29 Temmuz 2026 Çarşamba
Bölge yeniden şekillenirken… Körfez Petrolünün yeni rota arayışları…
Başkan Seçer İle Meral Seçer, Gazeteci Duygu Öksüz Canova’yı Son Yolculuğuna Uğurladı
GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE ŞEHİRLER BÜYÜMENİN LOKOMOTİFİDİR.
Allah Gültak’a Yardım Etsin…
AVM’LER KARŞISINDA KENT MERKEZLERİ NASIL AYAĞA KALKAR?
DUYGU’muzu yitirdik…
GGC çatısı altında toplumsal duyarlılık!
Naci Sapan
Aylardır, çeteleri, kasklı saldırganları yazıp çiziyoruz. Yazdıkça azalacağını öngördük, aksine daha da artış gösteren saldırılar, rastgele taramalar, tehditlerin artan boyutu öngörümüzü boşa çıkardı.
Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti duruma kayıtsız kalmadı, manifesto niteliğinde,
‘SOKAKLAR ÇETELERE VE RUHSATSIZ SİLAHLARA TESLİM EDİLEMEZ!’ Başlığı ile görüşlerini deklere etti, toplumsal duyarlılığa parmak bastı. Topyekün bir çağrı niteliği taşıyan bildiri yayınladı.
40 yıllık silahlı mücadele pratiğinin ısrarla sona erdirildiği bir dönemde, çetelerin, mafyanın pervasızlığı, aileler arası silahlı eylemlerin zirve yaptırdığı bu durumun ortadan kaldırılması yönünde yapılan çağrı son derece önemli.
Ortada çok ciddi bir toplumsal tehdit var, hepimiz, herkes, herkesim bu tehdidin muhatabı durumunda. Bu tehdide karşı Diyarbakır’dan yükselen karşı çıkış son derece önemli, anlamlı, kıymetli.
Bu anlamda, Diyarbakır’daki sivil kuruluşların GGC’nin bu çıkışına destek vermesinin tamda zamanı, aynı zamanda toplumsal sorumluluk olarak kendini dayatıyor.
İşte tamda bu noktada GGC’nin, muhataplarına dönük yaptığı ortak ses çağrısının altını çizerek, zikredilen kurumları, GGC çatısı altında ortaklaşmaya davet ediyorum.
Açıklamın özü şöyle; “Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti olarak başta Diyarbakır halkı olmak üzere; tüm demokratik kitle örgütlerini, meslek odalarını, sendikaları, sivil toplum kuruluşlarını, siyasi partileri, yerel yöneticileri ve vicdan sahibi herkesi ortak ses olmaya çağırıyoruz.”
Bundan daha açık ne söylenebilir. Sayısı ile övünülen Diyarbakır’daki Demokratik kitle örgütleri en kısa zamanda bu çağrıya kulak vermeli, ortak sesi yükseltmelidir.
Şimdi değilse ne zaman?
NACİ SAPAN
Devlet ve siyasette küslük meselesi
Naci Sapan
Eskiler derdi ki; “Devlette küslük olmaz”. Kırılmalar, kırgınlıklar olur, sonuçta bireyler, toplum o Devletin temelidir, karşılıklı ihtiyaçlar sonucu oluşmuştur.
Siyaset kurumları da Devlet’in, toplumun bir parçasıdır. Elbette ki, bu alandada kırılmalar, kızgınlıklar olabilir. Ancak, son dönemlerde seyrettiğimiz tablo Türkiye siyaseti açısından son derece vahim bir tablo.
Evet; CHP üzerinden olan bitenden söz ediyorum. Düne kadar birlikte olanların birbirlerine sarf ettiklerine bakıyoruz, siyaseten bir yenme veya yenilgiye uğratma meselesini aşmış, kişisel kavga ve küfrün merkezine dönüşmüş. Üzüntü verici.
Siyasettede, devlette olduğu gibi küslüğün olmadığına dair hepimizin tanıklığı var. Daha öncede gitmeler, ihraçlar, istifalar oldu, yıllar, aylar geçti, el sıkışıldı, göreve davet edilenler oldu, kendiliğinden dönenler oldu, birlikte yollar yüründü.
Tarafsız bir gözle izliyorum, CHP ile yeni parti arasında esen fırtına, siyasetin yeniden dizayn edilmesinden daha öte bir kavganın ürünü, kurgusuz bir açık hava tiyatrosu gibi, replikler şahsi, aynı zamanda çok seviyesiz, irite edici. Her iki taraf açısından ‘kontrolsüz’.
PKK ile Devletin barıştığı, sorunlara çözüm aradığı bu süreç aslında ciddi. CHP’lilerin bunu okuması lazım. Kavganın, çatışmanın, ölümlerin yaşandığı uzun bir dönem geride bırakılıyor, barışçıl çözümlerin muhakemesi yapılıyor.
Yani, sonuç itibariyle uzun, kısa, orta vade; her neyse siyaset arenasında bir gün herkes bir araya gelebilir, anlaşabilir, birlikte yol güzergahı çizebilir. Çünkü, mesele şahsi değil, toplumsal parametrelere hitap ediyor. Bu kontrolü sağlamak iki partinin Genel Başkanının sorumluluğundadır. Ülke yangın yeri iken, kimse aynanın karşısına geçip saçını tarayamaz. Bu kavga türünden herkes rahatsız. Bekleyip göreceğiz, aynı kaynaktan beslenen iki parti, parlamentoda aynı karara imza atacak. Bu durum, siyaset sosyolojinin doğasında var.
İmralıda, dört duvar arasında kavgaya son verme çabası içinde olan Abdullah Öcalan, siyasette kavganın ilelebet devam etmeyeceğinin, edemeyeceğinin en uç örneğidir.
