
Mersin, Anadolu coğrafyasının Akdeniz kıyısında yer alan, tarihsel derinliği ve kültürel çeşitliliğiyle öne çıkan bir kenttir. Bu zengin mozaiğin en kadim ve karmaşık unsurlarından birini, Türkiye’de genellikle Arap Alevileri olarak bilinen Nusayriler oluşturmaktadır. Hatay ve Adana ile birlikte Mersin, bu topluluğun Türkiye’deki en yoğun yerleşim alanlarından biridir. Nusayrilik, İslam dünyasının bâtınî (ezoterik) akımlarından biri olarak, kendine özgü inanç sistemleri, ritüelleri, tarihsel serüveni ve toplumsal yapısıyla hem akademik araştırmaların hem de kamuoyunun dikkatini çekmektedir. Bu makalede, Mersin özelinde Arap Alevilerinin tarihsel kökenlerinden başlayarak, inanç sistemlerinin teolojik derinliklerine, kurucu şahsiyetlerin öğretilerinden toplumsal dokunun inceliklerine ve maruz kaldıkları asimilasyon politikalarına kadar tüm boyutlarıyla, en detaylı ve kapsamlı bir analizi sunmayı hedeflemekteyim. O zaman başlayalım…
Nusayrilik, 9. yüzyılda (3. Hicri yüzyıl) Irak coğrafyasında ortaya çıkmış, Şii İslam içindeki Gulât (aşırı) fırkalardan biri olarak kabul edilen bâtınî bir inanç sistemidir. Kökenleri, On İki İmam Şiiliği ile sıkı bağlar içerse de, zamanla kendine özgü teolojik ve ritüelik pratikler geliştirmiştir.
Nusayriliğin isim babası olarak kabul edilen Ebû Şuayb Muhammed bin Nusayr en-Nemiri, 10. İmam Ali en-Naki ve 11. İmam Hasan el-Askeri dönemlerinde yaşamış önemli bir Şii figürdür. İmamların en yakın ashabından biri olduğu iddia edilse de, onun “bab” (kapı) olduğu yönündeki iddiaları, ana akım Şiilik tarafından reddedilmiş ve kendisi “Gulât” olarak nitelendirilmiştir
İbn Nusayr, İmamların ilahlığı (uluhiyet), tenasuh (ruh göçü) ve bazı haramların helal kılınması (ibahilik) gibi fikirleri sistemleştirmeye başlamış, ancak Nusayri geleneği bu iddiaları “bâtınî hakikatler” olarak yorumlamıştır. Takipçileri ilk dönemlerde “Nemiriyye” olarak anılmıştır
1.2. Muhammed bin Cündeb ve Abdullah bin Muhammed el-Cünbulani
İbn Nusayr’ın vefatından sonra liderliği devralan bu şahsiyetler, inancın Irak’tan Mısır ve Suriye hattına yayılmasında etkili olmuşlardır. Özellikle Abdullah bin Muhammed el-Cünbulani döneminde, inanca tasavvufi öğeler eklemlenmiş ve “Cünbulaniyye” olarak bilinen bir ekol oluşmuştur. Bu dönem, Nusayriliğin coğrafi yayılımının ilk adımlarının atıldığı bir geçiş evresidir
Nusayriliğin asıl teologu ve sistemleştiricisi olarak kabul edilen el-Hasibi, inancı Irak’tan Suriye’ye taşımış ve bugünkü bilinen teolojik yapısına kavuşturmuştur. Halep’te Hamdani hükümdarı Seyfü’d-devle el-Hamdani’nin himayesinde yaşaması, Nusayriliğin bu dönemde entelektüel olarak olgunlaşmasına ve geniş kitlelere yayılmasına olanak tanımıştır. Bu dönem, Nusayriliğin “altın çağı” olarak nitelendirilir
El-Hasibi’nin en önemli eseri, 12 İmam’ın hayatını ve mucizelerini anlatan, Nusayri teolojisinin temel taşı olan Kitâbü’l-Hidaye’l-Kubra’dır.
Nusayrilik, İslam dünyasının en kapalı ve ezoterik inanç sistemlerinden biridir. İnanç esasları, sadece belirli bir inisiyasyon (erginlenme) sürecinden geçen erkek üyelere aktarılan “sırlar” üzerine kuruludur. Bu gizlilik, tarihsel baskılar ve takiyye (inancı gizleme) geleneğiyle pekişmiştir.
