ŞİNASİ DEVELİ KENT ÖDÜLÜ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Benim için Mersin’e değer katan 2 büyük ödül var.1.si MTSO KENT EDEBİYAT ÖDÜLÜ,2.si Av.ŞİNASİ DEVELİ KENT ÖDÜLÜ. Her ikisi de yılın önemli sosyal olaylarındandır. Büyük otellerde yapılan gösterişli törenler al gülüm-ver gülüm cinsinden belirli kişilere verilen fındık-fıstık hediyesi gibi gelir bana.

MTSO nun ödülü için daha öncede yazmıştım. Edebiyat alanının en iyilerinin seçildiği ve bizlerle buluşturmayı sağlayan bir platformdur

Şinasi Develi ismi Mersin e bırakılan bir mirastır ve her zaman korumak gerekir. Önceki senelerde kent için araştırmış yazmış çizmiş boyamış gönülden katkıda bulunmuş isimlere saygı duyuyorum ve tekrar kutluyorum.

Kent yaşamının geçmişine, geleceğine iz bırakmak için inceleme araştırma çalışmalar yapmak ve dikkat çekmek için kent belleğine anılar biriktirebilmek bu ödülün amacı içindedir.En önemlisi gönüllü olabilmek ve gönülden Mersin için yapabilmektir.

Bu sene ise; bir devlet üniversitesinde öğretmen olarak çalışan başarılı çocuklar yetiştirmiş, eğitmiş yurt dışında okutmuş bir hanıma verildi kendisini tebrik ederim.Uzun yıllar öncesi yurt dışından gelip Mersin e yerleşmiş ,eşi çocuklarıyla birlikte kadrolu olarak çalışan bu aileyi çok severim çok eskiden tanırım ,kızlarının her konserine giderim ve hem kendi çocukları hem de yetiştirdikleri öğrencilerle TV de söyleşi yaptım M.U.Müzik Festivalinde genç yeteneklere ödül verdik yönetim olarak .Akademik  olarak veya müzikle-sanatla ilgili bir açılımda ödül almasını garipsemem .Benim aileyle ilgili bir sıkıntım yok ,olamazda…

Jürinin nasıl oluşturulduğunu bilmediğim gibi ödül verilmesinde hangi şartların uygulandığını da anlayamadım.

Adı üstünde AV.ŞİNASİ DEVELİ KENT ÖDÜLÜ- yani bu kente gönül vermiş gönüllülük esasıyla Mersin i öne çıkarmaya anlatmaya çalışan ve baronun da paydaşlarından olduğu bu ödülü, devlet kurumunda işini başarıyla yapan birine verilirse gelecek senelerde de aynı veya farklı kurumlarda iş yapan maaş alan insanlara vermek gerekmez mi?

Develi ailesinin ve jürinin çizgisini netleştirmesi gerek. Ben yaptım oldu olmamalı

Mersin’liler Mersin’e sahip çıkın! M.K.ATATÜRK

Av.Şinasi Develi yi ,1940-1944 ANK.Hukukta birlikte okuyan ,Baroda- Mersin Bld .Meclisinde birlikte çalışan yakın arkadaşı-dostu av.Aziz Bulut babamın aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum .Ruhları şad olsun

Devamını Oku

Mersin’in Sesleri – XXIV. Bölüm – Mersin Ses Veriyor – XX – OLYMPOSLU TANRILAR -IX-

Mersin’in Sesleri – XXIV. Bölüm – Mersin Ses Veriyor – XX – OLYMPOSLU TANRILAR -IX-
0

BEĞENDİM

ABONE OL

ZEUS’UN KADINLARI VE ÇOCUKLARI -VIII-

LEDA VE KUĞU (ZEUS)

III. Bölüm

HEYKEL SANATI

Leda ve Kuğu (Zeus) mitosunun işlendiği milattan önceki heykellerden pek az eser günümüze ulaşabilmiştir. Konu o kadar geniş ki başlı başına akademik bir çalışma konusu olabilir. Bu yazımda mitosun günümüze kadarki süreç içinde ne denli yaygın olarak kullanıldığını göstermek amacıyla -herhangi bir sanatsal irdeleme, değerlendirme ve seçim yapmaksızın- internet kaynaklarında bulabildiğim heykel örneklerinden görsellerle bir arşivsel çalışmayı sizlere sunuyorum. Bundan sonraki yazımda mitosun resim sanatındaki yansımalarını ele alacağım.

Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi bir tabu olarak tanımlanan eylemsel cinselliğin bir efsane-masal çerçevesi içinde sanat eserlerine konu olması, sanatçıların kendilerini özgür ve güvende hissederek oldukça erotik-pornografik öğeler içeren eserler üretmelerinin yollarını açmıştır. Bu yazımda yer alan heykellerden bazıları – daha niceleri vardır kim bilir – tabu sınırlarını zorlayan çarpıcı örneklerdir. Ayni eğilim resim ve diğer sanat dallarında da görülür.  

Yunan mitolojisinde ve isimlerin değiştirilmesiyle Roma uygarlığında yeni yorumlamalarla tekrar yaratılan ve devam eden dinî mitoslar, toplumsal şecerelerini saptamak isteyen birçok Avrupa ülkesi tarafından uygarlıklarının kökenine yerleştirilmiş, bu ülkeler Yunan-Roma Uygarlıklarını kendileri ile özdeşleştirmişlerdir. Avrupa ülkelerinde yüzyıllar boyunca Yunan-Roma mitolojik öykü ve sanat eserlerinin yeni yapıtlara konu olması bununla ilişkilendirilmelidir.

Yunan-Roma mitolojik öykülerinin Avrupa ülkesi sanatçıları tarafından günümüze değin süregelen yeni yaratılara konu olması bu köken-kimlik arayışından kaynaklanmaktadır.

Burada altını çizmek isterim: Yunan mitolojisinin içindeki birçok mitosun kökenleri özellikle Mısır ve Anadolu mitoslarıyla benzerlikler göstermekte, süreç içinde devamlılık arz etmektedir. Bu, çok tanrılı dinlerin mitoslarının yüzyıllar boyunca toplumdan topluma geçerken – değişimler gösterse de – önceki kaynaklardan beslendiğinin bir göstergesidir.

