KADERİN Mİ OYUNU, TARİHİN Mİ CİLVESİ?
Normalde siyaset yazmam. Benim olayım efenim; insanî, siyasî değil. Söyleme(me)si ayıp; “beşerî” ilişkilerden hoşlanırım, “sevgi” ile ilgili konular alanım. Bu yaşıma geldim; ayak oyunu bilmem, olası gelen ayak oyununa tedbir de alamam. Kişiyi kendim gibi bilir, beyanını esas alırım. Evet, bu yaşıma geldim, hâlâ ama hâlâ aynıyım. Ondandır çok tökezlediğim. Ama kalkarım! Kalkar; yolu sevgiden, insanlıktan geçen herkesle, güzel bir yerde buluşurum.
Siyasi görüşteki değil benim yol arkadaşım. İnsani görüşü olan herkesle güzel bir yerde rastlaşırım.
Dedim ya; siyasetten hoşlanmam ben, siyaset de yazmam. O, siyasetçilerin, siyaset yazanların işi. Ama tabii ki var ülkem hakkındaki kaygılarım. Hatta bolca kaygılanırım. Fikrimi beyan eder, yeri geldiğinde (kelime suyuna metin çorba) yazarım; anlayacağınız dostlar ben vatanım için “elimden ne gelirse” onu yaparım. Her tür ama her tür siyasi görüş, dini görüş, inanç; ama her türüne, her inanışa saygılıyım. Adı üstünde “İnanç”; e inanmışsa o inanan, o kadar farklı görüş arasından, -kusura bakma da- saygı duyacaksın biraz…
Hepimiz okuyoruz, hepimiz görüyoruz, hepimiz bu ülkede yaşıyoruz, tabii ki -soysuzu, şerefsizi harici- hepimiz ülkemiz, vatanımız için kaygılanıyoruz. Hür irademle itiraf ediyorum: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin CHP’nin 38. Olağan Kurultay hakkında verdiği “mutlak butlan” (hukuken hiç hükmünde sayılma) kararı ve sonrasındaki gelişmeler beni tam da içine sokmadan -accık ucundan- siyaset yazmaya itti.
Çay, kahve ne istersiniz? Ne ikram edeyim efenim? Şöyle karşılıklı iki sohbetle karışık, buyurun yürek dökümü yazıma; birbirimize hediye, birbirimizle geçireceğimiz güzel zamana…
*****
Biliyorsunuz: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin verdiği “mutlak butlan” kararı ile Cumhuriyet Halk Partisi 22. Olağanüstü Kurultayı iptali hukuki tartışmaları alevlendirirken; CHP için “mutlak butlan” çıktı. Böylece Kemal Kılıçdaroğlu’nun 16 yıl sonra aynı güne denk gelen 23 Mayıs’ta göreve dönme ihtimali doğdu. Bu ilginç tesadüf, kulislerde kaderin ve tarihin siyasi bir cilvesi olarak yorumlanıyor dostlar.
23 Mayıs, adeta bir siyaset döngüsü…
Türk siyasi tarihinde eşine az rastlanır bir dönüm noktasına şahitlik ediyoruz hep birlikte. CHP’nin 7’nci Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partinin başına ilk kez geçtiği 23 Mayıs 2010 tarihinden tam da 16 yıl sonra hukuki bir yargı süreciyle tekrar genel başkanlık koltuğunun eşiğine gelmiş durumda.
Tarih sayfalarını çevirdiğimizde, 23 Mayıs 2010 tarihinde, Deniz Baykal’ın istifasının ardından gerçekleşen Kurultay’da Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’nin dümenine ilk kez geçmişti. 16 yıl sonra aynı günde, bu defa yargının Özgür Özel yönetimi için verdiği “mutlak butlan” kararıyla birlikte Kemal Kılıçdaroğlu’na göreve iade kararı geldi. Kılıçdaroğlu’nun tıpkı yıllar önce olduğu gibi benzer bir geçiş sürecinde partinin başına dönmesi gündemde…
Peki bu durum; kaderin mi oyunu yoksa tarihin mi bir cilvesi? Yoksa ikisi birden mi?
Yaptığım araştırmaya göre; siyasi analistler ve parti kulisleri, bu şaşırtıcı zamanlamayı iki farklı pencereden değerlendiriyor bence:
Tarihin Cilvesi: Bir anlamda “Kronolojinin İntikamı” da diyebiliriz. Olaya tarihsel bir perspektiften bakıldığında; siyasetin kendi ritmi ve doğal akışı içerisinde olayların başladığı noktaya dönme eğilimi gösterdiği savunulmakta. Kemal Kılıçdaroğlu’nun 13 yıllık genel başkanlık serüveninin ardından, koltuğu devrettiği bir başka olağanüstü dönemde (bu kez mahkeme kararıyla) yine mayıs ayının son haftasında Genel Merkez gündemine yerleşmesi, tarihin kendi akışını tamamlama arzusu değil de ne?
Kaderin Oyunu: Bu duruma da illa başka bir başlık koymak gerekirse eğer; “Tevafukun Ötesi” demek geldi içimden. Hayatın içinde, bırakın sunum yapmayı durağan zamanlarda dahi Türkçe haricinde Arapça, İngilizce, Osmanlıca gibi yabancı bir dilde konuşmayı, ifadede bulunmayı sevmem. Fakat dilimize ve kültürümüze yerleşen bazı yabancı dilde kelimeler vardır ki; o olabildiğince zengin Türkçemizde tam anlamını vermez hiçbir ifade, hiçbir kelime. Mesela “estağfurullah” ve “tevafuk” kelimeleri bunlardan bazıları. Bu duruma baktığımızda; işin “kader” boyutunda, rasyonel hesapların ötesinde bir “tevafuk” vurgusu var.
Genel başkanlık yarışını bıraktıktan sonra sessizliğini koruyan ve parti içi dengeleri izleyen Kemal Kılıçdaroğlu’nun, kaderin bir oyunuymuşçasına tam da aynı takvim gününde CHP gündeminin merkezine oturması; Ankara koridorlarında mistik bir “kırılma noktası” olarak değerlendiriliyor.
*****
Hepimiz görüyor ve yaşıyoruz; bu gelişmeler, Cumhuriyet Halk Partisi içinde derin tartışmalara yol açmış durumda. Kılıçdaroğlu’nun 16 yıllık zaman çizelgesindeki bu dramatik geri dönme ihtimali, siyaset sahnesinde uzun süre hafızalardan silinmeyecek bir “cilve” olarak yerini aldı. Yine, yeniden buluşuncaya dek yeter ki gün eksilmesin pencerenizden; hoş kalın, Şiir ve Sevgi’yle kalın

BAHA AKINER
SPOR
9 saat önceUNCATEGORİZED
1 gün önceUNCATEGORİZED
1 gün önceGENEL
1 gün önceGENEL
2 gün önceUNCATEGORİZED
3 gün önceUNCATEGORİZED
5 gün önce
1
YENİ BİR ÇAĞIN EŞİĞİNDE: AVRUPA VE ORTA DOĞU’DA STRATEJİK UYANIŞ VE DEMOKRATİK BİRLİK
2903 kez okundu
2
SİYASİ PARTİLERİMİZ – 2: AK PARTİ
2589 kez okundu
3
ANILARLA YAŞAMAK
2516 kez okundu
4
Söz Ver, Ama Tut: Gençlere ve İş Dünyasına Notlar
2449 kez okundu
5
Başkan Deniz, sınıfı geçti
2342 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.