MERSİN’İN UNUTULAN DÜNYA MİRASI: SOLİ POMPEİPOLİS
Mersin’in tam merkezinde, denize birkaç adım uzaklıkta; binlerce yıllık bir tarih sessizce ayakta duruyor. Soli Pompeiopolis yalnızca bir antik kent değil, aynı zamanda Doğu Akdeniz’in en önemli liman kentlerinden biriydi. Bugün insanların günlük yaşam içinde çoğu zaman fark etmeden yanından geçtiği bu alan, bir zamanlar Akdeniz ticaretinin merkezlerinden birisiydi.
Binlerce yıl önce bu topraklardan çıkan ürünler gemilere yükleniyor, Akdeniz’in farklı limanlarına ulaştırılıyordu. Mersin’in bugün bir liman ve ticaret kenti olarak öne çıkmasının kökleri aslında çok eski dönemlere kadar uzanıyor. Soli Pompeiopolis, Mersin’in tarih boyunca taşıdığı ticari ve stratejik kimliğin en önemli kanıtlarından biridir.
Tarihsel süreç içerisinde yaşanan büyük depremler, kıyı değişimleri ve deniz taşkınları kentin önemli ölçüde zarar görmesine neden oldu. Ancak bugün bile ayakta kalan sütunlu yol, buranın ne kadar büyük bir uygarlık merkezi olduğunu göstermeye yetiyor.
Mezitli Kent Konseyi Başkanı olduğumuz dönemde bu alanın önemine özellikle dikkat çekmeye çalışmış, hatta Viranşehir adının yeniden Soli Pompeiopolis olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştik. Çünkü “Viranşehir” adı zamanla yalnızca sıradan bir mahalle ismine dönüşürken, Soli Pompeiopolis adı başlı başına tarihsel ve uluslararası bir marka değer taşıyor.
Hatta o dönemde daha farklı öneriler de tartışılmıştı. Viranşehir sahilinin Soli Pompeiopolis sütunlarıyla bütünleşen bir mimari ve kültürel kimlikle yeniden düzenlenmesi, bölgede Pompeiopolis temalı restoranlar, kafeler, yürüyüş alanları ve kent estetiği oluşturulması konuşulmuştu. “Pompeiopolis Günleri”, tiyatro etkinlikleri, arkeoloji buluşmaları, festivaller ve kültürel organizasyonlar yapılması gerektiğini savunmuştuk. Hatta kente gelen ziyaretçilere Pompeiopolis temalı magnetler, kent objeleri ve kültürel ürünler dağıtılması bile önerilmişti.
Çünkü mesele yalnızca birkaç sütunun korunması değil; Mersin’in kent hafızasını yeniden kurabilmesidir. Belki de bu sayede insanlar Mersin’in sıradan bir kent değil, yaklaşık iki bin yıllık bir kent merkezi üzerine kurulu olduğunu daha güçlü hissedecekti. Böyle bir tarihsel algı bile tek başına Mersin’e büyük bir değer katabilir.
Üstelik Soli Pompeiopolis, Mersin’in stratejik açıdan en önemli noktalarından birinde yer alıyor. Denize en yakın antik kentlerden biri. Aynı zamanda insanların denize girdiği, yaşamın devam ettiği bir bölgede bulunuyor. Ancak ne yazık ki bu alan giderek artan imar baskısı ve rant tartışmalarının arasında sıkışıyor. Bu durum yalnızca Mersin adına değil, dünya kültür mirası açısından da büyük bir kayıptır.
Geçtiğimiz günlerde Instagram’da “Krono Kodeks” adlı sayfanın yaptığı Soli Pompeiopolis canlandırmasını gördüm. Gerçekten etkileyici ve çok değerli bir çalışma olmuş. Özellikle antik liman kentinin yeniden canlandırılması, kentin geçmişini bugüne taşıyan son derece önemli bir kültürel katkı niteliğinde. Açık söylemek gerekir ki bu görsel çalışma, bana bu yazıyı yazdıran temel nedenlerden biri oldu. Çünkü bazen tek bir görsel bile bir kentin unutulan hafızasını yeniden hatırlatabilir.
Dünyanın birçok kentinde küçük bir tarihi yapı için bile büyük bütçeler ayrılıyor, insanlar kilometrelerce yol gidiyor. İtalya’daki Pompeii Archaeological Park bunun en önemli örneklerinden biri. İnsanlar tarihi görmek, hissetmek ve geçmişle bağ kurmak için uzun yolculuklar yapıyor. Bizim ise kent merkezinde, birkaç kilometre içinde ulaşabileceğimiz böylesine büyük bir tarihsel değerimiz var.
Üstelik bugüne kadar ortaya çıkarılan eserlerin çok daha fazlasının yer altında olduğu düşünülüyor. Bu nedenle Mersinli arkeologlara ve kazı çalışmalarına çok daha güçlü destek verilmesi gerekiyor. Başta yıllarca bu kazıları yürüten değerli Remzi hocamız olmak üzere emeği geçen tüm bilim insanlarına teşekkür borçluyuz. Son dönemde bu konuda çalışma yapan genç ekiplerin ve dijital içerik üreticilerinin katkıları da son derece kıymetlidir.
Soli Pompeiopolis yalnızca Mersin için değil, Türkiye için de stratejik bir kültürel mirastır. Gerekli koruma, planlama ve bilimsel çalışmalar geliştirilirse ilerleyen süreçte UNESCO Dünya Mirası açısından bile değerlendirilebilecek büyük bir potansiyele sahiptir.
Mersin ister kabul edilsin ister edilmesin; tarihi, doğası, gastronomisi, ekolojisi, limanları, inanç turizmi ve kültürel çeşitliliğiyle yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın en önemli turizm alanlarından biri olmaya aday kentlerden biridir. Ancak siz bu değerleri görünür kılmazsanız, onları küçük rant alanlarına kurban ederseniz elbette ortaya çıkmazlar.
Aslında Mersin’in sürekli yeni “marka kent” arayışlarına girmesine bile gerek yok. Kendi varlıklarına sahip çıkması yeterli. Böyle bir tarihsel mirasa sahip olmak bir belediye başkanı için, bir vali için, bir kent için ve hatta bir ülke için büyük bir şanstır. Ama tabii değer bilene…
Artık bu mirasa sahip çıkmak gerekiyor. Başta Mersin Büyükşehir Belediyesi, Mersin Valiliği, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası ve Mersin Deniz Ticaret Odası olmak üzere tüm kent dinamiklerinin Soli Pompeiopolis konusunda ortak bir vizyon oluşturması gerekiyor. Çünkü bu alan yalnızca geçmişin kalıntısı değil; Mersin’in gelecekteki kültürel ve ekonomik kimliğinin de önemli bir parçası olabilir.

Prof. Dr. Erkan AKTAŞ
GENEL
4 saat önceYEREL-
3 gün önceEKONOMİ
3 gün önceGENEL
3 gün önceGENEL
3 gün önceSPOR
5 gün önceGENEL
6 gün önce
1
YENİ BİR ÇAĞIN EŞİĞİNDE: AVRUPA VE ORTA DOĞU’DA STRATEJİK UYANIŞ VE DEMOKRATİK BİRLİK
2905 kez okundu
2
SİYASİ PARTİLERİMİZ – 2: AK PARTİ
2593 kez okundu
3
ANILARLA YAŞAMAK
2518 kez okundu
4
Söz Ver, Ama Tut: Gençlere ve İş Dünyasına Notlar
2452 kez okundu
5
Başkan Deniz, sınıfı geçti
2349 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.