Son yıllarda Prof. Fahri Işık tarafından öne sürülen ve sürekli konferanslarla işlenen “Uygarlık Anadolu’dan Doğdu” tezi, bugün birçok akademik makale ve kitapta ezber bozan netlik ve bilimsel örneklemelerle insanın uygarlık yolunda ilk adımlarını Anadolu’da attığını bize göstermektedir. (*) Artık kökenlerini arayanların Anadolu’yu referans almalarının vakti gelmiştir diyebiliriz.

Gelin biz yine konumuza dönelim. Konu o kadar çok işlenmiş ki heykel sanatında, tüm örnekleri buraya almak imkânsız.  Yazımıza başlamadan önce diğer bazı örnekler için burada bir link vererek günümüze değin heykellerde hayat bulan Leda ve Kuğu (Zeus) mitosunun sanat serüvenini sonra benim derlediğim görsellerle birlikte izleyelim.


*  Prof. Fahri Işık-Uygarlık Anadolu’dan Doğdu. İstanbul 2012. Ege Yayınları, 499 sayfa (536 resim ile birlikte).

Libri -Kitap Tanıtımı- Osman Çağlar Ediz

Prof. Fahri Işık- Uygarlık Anadolu’dan Doğdu. Yeni Baskısı Üzerine Fahri Işık’la Bir Söyleşi. Nezih Başgelen – PDF

Orijinali günümüze ulaşmayan en erken Leda-Kuğu (Zeus) heykel örneklerinden biri Epidaurus Asklepius Mabedi’nin  baş heykeltıraşı olan (MÖ. 380) ve Halikarnas (Bodrum) Mauseloeumu’nda da çalışmış olan (MÖ 353-350) Timotheus’un heykelidir (ölümü MÖ 340).

Bu heykelin iki düzine kadar – bazıları yüksek derecede restorasyon görmüş – Roma kopyası günümüze ulaşmıştır. Bunların en ünlüleri Los Angeles Getty Müzesi, Roma Capitolini Müzesi, Madrid Prado Müzesi ve New Haven, Connecticut’ta, Yale Üniversitesi Sanat Galerisi’nde bulunmaktadır.

İhsan TOKSÖZ

Devamını Oku

Mersin’in Sesleri – XXIII Bölüm – Mersin Ses Veriyor – XIX

Mersin’in Sesleri – XXIII Bölüm – Mersin Ses Veriyor – XIX
0

BEĞENDİM

ABONE OL

OLYMPOSLU TANRILAR -VIII-

ZEUS’UN KADINLARI VE ÇOCUKLARI -VII-

LEDA VE KUĞU (ZEUS)

II. Bölüm

Geçen yazımızda Leda ve Kuğu (Zeus) ilişkisini, aile şeceresini de vererek, tüm sonuçlarıyla incelemiştik. Konunun müzik ile ilgisine de bazı örneklerle değindik.  

Bu konudaki dizimizi tamamlayacak dört ek yazı ile ilişkinin sanat eserlerine yansımaları üzerinde duracağız.

a) Bu ilk yazıda antik vazo, terrakota objeler, mozaik, fresk, nümizmatik vd. üzerindeki betimlemeleri ele alıyoruz.

Sonraki üç yazıda sırayla;

b) Rölyef – heykel sanatından internette bulacağımız bazı görseller sunacağız.

c) Resim sanatından, bulacağımız görsellerle arşivsel çalışmamızı tamamlayacağız.  

d) Konunun edebiyattaki yansımalarından örnekler vereceğiz.

Leda ve Kuğu (Zeus) hakkında internette bulunan oldukça geniş kaynaklar bizlere genel bir derleme imkânı veriyor, ancak akademik yazılı kaynaklarla da desteklenecek bir araştırma, arkeoloji, sanat tarihi ve edebiyat öğrencileri için ilgi çekici bir tez konusu olabilir.

Umarım bu ve sonraki küçük derleme yazılarım meraklı araştırmacı akademisyenlere yol gösterici olur.

ANTİK BETİMLEMELER

Leda’nın yumurtasından çıkan Helena. Yukarıda Eros.

Pelike vazo ve detay. MÖ. 360-350.

Kiel Sanat Müzesi. Almanya.

Zeus’un (?) çift taraflı balta ile kırdığı Leda’nın yumurtasından çıkan Helena.

Sağda; Leda’nın Sparta kralı olan kocası Tyndareos (?)-

En solda yarı aralık kapıdan Leda (?) olayı izliyor.

Apulian kırmızı figürlü Çan Krater vazo. MÖ 380-370. .

Santa Scolaistica Arkeoloji Müzesi. Bari. İtalya

Detay.

Böyle sahneler, özellikle MÖ 8. yüzyıldan itibaren Helen nüfusun yaşadığı Magma Graecia bölgesinde

(Güney İtalya sahil bölgeleri ”Calabria, Apulia, Basilicata, Campania ve  Sicilya),

MÖ 4. yy’da yaygın olan Phlyax (kelime anlamı “dedikodu”) oyunlarında görülmektedir.

Phlyax bir çeşit kaba-saba, yergi ve taşlama, erotizm içeren “burlesque” bir oyun tarzıdır.  

                   

Leda ve Kuğu (Zeus). Apulian Kırmızı figürlü Loutrophoros vazo. MÖ 330. Getty Villa.

(Getty Villa Herculaneum ve Pompeii’deki antik yapı örneklerinden esinlenerek kırsal bir Roma evi olarak inşa edilen

ve içinde Yunan ve Roma eserlerinin sergilendiği müzedir. Kaliforniya. ABD)

Detay

Leda ve Kuğu (Zeus). Kırmızı figürlü vazo. MÖ 330. Getty Villa.

Sağda; Uyku Tanrısı  Hypnos Leda’yı ilişkiye hazırlıyor!

Solda; Baştan Çıkarma ve İkna Tanrıçası Peitho.

Leda ve Kuğu (Zeus). Etrüsk vazosu. MÖ 4. yy. Uffizi Galeri. Floransa. İtalya..

Leda ve Kuğu ( Zeus). Roma evi taban mozaiği.

