Ayhan KIZILTAN
Mühendislikte bir kural vardır; doğru bir sistem kurmak istiyorsanız, önce sorunu doğru teşhis edeceksiniz. Mersin için bu teşhis yıllardır belliydi: Dünyanın yükünü çeken liman, şehri ve ticareti boğan bir dar boğaza girmişti. 9 Nisan’da açılışı yapılacak olan Mersin Lojistik Merkezi, işte bu dar boğazı genişletme, Mersin’i gerçek bir dünya kenti yapma yolunda atılmış en somut adımdır.
Bu merkezin temelinde sadece beton ve asfalt yok; bu projenin harcında büyük bir emek, bitmek bilmeyen bir ısrar ve sektör paydaşlarıyla örülmüş bir “ortak akıl” var.
Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığım döneminde, Mersin Nakliyeciler Derneği yönetimi ve sektör üyeleriyle az aşındırmadık Büyükşehir Belediye Başkanının kapısını. Her ziyaretimizde aynı şeyi söyledik: “Mersin’in geleceği lojistikte, lojistiğin geleceği ise bu merkezdedir.” Sadece istemedik; projenin Mersin’in ekonomik kılcal damarlarına nasıl kan pompalayacağını, mühendislik titizliğiyle hazırladığımız raporlarla, sosyal medya paylaşımlarımızla ve kamuoyu önündeki her demecimizle anlattık.
Yıllardır savunduğum bir vizyon var: Marmara’nın yükü artık Anadolu’ya, Mersin-Çukurova aksına aktarılmalıdır. Bu aktarımın gerçekleşmesi için de limanımızın, demiryolu ağımızın ve havalimanımızın bütünleşmiş çalıştığı devasa bir lojistik havzaya ihtiyacımız vardı. Bugün açılışına şahitlik edeceğimiz bu merkez, o büyük yapbozun en kritik parçasıdır.
Şunu hep vurguladım; yatırımcı için en büyük teminat, o kentin demokrasi kültürü ve Cumhuriyet değerlerine olan bağlılığıdır. Mersin’in meslek odalarıyla, sivil toplumuyla ve yerel yönetimiyle bu projede el ele vermesi, yatırımcıya şu güveni vermiştir: “Burada akıl çalışıyor, burada iş birliği var.”
SİYASİ REKABET OLUŞTURMAK
Bu sürecin dönüm noktalarından biri, 6 Ekim 2021’de Mersin Nakliyeciler Sitesi’nde yapılan “Büyük Nakliyeciler Buluşması” oldu. O gün Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin katkısıyla, sektör temsilcileriyle, nakliyecilerimizle ve dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun katılımıyla çok önemli bir buluşma gerçekleştirdik. Bu toplantıda yaptığım açılış konuşmasında yıllardır çözülemeyen site sorununu, bir uluslararası lojistik köy gereksinimini ve kentin lojistik yatırımlarda önünün açılması gerektiğini anlattım. Kılıçdaroğlu da konuşmasına başlarken beni dikkatle dinlediğini söyleyip doğrudan bu çerçeveye atıf yaptı; “27 yıldır çözülemeyen bir siteden söz ettiniz” diyerek hem mevcut sorunu hem de bir uluslararası lojistik köy gereksinimini sahiplenen bir tutum ortaya koydu.
Ben o gün şunu anlatmaya çalışıyordum: Bu mesele sadece nakliyecilerin daha düzenli ofislere kavuşması meselesi değildir. Bu, Mersin’in ticari omurgasının daha akıllı, daha planlı, daha verimli hale gelmesi meselesidir. Yerel basına yansıyan konuşmamda da kamu ve hazine arazilerinin birkaç kişiye rant sağlayacak şekilde değil, bütün kentin ekonomisine katkı üretecek şekilde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladım. Aynı konuşmada, Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle Nakliyeciler Sitesi sorununun çözülmesinin lojistik alanında ilk somut adım olduğunu, sırada da uluslararası standartta bir lojistik köy hedefinin bulunduğunu söyledim.
O toplantıda yalnızca bir yer sorunu konuşulmadı. Nakliye sektörünün yapısal sorunları, çatı örgüt ihtiyacı, maliyet baskısı, sınır kapılarındaki sorunlar, KDV iadeleri, şoför yetiştirilmesi, mazot ve geçiş ücretleri gibi başlıklar da ortaya kondu. Bu yüzden 6 Ekim 2021 buluşması, sadece bir miting ya da bir ziyaret değildi. Sektörün kendi sesiyle konuştuğu, siyasetin de o sesi dinlemek zorunda kaldığı bir eşikti. Mersin’in lojistik meselesi ilk kez bu kadar görünür, bu kadar güçlü ve bu kadar sahici biçimde ülke gündemine taşındı.
