Küresel Paylaşım Savaşında Çin “Kazan-Kazan” vaadiyle Afrika’ ya açılırken…
Küresel paylaşım savaşında kartlar yeniden dağıtılırken, Afrika kıtası tarihsel bir kırılmanın eşiğinde
duruyor. Klasik Batı tipi emperyalizm, yüzyıllar boyunca Afrika’yı yalnızca yağmalanacak hammadde
deposu ve pazar payı kapışmasında sömürülecek bir tüketim alanı olarak gördü. Kıtanın zenginliklerini
çekip alırken arkasında zayıf altyapılar ve bağımlı ekonomiler bırakan bu hegemonik model, bugün
yerini yeni bir dinamiğe bırakıyor.
Çin, küresel ticaret savaşlarının ve Batı’daki korumacı duvarların sıkıştırdığı üretim gücünü Doğu’dan
Afrika’ya kaydırarak, “kazan-kazan” söylemiyle ambalajlanmış yeni bir ekonomik modeli hızla hayata
geçiriyor. Pekin, ürün satmanın ötesine geçip fabrikalarını, sermayesini ve teknolojisini Afrika
toprağına dikiyor. Sadece bir ihracat pazarı değil, doğrudan bir üretim üssü olarak kurgulanan bu yeni
nüfuz mücadelesinin en somut ve stratejik sahası ise otomotiv sektörü, özellikle de elektrikli araç (EV)
devrimi.
Çinli otomobil üreticilerinin kıtada vites büyütmesinin arkasında çift taraflı bir zorunluluk yatıyor. Bir
yanda Çin iç pazarında doygunluğa ulaşan ve fiyatlandırma sonucu yıpranma savaşına dönen aşırı
üretim kapasitesi; diğer yanda ABD ve Avrupa Birliği’nin Çin menşeli araçlara karşı yükselttiği gümrük
duvarları ve ticaret engelleri…
Pekin yönetimi ve otomotiv devleri için üretimi Afrika’ya taşımak, bu korumacı bariyerleri aşmanın en
sağlam ve uzun vadeli yolu haline geldi.
Bu stratejik yönelim, Afrika’nın kendi iç dinamikleriyle birleştiğinde devasa bir çekim gücü
oluşturuyor. Hızlı kentleşme, genişleyen orta sınıf, yükselen nüfus ve hükümetlerin enerji güvenliği
arayışı, Afrika’yı sektörün “son büyük büyüme pazarı” kılıyor. Tarihsel olarak Batılı üreticilerin
hurdaya çıkmış ikinci el araçlarına mahkûm edilen Afrikalı tüketici için, erişilebilir fiyatlı Çin markaları
sıfır kilometre araç sahibi olmanın tek gerçekçi yolu haline gelmiş durumda.
Çin’in Afrika hamlesi artık kâğıt üzerindeki niyet beyanlarından ibaret değil; sahada devasa bir sanayi
dönüşümüne işaret ediyor.
Çin’in en büyük otomobil ihracatçısı Chery’nin, Güney Afrika’daki Nissan’a ait eski Rosslyn fabrikasını
devralması bu değişimin ilk sembolü, ateşlenen havai fişeği adeta.
Sıfırdan tesis kurmak yerine var olan altyapıyı dönüştüren Chery, burada şarj edilebilir hibrit ve
elektrikli modeller üreterek pazara hızlı bir giriş yapıyor.
Pekin Otomotiv Grubu’nun (BAIC) Gqeberha’daki tesisleri ve Great Wall Motor’un (GWM) yerel
montaj ve yedek parça ağları, kıtadaki Çin varlığının ne denli kökleştiğini gösteriyor.
Güney Afrika’nın kalifiye iş gücü ve sanayi birikimi montaj merkezi işlevi görürken; Avrupa’ya
yakınlığıyla Fas batarya ve üretim üssü, Zimbabve zengin lityum rezervleriyle tedarik zincirinin
hammadde deposu, Etiyopya ise radikal kararlarla fosil yakıtlı araç ithalatını yasaklayarak bu
dönüşümün pazar alanı olarak öne çıkıyor.