MÖ. 3. yy. sonu – 2. yy. başı.

Palaepaphos Museum. Kıbrıs.

                         Leda ve Kuğu (Zeus) Fresk. Stabiae. MS 1. yy.                Leda ve Kuğu (Zeus) Fresk. Pompeii. MS 50-79.             

                         – Villa Arianna. Napoli Arkeoloji Müzesi.                         Napoli Arkeoloji Müzesi.

Leda ve Kuğu (Zeus). Pompeii‘den in situ bir fresk. MÖ-MS 1.yy.

Foto:  Filippo Monteforte . Getty Images.

Leda ve Kuğu (Zeus). MÖ-MS 1.yy.

Suasa Arkeoloji Parkı. Castelleoni – İtalya

Leda ve Kuğu (Zeus). Mozaik. İspanya

Leda ve Kuğu (Zeus) Fresk. MS. 1 yy.  

Pompeii. Napoli Arkeoloji Müzesi.

Leda ve Kuğu (Zeus) Mozaik. MS. 4. yy.

Leda House – Complutum antik kenti., (Alcalá de Henares) İspanya.

Madrid.Arkeoloji Müzesi

Romalılar tarafından ilk olarak MÖ 1. yüzyılda fethedilen Complutum antik kenti Madrid’in 32 km. kuzeydoğusunda yer almaktadır. . (Complutum=confluence: Birkaç akarsuyun birleştiği kavşak noktası).

Leda ve Kuğu (Zeus). Solda Eros. Yağ kandili. MS. 1. yy.

(Münih Antik Eserler Müzesi). Staatliche Antikensammlungen Mıinchen

(Bu betimleme sonraki yüzyıllarda resim ve heykel eserlerinde birçok sanatçı tarafından çokça yinelenecektir.)

Leda ve kuğu (Zeus) Gümüş el aynası sırtı. MÖ-MS 1.yy. Villa Pisanella – Pompeii.

Coin Talk web site

Akropolis Coins web site ve Coin Talk web site

Marc Breitsprecher web site

Leda ve Kuğu (Zeus).

Severus Alexander (MS.222-235). Nikomedia – Bithynia (İzmit)..

Bronz Roma yağ kandili.

Kandilin iki yanından Polluks, Kastor (veya Helena) kanatlar arasından çıkıyor.

Karak Müzesi. Ürdün. Foto: Michael Gunther.

ÇAĞDAŞ YANSIMALAR

Leda ve Kuğu (Zeus) mitosu günümüzde de güncelliğini taşımaktadır ve muhtelif anı-hediyelik eşya ürünlerinde konu işlenmektedir.

Aşağıda iki hatıra parası ile çok yaygın olarak özellikle Yunanistan’daki onlarca turistik eşya keramik atölyesi tarafından üretilen eski Yunan çanak çömlek replikalarından bir kylix görseli bu konuda yeterli bilgiyi verecektir.

Sonraki yazılarımızda da çağdaş betimlemelere yer vereceğiz.

Kıbrıs Bankası (2020). 5 Euro Hatıra parası.

Palau Cumhuriyeti (2013). 10 Dolar Hatıra parası.

Leda ve Kuğu ( Zeus). İfigenia Ceramics

Leda ve Kuğu (Zeus). Çağdaş bir betimleme. Rodos (?).

Gelecek yazımızda Leda ve Kuğu (Zeus) ilişkisinin bulabildiğim görsellerle rölyef ve heykel sanatındaki yansımaları hakkında arşivsel bir çalışma sunacağım sizlere. Bekleyiniz!

İhsan TOKSÖZ

Devamını Oku

Mersin’in Sesleri – XXII. Bölüm – Mersin Ses Veriyor – XVIII – OLYMPOSLU TANRILAR -VII-

Mersin’in Sesleri – XXII. Bölüm – Mersin Ses Veriyor – XVIII – OLYMPOSLU TANRILAR -VII-
1

BEĞENDİM

ABONE OL

ZEUS’UN KADINLARI VE ÇOCUKLARI -VI-

LEDA VE KUĞU (ZEUS)

I. Bölüm

Eyvah ki eyvah! Narlıkuyu’daki Üç Güzeller (Kharitler – The Three Graces) mozaiğini ele aldığım kapsamlı yazımdan sonra okurlarımdan bundan böyle yazılarımı ayni şekilde detaylı yazmam için birçok istek geldi. Zaten yazılarım bir gazete köşe yazısı hüviyetini aşmışken bunu nasıl beceririm kaygısına düştüm. Ama bu yazımda ele aldığım konu o kadar ilginç ve kışkırtıcı ki, internet gazeteciliğinin imkânlarını kullanarak, bir deneyeyim dedim.

Evet, “Kuğu” suretinde Leda’ya tecavüz eden Zeus’un erotik efsanesi antik çağdan itibaren sanatın her çeşidinde işlenen mitolojik öykülerin başında geliyor. Özellikle konunun işlendiği Rönesans Döneminde (günümüze değin) cinselliğin sanat yapıtlarında yer alması dini tabular ve toplumsal baskı nedeniyle zordu. Michelangelo’nun eserinin erotik çağrışımları yüzünden devrin katolik kraliçesi Catherine de Medici (1519-1589) tarafından yaktırıldığı söylentisi bunun en açık delilidir. Bu nedenle sanatçılar için Leda ve Kuğu (Zeus) Sevişmesi mitosu özgürlüğün kapılarını açmıştır denebilir. Konu yüzyıllar boyunca sanatçıların ilgi odağında olmuştur. Bazı geç eserlerde tasvirlerin pornografik ögeler içerdiğini görüyoruz. Ehh, sanatçının düş gücü gemlenemez! İnsanoğlunun cinsel fantezilerinin bir mitolojik öykü aracılıyla tezahürü olan bu eserler bugün birçok müzede ilgi çeken başyapıtlar olarak sergileniyor.

O zaman okur istekleri çerçevesinde bize de bu öykünün zaman içinde sanat eserlerinde nasıl yer aldığını incelemek düşüyor. Bu yazımızda ailenin geçmişini araştırarak önce sahneyi hazırlamak gerekiyor. Ancak çeşitli kaynaklarda o kadar değişik şecere bilgileri var ki! Genel-geçer kabul gören bilgileri aldım.