Nitekim sonrasında bunun etkisi görüldü. Vahap Seçer, daha sonra yaptığı açıklamada o toplantıdan sonra lojistik sektörünün sorunlarının Türkiye genelinde konuşulmaya başlandığını söyledi. Aynı açıklamada, MTSO, Büyükşehir Belediyesi ve UND arasında lojistik köy için temsilcilerle çalışma başlatıldığını, ilk toplantının MTSO’da yapıldığını ve artık bu işin lafta kalmaması gerektiğini anlattı. Bu kayıtlar, o gün orada kurulan iradenin sonraki sürece gerçekten yön verdiğini gösteriyor.
“Büyük Nakliyeciler Buluşması” toplantısından sonra çok eleştirildim; MTSO’nın CHP’ye destek verdiği yolunda suçlandım. Aslında ne yapmaya çalıştığımı anlamadılar. Bu suçlamalar şöyle yanıt verdim: “Ben Lojistik sektörünün önemli sorunlarının çözümü için bir siyasi rekabet yarattım. Emin olun birkaç gün içinde ilgili bakanlık lojiktik sorunu ile ilgili harekete geçecektir”. Nitekim bir hafta geçmeden UND Genel Merkezinde Bakanlık lojistik konusunu ortaya koyan bir toplantı yaptı. Demek ki bazen bir kente hizmet etmenin yolu, siyaset üstü durup siyaset içinde rekabet üretmekten geçiyor.
MERSİN’DE AÇILAN SADECE BİR MERKEZ DEĞİL
9 Nisan 2026 günü Mersin’de açılacak olan Lojistik Merkezi’ne bakarken, yalnızca yeni bir tesisin kapılarının açıldığını görmüyorum. Ben, yıllardır ertelenen bir gereksinimin nihayet somutlaşmasını görüyorum. Huzurkent’te açılacak bu merkez, 100 ofis, 181 araçlık tır parkı, sosyal alanlar ve bakım atölyeleriyle hizmet verecek bir yapı olarak tasarlandı. Bu yönüyle mesele yalnızca fiziki bir yatırım değil, Mersin’in üretim, ticaret ve taşımacılık düzenine dair geç kalmış ama önemli bir adımdır.
Benim için bu konunun ayrı bir anlamı var. Çünkü Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığım süresinde bu meseleye sadece uzaktan bakan biri olmadım. Nakliyecilerimizin içinde bulunduğu koşulları yerinde gördüm, sektör temsilcileriyle defalarca toplantı yapıp konuştum, bu sorunun yalnızca bir meslek grubunun değil, bütün kentin sorunu olduğunu her fırsatta dile getirdim. Daha 2018 yılında mevcut sitenin sorunlarının raporlaştırılması ve yeni alan ihtiyacının somut bir dosyaya dönüştürülmesi gerektiğini ifade etmiştik. Sonraki yıllarda da çağdaş bir Nakliyeciler Sitesi ve onun devamında Uluslararası Lojistik Merkez kurulmasının artık zorunluluk haline geldiğini açıkça söyledik.
Çünkü mesele baştan beri çok açıktı. Mersin gibi limanı olan, serbest bölgesi olan, güçlü karayolu bağlantıları bulunan, demiryolu potansiyeli taşıyan, üretim ve ihracat kapasitesi yüksek bir kent; nakliyecisini baraka düzeninde, sıkışık alanlarda, verimsiz ve ilkel koşullarda çalıştırmamalıydı. Bu tablo ne Mersin’e yakışıyordu ne de Mersin ekonomisinin iddiasına uyuyordu. Nitekim dönemin haberlerinde de mevcut Nakliyeciler Sitesi’nin hem altyapı hem konum açısından yetersiz olduğu, kent trafiğini olumsuz etkilediği ve sektörün çağdaş koşullara kavuşması gerektiği açık biçimde yer aldı.
STK GÜCÜ: MERSİN NAKLİYECİLER DERNEĞİ
Bu nedenle biz, MTSO Yönetim Kurulu Üyeleri, Sektör Üyeleri ve özellikle Mersin Nakliyeciler Derneği yönetimiyle birlikte konuyu ısrarla gündemde tuttuk. Büyükşehir Belediye Başkanına defalarca anlattık. MTSO’da yapılan görüşmelerde, saha ziyaretlerinde ve kamuoyu önündeki açıklamalarımızda aynı noktayı vurguladık: Mersin için lojistik yalnızca bir sektör değildir; kentin ana damarlarından biridir. 2021’de bu yatırımın artık zorunlu hale geldiğini söyledik. Aynı yıl yapılan buluşmalarda bunu lojistik alanında bir başlangıç olarak değerlendirdik. 2022’de ise proje ihale aşamasına gelirken, yıllardır dillendirilen ihtiyacın nihayet ete kemiğe büründüğünü gördük.