Muhataplarına duyurulur.
NACİ SAPAN
Hiç bir şey tesadüf değil!
Naci Sapan
Ülkede ciddi işler oluyor yada dönüyor! Ancak olan bitenlerin hiç biri tesadüfi değil.
Buna siyaset dizaynı mı, siyaset kurumlarının silkelenmesi mi?
Yeni Türkiye sloganına uygun bir yapılanmanın önünün açılması mı?
Hepsi yoruma açık.
Bunların hiç birini tek başına değerlendiremeyiz.
Birbirini tamamlayan ve destekleyen unsurları aynı potada değerlendirmek, sonuca kilitlenmek gerekiyor galiba.
CHP’de olan bitenler, yeni parti girişimi ve kuruluşunun deklere edilmesi gibi ülkenin geleceğini etkileyecek kararlar aşaması gündemin birinci sıra konusu olarak günlük yaşamımıza damgasını vurdu.
Yeni partinin kurucusu olacağı ilan edilen 83 Milletvekili aramızda ‘en şanslı’ olanlar. Görünen, olası seçimlerde yerleri garanti. 4-5-6-7 dönem Milletvekilliği yapanlar bir dönemi daha garantiye aldı gibi görünüyor.
Siyaset böyle bir şey, CHP’de devam edilse, belki de yarısından fazlası aday olamayacaktı. Baskın zamanlar maalesef böyle bir ortama zemin hazırlıyor, birlikte hareket için pazarlıklar yapılıyor, denkleme dahil olanlar kazançlı çıkıyor.
Butlan kararı, yeni parti, siyasetin yeniden dizayn edilmesi meselesi, bunların hiç biri tesadüfi değil.
Belki de önümüzdeki günlerde, güçlendirilmiş parlamenter sistemi yeni Anayasanın kurallarına dahil edilerek konuşmak üzere dizayn edileceğiz.
Yada hiç beklemediğimiz gelişmelere tanıklık edeceğiz.
Elbetteki iktidar etmek sonsuzluğa endeksli değil, ancak, bir dönem daha AK PARTİ iktidarı ile muhataplığımız devam edecek gibi görünüyor.
NACİ SAPAN
Amedspor’un Çekdar gündemi!
Naci Sapan
Amedspor, isminin büyüklüğüne atfen yine gündeme damgasını vurdu. Çekdar Orhan’ın açıklamaları bir kesim tarafından kabul görürken, futbol piyasasını iyi bilenler tarafından kabul görmedi.
Profesyonel futbol anlayışında duygusallık yoktur. Bir futbolcu sadece kimliği ile değerlendirilmez. Faydası, zararı, takıma maddi anlamda girdisi, çıktısı hesaplanır, sisteme öyle dahil edilir.
Yönetimlerin görevi bu hesaplamaları yapmaktır. Bu hesaplamalar yapılırken, futbolcu ile yönetim arasında gerginliklerin olması futbol dünyasının doğasında var.
Vefa tartışması başka bir konudur. Sonuçta ciddi paraların pazarlığının yapıldığı bir sektörden söz ediyoruz. Yüzde yüz vazgeçilmez bir futbolcu için esneklik, taviz vermek mümkündür, ancak o durumunda bir sınırı vardır.
Soru şu; Çekdar Orhan, görev yaptığı sezonlar itibariyle performansı değerlendirildiğinde vazgeçilmez bir futbolcu mu?
Bence değil.
Amedspor yönetimini eleştiri hakkı taraftarın uhdesindedir. Bende zaman zaman eleştiriyorum. Ancak Çekdar konusunda eleştiri dozunu zirveye çıkarmak haksızlıktır.
Buzdağının görünen yüzüne değil, ardına da bakmak lazım. Futbolcu ile yönetim arasındaki anlaşmazlığın tek nedeni paradır. Bütün konularda anlaşabilirler, karşılıklı profesyonellik anlayışı son noktada paraya takılır.
Bütün olan bitene rağmen, Çekdar Orhan taraftar baskısı ile kalsa bile, maya tutmaz. Anlaşarak gider, dostluk baki kalır.
NACİ SAPAN
Devlet aklı mı, parti politikası mı?
Naci Sapan
Ülkedeki siyasi gelişmeleri, parlamento çalışmalarını, uluslararası ilişki ve anlaşmaları, Kürt meselesi ile ilgili gelişmeleri, önümüzdeki süreçte partiler üzerinden, parti politikalarıyla değil, Devlet aklı ve politikalarına endeksli takip etmek, gözlemlemek gibi durumun varlığı söz konusu galiba.
Böyle bir tablo var.
CHP’deki mevcut durumun bu mantıkla gözlemlenmesi, yorumlanması, ona göre pozisyon alınması gerektiği kanaatindeyim. NATO zirvesi sonrası çok hızlı gelişmeler olacağı yönünde bir izlenim söz konusu.
Yani, yeni bir durum!
Yeni durumun; siyaset kurumları üzerinde ve ülke çapında yararları, zararları, oluşacak yeni ittifakları, buluşmaları nasıl etkileyeceği, dizayn edeceği konusu ise, gerçek anlamda bir mühendislik, satranç oyunu ustalığı ve becerisi ile şekillenir.
Muhalefet partileri, yeni durumu kendilerinin devreye sokacağı politikalarla mı, yoksa yeni dünya ve yeni Türkiye anlayışına endeksli parametreleri devreye sokarak mı karşılayacak?
İlerleyen süreçte gerçek şu; İktidar güçlü, muhalefet zayıf, yerel yönetimler güçsüz! Bu durumda halk kitlelerinin konsolide olması yada edilmesi şimdilik Araf’ta duruyor.
9 Temmuz 2026/sokaktan yazılar…
NACİ SAPAN
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.