Kıssadan Hisse’yi de hemen başa alayım. Yazılarımda mitolojik öyküler, destan, efsane ve söylencelerin sanatçılar arasında nasıl gözde konular olduğunu örnekleriyle ele alıyorum. Yöremizde yetkin ve konularında başarılı ressamlar, heykeltraşlar, seramik sanatçıları, öykücüler, romancılar, şairler, tiyatrocular, besteciler, opera-bale sanatçıları vd. var.

Yeni başyapıtlar için Kilikya bölgesi bir kültür madeni. Bu eşsiz kaynağı kullanmaları için buradan tüm sanatçılarımıza bir davetiye çıkartıyorum ve diyorum ki;

Kilikya ilginizi bekliyor!

İNSANLIK TARİHİNİ ETKİLEYEN NESİL!

ZEUS-LEDA / TYNDAREUS-LEDA KUŞAĞI

Aitolia kralı Thestiusun kızı Leda, Sparta kralı Tyndareus ile evlidir. Zeus Leda’ya göz koymuştur. Hain emellerine ulaşmak için bir kuğu suretine bürünür. Arkasında kendisini kovalayan bir kartal vardır. Leda bir su kıyısındadır. Kartaldan kaçan kuğu suya iner, çırpınarak kendisini koruması için Leda’nın koynuna sığınır. İşte ne olursa ondan sonra olur. Zeus, Leda’ya tecavüz eder.

Aynı gece kocası ile de beraber olan Leda dördüz doğurur. İkizler Helena ile Polluks (Polydeukes) Zeus’un çocukları, ikizler Klytemnestra ile Kastor Tyndareos’un çocuklarıdır.

Kader ağlarını örmektedir… Zeus-Leda-Tyndareus üçlü birlikteliğinin tüm aile fertlerinin başına gelmeyen kalmaz. Bu yazımda bu karmaşık aile yapısını çözümlemeye çalışacağım. Öncelikle iki babadan, iki kız kardeşi, Helena ve Klytemnestra’yı ele alalım.

Mitosun İkinci Versiyonu

ZEUS – NEMESİS – LEDA

Öykünün bir başka versiyonuna göre ise; Zeus, Öç Tanrıçası Nemesis’e aşık olur. Nemesis, Zeus’u istemez ve kaçmak için kaz suretine bürünür. Zeus kuğu şekline bürünüp Nemesis’e yaklaşır ve onunla birlikte olur. Nemesis’in yumurtalarını alan Hermes, o sırada bacaklarını iki yana açarak oturmakta olan Leda’nın bacaklarının arasına fırlatır. Bu yumurtalardan Helena doğar. Leda, Helena’yı diğer çocuklarından ayırmaz ve kendi kızı gibi büyütür.

KİŞİLER VE OLAYLAR

HELENA

1- Helena ve Paris (1788).
Jacques-Louis David (1748-1825)
Louvre Müzesi. Paris.

Zeus tarafından Peleus ile Thetis‘in düğününe davet edilmeyen fitne ve fesat tanrıçası Eris, düğüne “en güzel tanrıçaya” diyerek bir altın elma gönderir. AthenaHera ve Afrodit altın elmanın kime verilmesi gerektiği konusunda anlaşmazlığa düşerler. Zeus, Truva kralı Priamos ve Hekabenin oğlu Paris’i hakem tayin eder.

İda Dağı’nda (Kaz Dağı) yapılan Tanrıçalar arasındaki güzellik kraliçeliği yarışmasında Afrodit, hakem olan Paris’e Sparta Kralı Menelaos’un  karısı (Leda ve ‘Kuğu’ Zeus’un – veya Nemesis-Zeus’un) kızı Helena’yı vaad etmiştir.

Paris Helena’yı baştan çıkarır ve kaçırır. Helena, Truva (Troya) kraliçesi olarak 10 yıl süren savaşların baş aktristi olacaktır.

Bu mitolojik öykü birçok antik yazarın kitaplarına ve oyunlarına ilham olmuştur. Ünlü ressamlara ve heykeltıraşlara, tiyatrolara, bestelere, bale ve opera eserlerine, filmlere konu olan, çok bilinen bu öykü ayrı bir yazı konusu olabilir…

2- Afrodit Helena’yı Paris’e aşık etmeye çalışıyor (1790).
Helena-Afrodit- Eros-Paris.
Angelica Kauffman (1741-1807) Hermitaj Müzesi. St. Petersburg.

3- Paris’in Yargısı.
Antakya mozaiği. MS. 115-150.
Louvre Müzesi, Paris

4- Paris’in yargısı (1606-1608).
Peter Paul Rubens (1577-1640).
Del Prado Müzesi. Madrid

5- Paris’in yargısı (yak. 1781).
Angelica Kauffman (1741-1807).
Museo de Arte de Ponce, Puerto Rico.

Afrodit Helena’yı Paris’e aşık etmeye çalışıyor (1790). Helena-Afrodit- Eros-Paris.

Angelica Kauffman (1741-1807)

Hermitaj Müzesi. St. Petersburg.

Paris’in Yargısı. Antakya mozaiği. MS. 115-150. Louvre Müzesi, Paris

Paris’in yargısı (1606-1608).

Peter Paul Rubens (1577-1640). Del Prado Müzesi. Madrid

Paris’in yargısı (yak. 1781).

Angelica Kauffman (1741-1807). Museo de Arte de Ponce, Puerto Rico.

KLYTEMNESTRA

6- Klytemnestra. 1882.
John Maler Collier (1850-1934).

Leda ve Tyndareus’un kızıKlytemnestra ise Yunan ordularını Truva savaşına götüren kumandan, Zeus soyundan Agamemnon’un eşidir. Agamemnon,Zeus’un nymphe Ploutodan olma oğlu Frigya kralı Tantalosun oğlu Atreusun Girit kralı Katreusun kızı Aerope ile evliliğinden doğmuştur. Sparta kralı Menelaos’un büyük kardeşi ve Miken kralıdır.