Görünüşte bu hamle Çin’in küresel pazar payını koruma operasyonudur; ancak Afrika ülkelerinin
ulusal çıkarlarıyla çakışan kritik yönleri mevcuttur. Afrika ülkeleri, işlenmiş/rafine yakıtta net ithalatçı
konumunda oldukları için döviz rezervlerinin büyük kısmını dışarıya kaptırmakta, bu da yerel para
birimlerini ve bütçeleri sürekli baskı altında tutmakta…
Elektrikli araçlara geçiş ve bu araçların yerel imkanlarla üretilmesi; Döviz Çıkışını Engelleyip, ithal
akaryakıt bağımlılığını azaltır, dolayısıyla ulusal bütçeleri rahatlatmakla kalmaz, katma değer de
yaratır…
Yaratır çünkü, Afrika Birliği’nin Yeşil Mineraller Stratejisi doğrultusunda, hammaddelerin ham olarak
ihraç edilmesi yerine yerel düzeyde işlenmesini teşvik edecek yeni bir fırsat penceresi açar…
İthalat vergilerinden kaçınan yerel üretim; batarya fabrikalarından şarj istasyonu kurulumuna kadar
geniş bir ekosistemi tetikler ve istihdam yanında Yan Sanayi oluşturarak gelişmeyi tetikler…
Söz konusu ‘kazan-kazan’ modeli her ne kadar “eşit ortaklık ve ortak kalkınma” söylemiyle sunulsa da,
bu dönüşümün önünde ciddi engeller durmaktadır:
Kesintisiz ve ucuz elektrik enerjisi sağlanamayan, şarj istasyonu ağından yoksun bir coğrafyada
elektrikli araç devriminin sürdürülebilirliği kronik elektrik sorunu ve altyapı yetersizliği nedeniyle ciddi
açmazlara gebe…
Bir başka önemli risk ise Kara kıtadaki tüm ülkelerde görülen politik belirsizlikler ve riskler…
Fosil yakıtlı fabrikaların elektrikli üslere dönüştürülmesi uzun vadeli vergi, gümrük ve sanayi politikası
istikrarı gerektirir.
Sürekli değişen iktidarlar, darbelere varan siyasi istikrarsızlıklar ve beklenmedik mevzuat değişiklikleri
yatırımcının önündeki ciddi açmazlar..
Batı’nın doğrudan sömürgeci mantığına karşı Pekin’ in sunduğu “üretim ortaklığı”, Afrika’yı teknolojik
ve finansal açıdan bu kez Çin’ e göbekten bağlanma, batının boşaltmaya başladığı alanı bir başka
hükümrana bırakma tehlikesi…
Son tahlilde şu açık: Afrika, araçların sadece tüketildiği bir destinasyon olmaktan çıkıp, küresel
rekabetin üretim sahalarından birine dönüşüyor.
Batı’nın kaba güce ve pazar bağımlılığına dayalı klasik sömürgeciliği irtifa kaybederken; Çin’in
sermaye, üretim ve altyapı transferine dayalı yeni modeli kıtanın çehresini değiştirme potansiyeli
taşıyor…
Afrika’nın bu süreçten gerçekten “kazanan” olarak çıkıp çıkmayacağını ise; Çinli devlerin getirdiği
yatırımların ne kadar yerelleşeceği, yerel iş gücüne ne kadar teknoloji transferi katkısı yapacağı ve
Afrika’ daki ülke yönetimlerinin bu yeni küresel dev aktör karşısında kendi stratejik özerkliklerini ne
ölçüde koruyabileceği belirleyecek.
ABDULLAH AYAN
UNCATEGORİZED
22 Ağustos 2026DÜNYA
22 Ağustos 2026MAGAZİN
22 Ağustos 2026GÜNDEM
22 Ağustos 2026DÜNYA
22 Ağustos 2026DÜNYA
22 Ağustos 2026GÜNDEM
22 Ağustos 2026
1
Irak Başbakanı Zeydi: ‘Uluslararası Koalisyonun Irak’taki görevinin sona ermesi için 30 Eylül kesin tarih’
7667 kez okundu
2
Barışın Evrensel Dili ve Türkiye’nin Tarihsel Eşiği
6819 kez okundu
3
MERSİN’DE YENİ PARTİ…
6739 kez okundu
4
MECLİS ÜYELİĞİNE ADAYIM.
6425 kez okundu
5
ŞEREF’Lİ İKİNCİLİK…
5744 kez okundu