Ben o dönemde şunu da özellikle vurguluyordum: Mersin Lojistik Merkezi sadece yer değiştirme projesi değildir. Bu merkez hayata geçtiğinde, kümelenme mantığıyla çalıştığı ölçüde, liman, kara yolu, demiryolu, gümrük ve hizmet altyapısını birbirine bağladığı ölçüde, taşıma maliyetlerini aşağı çekecek, verimliliği artıracak ve rekabet gücüne doğrudan katkı sunacaktır. Bu görüşümü o yıllarda açıkça ifade etmiştim. Çünkü lojistikte dağınık yapı maliyet üretir, planlı yapı ise güç üretir. Mersin’in ihtiyacı da tam olarak buydu.
Açılışı yapılacak olan merkez elbette bütün hikayenin sonu değildir. Hatta bana göre asıl soru şimdi başlıyor: Bu yatırımı yalnızca bir nakliyeciler yerleşkesi olarak mı kullanacağız, yoksa Mersin’in gerçek lojistik vizyonunun ilk halkası haline mi getireceğiz? Eğer ikinci yolu seçersek, bu tesis kent trafiğini rahatlatan, taşımacılık hizmetini düzenleyen, işletme maliyetlerini aşağı çeken ve Mersin’in lojistik kapasitesini büyüten bir kaldıraç işlevi görebilir. Belediyenin açıkladığı konum avantajı da bunu destekliyor; merkez D-400’e, OSB’ye, limana ve kent bağlantılarına yakın bir noktada konumlanıyor.
Burada hakkı teslim etmek gerekir. Bu merkez, tek bir kişinin, tek bir kurumun, tek bir dönemin eseri değildir. Bu merkez, yıllarca sorun yaşayan nakliyecilerin sabrının, sektör temsilcilerinin ısrarının, dernek yöneticilerinin takibinin, yerel yönetimin nihayet attığı somut adımın ve bu meseleyi sürekli gündemde tutan ortak aklın ürünüdür. Ben de MTSO Başkanlığım süresince bu ortak aklın oluşması, diri tutulması ve karar mercilerine taşınması için elimden gelen çabayı gösterdim. Bu yüzden bu açılış benim için sadece bir tören değil, uzun bir mücadelenin görünür hale gelmesidir. Bu açılışa davet edilmesem de sorun etmiyorum; tarih yazacaktır katkımı.
Ama açık konuşalım. Mersin’in hedefi yalnızca bugünkü merkezle sınırlı kalamaz. Mersin, Türkiye’nin en önemli dış ticaret ve lojistik kentlerinden biridir. Böyle bir kent için bir sonraki hedef daha büyük düşünmektir. Lojistik Merkezi’nin ardından, liman-demiryolu-gümrük entegrasyonunu daha güçlü kuran, ulusal ve uluslararası taşımacılık ağlarını birbirine bağlayan, gerçek anlamda stratejik bir uluslararası lojistik üs yaklaşımına geçmek zorundayız. Çünkü Mersin’in potansiyeli bunu gerektiriyor. Ben bunu yıllardır söyledim, bugün de aynı yerde duruyorum.
Şimdi önümüzde yeni bir görev var.
1.Bu merkezin işletme modelini verimli ve düzenli hale getirmek.
2.Kent trafiği, nakliye akışı ve lojistik hizmet kalitesi üzerindeki etkisini ölçmek.
3.Mersin’i yalnızca yerel bir taşıma noktası değil, bölgesel bir lojistik üs haline getirecek ikinci aşama yatırımları gecikmeden planlamak.
Çünkü şehirler, yalnızca bina yaparak büyümez. Şehirler, akıl kurarak büyür. Mersin Lojistik Merkezi’nin gerçek değeri de burada ortaya çıkacaktır.
Bugün açılan kapı, sadece bir tesisin kapısı değildir.
Bu kapı, Mersin’in lojistikte daha akıllı, daha planlı, daha iddialı bir geleceğe yürümesinin kapısıdır.
Mersin artık bekleyen değil, yön veren bir lojistik kent olmalıdır.
Yapılanı sahiplenelim, ama asıl büyük hedefi de unutmayalım.
Lojistik Merkez hayırlı olsun!
YEREL
16 Nisan 2026YEREL
16 Nisan 2026YEREL
16 Nisan 2026YEREL
16 Nisan 2026YEREL
16 Nisan 2026YEREL
16 Nisan 2026YEREL
16 Nisan 2026
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.