9Çiftin Orestes adında bir oğlu ve Elektra, İphigeneia ve Khrysothemis adında üç kız çocukları vardır.

Klytemnestra, aşığı Aegisthus ile birlikte eşi Agamemnon’u ve Troya’dan getirdiği savaş esiri cariyesi Kassandra’yı öldürür.

LÂNETLİ TANTALOS

Tantalos, Smryna-Magnesia (İzmir-Manisa) arasındaki Spilos (Spil) Dağı (Yamanlar Dağı) çevresinde hüküm sürmektedir (Yak. MÖ. 12. yy.) Zeus’un nymhe Ploutodan olma oğlu olaraktanrıların sofrasına oturabilen tek insandır. Anadolu tanrıçası Kybele’ye inanmakta, Yunan tanrılarını küçümsemektedir. Pelops isminde bir oğlu ve Niobe isminde bir kızı vardır.

Efsaneye göre Olympos sofralarından şarabı ve ölümsüzlük iksiri ambrosia’yı çalarak insanlara vermiştir. Tanrıların hoşgörüsünü kötüye kullanmıştır. Tanrıları kendi sofrasına davet ettiği bir gün oğlu Pelops’u tanrılara kurban etmiş ve etini onlara yedirmiştir. Bunu fark eden tanrılar Pelops’u tekrar yaşama döndürürler ve Tantalos’u cezalandırırlar.

Tanrıların hışmına uğrayan Tantalos bir gölde çenesine kadar ulaşan suyun içine yerleştirilir. Bu sudan içmek için başını uzattığında su, üzerine bastığı zemine kadar çekilir. Başının üzerinde bin bir çeşit meyve vardır. Her elini uzattığında bir yel çıkar, dallar ondan uzaklaşır.

7- ODYSSEİA – Çev. Azra Erhat – A. Kadir. Can Yayınları. 21. Basım. 2008. Tantalos işkencesi. Gravür. Bernard Picart (1673-1733).

Homeros Odysseia destanında hemşehrisi Tantalos’un Yeraltı Ülkesi Tartaros’taki acılarını dramatik bir üslupla şöyle anlatır:

“Tantalos’u da gördüm, korkunç işkenceler çekerken

Duruyordu bir gölün içinde, ayakta.

Yüksele yüksele çıkıyordu su çenesine kadar

Ama içmek için davrandı mıydı damlasını alamıyordu suyun.

İhtiyar adam eğiliyor, eğiliyor, eğiliyordu.

Su da çekiliyor, çekiliyor, yok oluyordu emen toprakta.

Ve bir çamur peyda oluyordu ayaklarının dibinde, kapkara.

Ossaat bir tanrı kurutuveriyordu gölü.

Yemişler sarkıyordu başının üstünde

Dallı budaklı ağaçlardan armutlar, narlar

Pırıl pırıl elmalar, ballı incirler, tombul zeytinler sarkıyordu.

Ama ihtiyar adam koparayım diye ellerini uzattı mıydı  

Bir yel geliyor, savuruyordu onları kara bulutlara.”

ODYSSEİA – Çev. Azra Erhat – A. Kadir. Can Yayınları. 21. Basım. 2008

Tantalos işkencesi. Gravür. Bernard Picart (1673-1733).

Peki, Pelops’a ve kardeşi Niobe’ye ne olmuştur?

PELOPS

Tanrılar tarafından tekrar yaşama döndürülenPelops, Pisa kralı Oenomaus’un kızı Hippodameia ile evlenerek Yunanistan’a gidecek, Peloponez (Mora) yarımadasına ismini verecek ve yörenin kralı olarak Peloponez Olimpiyat Oyunları’nı kuracaktır. Pelops, Hippodameia evliliğinden yukarıda bahsettiğimiz Agamemnon’un babası Atreus ilekardeşi Thyestesdoğar.

ATREUS ve THYESTES

Atreus ve kardeşi Thyestes bir süre ülkeyi beraber yönetirler. Bu arada evlenmeden önce de gönül vukuatları olan Atreus’un karısı Aerope, kayınbiraderi Thyestes ile aşk yaşamaktadır. Thyestes tahtın sembolü olan altın postu çalar. Suçu ortaya çıktığında ise Atreus’un oğlu (?) Pleisthenes’i alarak kaçar ve onu büyütüp Atreus’u öldürmesi için yollar. Atreus, Pleisthenes’i yakalar ve öz oğlu olduğunu anlamadan onu öldürür. Daha sonra yaptığının farkına varır ve Thyestes’ten intikam almak ister. Acımasız Atreus babası Tantalos’a çekmiştir. Thyestes’in bir naiad’tan (su perisi) olma üç oğlunu (Aglaus, Orchomenus ve Calaeus) öldürür, kardeşini affetmiş gibi yemeğe davet eder ve oğullarının etini ona yedirir.

Şimdi intikam sırası bunu öğrenen Thyestes’tedir. Bir kâhin Thyestes’e kendi kızı Pelopia’dan bir oğlu olursa onun Atreus’u öldüreceğini söyler. Thyestes kimliğini belli etmeksizin kızını iğfal eder. Bu ilişkiden Aegisthus doğar.

Çocuğun kendi babasından olduğunu öğrenen Pelopia intihar eder.

Atreus, Aegisthus’u evlat edinir. Yıllar sonra Thyestes tekrar gelir ve oğlu Aigisthos’u bularak ona tüm gerçeği anlatır. Bunun üzerine Aigisthos, kendisini büyüten Atreus’u öldürür ve öz babasının öcünü alır.

İçiniz kıyıldı, bunaldınız değil mi?  İşte bu Aegisthus, Leda’nın Tyndareos’dan olma kızı Klytemnestra’nın aşığı olacak ve Truva (Troya) Savaşı’ndan dönen Agamemnon’uve sevgilisi Kassandra’yı birlikte öldüreceklerdir.

Agamemnon’un oğlu Orestes de yedi yıl sonra annesi Klytemnestra ile aşığı Aegisthus’u öldürür.

8- Spilos – Spil Dağı, Yarıkkaya’da Pelops’un Tahtı

<<< Spilos – Spil Dağı, Yarıkkaya’da “Pelops’un Tahtı” olarak anılan, evvelce bir heykelin yerleştirilmiş olabileceği varsayılan bir oturak – sunak kalıntısı bulunuyor.

