29 Nisan 2026 Çarşamba
Hürmüz’ de çöken küresel tedarik zincirine Anadolu alternatif olabilecek mi?
Dünyanın en iyi 5 fabrikasından biriydi: Bosh Türkiye'deki tesisten 1400 çalışanı çıkarıyor
DÜNYADAKİ İNSANLARIN ÇOĞU OTOMATİK PİLOT MODUNDA YAŞIYOR
Allah Gültak’a Yardım Etsin…
MTSO SEÇİMLERİNDE ASIL MESELE: GÜVEN, ŞEFFAFLIK VE EŞİT REKABET
Yazıya "Kutlu olsun!" diyerek başlamak…
Siyaset kurumlarındaki ‘çürüme’ yurttaş nezdinde ciddi kırılmalara neden oluyor. Cumhuriyet tarihindeki farklı dönemlere göz attığımızda da var çürümeler, ancak şu ya da bu şekilde toparlanarak yoluna devam etmiş, bu kadar ayyuka çıkmamış!
Bugünlere geldiğimizde çürümenin varlığı herkesçe kabul edilmesine rağmen ortadan kaldırılmasına yönelik bir çaba yok. Böyle olunca da bütün alanlarda değer yargılarının yok oluşuna tanıklık etmeye başladık.
Ekonomi alanından hukuk alanına, insan hak ve hürriyetlerinin değersiz hale geldiği bir zaman sürecinin bilinmezliğine doğru bir sürükleniş çürümeyi daha da katmerleştirmeye başladı.
‘Yeni dünya düzeni’ masalının parametrelerine sıkıştırılmış bir düzen anlayışı halkın kabulü olmamasına rağmen dayatılıyor.
Dünya liderlerinin anlamsız kararlarının Türkiye’ye komşu ülkeler üzerindeki paylaşım hesaplarının varlığı özellikle ekonomik alanda büyük handikap. Halk giderek fakirleşiyor.
Kürt meselesinin çözüm parametrelerinin parlamento nezdinde askıda duruşu ise siyaset kurumlarının bir ayıbı olarak boşlukta sallanıyor.
Siyaset kurumlarının varlığı, bu sözünü ettiğimiz sorun, mesele, her neyse bunları çözmek gibi sorumluluklarını yerine getirme çabasının görünür olması ile ilgilidir. Merkezi iktidardan yerel iktidara uzanan koridorda büyük bir boşluğun, istikrarsız bir durumun hakim olduğunu tespit etmek mümkün.
Yolsuzluk, hırsızlık, adam kayırma, liyakatsiz yönetici tercihinin varlığı Cumhuriyet değerlerinin törpülenmesine neden oluyor. Siyaset kurumlarının varlığı elbette ki bu olan bitenlere çare üretmesini gerektiriyor. Parlamentoya çözümler üretmesi için gönderilenler karşılıklı suçlamalarla bir süreç yürütüyor. Siyasetin zenginleşme aracı olarak kullanıldığı bir süreç yaşıyoruz.
Giderek fakirleşen halkın seçtiği parlamento üyeleri, lüks araçları, giysileriyle konutlarından sesleniyor, kurtuluş ve umutlu gelecek vadediyor, ancak güven vadedemiyor!
Tablo endişe verici.
Naci SAPAN