Nusayrilik, bir “sır” dinidir. İnanç esasları, belirli bir eğitim ve ritüel sürecinden geçerek erginlenen erkek üyelere öğretilir. Kadınlar ve dışarıdan kimseler bu sırra vakıf olamazlar. Bu gizlilik, tarihsel baskılar ve takiyye geleneğiyle de pekişmiştir
Nusayri inancının merkezinde, ilahi tecellinin üçlü bir yapıda olduğuna dair bir doktrin bulunur. Bu üçleme, Ali (Ma’na), Muhammed (İsim) ve Selman-ı Farisi (Bab)’dan oluşur:
Bu üçlemenin yanı sıra, Selman-ı Farisi tarafından yaratıldığına inanılan ve evrenin yönetiminden sorumlu olan Beş Yetim (Eytam-ı Hamse) de Nusayri kozmolojisinin önemli unsurlarındandır: Mikdad bin Esved, Ebu Zer el-Gifari, Ammar bin Yasir, Osman bin Maz’un ve Kanber bin Kadân
Nusayriliğin temel inançlarından biri de tenasuh yani ruhun bir bedenden diğerine geçerek olgunlaşmasıdır. Ruhun, iyi ameller işledikçe daha üst mertebelere (örneğin yıldızlara) yükseleceğine, kötü ameller işledikçe ise hayvan veya bitki formlarına geçeceğine inanılır. Bu, ruhun arınma ve kemale erme yolculuğudur
Nusayri kozmolojisine göre, ruhlar başlangıçta Ali’nin nurundan yaratılmış “Yıldızlar”dır. Ancak ruhlar, Ali’nin uluhiyetini sorguladıkları için yedi kademeli bir düşüşle (tenasuh) maddi bedenlere hapsolmuşlardır. Sırrı öğrenen ve ibadet eden ruh, ölümden sonra gökyüzüne yükselir ve Samanyolu’ndaki (Mecerra) asıl vatanına döner
Nusayriler, İslam takvimindeki bazı önemli günlerin yanı sıra kendilerine özgü kutsal günleri de kutlarlar:
Mersin ve çevresindeki Arap Alevileri arasında Hızır inancı oldukça güçlüdür. Mersin sahilindeki Hz. Hızır makamı gibi yerler kutsal kabul edilir. Hızır’ın ölümsüz olduğuna ve darda kalanlara yardım ettiğine dair yaygın bir inanış mevcuttur. Kadınların inançtaki yeri ise tartışmalı bir konudur. Bazı yorumlara göre kadınların ruhu olmadığına veya sırrı taşıyamayacaklarına inanılsa da, daha yaygın kabul gören görüş, kadınların “ayartıcı” doğaları nedeniyle sırra vakıf edilmedikleri ancak evlendikleri erkeklerin manevi himayesinde olduklarıdır.
3. Mersin Arap Alevilerinin Sosyolojik Yapısı ve Kültürel Kimliği
Mersin Arap Alevileri, kentin sosyokültürel yapısında önemli bir yer tutar. Güçlü aile bağları, dayanışma kültürü ve dini liderlik etrafında şekillenen bir toplumsal yapıya sahiptirler.
Nusayri toplumunda dini hiyerarşi oldukça belirgindir ve genellikle belirli aileler (Şeyh sülaleleri) tarafından temsil edilir:
Mersin’deki Nusayriler arasında inançsal yorum farklarına dayanan ve yerel coğrafyada etkili olan çeşitli sülale ve aşiret yapıları bulunmaktadır:
Mersin’de Arap Alevilerinin yoğun olarak yaşadığı ve kültürel kimliklerini güçlü bir şekilde sürdürdüğü bölgeler bulunmaktadır:
Mersin Arap Alevileri, kentin ekonomik ve kültürel yaşamına önemli katkılar sağlamışlardır. Özellikle narenciye ve pamuk tarımının Mersin’de gelişmesinde, İbrahim Paşa döneminde bölgeye getirilen bu topluluğun tarımsal bilgi ve deneyimleri etkili olmuştur. Ayrıca Mersin’in meşhur lezzetleri olan Cezerye, Kerebiç ve Tantuni’nin ortaya çıkışında ve yaygınlaşmasında Arap kökenli esnafın büyük emeği vardır
Cumhuriyet dönemi Türkiye’sinde, farklı etnik ve dini kimliklere yönelik uygulanan asimilasyon politikaları, Arap Alevilerini de derinden etkilemiştir. Bu politikaların en dikkat çekici örneklerinden biri “Eti Türkleri” tezidir.