Birkaç yüzyıl sonra Lidya uygarlığının doğacağı Pelops sülalesinin hüküm sürdüğü bölge olduğundan, Batı Anadolu’nun yukarıda tanımlanan bölgesinde Hitit/Luvi/Frig/Lidya  kültürlerini iayrıştırmak oldukça zordur. Bu nedenle bazı kaynaklar ve araştırmacılar Tantalos, Pelops ve Niobe’yi Lidyalı kabul etmek konusunda yeterli bir zemin olduğu düşüncesini dile getirmişlerdir. 

Hatta bazı kaynaklarda Pelops’tan sonra gelen oğlu Atreus, Hitit Kralı III. Hattuşili’nin saltanatı sırasında (M.Ö. 1275-1250) Batı Anadolu sahil şeridine akınlar düzenleyen, Hitit kayıtlarına geçmiş Ahhiyalı Attarsiya ile ilişkilendirilmektedir.

NİOBE

9- Ağlayan Kaya (Niobe). Manisa

Tantalos’un kızı, Pelops’un kızkardeşi Niobe’nin sonu da hüsranla sonlanmıştır. Homeros’un İliada destanında yazıldığı üzere Thebes kralı Amphion ile evli olan Niobe’nin 6 oğlu ve 6 kızı vardır. Sadece iki çocuğu olan (ikizler Apollon ve Artemis) Zeus’un karısı Letoya sataşmaktadır. Apollon Niobe’nin tüm oğullarını, Artemis ise tüm kızlarını öldürür. Zeus tüm Thebes halkını taşa çevirir.

Niobe, Spilos (Spil) dağındaki baba evine döner ve orada bir kayaya dönüşür. Kar erime dönemlerinde insan figürüne benzeyen kayadan gözyaşları akar.

AGAMEMNON

10- İphigenia’nın kurban edilirken Artemis geyik getiriyor. (1632-1633).
François Perrier (1590-1650). Dijon Güzel Sanatlar Müzesi.

Yunan orduları (limanında Truva’ya yola çıkmak için toplanmışlardır. Ancak hiç rüzgâr yoktur. Agamemnon Artemis’e rüzgârları serbest bırakırsa, kızı İphigenia’yı kurban edeceğini söyler. Tam İphigenia kurban edileceği sırada Artemis, kızın yerine bir dişi geyik göndererek onu Taurilerin ülkesindeki (Kırım) tapınağına rahibe yapar ve rüzgârları serbest bırakır. Gemiler yola çıkar.

(Hatırlayınız. Hz. İbrahim üç gece üst üste bir rüya görür. Rüyada oğlu İsmail’i bıçakla kesmektedir. Bunu bir işaret sayarak oğlunu Tanrı’ya kurban etmeye karar verir. Tam onu sağ tarafına yatırıp kesecekten gökyüzünden Cebrail bir koç getirir… Bu öykü semai dinlerin kitaplarına girmiştir. Tanıdık geldi değil mi? Hz. İbrahim’in yaşadığı dönem bilinmiyor ama MÖ. 13 yy.da yaşadığı hakkında bazı görüşler mevcut. Truva Savaşı da MÖ. 12. yy. dolaylarında. İlginç bir rastlantı…)

Yukarıda belirttik. Truva zaferinden sonra Agamemnon mağlup kral Priamos ve kraliçe Hekabe’nin kızı güzel Kassandrayı da savaş ganimeti – cariye olarak yanına alıp evine döner.

Agamemnon’un kızı İphigenia’yı tanrılara kurban etmeye karar vermesini ve Truva prensesi Kassandra‘yla Argos’a dönmesini sindiremeyen eşi Klytemnestrakendisi sudan çıkmış ak kaşık ya – sevgilisi Aigisthos ile birlikte her ikisini de öldürür.

Sonradan oğulları Orestes de annesi Klytemnestra’yı öldürerek babasının öcünü alacaktır.

11- Klytemnestra Agamemnon’u öldürüyor. (1817)

12- Klytemnestra Kassandra’yı Öldürüyor.

Homeros‘un Odysseia destanında Odysseus, ölüler ülkesinde Agamemnon‘un ruhuyla konuşur. Agamemnon ona ölümünden şöyle bahseder:

“Çok kurnaz Odysseus, tanrıya denk Laertesoğlu,

Gemilerimde alt etmiş değil Poseidon beni

Uğursuz yellerin azgın soluğunu salıp üstüme,

Beni düşman adamlar da yok etmiş değil karada.

Aigisthos’tur hazırlayan bana ölümü ve eceli,

O öldürdü beni hain karımın yardımıyla,

Evine buyur etmiş oturtmuştu beni sofrasına,

Öldürdü yemek yerken, boğazlar gibi ağılda bir sığırı.

Ben yürekler acısı bir ölümle böyle öldüm işte.” 

ODYSSEİA – Çev. Azra Erhat – A. Kadir. 11. Bölüm.

 s. 207 –Ölüler Ülkesinde. 405-410. Can Yayınları. 21. Basım. 2008.

KASSANDRA

 Kassandra Troya Kralı Priamos ve Hekabe‘nin kızı, kahraman Hektor’un kız kardeşidir. 

Kassandra rahibe olmak ve geleceği gören bir kâhin olmak istiyordu. Apollon, onunla birlikte olursa ona bu yetiyi vereceğini söyledi. Kassandra kabul etti. Apollon ona kehanet gücünü verdi. Ama Kassandra onunla birlikte olmadı. Apollon onu lânetledi. Geleceği görecek, ama kimse ona inanmayacaktı, rahibe olamayacak ve aşağılanacaktı.

Öyle de oldu. Truva Savaşı‘nı ve sonucunu öngörmesine rağmen kimse ona inanmadı. Ajax tarafından savaşın sonunda kendisine Athena tapınağında tecavüz edildi.

Daha sonra Agamemnon tarafından savaş esiri olarak Sparta’ya götürülen Kassandra, Klytemnestra ve aşığı Aegisthus tarafından Agamemnon ile birlikte öldürüldü.

13- Kassandra. Evelyn De Morgan. (1865-1919)

Psikolojide, geleceğe dair başkalarını uyarmasına ve doğruları söylemesine rağmen kimseyi kendine inandıramama durumuna Kassandra Kompleksi ismi verilmektedir. Terim; ileri sürüldüğünde başkaları tarafından inanılmayan, sonrasında gerçekleşerek insanları şaşırtan kötü ve üzücü olaylar için kullanılmaktadır.

14- Ajax, Athena heykeline sarılmış Kassandra’ya tecavüz ediyor.

MÖ. 440-430, Louvre Müzesi

FİLM UYARLAMALARI

12 Maymun – Yönetmen: Terry Gilliam

Terminatör 2 – Kıyamet Günü – Yönetmen: James Cameron

MÜZİK GRUBU                            

The Cassandra Complex Band 

EDEBİYAT

Doğu Alman yazar Christa Wolf Kassandra adlı ünlü eserini 1983 yılında yayınlanmıştır.

ORESTES

Klytemnestra, aşığı Aegisthus ile birlikte Agamemnon’u öldürdüğünde oğulları Orestes henüz 12 yaşındadır. Kız kardeşi Elektra kardeşini Phokis kralı Strophius’un sarayına göndererek kurtarır.

Elektra kardeşine devamlı olarak babasının öcünü alması fikrini aşılamaktadır. Orestes baba öcünü almakla, anne sevgisi arasında kalmıştır. 20 yaşına gelince Kral Strophius’un oğlu Pylades ile (erkek sevgilisi) Argos’a döner. Önce Aegisthus’u sonra da annesi Klytemnestra’yı öldürür.

Orestes anne katili olmuştur. Çıldırmıştır. İntikam Tanrıçaları Erinyeler (Furiler), anne katili Orestes’in peşindedir. Athena insafa gelir. Orestes’in kaderine Tanrılar mahkemesinde karar verilmesini sağlar. Mahkemede Orestes suçsuz bulunur. Erinyeler (Furiler) peşini bırakır. İlahi adalet (!) tecelli etmiştir.

Euripides’in Iphigenia Tauris’te oyununda Elektra, Orestes’in arkadaşı Pylades ile evlenir.

15- Klytemnestra’nın öldürülüşü. MÖ 350-320 The J. Paul Getty Museum, Malibu

16- Orestes Aegisthus ve Klytemnestra’yı öldürüyor (1654).

17- Orestes Erinyeler (Furiler) tarafından takip ediliyor (1862).

AİSKHYLOS (MÖ. 525-455)

ORESTEİA TRAJEDİ ÜÇLEMESİ

Günümüze ulaşan en eski Yunan tiyatro eseri olan Aiskhylos’un  (MÖ yak. 525-455) Oresteia trajedi üçlemesinde Tantalos ve Atreus ailelerinin lânetlenme öyküsü ele alınmıştır. Eser MÖ 458 yılında Dionysia Festivali’nde birinci olmuştur.

İntikam-Adalet ve Kişisel Öc-Yargılama kavramlarının karşıtlığına göndermelerin bulunduğu Oresteia üç bölümden oluşmaktadır. 

Agamemnon: Karısı Klytemnestra tarafından öldürülmesi

Adak Sunucular: Klytemnestra’nın oğlu Orestes tarafından öldürülmesi ve sonraki olaylar.

Eumenidler: Orestes’in Tanrılar mahkemesindeki duruşması ve Atreus Ailesi üzerindeki lânetin kaldırılması.

Konu geç dönemde Sophokles ve Euripides’in eserlerinde de ele alınır. (Bkz. Elektra)

MODERN ORESTEİA UYARLAMALARI

Modern sanat ve popüler kültürde, Opera-Bale, sinema, roman, öykü, şiir vd. dallarında birçok Oresteia uyarlamaları vardır.

OPERA

Sergei Tanayev (1856-1915)

Oresteia

Bard SummerScape Opera (2013) / USA

Iannis Xenakis (1922-2001)

Oresteïa (1966)

Oresteia (2017) University of Canterbury Music Performance

TİYATRO

Peter Hall (1930-2017)

Oresteia – Agamemnon – 1 (1983)

Oresteia – Agamemnon – 2 (1983)

Oresteia – The Libation Bearers – Adak Sunucular – 3 (1983)

Oresteia: Eumenides (The Furies) – 1983

Oresteia – The Libation Bearers – Adak Sunucular

HARD ROCK

Orestes – A Perfect Circle Group

ELEKTRA

Yukarıda Elektra’nın kardeşi Orestes’i Phokis kralı Strophius’un sarayına göndererek annesi Klytemnestra’nın gazabından nasıl kurtardığını yazmıştık. Babasının öcünü alması için sürekli kardeşine baskı yaptığını ve Orestes’in Aegisthus ile annesi Klytemnesytra’yı nasıl öldürdüğünü, konunun Aishyklos’un Oresteia tragedya üçlemesinde nasıl işlendiğini yukarıda gördük.

Orestes, Elektra ve Iphigenia Sophokles ve Euripides’in eserlerine konu olmuştur.

SOPHOKLES MÖ. (495-406).

Sophokles Electra trajedisi Aiskhyilos’un Oresteia trajedisinin değişik bir versiyonudur.

EURİPİDES (480-406)

Euripides’in ise ayni konuyu dört eseri ile ele almıştır.

1. Elektra

2. İphigenia Tauris’te,

3. İphigenia Aulis’te,

4. Orestes

Elektra kompleksi: Carl Gustav Jung’un bu teorisi Freud’un Oedipus Kompleksi’nin kız çocukları için geçerli olanıdır. Freud’un Oedipus Kompleksi çocuğun karşı cinsteki ebeveyni sahiplenme ve kendi cinsinden ebeveyne karşı olma konusunda beslediği duygu, düşünce, dürtü ve fantezilerin toplamı olarak tanımlanabilir.

Her çocuğun ilk aşkı karşı cinsteki ebeveynidir. Erkek bebeğin sürekli annesine şımarması, babasının annesiyle ilgilenmesinden rahatsız olup ağlaması veya araya girmesi örneğinde olduğu gibi.