1930’lu yıllarda, Türk Tarih Tezi ve Güneş Dil Teorisi’nin etkisiyle, Türkiye’deki Türk olmayan toplulukların Türklüğe entegrasyonu hedeflenmiştir. Bu bağlamda, Nusayrilerin aslında Arap değil, Mezopotamya’dan gelen ve dillerini kaybetmiş “Eti (Hitit) Türkleri” olduğu iddia edilmiştir. Bu tez, Hatay’ın Türkiye’ye katılım sürecinde bölgedeki Arap nüfusun “Türklüğünü” kanıtlamak ve asimilasyonu kolaylaştırmak amacıyla kullanılmıştır
Günümüzde Arap Alevileri, asimilasyon tehdidine karşı kültürel kimliklerini koruma ve yaşatma mücadelesi vermektedirler. Mersin Arap Alevi Kültürünü Araştırma ve Dayanışma Derneği (AKAD), Kilikya Nehir Derneği gibi sivil toplum kuruluşları, dilin (Arapça) yaşatılması, kültürel etkinliklerin düzenlenmesi ve asimilasyona karşı mücadelede önemli bir rol oynamaktadır. Genç nesiller arasında Arapça kullanımının azalması, topluluğun karşı karşıya olduğu en büyük kültürel endişelerden biridir
Siyasi olarak, Mersin Arap Alevileri tarihsel olarak seküler, demokratik ve sol siyasetle daha barışık bir profil çizmişlerdir. Kentin çok kültürlü yapısında dengeleyici bir unsur olarak kabul edilirler ve genellikle siyasi tercihlerini bu doğrultuda kullanırlar. Eğitim düzeyi yüksek ve kentli bir topluluk olmaları, siyasi katılım ve bilinç düzeylerini de etkilemektedir
2011 sonrası Suriye’deki iç savaş ve sınırın öte yanındaki soydaşlarının (Nusayrilerin) yaşadığı trajediler, Mersin’deki Arap Alevi topluluğu üzerinde derin etkiler bırakmıştır. Bu durum, topluluğun kimlik bilincini daha da keskinleştirmiş, dayanışma ve farkındalık etkinliklerinin artmasına yol açmıştır. Bazı örgütler, Suriye’deki Alevi soykırımına karşı uluslararası kamuoyunu bilgilendirme çabaları yürütmüştür.
Mersin Arap Alevileri (Nusayriler), zengin tarihleri, derinlikli inanç sistemleri ve güçlü kültürel kimlikleriyle Türkiye’nin önemli bir toplumsal kesimini oluşturmaktadır. 9. yüzyıla uzanan kökenleri, İbn Nusayr ve el-Hasibi gibi kurucu şahsiyetlerin teolojik sistemleştirmeleriyle şekillenmiş, bâtınî ve ezoterik bir inanç yapısına sahiptirler. Ali’nin ilahlığı, tenasuh, A.M.S. üçlemesi ve Kitâbü’l-Mecmû‘ gibi gizli metinler, inançlarının temelini oluşturur.
Mersin’e yerleşimleri, özellikle 19. yüzyıldaki İbrahim Paşa dönemiyle hız kazanmış ve kentin sosyoekonomik yapısında kurucu bir rol oynamışlardır. Karaduvar, Kazanlı gibi bölgelerdeki yoğun yerleşimleri ve Şaşati, Kokulu gibi köklü sülaleleriyle kentin kültürel dokusuna derin izler bırakmışlardır. Cumhuriyet döneminde maruz kaldıkları “Eti Türkleri” tezi gibi asimilasyon politikalarına rağmen, kültürel dirençlerini koruyarak kimliklerini yaşatma mücadelesi vermişlerdir. Günümüzde, dernekleşme faaliyetleri ve Suriye’deki gelişmelerin etkisiyle kimlik bilinçleri daha da güçlenmiş, seküler ve demokratik değerlere bağlı, eğitimli ve kentli bir topluluk olarak Mersin’in sosyal ve siyasi yaşamında aktif rol oynamaktadırlar.
Bu makalede, Mersin Arap Alevilerinin karmaşık ve çok boyutlu yapısını tarihsel, teolojik ve sosyolojik açılardan derinlemesine inceleyerek, bende bir Nusayri olarak bu önemli topluluğun anlaşılmasına katkı sağlamayı amaçladım. Nusayrilik, sadece bir inanç grubu olmanın ötesinde, tarihsel süreçlerin, kültürel etkileşimlerin ve kimlik mücadelelerinin bir aynası olarak varlığını sürdürmektedir.
08-05-2026
EKONOMİ
3 gün önceDOĞA
3 gün önceGENEL
3 gün önceYEREL-
4 gün önceGÜNDEM
4 gün önceGENEL
5 gün önceEKONOMİ
5 gün önce
1
YENİ BİR ÇAĞIN EŞİĞİNDE: AVRUPA VE ORTA DOĞU’DA STRATEJİK UYANIŞ VE DEMOKRATİK BİRLİK
2900 kez okundu
2
SİYASİ PARTİLERİMİZ – 2: AK PARTİ
2585 kez okundu
3
ANILARLA YAŞAMAK
2514 kez okundu
4
Söz Ver, Ama Tut: Gençlere ve İş Dünyasına Notlar
2447 kez okundu
5
Başkan Deniz, sınıfı geçti
2339 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.