Elektra Kompleksi 3-6 yaş arası çocukların babaya aşırı düşkün olmaları ve anneyi rakip olarak görmeleri olarak tanımlanmaktadır. Yaş ilerleyince bu genellikle anneyle özdeşleşme yoluyla çözümlenir. 

Erkek çocuk otoriter babayı rakip olarak görür, anneye yaklaşır. Kız çocuk annesinden çekinir. Güçlü babaya hayrandır, ona yaklaşır. Yani oğlanlar babalarına ve kızlar annelerine rakip-düşman gözüyle bakarak, içten içe onların yok olmasını ister. Oğlanlar annelerine, kızlarsa babalarına karşı aşırı bir sevisel eğilim (libido) gösterir.

Annesi Klynemnestra’nın babası Agamemnon’u öldürmesi Elektra’yı yıkıma götürmüştür. Annesine karşı müthiş bir kin beslemektedir. Kardeşi Orestes’i sürekli babasından öc almaya yönlendirmesi bu yüzdendir. Orestes öldürülen babası ile katil annesi arasında ikilem yaşamaktadır. Aegisthus’u öldürür. Tam annesini öldüreceği sırada tereddüt eder. Vazgeçmek üzereyken, Pylades’in “Apollon’a verdiği sözü tutması gerektiği” konusunda ikazı üzerine eylemi gerçekleştirir.

Elektra’nın annesi ve aşığını öldürmesi antik çağ yazarlarının ünlü trajedyalarına konu olur.

SOPHOKLES

Sophokles Electra trajedisi Aiskhyilos’us Oresteia trajedisinin değişik bir versiyonudur.

EURIPIDES

Euripides ise ayni konuyu dört eserinde işler.  

1. Elektra

2. İphigenia Tauris’te,

3. İphigenia Aulis’te,

4. Orestes

Bu tragedyalar değişik sanat eserlerine konu olmuştur:    

OPERA

Richard StraussElektra Operası

Temsil Linkleri – Tıklayınız

Libretto Metni (EN)  –  Sinopsis  –  Senaryo: Hugo von Hoffmannstal

18- Richard Strauss – Elektra Operası. Libretto Kapağı – Lovis Korinth (1909)

Kaynak: Brzoska/Heinemann: Die Geschichte der Musik – Vol.3 p.1

DREAM POP – GOTHIC ROCK

The Cranes BandLa Tragédie d’Oreste et Électre

EDEBİYAT

Elektra, çağdaş edebiyatta da yer alır: Aşağıdaki eserleri örnek olarak verebiliriz.  

T.S. Elliot “The Family Reunion” – Aile Birleşimi (1934)

Jean-Paul Sartre “The Flies” – Sinekler (1943)

Eugene O’Neill Elektra’ya Yas Yaraşır” (1931).

UYARLAMALAR

FİLM

Mourning Becomes Electra – Film / Bilgi > İZLE

OPERA

Mourning Becomes Electra – Opera / Bilgi

İPHİGENİA

Agamemnon ile Klynemrestra’nın dört çocuğu olduğunu belirtmiştik. Orestes, Elektra, Iphigenia veKhrysothemis. Sonuncusu silik bir tiptir. Annesinin babasını öldürmesini yaptıklarının bir sonucu olarak görmekte ve pek dert etmemektedir.

Orestes, Elektra ve Iphigenia ise hem Aishkylos’un Oresteia trajedi üçlemesinde, hem Sophokles’in Elektra trajedisinde, hem de Euripides’in dört eserinde önemli kahramanlardır.   

Agamemnon’un kızı İphigenia’yı Artemis’e kurban etmek istediğini ve Tanrıça’nın son anda bir dişi geyik getirerek onu Taurilerin ülkesindeki (Kırım) tapınağında rahibe yaptığını yukarıda yazmıştık. (Birçok eserin tercümesinde bu yer yanlış olarak Tauris olarak adlandırılmıştır. Tauris diye bir yer yoktur.)  

19- Iphigenia’nın kurban edilişi. Giovanni Battista Tiepolo (1696-1770). Contessa Giustinian koleksiyonu. Venedik, İtalya

20- Iphigenia Taurilerin Ülkesinde (Kırım). Eserin son (1802) yazımı prömiyeri. Goethe Orestes rolünde ortada. III. Bölüm, Sahne 3. Çizim Angelica Kauffman (1741-1807)

DİOSKURLAR

POLYDEUKES (POLLUKS) VE KASTOR

Peki, Leda’nın erkek çocukları – Zeus’tan olma Polluks ve Tyndareos’da olma Kastor’a ne olmuştur merak etmediniz mi?

Polluks (Polydeukes) ile Kastor birbirinden hiç ayrılmayan, sırt sırta savaşan kahramanlar olurlar. Bu yüzden onlara Dioskurlar yani Zeus’un Delikanlıları denilmiştir. Birlikte Kalydon Domuzu Avına katılırlar. Altın Post’un pesindeki Argonatlar arasındadırlar.

İki delikanlı Messene kralı Aphareus’un kızları Phoebe ve Hilaeira’ya aşık olurlar. Aşkları karşılıksız değildir ama imkânsızdır çünkü kızlar amcalarının oğullarıyla nişanlıdırlar ve evleneceklerdir.

Aşıklar kaçmaya karar verirler. Kızların nışanlıları peşlerine düşer. Kastor ölümlüdür. Çıkan dövüşte sevdiği kız için ölür. Kardeşi Polluks (Polydeukes) karalar bağlar. Kardeşinin ölümsüz olarak Olympos’a çıkmasını babası Zeus’tan talep eder. Zeus devreye girer, ikizleri gökyüzüne yanına alır. Bugün “İkizler Burcu” olarak bir sabah, diğeri akşam ışıklarıyla gemicilere yol göstermektedir.

Evet, bu yazımızda Zeus – Leda ve Tyndareus- Leda ilişkilerini ve aile şecerelerini de irdeleyerek inceledik. Şimdi sıra Leda ve Kuğu (Zeus) sevişmesinin yüzyıllar boyunca sanatsal izlerini araştırmaya geldi.

Bekleyiniz!   

İhsan TOKSÖZ

Devamını Oku